4 Eylül 2018 Salı

EĞİTİMİN, İSMET İNÖNÜ GERÇEĞİYLE BAŞLAYAN VE GÜNÜMÜZE UZANAN SERÜVENİ...


1* Türk eğitim sisteminin bozulması öncelikle Atatürk'ün ölümü ile başlar. İsmet İnönü tarafından 11 Kasım 1938'de İçişleri Bakanı yapılan Refik Saydam "Devlet A'dan Z'ye bozuktur" demiştir.
1941 yılında ise Atatürk tarafından yazdırılan kitaplar müfredattan kaldırılır.
2* İnönü, 2. dünya savaşının sonlarına doğru çok ölümcül diplomatik bir hata yaptı. Rusların yenileceğini düşünerek Almanlarla gizli görüşmeler gerçekleştirildi. Ruslar Berlin'e girdiğinde bu diplomasinin tüm evraklarını ele geçirdi.
Böylece Türk-Rus dostluğu çöktü.
3* Ruslar savaşın ardından Türkiye'den toprak talebinde bulununca, İnönü çareyi ABD ittifakında aradı. ABD fırsatı çok iyi değerlendirerek Türkiye'yi adım adım avucuna almaya başladı.
İlk anlaşma 23 Şubat 1945'te imzalandı ve Amerikan ajanları Türk ordusuna sızmaya başladı.
4* Bu anlaşma ile birlikte bir Amerikan heyeti Türk ordusunu inceleyip lazım olan silah/cephane listesini çıkarmak Ankara'ya geldi. Amerikan heyetinin oluşturduğu listedeki silahların alınabilmesi için 27 Şubat 1946'da 10 milyon dolarlık kredi anlaşması imzalandı.
5* Bu anlaşmayla alınan kredinin nasıl ödeneceğiyle ilgili olarak 6 Aralık 1946 tarihli yeni bir anlaşma imzalanır. Bu anlaşmaya göre ABD borç karşılığı Türkiye'de kullandığı gayrimenkulleri satın alabilecekti.
Evet yanlış anlamadınız. Binalar ve arsalar ABD'ye satılacaktı!
6* Kanunlara göre yabancılara taşınmaz satılması mümkün değildi. Fakat anlaşmanın 2. maddesine göre Türkiye satışın gerçekleştirilebilmesi için gayret sarf edecekti.
Hükümet yasağa takılmamak için 10 Şubat 1947'de yeni bir kanun çıkardı ve gayrimenkullerin satışı sağlandı.
7* 10 milyon dolarlık kredinin ödemeleri 1947 senesinde başladı. Fakat Türkiye borçlarını aksattı. ABD bu duruma karşı 10 Şubat 1947 tarihinde yeni bir anlaşma önerdi: EĞİTİM ANLAŞMASI!

