27 Mart 2012 Salı

Modern köle

Zülfü Livaneli - zlivaneli@gazetevatan.com
Zülfü Livaneli
Hafta sonunda, TBMM’nin parlamento olduğunu bilmeyen üniversite öğrencisi basında tartışılıp durdu.

Kendisine “Atatürkçü” dediği için ona sahip çıkanlar da oldu, böyle bir soruya cevap veremediği için onu yerden yere vuranlar da.

Öğrenci ise gazete bile okumadığını, daha çok “Survivor” izlediğini söyleyerek savundu kendisini.

Ve bence, milyonlarca öğrencinin sözcüsü gibiydi.

Çünkü Türkiye’de kimsenin bilgi edinmek, kültürlü olmak, öğrenmek, evrensel değerlere ulaşmak gibi bir derdi yok. Okula gitmenin tek bir amacı var, o da diploma.

Ne kadar cahil olursan ol ama bir diploma kap, çünkü iş bulmak için o kâğıda ihtiyacın olacak.

İşte gerçek bundan ibaret.

Sık sık bu memleketteki derin cehaletten yakınıyoruz ama asıl kastettiğimiz, okula gitmeyenler değil. Çünkü onların hiç olmazsa geleneksel kültür değerleri var.

Asıl sorun diplomalı cehalette.

Değerli hocaları tenzih ederek söylüyorum ama genel olarak bu ülkedeki öğretim üyelerinin kültür düzeyini ölçseniz nasıl bir ortalamaya ulaşırsınız acaba?

Türkçeyi doğru dürüst konuşamayan üniversite hocaları, elindeki kâğıdı bile okuyamayan parti liderleri, basit bir gazete yazısını okuyup anlamaktan aciz üniversite öğrencileri... Aynaya baktığımız zaman gördüğümüz tek gerçek bu.
***


Cehalet küstahlıkla kol kola yürüdüğü için işin bir de saldırganlık boyutu var.

Eliniz değerse, gazetelerin internet sitelerini açın ve yazıların altına yazılan okuyucu yorumlarına bir göz atıverin. Ya da YouTube gibi paylaşım sitelerindeki mesajları okuyun.

Karşınıza çıkacak olan şey kapkara, zifir gibi bir cehalet ve bolca küfür. Ağza alınmayacak sövgülerle dolu sözüm ona yorumlar. Üstelik bu sövgülerde en ufak bir zekâ pırıltısı, bir espri de yok. Sadece analar ve cinsellik çevresinde şekillenen iğrenç, faşist klişeler.

Eğer genç kuşakları yıllar boyu vıcık vıcık bir arabesk magazinle yetiştirir, futboldan başka hiçbir konuyu önemsemeyen bir nihilizmin propagandistliğini yaparsanız, elde edeceğiniz sonuç böyle olur elbette.

Ama bu durumun, çoğunluğu rahatsız ettiğini zannedersek yanılırız. Korkunç cehalete üzülen yine sizlersiniz, bizleriz.

Yoksa herkes durumdan memnun.
Çünkü bu cehaletle yetiştirilen çocuk, içinde yaşadığı sistemi sorgulayamayacak, biraz Allah kitap, biraz da bayrak vatan laflarıyla oyları sağılacak ve ömrü boyunca tüketim toplumuna hizmet eden bir modern köle olarak yaşayacak.

Saçına jöle sürünce, ayağına bir kot geçirince mutlu olacak, tuttuğu takımın attığı golle orgazma ulaşacak, kafası dizilerle, magazinle hoşafa çevrilecek ideal yurttaş formülü.
Sistemin istediği modern köle tipi böyle. Bir ömür boyu üç kuruşa çalıştırılacak, iktidar partilerini ve uluslararası şirketleri semirtecek, kendisi de salaklar için yaratılmış bir sahte cennette mutlu olduğunu düşünerek AVM’lere koşup duracak. Sonunda posasını çıkarıp atacaklar onu bir kenara.

Eskiden köleler hiç olmazsa ayaklarına geçirilen prangaların farkındalardı, şimdikiler zincirlerini bile göremiyor.

Durumun vahametini anlatan bir örnekle bitireyim yazıyı: Son günlerde ekranlarda Adolf Hitler’in “erkek adam şampuanı” için kullanıldığı reklam filmini gördünüz mü? Hitler ağzından köpükler saçarak ve Türkçe haykırarak ekranlarımızda.

Vatana, millete hayırlı, uğurlu olsun. Bugünleri de görecekmişiz.

