Ama kabul etmediler...
Keşke iktidarın uygun göreceği bir arkadaşı uzay araçlarından birisine bindirip gezdirselerdi, medyadaki manşetleri görecektiniz:
"Uzay açılımı..."
"Uzay çağına girdik..."
"Yıldız ülke yıldızlarda..." •
Sevgili Yılmaz Özdil "Ak'ronot" dedi buna, çok uygundur. Ama aslı "Hast'ronof'tur...
Düşünebiliyor musunuz; bir badem bıyıklı oturmuş NASA uzay aracının arka koltuğuna... Sadece gözüken gözleri fır dönerken, kuyruklu yıldızın kuyruğuna çarpmadan selametle geçsin diye, üç Kulhü bir Elham...
•
Peki kimi gönderebilirdik diyorum?..
Buna tabii ki kim nereye geliyorsa -yargıcından rektörlerine kadar- iktidar karar verdiğine göre...
Eğer uzay aracı 300 bin ışık yılı uzağa gidiyorsa, ABD Büyükelçisi'nin kulağına kimi göndermek istediklerini iktidardaki arkadaşlar söylerlerdi:
"Kamer Genç..."
Ama iki tur atıp dönülecekse ve uzay çağı da sekiz yıllık icraata dahil edilecekse...
O zaman bir badem bıyık:
Hast'ronot...
•
Zaten başka nasıl gideceksiniz uzaya?..
Üniversitelere uzay yolunu açacak olan çağdaş bilim adamlarını rektör olarak atamak yerine, türban yolunu açan rektörler atayarak mı?..
Hangi üniversiteydi o; binası yok, öğrencisi yok, rektör atandı hafız...
Dün özgür ve bağımsız üniversitenin halini gördünüz Çankaya sofrasında. Arkadaşları sokakta yerlerde sürüklenirken, düzgün durmanın ödülünü yutarken...
Böyle ilim-bilim yuvaları ile uzaya gidilir mi?..
Bence gidilemez...
İşte o zaman elin kulağına fısıldarsınız, bizi de arka koltukta götürüp bir tur attırın da...
Ki bizim de olsun bir hast'ronot...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder