29 Ağustos 2020 Cumartesi



30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal'in başkumandanlığında silah arkadaşlarıyla, emperyalizmin yabancı ve yerli işbirlikçilerine karşı Büyük Taarruzun zaferle sonuçlanmasıyla bağımsızlığımızı kazandığımız,

30 Ağustos Zafer Bayramını kutlarım..
Büyük Taarruzda yitirdiğimiz 15.055 vatanseveri, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, ve Silah Arkadaşlarını saygıyla selamlarım..

Türkiye'ye Yeni Bir Lider Gerekli




 Bence Bülent Ersoy Parti kurmalıdır..

Bu ülkenin en uygun cumhurbaşkanı adayı "Bülent Ersoy" dur hakkını yemeyelim. Neden diye tepki verenlere ise yanıtım "Bir çok nedeni var" diyorum.

Türk  toplumu için hem düşünsel. hem de fiziksel anlamda  ideal rol modeldir.. 

Halkın tabiriyle  "Dönmedir"  Müslüman biri başka bir dinden birini islamiyete döndürürse direkt cennetlik olcağını din alimleri söylerken, Bülent beyden, Bülent hanıma dönen birinin dinen/inanç karşılığını şahsen ben bilemiyorum!..

Ancak  geçmişin erkeği iken günümüzün kadını olarak  her iki cinsiyete seslendiği ve her iki cinsinde sorunlarını bildiği gerçektir. Şimdi gündem de tarışılan  "İstanbul Sözleşmesini"  erkek olarak dünyaya gelip, kadın olarak yaşamını sürdüren birinin, en iyi şekilde çözüm bulacağı kesindir, tartışmalarda anında sona erer.

Politik olarak ta her türlü politik sentezi simgeler. 

Hem muhafazakar olalım hem laik toplum olalım diyorsak biçilmiş kaftan.

Nasıl mı?

Namazını kılan, orucunu tutan bir müslüman olarak muhafazakarlar tarafından sempatiyle karşılanır, güzel rakı içtiği içinde  laikler tarafından karşı çıkılmayacak birisi.

Hem rakı içiyor, hem namaz kılıyor, ayrıca  güzel sesiyle kuran okuyabiliyor, 

Ayrıca Liberallere de yakındır,

Her türlü özgürlükten yana olduğundan, cinsel özgürlüğü için başkaldırıp cinsiyetini değiştirmesi Liberalizme örnektir. 

Özel mülkiyetçi ve mücevharatı sevmesiyle Kapitalizmle doğru orantılıdır. 

Genç gariban çocuklarla evlenmesi ve  gittiği restaurantlarda garsonlara karşı cömert bahşiş vermesi, sosyalizmin hassas  vicdanına seslenmesidir.

Ayrıca günümüz toplumuna uygun  takiye yeteneği de var, 

Örnek mi?..Buyurun size en has örnek.

Leman Sam, Bayramda  hayvan kesmeyin dediğinde höykürerek  "Allah'ın kelamını, kulu değiştiremez" dedi mi?.. dedi.

Asıl bu ülkenin filmi (sosyolojik duruşu)  burada koptu, höykürerek  "Allah'ın kelamını,  kulu değiştiremez"  diyen Bülent Ersoy, oysa ki yıllar önce erkeklikten kadınlığa geçiş yaparak mındıklandığı halde halkta karşılığını "Allahüekber nidalarıyla" buldu...

Ayrıca hitabeti güçlü ve  sesi de çok güzel olduğuna göre neyi bekliyoruz başımızda Bülent Ersoy'u görmek için, 

Ayrıca  "beraber yürüdük yolları"  güzel söyler, 

Cahit Sıtkı'nın güzel dizeleri  "Haydi Abbas vakit tamam"  elinde rakı kadehiyle  söylemeye başladı mı, rakı içmeyen kadına da, erkeğe de içirir, 

"Kuran " okumasıyla  halk hipnoz olup bilmesede namaza başlamaz mı?..

Sonrasın da hangi yasayı geçirirsen geçir,  hangi hırsızlığı yaparsan yap kimse görmez-duymaz...

Bu coğrafyanın biçilmiş kaftanı Bülent Ersoy'dur..

Bizim gibi oryantalist topluma çoook uygundur..

Vesselam

Ozanca

Bu Ülke de Beyinden Önemlisi "G*t" tür.

Bu ülke de beyinden önemlisi "G*t" tür.




Mesela, g*tünle konuşma, g*tünden uydurma, g*t'lük yapma .

Biri balık tutmak isteyene çıkar der ki,  "g*t ıslanmadan balık tutulmaz."

Yani balık tutmaktan, konuşma, uydurma, yapma gibi tüm eylemlerde g*t vardır..

Dünya liderimiz tv seslendi, altın, döviz vs ne varsa bozdurun ve milli ekonomiye katkıda bulun diye..

Şimdi diyeceksiniz ki,  g*tün  milli-yerli ve ekonomiyle ne ilgisi var.