Tepeden inmecilik değişmedi, tepe değişti

 Can Dündar
Bugün CHP grubu, Tandoğan’da “4+4+4”ü protesto mitinginde toplanacak.
Adı “milli” olan iki bakanlıktan birinin, bu kadar hayati bir konuyu, yangından mal kaçırır gibi çıkarmaya çalışması, bir sakat doğumu haber veriyor.
Kılıçdaroğlu, parti grubunu mitingde toplama kararıyla konuya verdiği önemi ve kamuoyu tepkisini sergilemek istiyor.
AKP kararı eleştirdi. Başbakan Yardımcısı Arınç, “Anayasayı, içtüzüğü biliyorsanız grup toplantısını parlamento dışında yapamazsınız” dedi.
Sayın Arınç’a daha 9 ay önce, 30 Haziran 2011 tarihinde, partisinin grup toplantısının AKP Genel Merkezi’nde yapıldığını hatırlatmak isterim.
Keşke Başbakan’ın konuşmasına gözyaşı döktüğü o gün de bunu hatırlatsaydı.
* * *
İktidar partisi, bu türden çifte standartlarla dün yaptıklarını bugün eleştirip, dün eleştirdiklerini bugün aynen yaparken giderek zayıflayan hafızamıza güveniyor.
Oysa unutmuyoruz.
Mesela yine Arınç’ın Bursa’da haberini beğenmediği bir yerel gazeteye hitaben söylediği “Ayağını denk al” sözünü de 28 Şubat döneminde asker brifinglerinde aynen duyduğumuzu hatırlıyoruz.
O zamanlar derin devlet “Özgür Ülke” gazetesini kundaklardı, şimdiki iktidar “Özgür Gündem”i kapatıyor.
İktidarlar değişiyor, “Özgür”lük açısından durum değişmiyor.
* * *
1994’te Özgür Ülke bombalandığında dönemin emniyet müdürünün, Emniyet Genel Müdürü’nü arayıp “Benim bölgemden adamlarını çek” dediği basına yansımıştı.
AKP “Devlet kurumları arasında eşgüdüm” vaadiyle iktidara geldi. Şimdi MİT’çileri polis muhasarasından kurtarmaya çalışıyor.
Dün, “apoletli medya”nın “Mehmetçik gazetecileri”nden yakınıyorduk; bugün yerini “yandaş medyanın tetikçiler”i aldı.
Medyada itaat âdeti değişmedi; sadece komutan değişti.
* * *
15 yıl önce Devlet Denetleme Kurulu, Milli Gazete’nin sahibi Mercümek’in peşine düşerdi; şimdiki denetçiler Başbakan’ın “candaş medya” saydığı kuruluşların peşinde...
15 yıl önce türban takanlar dışlanıyordu, bugün puşi takanlar cezalandırılıyor.
Öncekiler DEP milletvekillerini hapsediyorlardı; bunlar BDP’lileri yumruklatıyor.
Nevruzlarda baskı vardı eskiden; şimdi yasak.
Baskı değişmedi; baskıcı değişti.
* * *
Siyasi yasaklarla mücadele edeceklerdi; bizzat kendi cumhurbaşkanlarını hedef alan bir özel yasa çıkarıp “12. cumhurbaşkanlığı için aday olamaz” diye yasak getirdiler.
Yasakçılık değişmedi; yasakçı değişti.
Siyasi rant”la mücadele edeceklerdi. 3 yıl önce, Ankara Hamamönü’nde çok değerlenecek binaların, restorasyon öncesi Suat Kılıç’a belediye bürokratları aracılığıyla ucuza satılıp büyük rant sağlandığı iddiası günlerdir cevap bekliyor.
Rantçılık değişmedi; rantçı değişti.
Yalan beyanlarla muhalifleri andıçlama modasının yerini yalan kanıtlar, sahte cd’lerle muhalifleri karalama yöntemi aldı.
İftira salgını değişmedi; iftiracı değişti.
Başa dönelim:
Aslında 4+4+4 baskınıyla yaptıkları da, 28 Şubat’ta “dayatma” saydıkları yöntemin aynısı...
Tepeden inmecilik değişmedi; tepe değişti.
 

BABA`NIN OĞULUNA OĞUTLERİ...