8* Anlaşmaya göre Türkiye parayı ABD'ye ödemek yerine TC Merkez Bankası'nda bir hesap açıp oraya ödeyecek, ABD bu parayı EĞİTİM ANLAŞMASI hükümlerine göre dilediği gibi kullanacaktı.
9* Para, 4'ü Türk 5'i Amerikan olan 9 kişilik EĞİTİM KOMİSYONU tarafından çoğunluk esasına göre (Yani ABD lehine) alınan kararlar doğrultusunda harcanacaktı. Komisyon, 27 Aralık 1949 tarihli anlaşmanın imkan verdiği tüm hak ve yetkilerle ilgili karar verme hakkına sahipti.
10* Anlaşmaya göre komisyonun bir çok yetkisi bulunuyor. Komisyon ABD'den seçilen öğrencilerin Türkiye'de eğitim, araştırma, öğrenim ve diğer eğitim faaliyetlerinde bulunmasını sağlayabiliyor.
Dikkat edin "ve diğer eğitim faaliyetleri" hükmü bulunuyor.
11* Bu "ve diğer eğitim faaliyetleri" hiç de masum değil. Çünkü sınırsız bir kapsamı bulunuyor. Komisyon ABD'den "öğrenci adı altında" getireceği herkesi memlekette araştırma ve akla gelebilecek her türlü "eğitim" faaliyeti altında kullanabilme yetkisine sahip oluyor.
12* Üstelik ABD dışişleri bu öğrenci görünümlü tipleri her türlü finanse etme yetkisine sahipti. Komisyon ayrıca Türkiye'de burs vermek, burs vermek için memur tayin etmek gibi haklara sahipti.
Paraları ABD dışişleri karşılayacaktı.
13* Komisyon ayrıca her sene ABD dışişleri bakanına rapor sunma hakkına sahipti. Türkiye sınırları içerisinde tamamen denetimsiz şekilde memur tayin edebilen, öğrenci adı altında üniversitelere ajan yerleştirebilen ve her yıl rapor vermek hakkında sahip bir komisyon!
14* ABD Türkiye'ye silah satıyor. Bunun için 10 milyon dolar borç veriyor. Borcu geri alabilmek için de eğitim anlaşması imzalayıp tam donanımlı bağımsız bir "eğitim komisyonu" kuruluyor.
Anlaşma 18 Mart 1950'de 18116 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanıyor!


15* Komisyon 1950 yılında derhal harekete geçip ilk nesil öğrencileri alıp ABD'ye gönderiyor. Genç Sami, o yıl ABD'ye gönderilenlerden biridir. Okulu bitirir bitirmez ünlü Morrison Şirketi'nde çalışır. 1953'te geri döner ve Seyhan Barajı proje müdürlüğüne atanır.
16* Sami sadece 2 yıl sonra 1955'te DSİ müdürü olur. Hızlı yükselir. Türkiye 1960'larda darbeye yürürken, Sami yeniden ABD'ye gidiyor. Çalışıyor. Ve darbeden sonra Türkiye'ye geliyor. Kısa süre içerisinde Demokrat Parti'nin devamı olarak kurulan Adalet Parti'sinin başına geçiyor!
17* 1955'te kimsenin tanımadığı Sami, DSİ müdürü yapıldı. On yıl sonra aynı Sami, 1965'te başbakan oldu. Kimse bu kadar hızlı yükselmemiştir. Ama Sami, istisnadır!
Tam adıyla, Sami Süleyman Demirel!


18* Demirel'den iki yıl sonra 1952'de bu kez Halil ABD'ye gönderilir. Demirel 1965'te başbakan olunca, Halil'i danışmanı olarak yanına alır. Kısa süre sonra Halil'i 1967'de Devlet Planlama Müsteşarı yapar.
Halil de hızlı yükselmektedir!
19* Demirel 60 darbesinden önce ABD'ye gitmiştir. Halil de 1971 muhtırasından önce ABD'ye gider. Dünya Bankası'nda çalışmaya başlar! Başbakan olan Demirel kendisini yine DPT'ye atar.
Bu esnada Dünya Bankası'nda görevli olan Kemal, Türkiye hakkında rapor yayınlar.
20* Raporu hazırlayan Kemal 1949'da doğdu. İngiltere'de okudu. Sonra ABD'ye geçti. Kemal'i 1973'te ODTÜ'ye geldi. Ecevit'in danışmanı oldu. Sonra Dünya Bankası'na geçti. Yayınladığı raporda Türkiye'nin sanayiyi bırakıp tarıma yönelmesini, IMF ile anlaşmasını öğütlüyordu.
21* Kemal'in raporunda yayınlanan çoğu öğüt 24 Ocak 1980 kararları ile kabul edildi. Kararları Halil yazmıştı. 12 Eylül'de darbe olunca herkes hapse atıldı. Ama Halil serbestti. Kenan Evren onu darbe hükümetinde bakan yaptı. 22 ay boyunca görevini sürdürdü.
22* 1983 yılında seçimler yapılacaktı. Kenan Evren eski siyasetçilere izin vermiyordu. Sadece 2 asker kökenli siyasetçi parti kurabildi. Halil bu esnada ABD'ye gitti. Döndü, parti kurdu. Evren izin vermişti.
Seçimi Halil kazandı, başbakan oldu. Tam adıyla: Halil Turgut ÖZAL!


