14 Ocak 2012 Cumartesi

19 Mayıs Nerenize Battı?..



Bekir Coşkun: 19 Mayıs Nerenize Battı?..


19 Mayıs Nerenize Battı?..
Sormazlar mı o zaman:

Samsun’a çıkmadıysa niye biraz adama benziyorsun?..”

*

Samsun’a çıkışını kesiyorlar...

Ankara’ya gelişini kırpıyorlar...

Ortası, Sivas ve Erzurum Kongreleri kalıyor size...

*

İlkokul çocuklarını umreye götürme kararından birkaç gün sonra 19 Mayıs törenlerini kaldırmaları tabii ki rastlantı değil...

19 Mayıs; çağdaş insan demek...

19 Mayıs; peçesiz, çarşafsız, türbansız, külahsız, cüppesiz modern toplum demek...

19 Mayıs; özgür kadın demek...

19 Mayıs; kul olmayan erkek demek...

19 Mayıs; sesi çıkan gençler, sorusu olan çocuklar demek...

19 Mayıs; modern eğitim demek...

19 Mayıs; şeyhsiz, şıhsız, dergâhsız, medresesiz, tarikatsız, fetvasız laik devlet demek...

19 Mayıs; medeni hukuk demek...

19 Mayıs; müspet bilim, ilim demek...

19 Mayıs; uyanış demek...

19 Mayıs; özgüven demek...

19 Mayıs; dans demek...

19 Mayıs; şarkı demek...

19 Mayıs; müzik demek...

Ama tüm bunlar sana uymaz badem...

*

Ankara dışındaki illerde alan töreni yapılmamasının gerekçesi; çocukların derslere motivasyonunun bozulması, soğuk havalar ise...

Yıllardır “Önlerinde hayvanları yatırıp gırtlaklarını kesmeyin, çocukların psikolojileri bozuluyor” dedik duymadın da... Onurlu bir bağımsızlık savaşına adım attıkları günü dans ederek kutlamaları mı bozuyor çocukları?..

Ya da; Türkiye’nin en soğuk şehirlerinden Ankara’da çocuklar üşümüyor da, İzmir’de, Antalya’da, Mersin’de mi üşüyecekler?..

*

19 Mayıs; dünya uluslarının bağımsızlık ve modernleşme mücadelelerinin başlamasının da tarihidir...

Sen Amerika’nın deliğine girmişsin, sana uymuyorsa...

Bırak, onu örnek alan Japonlar kutlasın...

*

Ne yapalım...

Atatürk 19 Mayıs’ta “Hava soğuk, üşütmeyelim sonra” deyip Anadolu’ya çıkmasaydı da...

Adam yerine geçip, yıkacak bir şey de bulamayacaktın ya..

13 Ocak 2012 Cuma


19 Ocak'da Ne Olmuştu ?
5 Yıl Oldu , 
Ne Oldu , 
Hatırlayanınız Varmı ?

Halkların Kardeşliği ;
Karanlığın Çirkin Cüceleri ve Çocukdan Katil Yaratan Zihniyet Tarafından Arkasından
Kurşunlandı ...

10 Ocak 2012 Salı

Hadi Çocuklar Umreye.



Bekir Coşkun: Hadi Çocuklar Umreye...


Hadi Çocuklar Umreye...


Başbakan imamdan olunca...

Tabii ki “bilgi, görgü, deneyim” kazanmaları için ilk ve ortaöğrenim öğrencilerini umreye götürme kararı normaldir...

Barajı kaldırılıp da imam hatipliden vali, kaymakam, yargıç, savcı yaptıklarına göre... Umre “bilgisi, görgüsü, deneyimi” de lazım...

Silikon Vadisi’ne götürecek değiller...

*

Alfabe de değişmeli, söylemiştik burada:

“Ali taşı tut...

Taşı şeytana at Ali...

Ali taş at...

At ali at...

Emine hurma ye...”

*

İlkellik ve çağdaşlık iki zıt yöndür...

Toplumlar hangi yöne gitmek isterlerse oraya varırlar hacı...

Bu ülkenin sayısal çoğunluğu olmasa bile sandıksal çoğunluğu böyle istedi...