 BABA'DAN
                                                                                                            OĞUL'A

FİNANS VE EKONOMİ KONUSUNDA,  
 TÜRKİYE'DE HİÇ BİR ZAMAN DÖVİZ ÜZERİNDEN BORÇLANMA. ..
BAŞBAKAN DAHİL HİÇ BİR SİYASİ LİDERİN VEYA BAKANIN DEMECİNE İNANIP İŞLERİNİ ONLARA GÖRE SAKIN DÜZENLEME .. HİÇBİR ZAMAN ACELE KARAR VERME VE VERDİĞİN KARARDAN KOLAY GERİ DÖNME, BU DAVRANIŞ KENDİNE GÜVENİNİ ARTTIRIR. 
ARKADAŞINA KEFİL OLMAK YERİNE, EĞER İMKANIN VARSA ONA BORÇ VERMEYİ TEKLİF ET...
EĞER BİR MAL SATMAN GEREKİYORSA MÜMKÜNSE VADELİ SATMA, PEŞİN SAT, HATTA BİRAZ ZARAR ETSEN BİLE BÖYLE YAP...
KREDİ KARTI İLE ALIŞVERİŞ YAPARKEN KARTINI GÖREVLİYE VEYA GARSONA SAKIN TESLİM ETME, BİZZAT SEN KASAYA GÖTÜR, POS (KREDİ KARTI) CİHAZINDAN GEÇİŞİNİ İZLE VE MAKİNEDEN ÇIKAN FİŞİN AKAMLARINI KONTROL ET...
KREDİ KARTI ŞİFRENİ BANKA GÖREVLİSİ DE OLSA BİLE KİMSEYE SÖYLEME VE ATM MAKINASI KULLANIRKEN DE ÇEVREDEKİ KİŞİLERE GÖSTERME.
HİÇBİR KOOPERATİFE ÜYE OLMA ÇÜNKÜ 1990 SENESİNDEN SONRA KOOPERATİF YOLUYLA EV VEYA ARSA SAHİBİ OLMANIN HİÇBİR AVANTAJI KALMADI. 

İŞ HAYATI,
EN ZOR TAKLİT EDİLEN İMZA , BİR DEFADA KALEMİ KAĞITTAN KALDIRMADAN ATILAN İMZADIR. İMZANI BU ŞEKİLDE ATMAYA GAYRET ET...
EN BÜYÜK VE YENİLMEYEN TEK GÜCÜN BİLGİ VE TECRÜBE OLDUĞUNU UNUTMA..
HER KİME OLURSA OLSUN KEFİL OLACAKSAN ÖDEYEBİLECEĞİN RAKAMDAN FAZLASINA KEFİL OLMA , KEFALET TUTARI BELLİ OLMAYAN SÖZLEŞMELERE İMZA ATMA, AKSİ TAKDİRDE HERŞEYİNİ KAYBEDEBİLİRSİN...
BİR ARKADAŞINA BORÇ VERİRKEN HER ZAMAN GERİ GELMEYEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNEREK, SENİ ÜZMEYECEK BİR TUTARDA BORÇ VER,..
İŞ HAYATINDA HİÇ KİMSEYE OLDUĞUNDAN FAZLA DEĞER VERME, HİÇ KİMSEYİ DE KÜÇÜK GÖRME,..
İŞ YERİNE GİRERKEN KAPICININ ELİNİ SIK, HİZMETLİNİN HATIRINI SOR, GEREKTİĞİNDE KARŞILIKSIZ YARDIMDA BULUN...
YÜRÜYEBİLECEĞİN MESAFELERDE OTOMOBİL KULLANMA...
HİÇBİR ZAMAN GÖREVDE İKEN BİR DEVLET MEMURUNA HAKARET ETME, HATTA ONA VURMAYI AKLINDAN BİLE GEÇİRME. AKSİ TAKDİRDE BİR YILA KADAR HAPİS CEZASI ALABİLECEĞİNİ UNUTMA...
NOTERDE İŞİN OLDUĞUNDA MÜMKÜNSE SABAH GİTMEYE ÇALIŞ.  