23* Eğitim anlaşması imzalandıktan sonra ABD'ye gönderilen öğrenciler bir şekilde devlet kademesine getiriliyor, hızla yükseltiliyor ve hatta bir şekilde başbakan olabiliyordu.
Arkadaşlar, bu komisyon hala aktif şekilde faaliyetlerini sürdürüyor!
23* Eğitim anlaşması imzalandıktan sonra ABD'ye gönderilen öğrenciler bir şekilde devlet kademesine getiriliyor, hızla yükseltiliyor ve hatta bir şekilde başbakan olabiliyordu.
Arkadaşlar, bu komisyon hala aktif şekilde faaliyetlerini sürdürüyor!

24* Türkiye'nin Sovyet tehdidi ile ABD'ye yanaşıp silah alabilmek için kullandığı kredinin geri ödenmesi kapsamında kurulan bir tam donanımlı eğitim komisyonu, aradan geçen 68 yıla rağmen hala ayakta, tuhaf değil mi?


25* Bugün artık Sovyet tehdidi bitmiştir. Türkiye güçlenmiştir. Silah anlaşması da, borç da kalmamıştır. Buna rağmen kurulan eğitim komisyonu neden hala aktiftir?
Türkiye bu komisyonu dağıtıp daha iyi şartlarda, daha haysiyetli maddelere sahip bir anlaşma yapamaz mı?
26* ABD bunu sadece Türkiye'de değil, dünyanın bir çok noktasında yapmıştır. Eğitim kanalıyla, sızmak istediği ülkede devşirmeler yetiştirmiş, onları sağladığı güçle yüksek mevkilere çıkarmış ve kullanmıştır.
Haritaya iyi bakın. Her bir nokta, bir eğitim komisyonu!

27* ABD, dünyanın çeşitli ülkelerinden bulup yetiştirdiği kişileri o ülkelerde başa getirmiştir. Afganistan, Kolombiya, Kenya, Yeni Zellanda hatta Fransa'da bile!
Listeye çok iyi bakın!

28* Sadece liderler değil, bakanlar, müsteşarlar, emniyet müdürleri hatta generaller... Bir çok yönetici, ABD'nin eğitim komisyonu adı altında çalışan teşkilatlar sayesinde eğitilip mevki sahibi yapılmıştır.

29* Bu arada... 1970'lerde Türkiye'ye öğütler yazan Kemal'i unuttuk. Kendisi yıllar sonra IMF'nin emriyle bakan olmuştur!
Tam ismiyle, Kemal Derviş!
30* Uluslararası Kalkındırma Fonu başkanı Richard Podol 1975'te bakın ne söylüyor:
Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmemiş bir yönetici kalmamıştır. Yardım kuruluşu tüm gayretleri bu gruba yönlendirmelidir. Geniş ölçüde Türk idarecilerini DEVŞİRMEK gerekir.






(alıntıdır)
CON SINOV@lordsinov



7 Ağustos 2018 Salı

YERLİ VE MİLLİ GERİ KALMIŞLIĞIMIZA GÜZELLEME..

BETON ile ilgili görsel sonucu



Gelişmiş ülkeler yaptıkları  Yollar ile Köprülerle  övünmez,
Gelişmiş medeni ülkeler ,
Üretim ile övünür...
Teknolojik devrimleri,Uçak sanayi ve uzay sanayi ile övünür...
Geliştirdiği tarım ve hayvancılığı ile övünür...
Demokrasi, özgürlükler ve insan hakları ile,
Bilimsel  eğitimin başarısı ile övünür
Kadın erkek eşitliği ile,
Dinsel özgürlükler,
Kültürel  özgürlükler ile övünür ..
Ülkemizi beton yığınına çevirerek bununla övünmek bence geri kalmışlıktır ..
Doğayı tahrip ederek her yere iğrenç yüksek binalar  (çok katlı gecekondular ) dikmek ve bununla da övünmek akıllara zarar bir geri kalmışlıktır, 
çağ dışıdır bu anlayış...
Zaten bu tür ülkeler başarısızlığa mahkumdur....

