28 Nisan 2017 Cuma

İlk defa mütevazi olmayacağım.


Anadolu tabiriyle affınıza sığınarak..
Ben ne (yeni tabirle) ceo,ne genel müdürler olurdum...
İlk defa mütevazi olmayacağım...
Ankara:Atatürk Lisesini dereceyle bitirdim ki Türkiye'nin hala en saygın lisesidir,
Üniversiteyi dereceyle bitirdim bilinmesi isterim,,
Okumayı severim beşbin üzeri kitaplığa sahibim,dağıttıklarım ve gelmeyenler hariç..
Salt okumam sorgularım bazen kendi kalelerimi de yıkarım çekinmeden,
Hiçbir şey tartışmasız değildir ve kimseyi veya ideolojileri putlaştırmam ve putlara da karşıyım..
Dinsel dogmalara karşıyım,saf müslümanların inançlarına saygılıyım..
Faşizme kökten karşıyım,teklikleri sevmem..
Kendimi sol ve sosyalizme yakın bulurum ama Marx'ı eleştirmekten de geri durmam..
Atatürk'e saygım ve sevgim vardır ama putlaştırmam
Ve.....
Ama Şarap içmeyi sevdik,
sarhoş olmak için değil,ezilenden yana olduğumuzdan..
Üzüme bile üzüldük ezildiği için..
Pişmanmıyım?..
Asla..Bugün de aynısını yapardım
988 yazında Erzurum terminalinde bana güvenen emekçilerin peşimden gelmesidir. işsiz kalacağımı bildiğim halde gençliğimde ilk kazanımım,ilk yada,son olmasa da direncim..,
Yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadım bu güne dek..
Dilimi bükmeden yalana,puşta...
Yalancıya yalancısın,,puşta puşt demenin keyfi ve özgürlüğünü çıkartarak yaşadım..
Yalancılar,puştları ve alınıp satılan insanları sevmediğim gibi selam vermeyi bile zul gördüm kendime..
Neden adam yerine koymadığımı biraz onur kırıntısı varsa düşünsünler istedim..
Yoksa zaten yok saydım,problem olmadı
Ben aşkla,şarapla ve ezilen halkın umudunu yaşadım..
Geriye bir tek çocuklara güzel yarınlar bırakabilmeliyiz hüznü var yaşadıklarım da..umutsuz da değilim asla...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEK ÇOCUKLAR..
vesselam

27 Nisan 2017 Perşembe

16 Nisan Referandum Üzerine..Umutsuzluğa yer yok..



16 Nisan Referandum sonuçları açıklandı ve "Hayır" oyu verenlerin, hayal kırıklık,kızgınlık ve yine başaramadık vs serzenişlerini duyduk ve hala duyuyoruz..
Ama!
Unutulmasın ki!... Sokaklarda, meydanlarda kazandığımız referandumu sandık başında hile yaptıkları için kaybettik...
Anayasayı yok sayarak kazandıklarını sanıyorlar...
Maç oynanırken ve son dakikaları oynanırken hakem olarak atanan YSK tarafından aniden kuralları değiştirilerek kazandıklarını sanıyorlar...
Anayasa'ya aykırı olan mühürsüz oy ve pusulaları geçerli sayarak kazandıklarını sanıyorlar...
Sanıyor diyorum ısrarla
YSK; 30 bin kişinin itirazlarının reddinin gerekçesi olarak,
”Tam kanunsuzluk koşulları oluşmadı”diye açıklama yaptı.
YARIM KANUNSUZLUK MU YAPILMIŞ OLUYOR?...
Kanun ya vardır,yada yoktur,
Anayasa ve Kanunlar yazılı kurallardır,kimse kafasına göre yasada,kanunda olmayana karar veremez...
Yarımı,tamamı,çeyreği olmaz...

Yangından mal kaçırma telaşındalar..

HAYIRLARIN BÜYÜK FARKLA KAZANDIĞINI 
BİLİYORLAR...