OTOMOBİL İÇİN,
OTOMOBİL SATIN ALINIRKEN SATIŞI EN KOLAY OLAN MARKA VE MODELDE ARAÇ SATIN ALMAYA GAYRET ET. BU SENİN HAZIR PARA KAYNAĞIN OLMALIDIR. ÇÜNKÜ İNSANIN BÜYÜK PARAYA NE ZAMAN ACİLEN İHTİYAÇ DUYACAĞI BELLİ OLMAZ...
 OTOMOBİLİNE BİNMEDEN ÖNCE LASTİKLERİ, KULLANIRKEN MOTOR HARARETİNİ, ARAÇTAN İNDİĞİNDE CAMLARI VE KAPILARIN KİLİTLERİNİ KONTROL ETMEYİ UNUTMA...
GÜVENEBİLECEĞİN BİR TAMİRCİNİN TELEFONU HER ZAMAN YANINDA OLSUN...
MÜMKÜNSE AYNI MARKA OTOMOBİLİN YENİ MODELLERİNİ SATIN AL, BÖYLECE TAMİRCİN HEP AYNI KALIR...
OTOMOBİLİNİN PERİYODİK BAKIMI İLE TRAFİK VE SİGORTA BELGELERİNİN TAM VE EKSİKSİZ OLMASINA DİKKAT ET...
 ARABANININ TÜM EMNİYET VE GÜVENLİK SİSTEMLERİ TAM OLSA BİLE AYRICA ALARM TAKTIR. HIRSIZI CAYDIRACAK TEK ŞEY BUDUR.

EV HAYATINDA,
İYİ BİR AVUKATIN, ELEKTRİK TAMİRCİSİNİN VE SU TESİSATÇISININ ADRESİ KOLAYINDA OLSUN...
SABAH UYANDIĞINDA YATAĞINI MUTLAKA TOPLA...
İŞ KIYAFETİNİ ÇORABIN DA DAHİL OLACAK ŞEKİLDE AKŞAMDAN HAZIRLA,..
GEREKTİĞİNDE ÇAMAŞIR YIKAMAYI ÖĞREN, ANCAK KENDİ GİYECEKLERİNİN ÜTÜSÜNÜN TAMAMINI HER ZAMAN KENDİN YAP...
ÇORBA, PİLAV , MAKARNA YAPMAYI, ET TERBİYE ETMEYİ VE PİŞİRMEYİ MUTLAKA ÖĞREN...
EVİN İÇİNDE CUMARTESİ VE PAZAR HARİÇ PİJAMA VEYA EŞOFMANLA DOLAŞMA, HATTA BU GÜNLERDE BİLE UYGUN BİR KIYAFET GİY...
 EV İÇİNDE ÇORAPLA VEYA YALINAYAK GEZME. MÜMKÜNSE SADECE EV İÇİNDE GİYEBİLECEĞİN RAHAT BİR SPOR AYAKKABIN OLSUN...
EŞİN, AKŞAM YEMEK HAZIRLARKEN MUTFAKTAN AYRILMA YARDIMCI OL, YEMEKTEN SONRA SOFRAYI MUTLAKA SEN TOPLA...
MÜMKÜNSE HER YEMEKTEN VE TATLI YEDİKTEN SONRA DİŞİNİ FIRÇALA, YEMEK ARALARINDA YEDİĞİN APERATİFLERDEN SONRA AĞZINI SUYLA ÇALKALA,..
YANINDA MENTOLLÜ VEYA NANELİ SAKIZIN HER ZAMAN OLSUN...
YEMEK ÖNCESİ VE YEMEK SIRASINDA BOL SU İÇ...
 KAPIYA GELEN SATICIDAN BİR ŞEY ALMA, TLF İLE SANA HEDİYE ÇIKTIĞINI VE TESLİM ETMEK VEYA TANITIM İÇİN EVE GELMEK İSTEYENLERİ HEMEN GERİ ÇEVİR... 

TATİL YAPARKEN,  
TATİLE, SAĞLIK VE EĞİTİME HARCAYACAĞIN PARAYA ACIMA...
HER YIL YENİ BİR TATİL YÖRESİNDE TATİLİNİ GEÇİRMEYE ÖZEN GÖSTER.BU SANA ÖMÜR BOYUNCA KIRK YADA ELLİ FARKLI YERDE TATİL YAPMAN DEMEKTİR...
SAKIN DEVREMÜLK ALMA, BU SENİN ÖMÜR BOYUNCA AYNI YERDE VE AYNI ZAMANDA TATİL YAPMAN ANLAMINA GELİR Kİ BELLİ BİR ZAMAN SONRA TAD VERMEZ. AYRICA BÜTÜN YIL ÖDEYECEĞİN SABİT MASRAFLAR İSE İŞİN FAZLADAN TUZU BİBERİ OLUR.  