Şöyle ilgisi var,

Damat 'tasarruf' dedi ama, Meclis ceylan derili koltukları ne için yeniledi? 
Herhalde seyirlik değil, oturan g*tün rahat etmesi için.  

Ayrıca ısıtmalı koltuklu  makam aracı ihalesi yeniden açıldı" haberini okumuşsunuzdur. Ne için açıldı? 
G*t üşümesin diye değil mi?.

Tasarruf, 1110 odalı saraydan, 300 odalı Marmaris yazlığından başlanmalıdır ki, o uzun mevzu ve konumuz değil şimdilik..

Yani neymiş bu ülke de beyinden önemlisi g*t olduğuna göre "g*t ıslanmadan balık tutulmaz." olduğu gerçeği...

Öğrenin artık..

Yani beyinin düşünebilmesi ve iyi kararlar vermesi için g*tün rahatı önemli..

Salt bu durum iktidar partisi için geçerli değil,

Diğer partiler içinde önemli  amaçları muhalefet yapmak değil resmen yapar gibi yapıp g*tü kurtarmak, aksi halde  g*tleriyle oturdukları koltuklarından giderler,   g*te göre koltuk derdindeler, 

Velhasıl, beyin, akıl, öngörü, vizyondan daha önemlisi bu coğrafyada "G*t" tür.

Ne demişler, "G*tün yiyorsa yap" diye


Ben de o g*t yok....

G*tleklere selam olsun..

Not: Ayrıca, g*t imla kurallarına göre tırnak işareti gerektirirken, Damat imla kurallarına uygun değil..

Vesselam

Ozan

Çin - Kao Çang (Turfan)

 Ozan Ozanca

Thomas Hobbes bir devletin çöküşünü kısaca şu şekilde tarif eder:
‘’Yönetim ilkeleri zaman içinde değişebilir, hükumetler değişebilir, bakanlar değişebilir, insanlarda karakterini değiştiren gelişmeler olabilir, insanların tutkuları, düşünceleri, yaşları, sağlıkları değişebilir, egemenler ve bakanları hep değişebilir.
Bir yönetim bu değişimlerle, kimi zaman gururlu ve güçlü, kimi zaman ise zayıf, bazen aydınların, bazen ise cahillerin elinde olabilir; bir yükselir, bir alçalır, yeniden yükselir, baş aşağı gider ve bütün bu düzensiz git-gellerden sonra atılım gücünü kaybeder, duraklar, sonunda da dağılır ve biter..." (1)
İbn-i Haldun, şöyle bir tez ortaya atar:
"Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. İslam coğrafyasında kurulan devletler ortalama 120 yıl yaşarlar.Bir devlet kurulduğunda, şehirleşmiş medeni unsurlar yönetir, onun dışındaki bedeviler devlete karşıdır.Şehirleşenler zamanla mücadele etmeyi bırakır ve bedevilere yenilirler. Devlet yönetimine gelen bedeviler zamanla medenileşir, onların dışında yeni bedevi gruplar oluşur.
Sonra yönetime yeniler gelir. Bu döngü her 20-25 yılda bir tekrarlanır. En çok dört ya da beş kez sürer, devamında devlet çöker." (2)
İbn-i Haldun, bu süreci teorik kavramlarla bir sistem oluşturduğu tarihselci devlet kuramında detaylı şekilde anlatır ve devleti kuruluştan çöküş aşamasına kadar beş safhada inceler ve son safhasını da; sefahat, israf ve çöküş safhası olarak niteler.
İbn-i Haldun  içinde yaşadığı ve pratik gözlem yaptığı   islamla yönetilen devletler için öngörmektedir. Asıl vurgulamak istediği ise din ve devletin ayrı yapısal olması devletin dine yaklaşımı denetleme mekanızmasına sahip olması asla dini kurallarla yönetilmemesidir.
Günümüzde, Laisizm ve Sekülerizmin devlet oluşumu ve yönetiminde ne kadar önemli olduğunu yaşamaktayız.
***
Ecdadımız dedikleri Osmanlı'nın bile sahip çıkmadığı, bir defa  bile anmadıkları Malazgirt Zaferi ve Alpaslan'a, salt 30 Ağustos zaferini gölgelemek adına, Akp hukümetinin de 18 yılda ilk kez aklına gelen 1071 yılı Malazgirt zaferi için Bitlis'in Ahlat ilçesinde otağ kurup, saray açılışı yapmaları...
Önerim:
Yakın tarihle uğraşmayın
Türk mitolojisinde önemli bir rol oynayan efsanevi bir dişi kurtun doğurduğu on erkek çocuktan biri olan Asena'nın,  yaşadığı varsayılan Çin'in "Kao Çang"'ın (Turfan)'ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya görkemli bir şato inşa edin, bahçesine otağ kurun ki,problem kökten çözülsün..
1071 ve Alpaslan'a sahip çıkıp, tören yapacağınıza, ecdadımız diye övündüğünüz  Ertuğrul Gazi'nin oğlu, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi'nin dedesi  olan Süleyman Şah'ın mezarını turistik geziye çıkardığınız için utanmanız gerekmez mi?..
***
98 yıl önce emperyalizmin ülkeyi işgal ettiği bu günlerde, 26 Ağustos gecesi eyleme geçen Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü büyük bir zaferle taçlanmış olup, hem emperyalizmi, hem de yerli işbirliklerini yenerek, ümmetten bir millet yaratılmış ve bağımsız bir devlet kurulmuştur.
Bu önemli günde pandemi gerekçe gösterilerek yasaklanmak istenmektedir. Oysa ki pandemiyi gerekçe gösterenler 15 temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kutlandı, Ayasofya ibadete açılarak binlerce insan  yanyana ibadetini yaptı vs.Önemlisi ise, pandemi yaşanıyor diye gerekçe gösterenler özel okulların açılmasına neden izin verdi?..
Her ülkenin bağımsızlık günü kutlanır ve gelecek kuşaklara aktarılır..
Bir alıntıyla yazıya son verelim.
99 yıl önce, 23 Ağustos 1921. Sakarya Meydan Muharebesi'nin başladığı gün. Türk tarihinin bir dönüm noktası. 
İsmet Paşa’ya sordu:
 “Kaçak sayısı?”
“Şaşırmaya hazır ol: 30.809”
 “Neee?”
“Üstelik bunların 30.122’si tüfeği ile kaçmış. Bu yüzden elimizde az tüfek kaldı.”
Mustafa Kemal Paşa hiddetlendi...(3)
Bu ülke böylesine zor koşullarda ümmetten millet yapıldı, Bağımsızlığını  kazandı. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 'Bağımsızlık benim karakterimdir.' dedi.
Ne projeydi, ne kurgu, nede emperyalist devletlerin kuklasıydı.
30 Ağustos Zafer Bayramını Kutlar, Ümmetten Millet yapan, Bağımsızlığı kazandıran Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına minnetle selamlar olsun...
Kaynak:
1. Leviathan’da (Y.K.Yay. 1993)
2. İbn-i Haldun - Mukaddime
3. Dr.Naim Babüroğlu - (2 gün 22 gece Sakarya)
Esenlikler..
28.08.2020-Bandırma
Ozanca