Oysa ki "Hayır" cephesi büyük bir başarı ve üstünlükle kazandığının rahatlığını rehavete kapılmadan yaşamalıdır...
Önemlisi bu "Hayır" cephesi, yılgınlığa kapılmadan cephesini genişletmelidir,
Kerhen ve referandum da neyi oyladığının bilincinde olmayan insanları ikna ederek, ötelemeden,dışlamadan cephesini genişletmelidir..
Hileyle kazandıklarını sananlara inat, daha güzel günlerin hayaliyle ve daha fazla çalışarak kazandığımızın özgüvenini yaşamalıyız..
Ve Gelecek güzel günleri çocuklara vereceğimizin bilinciyle,inançla,sevgiyle çalışmalıyız..









Ve...Unutulmamalı ki;

Fakir Alman köylünün söylediği gibi  BERLİN'DE HAKİMLER VAR...
(https://www.youtube.com/watch?v=SuyCTgZag5Y)

Umudumuzu karartmayalım...
"BERLİN'DE HAKİMLER VAR.." 
Hukuk bir gün herkese gereklidir..

Sunay Akın'ın referandum sonrası umut dolu sözleri...

Sunay Akın'dan ; Arkadaşlar, olabilecek en iyi sonuç çıktı...
Eğer 51 hayır çıksaydı, bir daha ki seçime mağduru oynayarak daha yüksek oranda oy alırdı...
Şimdi kimseye bok atamayacak!.. Ekonomi mi düzelecek?.. Hayır!..
Orta doğu'ya barış mı gelecek?.. Hayır!..
Buyursun uçursun Türkiyeyi!..
En önemlisi İstanbul'u kaybettiler... Bu çok çok önemli... 1994 yılından beri ilk kez İstanbul'da kaybettiler...
Unutmayın, İstanbul'u kazanan Türkiyeyi kazanır!..
Ankarayı da kaybettiler...
Adanayı, Mersin'i, Denizliyi, Manisayı kaybettiler...
İzmir zaten Cumhuriyet'in kalesi...
Büyük şehirleri kaybettiler...
Yüzü iki karıştı...
Neden?..
Çünkü ülkeyi Kırşehir, Yozgat, Bayburt'tan yönetemeyeceğini biliyor...
Çalarak, hırsızlıkla zaten 51 alacaklardı... Aldığı da o...
İlk kez bu kadar iyimser bir seçim tablosu var önümüzde...
Devletin tüm gücüyle, OHAL ile, satılık medyayla çala çala ancak 51'i buldular...
Ve hiç kimsenin yapamadığını yaptılar, muhalefeti birleştirdiler...
Arkadaşlar, onlar kaybettiklerinin farkında, biz kazandığımızı görmeliyiz...
***
Umutsuzluğa yer yok...
***

Büyük şair Ahmet ARİF'le umut dolu dizeleriyle bitirelim..
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
   Namuslu, genç ellerinle.
   Kızlarım,
   Oğullarım var gelecekte,
   Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
   Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
   Gözlerinden,
   Gözlerinden öperim,
   Bir umudum sende,
   Anlıyor musun ?

Selamlar


Ozanca

11 Nisan 2017 Salı

SÜMERLERDEN BİZE KALAN 13 GELENEK..




SÜMERLERDEN BİZE KALAN 13 GELENEK

"Nevruz kimin bayramı?" "Yere düşen ekmeği niye öperiz?" "Mezarlıklarda niye selvi ağacı var?" "Domuz niye haram?" vb. sorulara bu içerikte cevap bulabileceksiniz.
Sümer'den insanlığa kalan pek çok miras var ve bu sadece mitolojiyle de sınırlı değil.
Ancak bu içerikte Sümer mitolojisinden sadece sayılı örnek ele alınmıştır. 
Örnekler, her türlü din ve inanca saygı gözetilerek ele alınmasını esas aldığımız için bir sonraki semavi dinlere ilham olduğu iddia edilen bir çok konuya yer vermedik .

Mezopotamya,Orta asya medeniyetlerini kültürlerini benzerliklerini iyice inceleyeyince önceki Fransa Cumhurbaşkanı Jacques René Chirac'ın hepimiz bizanslıyız romalıyız dediği gibi benimde hepimiz sümer'liyiz babil'liyiz siz neyin davasını güdüyorsunuz diyesim geldi. 
Hem okuyun hem seyredin
Neden Sümer?
Sümer dini, önceleri tanrısız bir dindi.
İnsanlar öncelikle büyük tabiat güçlerine taparlardı.
Büyük tabiat güçleri pasifti, yaratıcı güçten yoksundu.
Bu tabiat güçlerine sonradan Tanrısallık biçilmiştir.
İnsan aklı soyuttan somuta doğru gelişmiştir ve soyut şeyleri antik çağların insanları somutlaştırmak istemiştir.
Bu somutlaştırmadan evvel,Tanrı kavramı yaratıcı olmaktan ziyade soyut olarak 'enerjiyle' ifade ediliyordu.


Örneğin Tammuz, bereket tanrısı olmadan önce ağacın ve bitkinin içindeki enerjiydi.
Bu somutlaştırma sürecinde Sümerler, o dönem en ileri oldukları astronomiden yararlanmıştır. İnşa ettikleri devasa Zigguratlar ile gökyüzünü gözlemektelerdi. Soyut ilahlarını, gökyüzünde keşfetmeye başladıkları cisimlerle özdeşleştirerek somutlaştırdılar.
Ay Tanrısı, Güneş Tanrısı, Rüzgar Tanrısı vs.
Sümer'den dünyaya inancın yayılışı
Sami Irktan olan Akadlar, M.Ö. 2500 yılında Sümer bölgesine yerleşiyor ve muazzam bir uygarlıkla karşılaşıp kendi inançlarını Sümer inançlarıyla harmanlıyor. Akadların, hem Batı hem de Doğu'ya doğru genişlemesiyle Sümer inançları denizci bir toplum olan Fenikeliler'e ve Filistin'e ulaşıyor. Fenikeliler vasıtasıyla da Antik Yunan ve Roma'ya...
Sümerlerin İnanna'sı; Semitik toplumların İştar'ı, Fenikeliler'in Astarte'si, Antik Yunan'ın Afrodit'i oluyor. Sümer'in Tammuz'u, Fenike'nin Adonis'i oluyor.
Sümer'in Ninurta'sı, Yunan'ın Zeus'u oluyor.
Kısaca, Sümer'de somutlaştırılan ne kadar Tanrı ve Tanrıça varsa bahsi geçen coğrafyalarda da versiyonları türetiliyor.


1. Nevruz: Kutsal Evlilik
"Nevruz bir Türk bayramı mıdır yoksa Kürt bayramı mıdır?" "Nevruz kimindir?"
Ülkemizde her yıl Nevruz yaklaşınca akla gelen ve bazılarının etnisitelerini tatmin uğruna saçlamayarak cevapladığı bu sorunun cevabı: Nevruz bir Sümer ritüelidir ve tüm toplumlara da Sümer'den yayılmıştır. Şöyle ki; Sümer'in en ünlü tanrısı Tammuz, bereket ve güneş tanrısıdır.
En ünlü tanrıçası ise, bereket, toprak ve ay tanrısı olan İnanna'dır.
Sümer'deki inanışa göre, soğuk ve zor geçen kışın ardından baharın gelişiyle her yıl 21 Mart tarihinde Tammuz ve İnanna evlenir.
Bu evlilik kışın bitişini, topraktaki bereketlenmeyi simgeler ve her yıl bu tarihte kutlanır.
21 Mart aynı zamanda gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu tarihtir.
Güneş tanrısı Tammuz, gündüzü; ay tanrısı İnanna geceyi simgeler ve bu geceyle gündüzün kavuşmasıdır.
Tammuz ve İnanna’nın birleşmeleriyle dünyaya bolluk, bereket ve yeşillik gelirdi, hayvanlar yavrulardı. Evlilik, güneşle alakalı olduğundan ritüelde ateşin üstünden atlamakta vardır. (Ateş, güneşi simgeler.)
İlk defa M.Ö. 4000 yılında kutlanan bu evlilik, Mezopotamya ve Orta Asya'da Nevruz halini alıp zenginleştirilmiştir.
Hristiyanların Paskalyası ve Hıdrellez'in kaynağı da bu kutsal evliliktir.
Semitik toplumlardaki 'cemre' inancı da bu evlilikten gelir.
2. Gelin odasının süslenmesi
İnanışa göre, kutsal evlilik öncesinde Tanrıça İnanna yıkanır, annesi ile konuşarak ondan tavsiyeler alır, kapı arasından hediyelerin gelişini gözler. Daha sonra gelin odası hazırlanır ve çeyizler ziyaretçilere gösterilir. Ancak tüm bu hazırlıklar tamamsa Tammuz’un içeri girmesine izin verilir. 6000 yıldır bu evlilik töreni, o bölgede, bölge çevresinde ve Anadolu’da bu şekilde devam etmektedir.
(Tammuz ve İnanna'nın kutsal evliliklerine dair, Tevrat'taki Süleyman'ın Şarkıları'na bakabilirsiniz.)


3. Selvi ağacı, mezarlıklar ve Tammuz
Tammuz için metinlerde şöyle denir: “Bir yığın Haşur Ormanlarının arasında sen pırıl pırıl parlayan bir selvi ağacıydın ve senin bulunduğun yere sadece güneş gelebilirdi”.
Sümer tapınaklarında Tammuz'un sembolü olarak selvi ağacı dikilirdi. Tammuz, sular tanrısı Enki’nin oğlu olduğu için, tapınaklarda aynı zamanda havuz, su kuyusu veya çeşme de olurdu. Bugün mezarlıklarda selvi ağaçlarının olmasının nedeni, selvi ağacının “ebedi hayat”ı simgeleyen 'hayat ağacı' olmasıdır. Tammuz gerçek anlamda hiçbir zaman ölmez; ebediyete sahiptir.
4. Noel ağacı
Bir önceki maddede Tammuz hiçbir zaman tam olarak ölmez demiştim. Evet ölmez sadece derin bir uykuya dalar. Bu uyku, gecenin gündüze galip gelmeye başladığı tarihe denk gelir. Bu tarih gece ile gündüzün yıl içerisinde son kez birbirlerine eşit oldukları ekinoks tarihidir. Bu tarihten sonra gecelerin süresi, gündüzü geçer ta ki 21 Aralık’a kadar.
21 Aralık yıl içerisinde en uzun geceyi içerir. 21 Aralık'ta Güneş tanrısı Tammuz ‘ölür.’ 3 gün sonra ise gecenin kısalmaya gündüzün uzamaya başlamasıyla dirilir.
Bu diriliş 25 Aralık’ta kutlanır ve bu kutlamalarda Sümerler, bugün noel dedikleri ağaçları kullanır. Ağaçtaki süsler, her türden meyveyi ve bereketi simgeler; ağacın kendisi ise Tammuz'dur.