ÖZEL HAYATINDA,
EŞİNLE KENDİ ARANDA MESAFEYİ YOK ETME HER ZAMAN ONUNDA BİR ÖZEL YAŞAMI OLDUĞUNU KENDİ ARKADAŞLARI İLE GEZİP EĞLENME HAKKI OLDUĞUNU UNUTMA...
EŞİNİN YÜKSELEN BURCUNU KARAKTERİNİ ÇOK İYİ ÖĞREN. + ARASIRA EŞİNE SÜPRİZ YAP, EVE ÇİÇEKLE GİT, TİYATROYA BİLET AL..
ONU İYİ BİR RESTORANDA MUTLAKA AKŞAM YEMEĞİNE GÖTÜR... SADECE; ALLAH’TAN, EVLAT ACISI YAŞAMAKTAN, YETİM HAKKI YEMEKTEN, KURU İFTİRAYA UĞRAMAKTAN, SABIRLI İNSANIN ÖFKESİNDEN, KORKUSUZ İNSANIN CESARETİNDEN VE KENDİ NEFSİNDEN KORK.. 

BEN BUNLARIN ÇOĞUNU YAPAMADIM 
AMA SEN YAP OGLUM..!

BABAN..

AYRICA ŞUNLARIDA UNUTMA 

.Sevinçlerini sakın erteleme.
.Her gün otuz dakika yürüyüş yap.
.Çocukların adalet sözcüğünü duyduklarında seni anımsayacak gibi yaşa.
.Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork.
.Kendini ve başkalarını affetme- sini bil.
.Ucuz araba kullan ama alabileceğin en güzel evi al.
.Adam gibi üç fıkra öğren.
.Her yemekten önce şükret.
.Bir arkadaşına gizini açmadan önce iki kez düşün.
.Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.
.İlk yardımı öğren.
.Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
.Her gün altı bardak su içmeyi unutma.
.Seni seven insanları koru.
.Zor da olsa ailenle tatil yapmak için herşeyi dene, çünkü bu tatildeki anılar yaşamının en değerli anılarından biri olacak.
.Başarıyı iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zaman değerlendir.
.İyi evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma, birisi doğru insanı bul mak,ikincisi doğru insan olmak.
.Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
.Sevimsiz olmayacak biçimde ayrı düşüncede olmayı öğren.
.Cesaretli ol, yaşamına geri baktığın zaman yaptıkların için değil yapmadıkların için üzüleceksin.
.Çok mükemmel bulduğun bir düşünceyi başkasının engellemesine izin verme.
.Keyifsizliklerini açığa vurma.
.Evliliğini güzelleştirmek için her gün birşeyler yapmaya çaba harca.
.Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve hiçbir şeyi eleştirme.
.İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.
.Çocukların hakkında başkalarına iyi şeyler söylerken çocuklarının seni duymasına izin ver.
.Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir, unutma.
.Biriyle tanıştığın zaman elini uzat ve adını söyle ama bil ki bunu aklında tutamayacaktır.
.Kalem ve not defterini hep yanında taşı.
.Zaman ve sözcükleri boş yere harcama, ikisi de çok değerli.
.Senden az ya da çok parası olanlarla paran hakkında konuşma.
.Herşeyi elde etmek için çok güç harcadıysan tadını çıkarmak için zaman ayır.
.Bir kişinin kahramanı ol.
.Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle.
.Yolculuğa çıktığında cüzdanının içinde sana ait sağlık bilgileri, ev adresin ve telefon numaran olsun..
John Minum – Our World – Bütün Dünya

3 Mart 2012 Cumartesi

Gölgen peşini bırakmaz!

"Etrafta yalakalar, yalamalar; kakarakikiri; hep böyle olur sanmışsın. Şimdi ne oluyor? Sahip satıyor, kurtlara atıyor. Tebaan sandıkların, kırbaçlayıp taşlayıp her parçanı aslanlara fırlatıyor."

03 Mart 2012
Bir bakmışsın, kendi gölgende boğuluyorsun.
Bir bakmışsın, kendi çamurunda debeleniyorsun.
Bir bakmışsın, kendi izlerinle takip ediliyorsun.
 
***
 
En yakın sandıkların hançerlemeye başlar.
Bir safraya dönüşürsün; şenlikli bir gecenin bakiyesi iğrenç bir kusmuk gibi gömmeye uğraşırlar.
Kendilerini kurtarmak için senden kurtulmak isterler.
Kendilerininkine karışmış parmak izlerini yok etmek için senin parmağını keserler.
Ne etmişsen, aynısını edecek birileri çıkar; hem de en yakından.
Ne ekmişsen, aynısıyla seni biçecek bir gün gelir; hem de fazla uzatmadan.
 