Medeni dünyada çağdaş dünyada bu anlayışın yeri yoktur
Örnek mi; Güney Kore yardımıyla, OTOKAR "Altay " isminde bir Tank gövdesi yaptı, 
malum basının “tüm Arap ülkeleri sırada” diye manşet attığı tankımızın MOTORU yok..  
Motorunu yapamıyor hatta gelişmiş ülkelerden talep ettiğimiz halde,teknolojisini satmıyorlar ki alalım..
05.08.2018 tarihli haber her şeyi anlatıyor; 
‘Yerli ve milli’ olarak propagandası yapılan ATAK helikopterinin motor aksamı ABD’den ithal edildiği için satışında son söz ABD’nin. 
Pakistan’a yapılacak ihracat için ABD’nin onayı gerekiyor. (Çünkü helikopterde ABD menşeli Rolls-Royce ve Honeywell’ın ortak üretimi 
iki adet LHTEC CTS800-4A motor kullanılmış.)
Bu nedenle helikopterin satışı sırasında motor üreticisi olarak ABD’den izin alma şartı mevcut.

Neden; Betonla  büyüyen ekonomiye sahip ülkeyiz, 
Sanayiye,endüstriye,üretime,teknolojiye yatırım yapılmadı ki!..
Sakız orucu bozar diye fetva veren Diyanete, 8 bakanlığın bütçesinden fazla bütçe veriliyor,
eğitime,sanayiye,teknolojiye bütçe ayıramıyor yada ayırsa da yetersiz...

Kaldı ki Türkiye ekonomik olarak iflas etmiştir dolar nerdeyse 5 lira sınırını aşarak 6 lira  koşar adım gidiyor, 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin rekorunu kırmıştır bununla mı övünüyor şimdi mevcut iktidar...

Hiç bir çağdaş ve demokratik ülke bütçesini ve  aldığı borç parayı betona gömmez, övünmez,çağdaşlık saymaz, 
betonun, ekonomiyi bitireceğini ve "yolun sonu görünüyor" türküsünün söyleneceğini bilir...

Her konuda geri kalmışlığımızın nedeni, bilimsel ve çağdaş beyinlerimizin olmamasından değil...
İmkan verilmemesinden..

Vesselam...

ozanca

16 Temmuz 2018 Pazartesi

CUMHURİYET AYAKTADIR.

CUMHURİYET AYAKTADIR.

"Birinci cumhuriyet bitti" diye yaygara koparanlara ve bu algıya inananlara;
Cumhuriyet hala ayakta ve dimdik durmaktadır, bakmayın siz bitti diye nara atanlara..
Başarı da nicelikse kriter
* Akp'nin oy oranı % 42 ise, % 58'lik karşı cephe Cumhuriyet, Laiklik,Atatürk devrimleri için blok halinde duruyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Anıtkabir'e ziyaretler artarak devam ediyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Asker lojmanlarında akp'ye % 3 oy çıkıyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Üniversite öğrencileri direniyor, hapisleri göz alabiliyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Soma'da ölen madencilerin aileleri "adalet yok" diye yürümeye başladıysa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* 70 bin genç, gericiliğe direndiği için hapis yatıyorlarsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Yandaş basının tümü, bir Sözcü gazetesi kadar okunmuyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır..
* Yandaş Tv kanalları, bir Tele 1,bir Halk Tv yada bir Fox Tv kadar izlenmiyorsa, Cumhuriyet  ayaktadır.. 