Çişini tek başına yapmaya henüz başlamış çocukları umreye göndermeye kalkıyorlar, ne yapacaksınız?..

Yeni Türkiye’dir bu...

Kişi başına geliri 25 bin dolar olduğu halde medenileşmeyi başaramamış tek ülke Suudi Arabistan’a bakıp görgülerini... Kadının araba kullanmasının yasak olduğunu görüp deneyimlerini arttırır çocuklar...

Umre de...

*

Eeee o zaman yeni ders müfredatı:

Biyoloji; üflenmiş çamurdan insanın yaradılışı...

Matematik; mümin başına düşecek huri sayısı...

Askerlik; minareler süngü, camiler kışla, kubbeler miğfer, bildiğiniz gibi...

Fizik; şeyh hazretleri uçmasına uçuyor da, sonra nasıl konuyor?..

Beden eğitimi; zaten şeytan taşlaması...

*

Sonra kendi teröristinizin yerini ABD’ye sorup... İsrail programlı uçaklarla gelenleri vurduğunuzda da bakarsınız ki...

Kendi köylünüz...

Aynı çuvala konulmuş cesedin ayaklarından birisi 32, öbürü 46 numara olunca da gâvur bilim adamlarının DNA teknolojisine başvurursunuz...

Utanmadan...

Coğrafya dersine göre; rahmetliye cennetin istikametini imam göstermeden hemen önce...

*

Yazık ediyorsunuz Türkiye’ye ya...

Türkiye’nin bundan haberi yok

CUMHURİYETİN BALON PAŞALARINI TAKTİMİMDİR: İLKER BAŞBUĞ'UN MESAJI :BEN HİLMİ ÖZKÖK EKOLUNDANIM VE AKP'YE YAKINIM...


İlker Başbuğ'u öldürmek istediler


İnternet Andıcı'ndan tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'un yakınında yer alan kurmayından çarpıcı açıklama: İlker Paşa 2008'de İzmir'de bombalı saldırıdan kurtuldu.

Takvim gazetesinden Ergün Diler'in haberi şöyle:

Önceki gün bu sütuna taşıdığımız Genelkurmay'ın KOZMİK isminin sözleri büyük ilgi gördü. En fazla da tutuklanıp Silivri'ye gönderilen eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında söyledikleri tartışıldı. Gelen birçok soruya cevap yetiştirmeye çabalarken İlker Başbuğ'la çok yakın çalışan bir asker bana ulaştı. "Yazdıklarınız tamamen doğru.

Ancak eklemem gereken önemli noktalar var. Bunu yapmazsam vicdanım rahat etmez" dedi...
Şaşırmıştım. "HAYIR" deme lüksüm yoktu...

Buluşma noktasına gidinceye kadar soracaklarımı bir kez daha gözden geçirdim. Ama yine de bana ulaşan ismin neler söyleyeceğini çok merak ediyordum.

Araçtan indikten sonra kalabalığı yara yara bize ayrılan masanın başına geldim. Birkaç dakika sonra Genelkurmay'da çok önemli trafiği idare eden isim karşımdaydı. Beklediğimden daha sıcak bir tanışma oldu. Havadan sudan soruların uçuştuğu o ilk dakikalardan çok korkardım. Yine öyle olacağını zannettim.

Ama karşımdaki insanın fazla vakti yoktu.

Hiç vakit kaybetmeden konuya girmek ister bir hali vardı. Ben de bunu değerlendirip BODOSLAMA daldım...

Bana söylemek istediğiniz çok önemli NOKTALAR nedir?


Ergenekon ve Balyoz gibi çok önemli davalarda vatandaşın kafası karışık. Herkes aslında NELER OLUP BİTTİĞİNİ merak ediyor.

Ama içerideki ve dışarıdaki bazı odaklar bu haberlerin ENFLASYONUNU yaratarak asıl hedefi gizlemeye çalışıyorlar.

Yani kurunun yanında yaşı da ateşe atmak istiyorlar...

Yani!