***
 
Darbecisin, mesela.
90’ına gelmişsin.
Astıklarının, darbe için kırdırdıklarının, canını ve hakkını gasp ettiklerin… Günahlar ruhunu kemire kemire çürütmüş çoktan.
Önünde diz çökenler, el öpenler, okunda boncuk bulanlar, oylarını sandıkta postallarının altına seren şaşkın millet, “Türk-İslam sentezi” cemaatleri, kimliksiz, kişiliksiz burjuvazi çoktan arazi olmuş.
Ömrün, ruhun huzursuzlukla tıka basa dolsun diye uzun kalmış ama, ölümün itibarsız.
Bir devlet töreni koparsan dahi, ruhun öyle lime lime kopacak bedeninden.
Böyle işte, işte böyle!
 
***
 
Patronsun, mesela.
80’ine varmaktasın.
Bu yoksul ülkede, servet, şöhret, itibar, en değerli gazeteler, eli kalem tutan nicesi senin olmuş.
Düzgün bir yolculuk yetmemiş; seni yok etmek istemiş kim varsa, onları da rezil eden ulaklar, uşakları vezir etmiş, onlara benzemiş, herkesi yok etmek için bilenmişsin.
Kudretine tapmış, un ufak itibarın üstüne basa basa büyüdüğünü sanmışsın.
Gücün karşısında eğilen siyasetçi, çantacı yazılmış gazeteci, sütun sütun tetikçi, biatçi, itaatçi, çekyatçı; sanmışsın ki, her mevsim yazdır.
Oysa bazı mevsim ayazdır.
Şimdi mal, mülk elbet kalacak sonrakilere…
Peki başka?
Böyle işte, işte böyle!
 
 
Patronla patron, iktidarla iktidar, başbakanla başbakan, paşayla paşa, muhtırayla muhtıra, darbeyle darbe, işadamıyla işadamı, Tüsiad’la Tüsiad; güçlü ne ve kim varsa, hepsiyle birlik, hepsinden bir parça, hepsiyle paramparça.
Küstahlık, kibir, gazeteciliğin kimyasını bozma, kendinden ve klonlarından Frankenştayn yaratmalar.
Vicdanını şaşırmış, yolunu şaşırmış, mışmışsın!
Bir gün bile düşünmemişsin; değer mi, diye.
Bir ihtiras, bir iştah, bir histeri yani!
Onun üstüne bas, berikinin canına oku, ötekinin hayatına kast et!
Etrafta yalakalar, yalamalar; kakarakikiri; hep böyle olur sanmışsın.
Şimdi ne oluyor?
Sahip satıyor, kurtlara atıyor.
Tebaan sandıkların, kırbaçlayıp taşlayıp her parçanı aslanlara fırlatıyor.
Araziye uyup ilişmişliğine yılışmış olanlar, şimdi arazi olup kirişi kırıyor, kırık koltuk gibi çöpe yolluyor seni.
İstersen inanma ama, yine içim acıyor.
Çünkü en kötüsü budur.
Gölgenin seni boğması, arşivin seni yutması, geçmişin gülle gibi ayağına dolanması, kankaların bir ötekinin kanına girmesi,  tarihin sürekli hesap sorması, hep katran ve tüye bulanmışlık, çamurun üstünden hiç çıkmaması, kendi ayak izlerinin asla peşini bırakmaması.
İyi eğlenmiştin belki…
Ama hayat esasen trajedidir.
Böyle işte, işte böyle!
 
 
Tabii devir değişmiş.
Dünün muktedirleri, halleri vakitleri yerinde olsa da, ruhen perişan olmuş; güçlü, otoriter iktidar önünde yere kapaklanmış.
Kimi ruhunu satarak, kimi geçmişine küfrederek, kimi adam asarak sıyırma telaşında.
Bugünün hükümdarları; bu kez onların yalakaları, ilişmişleri, güce tapanlar, güçle yatanlar, güçten nema, mama kapanlar bir mağrur bir mağrur.
Bir kibir, bir kibir!
Aha işte öncekilerin, ötekilerin hali!
Kibrin, ibret alsın!
Afra tafran, az bir dursun!
Küçümsemen, çocukları ezip geçen otoriten, hükmetmenin dünyevi hazzı, iktidar hedonizmi derken…
Kibrin sonu da kabir!
Ölümsüz sanılan kudret, toprağın altında, hepimiz gibi bir gün böcekler önünde toz toprak olacak.
Geriye ne kalacak?
Böyle işte, işte böyle!