Başarı, Nitelikse kriter;

Cumhuriyet'i yıkmak isteyip ama yerine kendi rejimlerini kuramadıkları için,
*Eğitim bu derece kötü, 
*Adaleti sağlayamıyorlar,
*Dış politikada saygınlıkları yok
*İç politikayı ayrıştırma üzerine kuruyorlar
*Ekonominin İnşaatla, gelişmişliği yol ve köprü gibi betonla ölçecek vizyona sahipler,  
fabrika gibi yatırımlarla üretim yapılabileceğinin, tarıma önem verilerek kalkınabileceği yetisine uzaklar.
Demek ki nitelikte değilmiş?

Oysa ki!..Cami cemaatine sıkışmış bir seçmen kitlesi var..ve yazık ki, biz güçlerimizi birleştiremediğimiz için onlar güçlü görünüyorlar..
Oysa ki!..Cami cemaatine sıkışmış bir seçmen kitlesi var, diğer oy verenler ya borçlandırılmış,ya işimden olmayım kaygısı,ya dağıtılan sosyal yardımların kesilmesin korkusu ve en önemlisi ise, 
akp hızla inandırıcılığını yitirdiği halde, 
akp'nin karşısında oy verebileceği muhalefet partisinin bulunmadığı nedeniyle  zorunlu olarak oraya itilen bir seçmen kitlesi var.
Akp tüm bunları bildiği için oyununu din ve ayrıştırma üzerine kuruyor..
İktidardan düştükleri taktirde bir daha iktidara gelemeyeceğini hatta bir daha din duygularını kullanan bir partinin var olamayacağı 
gerçeğiyle dini tüm alanlar içinde kullanabiliyor ve ülke insanını araplaştırmak istiyor.
Nedir araplaştırmak?...
Kesintisiz biat etmesi,sorgulama yeteneğinin olmaması,devlet değil başta bulunan tek adamın Allah'ın atadığı halifedir, halifede Allah adına mülk sahibidir yaşayanlarda kuldur, ne sunulursa kesintisiz kabul etmek zorundadır...

Asıl sormamız gereken madem akp cami cemaatine sıkışmış seçmen kitlesi varda biz neden kazanamıyoruz?..

Evet canım kardeşim, 
Cumhuriyet hala ayakta dimdik duruyor(da), bir tek ayakta duramayan bu ülkenin devrimcisi,yurtseveri,
Atatürkçüsü, laik,seküleri, çağdaş değerleri savunan insanlar, yani bizler..
Bizler yan yana gelemediğimiz için onlar güçlü görünüyor.
Bizler gücümüzü birleştiremediğimiz için onlar güçlü zannediliyor..

Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da Porsuk Nehri çevresindeki küçük, son derece bakımsız, unutulmuş bir virane bir köyü konu alan, Yakup Kadri'nin "Yaban" romanın kahramanlarından,

"Köyün en zengin adamlarındandır. Bütün köy halkını nüfuzu altına almıştır. Köylüye kendini akıllı olarak tanıtmıştır.   
Onlara borç vererek kendine bağlı kalmalarını sağlamakta ve onları sömürmektedir. Son derece çıkarcı, acımasız ve yalancıdır. 
Köylü üzerinde kurduğu baskılar nedeniyle köyün ekonomisine yön veren" SALİH AĞA  ile,

"Köyü manevi yönden sömüren, bu yönde köylü üzerinde dinsel baskılar kuran, Son derece cahil, 
Dini bilgileri çok basit, Temizliğe dikkat etmeyen, pasaklı bir adam olan" ŞEYH YUSUF'lar varsa,

Bu ülke de,

"Kurtuluş Savaşı'nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu'da bulunan cephaneleri Ankara'ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken ağır kış şartlarında cephane ıslanmasın diye 
battaniyesini cephaneye sarmış bebeğinede sarılıp onun donmaması için uğraş vermiş biçimde .Aralık 1921'de donarak ölen." ŞERİFE BACI'lar VAR,

Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma),
Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel),
Halime Çavuşlar var...

Yeter ki,umutsuz olma ve gücünü birleştirmesini bil.
Vesselam
Ozan

26 Haziran 2018 Salı

Umut istemde bulunmanın duygusal tezahürüdür.

Umut istemde bulunmanın duygusal tezahürüdür.
Öfke ise gereğinin yapılması için mücadelenin arzusudur ki asıl önemli ve değerli olanıdır,dünyayı değiştirmek için..
Umut, içinde öfke,gereğini yapabilecek mücadele hırsı yoksa savaşma isteksizliğidir...
Kendini abartma, umudun var ama öfkenin gereğini yapamıyorsan bir kenarda otur ve bekle umudun var nasılsa..

ozan

29 Mayıs 2018 Salı

Tatlısu Elden Gidiyor Mu? (KATİLİ TANIYORUZ!...)


KATİLİ TANIYORUZ!...
Kapıdağ yarım adası, Marmara bölgesinin merkezinde kendini gizlemiş, dantel gibi kıyıları, el değmemiş bakir koyları ve muhteşem falezleriyle bir yanında mavi deniz, diğer yanda muhteşem yemyeşil bitki örtüsüyle, akarsuları, şelalaleri, memba suyu ve çam ormanlarıyla tüm canlılara huzuru sunan doğa harikasıdır.
KAPIDAĞIN TARİHİ MİRASLARI
Kyzikos Antik Kenti ve Hadrianus Tapınağı:
Dünyanın 8. Harikası olarak belirtilen Kyzikos Antik Kenti ve Hadrianus Tapınağı kapıdağda çok geniş bir alana yayılmış yerleşiminin gün ışığına çıkabilmesi ve kültür turizmine açılması için çalışmalar hızla sürmektedir.
Ayrıca, Palata Çeşmesi, Çifte Oluk, Apostal, Muhla Kalesi kapıdağın tarihten gelen miraslarıdır..



DENİZİ VE ÇINARLARIYLA MEŞHUR: TATLISU KÖYÜ


Kapıdağın en eski köylerinden biri olan Tatlısu köyü, kapıdağ yarım adasının doğusunda mavi denizi ve sahili ile  arkasını çam ormanlarıyla yemyeşil bitki örtüsüne dayamış, ön yüzünü mavi denizi, sahili ve çay bahçelerine  dönmüş turistlerin huzur bulduğu bir köydür.
Kyzikos Antik Kenti ve Hadrianus Tapınağın hemen yanında olmasıyla tarihle uyumlu yaşamakta olup,  Tarihsel zamanda Kapıdağ Yarım adasının köylerinin pek çoğu Rum Köyleri iken, 1720 yılında Orta Ermenistan’dan gelen 60 kişilik Ermenilerin de yaşadığı bir köy olduğu için Tatlısu köyü “Ermeni Köyü” olarak geçmişte anılmaktadır..
O neden le,
Kyzikoslulardan,  Ermenilerden, Rumlardan, Osmanlılardan bizlere uzanan eski coğrafyanın eşi benzeri olmayan yerleşim yerlerinden biridir Tatlısu Köyü…
Kyzikos Antik Kenti ve Hadrianus Tapınağı


BU GÜZELİM KAPIDAĞ VE TATLISU KÖYÜ,

DOĞASI, ASILIK ÇINAR AĞAÇLARI, YEMYEŞİL BİTKİ 

ÖRTÜSÜ, FLORASI, EKOLOJİK DENGESİ,


İÇİNDE BARINDIRDIĞI HAYVANLAR, 

BÖRTÜ  BÖCEKLER,

AKARSULARI, DERELERİ, ŞELALELERİ İSMİNİ 

VERDİĞİ MEMBA SUYU…

YOK OLACAK-YOK EDECEKLER- KIYACAKLAR CANINA-

KIRCAL DAMARLARINI KESECEKLER YAŞAMDAN 

KOPARACAKLAR…



NE İÇİN Mİ?....



Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Hacettepe Üniversitesi işbirliğiyle Tatlısu’nun üst bölgesinde yaklaşık 900 bin metrekarelik alanda, ilk aşamada bin konutluk kent planlaması yapılıyor. Ülkemizde hâlen dört “pilot” bölgede düşünülen konsept plan uyarınca bu akıllı kentler, bundan sonraki kentsel yapılanmalara da örnek oluşturacak. Akıllı, yeşil ve geleneksel mimariye uygun şekilde planlanacak “Kent 2023” projesinin hedefinin, bu bölgede 25 bin kişilik yerleşim hacmini yakalamak olduğu bildirildi.



Projenin bundan sonraki işleyiş şekli henüz belirlenmedi. Proje, “”yap-işlet-devret” modeli veya kat karşılığı gerçekleştirilecek. Kat karşılığı verildiği takdirde alan, bölgelere ayrılacak. Buna paralel şekilde de daha önce belirlenmiş geleneksel mimariye uygun ve dört katı geçmeyecek binalar, taliplilerine bölge bölge verilecek. Böylece bu sistem, inşaatların adaletli bir şekilde dağıtımını sağlayacağı gibi, projenin daha hızlı ilerlemesini sağlayacak.
kör olasın demiyorum
kör olma da
          gör beni

Ozanca

17 Mayıs 2018 Perşembe

Umut etmek yaşamaktır


Umut etmek yaşamaktır,
umudu taşımak yarındır
yarına inanmak güzel,
güzel günleri kurmak inanç,
İnançsa mücadele,

Mücadele ise kararlılıktır
Kararlılık direnç,
Direnç, kavga
Kavga ise ayakta duranın kazanmasıdır..

Ozan Ozanca

30 Nisan 2018 Pazartesi

Senin Vicdanına seslenişim bu...


Senin Vicdanına seslenişim bu... ile ilgili görsel sonucu

Bir kaç milletvekili dışında, hiç bir Belediye Başkanını,İl,İlçe Bşk.nı gördünüz mü Akp'yi yekten eleştirdiğini yada sokaklara,meydanlara,direnişlere çağırdığını..
Çağıramaz,eleştiremez.
Sistemle sorunları yok çünkü sistemden besleniyorlar, bu sistem onlar için koltuklarını ve varlıklarını koruyabilmek için varolmalı..
En çok yaptıkları seçim zamanları koltuklarını yada parti ağalarının belirlediği adayları seçmiş gibi yapıp demokrasicilik oynatarak mutlu olmanızı sağlamaktır.
Yada
Mitinglere çağırıp gazınızı almaktır...
Ey!..Kendini Atatürk değerlerine sahip çıkan,demokrat, çağdaş,laik,seküler ve çocuklarının yarınlarını düşünen insanlar sizlere sesleniyorum..
Lütfen!..Sesiniz çıksın Çocuklarınız için,
Lütfen!..Bezirganlara,parti ağalarına taviz vermeyin
Lütfen!..Sorgulayın ve hesap sorun
Lütfen!.İlk önce bahçenizin önünü temizleyin (Kendi inandığınız vekil ve yerel yönetici seçin) ki sonrası Türkiye temiz olsun..
Lütfen!..Unutmayın bu bir yeni Kurtuluş Savaşı seferberliğidir, yeniden kurulacak Cumhuriyet için,Temiz yarınlar kurmak gerekir..
O nedenle temiz insanlarız ki sonsuz inanıyorum,Cumhuriyeti yeniden inşaasını temiz insanlarla kuralım...
Senin Vicdanına seslenişim bu...
Ayrıca
Chp bu seçimlerde en az %20 emekçi kotası koymalı..
Kani Beko denilen sendika ağası değil emekçi kotasından, gerçek emekçi - emekliyi-emekli kotasından,memuru-memur kotasından koymalı ve tüm seçim masraflarını da karşılamalı ki halkta karşılığını bulabilsin...
Ve milletvekil maaşları asgari ücretin iki katından fazla olmamalıdır
Vesselam