5. Tıbbın sembolü
Yukarıdaki örneklerde hayat ağacının kendisinin Tammuz olduğunu görmüştük. Hayat ağacına sarılı iki yılan Tammuz'un iyileştirici özelliğini tasvir eder. Günümüz tıp çevrelerinde yaygın olarak kullanılan yılan sembolünün kaynağı da yine Sümer'dir.
6. Domuzun haram olması
Tammuz'un diğer adı -daha doğrusu bir başka söylenişi- Domuzi'dir. İnanca göre Tammuz ve onun bir sonraki versiyonu olan Adonis, vahşi bir domuz tarafından katledilir.
Domuzu mitolojide günahkar,dinlerde haram yapan bilinçaltında yatan 'Tanrı katili' sıfatıdır.
Ayrıca ekonomik açıdan, domuzun küçükbaş hayvanlar gibi göç edememesi ve dönemin şartlarınca yaz aylarında etinin sıcağa dayanamayarak çabuk bozulması da nedenler arasındadır.
7. Yere düşen ekmeğin öpülmesi
Ekmeğin kutsallığı Sabiilerden gelir. Tammuz'un bir başka versiyonuna tapan Sabiilere göre ekmek çok kutsaldı. Öyle ki, buğdayın toplanması ve öğütülmesi zamanında Sabiiler ağlardı. Çünkü bu tarihler, Tammuz'un öldüğü -derin uykuya daldığı- günlere denk gelirdi.
Sabiilere göre, ekmek Tammuz'un etiydi. Tammuz, Sabiiler için ana geçim kaynağıydı.
Bu nedenledir ki, bugün Anadolu’da hala ekmek yere düştüğü zaman öpülür ve başa konur, ekmek ve buğday kırıntısına basmanın büyük günah olduğuna inanılır ve ekmek bıçakla kesilmez.
Çünkü, ekmek binlerce yıl önceki inanca göre bereket tanrısı Tammuz'un etiydi. Ekmeğe verilen önem bu coğrafyada hiç değişmedi. Elbette, Tammuz unutuldu, gitti.
(Ek olarak, Sabiiler'e göre ekmek Tammuz'un eti dedik. Şarap da barış ve şarap tanrısı Dionysus'un kanıydı. Her ikisi de dönemin insanları için ana geçim kaynağıydı. Hristiyanların Efkaristiya'sını açıklamak için yeterli bir kaynak.)
8. Kurban ritüeli
Sümer'de tanrıları sevindirmek, istekte bulunmak, hastalıktan kurtulmak ve adakta bulunmak için, hasta veya sakat olmayan bir hayvan kurban edilirdi. Kurbanları tapınak rahipleri keserlerdi. Kurbanın sağ kalçası ve iç organları Tanrılara takdim edilir, geri kalanı ise dağıtılırdı.
9. Mitolojideki ilk tek Tanrı: Marduk
Marduk, Babil kentinin tanrısıydı ve Sümer'deki Tammuz'un Babil versiyonuydu. Babil şehrinin güçlenmesiyle birlikte o da güçlendi. (Mitolojide tanrılar, doğdukları şehre bağlıydı. Şehir güçlendikçe o şehrin -ya da devletin- kralı, kendi tanrısını da güçlendirmiş ve yaygınlaştırmış oluyordu.)
Marduk, M.Ö. 2000'de Kral Hamurabi tarafından Baş Tanrı olarak ilan edildi. M.Ö. 1600'lerde de Kral Buhtunnasr tarafından Tek Tanrı ilan edildi.


Marduk Tanrıların Tanrısı konumuna gelince diğer 50 tanrı, kendi güçlerini Marduk'a verir. Her bir gücün, özelliğin de ayrı ismi vardır. Böylelikle, Marduk'un 50 kadar ismi olur.
Marduk, kendisine güçlerini sunan tanrı ve tanrıçaları kendi hizmetine alır ve onlara sınırlı güç ve görevler atfeder. Böylelikle eski Sümer tanrıları, tek tanrının hizmetinde birer elçi, veli ve ilahi ögelere dönüşür.
Babil'in zayıflaması ve Asur'un güçlenmesiyle Marduk'un Asur versiyonu ortaya çıkar: Devlete de ismini veren Asur tanrısıdır. Ve zamanla Kabala öğretisinde kendine yer edinen bu tek tanrı inancı, modern yapısına Tevrat ile kavuşur.
10. 14 Şubat sevgililer günü
Sevgililer günü günümüzden çok daha evvel Antik Yunan'da kutlanıyordu!
Sümer'deki Tammuz-İnanna ve Anadolu'daki Attis-Kibele evlilikleri gibi Antik Yunan'da da Tanrıça Hera ile Tanrı Zeus'un kutsal evliliği yüzyıllardır kutlanıyor.
Zeus genel olarak partnerlerini aldatan çapkın bir yapısı vardır ve bir gün şekil değiştirerek Hera ile birlikte olur. Aldatıldığı ve gururuyla oynadığı için Zeus'u sadece onunla evlendiği takdirde affedebileceğini söyler ve kutsal evlilik gerçekleşir. Antik Yunan'da Tanrıların Tanrısı olan Zeus evlenince Tanrıça Hera'da Tanrıların Tanrıçası olmuştur.


Antik Yunan'daki Hera, Roma'da Juno ismini alır. Roma'da kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak bilinen Juno'ya duyulan saygı sebebiyle 14 Şubat tatil ilan edilir ve bu tarihte çeşitli ritüeller gerçekleştirilir. Böylelikle 14 Şubat, Antik Yunan tanrıçası Hera'nın sevgililere hediyesi olmuş oluyor.
11. Baş örtüsü
Sümer’de, Babil’de (ve hatta erken Anadolu dönemlerinde bile) her genç kız evlenmeden önce tapınağa gider ve orada bir kere olmak üzere yabancı bir erkekle para karşılığı beraber olurdu. Bu parayı tapınağa bağışladıktan sonra tapınaktan ayrılabilir ve artık evlenebilirdi. Bu tür bir cinsel birleşme son derece kutsal sayılırdı (tıpkı Tammuz İnanna veya Kral-Baş Rahibe birleşmesinde olduğu gibi).
Bunu yapmadan genç kız evlenemezdi. Asilzadeler bile kızlarını kendi elleriyle bu tapınaklara getirmişlerdir. Çirkin kızların kötü bir kaderi vardı; bazen kendileriyle beraber olacak bir erkek çıkması için yıllarca tapınaklarda beklerlerdi. Bunun dışında tapınak rahibeleri, bu kutsal fahişeliği sürekli olarak yaparlar ve tapınağa gelir sağlarlardı (ancak belirttiğim gibi, bu utanç verici bir iş değil son derece kutsal bir görevdi, onlara sokak fahişesi muamelesi yapılmazdı).
Bu kadınların diğer kadınlardan ayrılması için, başlarının bir şalla örtülmesi zorunluydu. Bu örtü, artık o kadının evlenebileceği anlamına geliyordu. Bunların haricinde kızların, cariyelerin ve fahişelerin örtünmesi yasaktı.


M.Ö. 1500 yıllarında Asur kralı, sadece evlenilebilir kadınların değil; evlenen ve dul kalan kadınlarında örtünmesini zorunlu kılmıştır. Böylelikle, üç büyük kutsal kitapta da geçen baş örtüsü adetinin kaynağının Sümer olduğu öğreniyoruz.
12.Kartal.
Sümer'de güneşin farklı farklı şekilleri vardır. Sabah, öğle, akşam güneşinin; yaz, bahar, kış güneşinin farklı farklı isimleri, simgeleri ve tanrıları vardır.
Sümer'deki sabah güneşini de kartal simgeler. Sabah güneşiyle kartal; doğuşu ve yükselişi ifade eder. Kartal aynı zamanda batmayan güneşin temsilidir.
Sümer'den günümüze kadar özellikle devletler tarafından bu simge kullanılmıştır. Kartal, pek çok devlet için gücün sembolü olmuştur. (Roma, Selçuklu, günümüzde ABD vs.)
13.Kutsal sayılar
Sümerliler, gökteki 12 burcu ilk kez keşfeden uygarlıktır. Sümerlilerin bir gün 12 saatten oluşuyordu ama 1 saatleri bizim 2 saatimize eşitti; yani toplamda yine 24 saatti. İsa’nın 12 havarisi, bu burçları temsil eder. Sümer inancına göre, burçlarda birer tanrı otururdu ve güneş tanrısı bu burçları ziyaret ederdi (her 2150 yılda bir güneş başka bir burca denk gelirdi ve Sümerliler bunu hesaplamışlardır).
Bugün Yahudilikteki ve Hıristiyanlıktaki 7 kollu şamdan, Sümer’in meşhur ağacını ve yedi seyyareyi temsil eder. Tek tanrılı dinlerdeki cehennemin 7 kapısı, Sümer’in yer altı dünyasının 7 kapısı olmasından gelir.


Sümerlerde sayı sistemi 10'luk değil; 60'lıktır. En büyük rakam 60, en büyük tanrının rakamı da 60'tır. Ay tanrısının rakamı ise, 30'dur. 
(Ay Dünya etrafındaki dönüşünü yaklaşık 30 günde tamamlar.).
Kaynakça
Kitaplar:
Muazzez İlmiye Çığ, Kuran, İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni, Kaynak Yayınları,