Bakın size şimdiye kadar kimsenin bilmediği bir sırrı vermek istiyorum.
Tarih 21 Ağustos 2008'di.. Saat sabah 07.45'ti... İlker Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olarak atanmasına 1 hafta vardı. Bu tarihten kısa bir süre önce bazı gazetelere İlker Paşa'nın AĞLAMA DUVARI'nda fotoğrafları servis edildi. Amaç görevi almasını engellemekti. Ama bu tutmamıştı. Gazeteler bunu es geçmişlerdi. Zaten daha sonra Mescid-i Aksa fotoğrafları da olduğu ortaya çıkmıştı... Neyse devam edelim... Biz, bir gün önce, yani 20 Ağustos'ta emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün evine ziyarete gittik. İlker Paşa, Özkök'ü sever sayardı. Onun uyarılarını çok dikkate alırdı... 21 Ağustos sabahı İzmir'i bilenler için tanıdık bir nokta olan YAĞHANELER'den salınıp Yeşillik Caddesi'nde ilerliyorduk.

İstikamet Havaalanı'ydı. Etrafta işine gücüne koşturan insanlar dışında yabancı bir olgu yoktu. Birdenbire önümüzdeki bir ARABA büyük bir gürültüyle patladı.


Ortalık savaş alanına döndü. Hedef İlker Paşa'ydı. Saldırıda 16 polis, asker ve sivil yaralandı. Ancak patlamada bir albayımız şehit düştü. Bunu sakladık.

Basınla paylaşmadık. Anlayacağınız
İlker Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olmasından çok rahatsız olanlar vardı. Başbuğ, Hilmi Paşa'nın ikinci başkanıydı... Bunu da unutmayın...

Böyle bir saldırıyı saklamayı nasıl başardınız?

Öyle olması gerekiyordu. Üzerimize düşeni yaptık. Olayın büyümesini engelledik. 22 Ağustos tarihli gazetelerde ADİ bir olay gibi yansıtıldı...

Peki saldırıyı gerçekleştirenler kimdi? Başbuğ bunları biliyor muydu?


Şimdi size yine tamamen yanlış bilinen bir noktayı daha anlatacağım. Ne olur iyi dinleyin... Aradan bir süre geçmişti...

Saldırı unutulmuştu...
Tarihler 4 Eylül 2008'i gösteriyordu. Gazeteler "Başbuğ destekli Kandıra ziyareti" manşetiyle çıktı... Oysa olayın perde arkası hiç böyle değildi. Gerçek tamamen farklıydı...
Başbuğ Paşa, Korgeneral Galip Mendi'yi Ergenekon'dan tutuklanan Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'u ziyarete yolladı. Bu ziyaret kamuoyunda paşalara destek olarak algılandı ve sunuldu.
Böylelikle, taktiksel bir adımla TSK bazında ve kamuoyu nezdinde gaz aldı.
Ancak ziyaretin amacı bambaşkaydı. Çünkü suikast ERGENEKON işiydi. Başbuğ her detayı biliyordu. Onların güvendiği bir isim olan Mendi'yle masaj yollayıp GÖZDAĞI verdi. Bunu açıklayamam ama GÖZDAĞI çok ciddiydi... Zaten daha sonra geri adım attılar...

Ordu içinde büyük mücadele vardı yani...

Efendim olmaz mı!...
Bakın BALYOZ 


toplantıları İstanbul'da BİRİNCİ 

ORDU'da yapılırken, DARBE planlarını 

DEŞİFRE edip HİLMİ PAŞA'YA yollayan

İlker Paşa'dır... Yani Hilmi Paşa'nın 

güvendiği KURMAY BAŞKANI...

Bu çok önemli... Ayrılığın fotoğrafı buradadır... İyi görülmesi lazım...

Peki Hilmi Paşa evden sefertası ile yemek getiriyordu. Başbuğ da buna benzer şeyler yaptı mı?


Yapmadı. Kendisi çok dikkatliydi.

Zaten Koşaner Paşa ile çalıştı. Bir anlamda şanslıydı. Hilmi Paşa'nın etrafı ateş çemberiydi. Yakın tarihin en zor dönemleriydi o günler...

Tabii bir de Başbuğ siyaset tarafından destekleniyordu.
Hatırlayın, Başbakan Erdoğan'ın "PASLAŞIYORUZ" sözleri manşet olmuştu. Günlük yaşayınca bunları unutuyoruz tabii...

Peki ne olacak sizce? Süreç nasıl işleyecek?

Şahsen işin bir tarafı beni mutlu ediyor... HASDAL ve SİLİVRİ'de onca üst rütbeli subay yatıyor. Hepsinin ifadeleri alınıp tutuklandı. Ancak hiçbirinin mahkemede söyledikleri sızmadı. Ama İlker Paşa'nın söyledikleri basınla paylaşıldı. Birilerinin vicdanı bu tutuklamadan dolayı rahatsız. Bunu böylece gidermeye çalışıyorlar. Ben devletin ADALETİNE güvenirim.

Güvenmek zorundayız da... Umutluyum anlayacağınız...

Sizce amaç ne olabilir? Neden tutuklanmıştır?

İlker Paşa kesin olarak DARBECİ değil.

Eğer darbeci ise çıkıp HİLMİ PAŞA'nın bunu 


açıklaması gerekir. 

Bakın kendisi SİLİVRİ'de TEK BAŞINA kalmayı tercih etti.. 

Neden? Çünkü darbeci diye araya mesafe koyduğu isimlerle birlikte olmaz da onun için...

Hasan Iğsız'ı mı kastediyorsunuz?

İsim vermeme gerek yok. Ancak TOKAT'ta 7 şehit verdiğimiz saldırıdan sonra içerideki PAŞALARDAN biri Başbuğ'un üzerine yürüyüp "Burada benim borum öter" demiştir... Bunu bilenler bilir...

Kim bu isim?

Söyleyemem. En azından şimdilik...
Ama Paşa'nın BALIKESİR'de geniş katılımlı bir açıklaması vardı. Bakın o fotoğrafa. Eksik olanı görmek zor değil...

Şunu çok merak ediyorum. BALYOZ planı sızınca Başbuğ bir açıklama yapmıştı. Çetin Doğan'ı koruduğunu düşünmüştüm. Neydi o?

O konuşma metinlerini tek tek inceleyin. "Benim ordum böyle bir şey yapmaz" diyor... Yani bu düşüncede olanları kendisinden saymıyor... Ama iyi dinlemezseniz bunu görme şansınız yok...

Ya bizim ve sizin bilmediğiniz başka suçları çıkarsa?
Ben çıkmayacağını biliyorum. Ama ülkenin DEMOKRATLAŞMASI açısından tutuklama hayırlı oldu. Herkesin HUKUKUN içinde kaldığı bir Türkiye büyür... Zaten amaç ORDU-MİLLET ELELE felsefesini baltalamak... Bakın Osmanlı'dan beri ne zaman HALK-ORDU birlikte oldu, devlet büyüdü... Bunu engellemek için birçok GRUP işin içinde... Ama Türkiye büyük devlet.
Bunu da aşacaktır...

Son sorum... Bu tutuklamadan sonra asker hükümete nasıl bakıyor?
Asker YASALAR içinde kalacak. Kalmalıdır. İnanın ORDU, Erdoğan'la birlikte... Bu cümle size BASİT görünebilir ama içeriği ve anlamı büyüktür... İnanıyorum ki yakın zamanda Erdoğan askeri tamamen arkasına alarak BÜYÜK TÜRKİYE'yi yaratacak... Zaten tarihsel sorumluluğumuz üzerimize geliyor... Bundan kaçamayız.

Vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Bakın içeride OYUN çok. Vatandaş bunu bilmiyor ve görmüyor. Bütün büyük devletler içeride eskisi gibi at koşturamıyor. Biz 1000 yıldır buradayız.
Onlar düşünsün... Bazen canımız yansa da bu kutsal mücadeleden biz galip çıkacağız... Unutmayın MUVAZZAF SUBAYLAR ilk kez Başbuğ döneminde tutuklandı. Emine Hanım'ın GATA'ya alınmamasına ilk tepkiyi "KEŞKE YAŞANMASAYDI" diyerek
 


İlker Paşa gösterdi... 

Bülent Arınç'ın "Hilmi Paşa çizgisine 

yakın" sözlerini de unutmayın.