https://www.gercekbandirma.com/cin-kao-cang-turfan

Ya Altı Ok, Ya Sosyal Liberalizm!.

 Ozan Ozanca

CHP 37. Kurultayını yaparak  parti yöneticilerini seçti. İnanıyorum ki her seçilen üye ve genel başkan dahil kuruluş  ilkelerine ve onları sembolize eden altı ok'un anlamına, ideolojisine bundan sonra dikkat eder..
CHP'nin Altı Ok'unu tekrarlayalım; Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik,  Milliyetçilik, Devletçilik ve Devrimciliktir.
Elimden geldiği, dilimin döndüğünce anlamı ve bugünü adına yorumlamak isterim.

CUMHURİYETÇİLİK: Çağdaş ve modern Türkiye'yi simgeliyor...
BUGÜN YOK OLDU...Nedeni ise, Cumhuriyetin tüm değerleri yok edildi.

HALKÇILIK: Atatürk devrimlerini içselleştirmiş, bilimsel eğitimle yetişmiş ve Atatürk devrimlerini ileriye taşıyacak nesillerin yetiştirilerek eşit yurttaşlık temelini simgeliyor...
BU GÜN YOK EDİLDİ...Halk çocukları dinci eğitime zorlandı.

LAİKLİK: Dinle, devlet işlerinin ayrılmasını simgeler....
BUGÜN RUHUNA FATİHA OKUNUYOR...Cemaatler ortada dolaşıp, kuran kursları açılırken, kadınlara hakaret ediliyor.

MİLLİYETÇİLİK: Yaşadıkları ve bedel ödedikleri  toprakları  vatan belleyip, emperyalizme karşı birlikte savaşmanın simgesidir....
BUGÜN EMPERYALİZM CİRİT ATIYOR...Arap yobazlığı ülke topraklarını satın alıyor..

DEVLETÇİLİK:  Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda devletin sorumluluk üstlenmesi, öncü olarak  kalkınmanın simgesidir....
BUGÜN EKONOMİ KRİZDE, KADINLAR SOSYAL HAYATIN DIŞINA İTİLİYOR,DİN DAYATILIYOR.

DEVRİMCİLİK: Toplumda gerekli değişikliklerin aniden yapılması, toplumu ileriye taşımak yani  yenilikçilik simgesidir..
BUGÜN  OSMANCILIK HAYALİ DÜŞÜNÜLÜYOR..

Bütün bunlar Cumhuriyet Halk Fırkası adıyla kurulan ve  altı ok'a öncelikle sahip çıkması gereken CHP'nin gözlerinin önünde oldu. 
Altı ok'un tüm değerleri yok edilirken bugün ki CHP yönetimi kuruluş ilkelerini ve ideolojisini korumak için mücadele etmiyor. Neredeyse  kendini inkar ediyor..

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya'nın camiye dönüştürlmesi sonrası kılınan ilk cuma namazında Ülkenin kurucusu, Diyanet İşleri Başkanlığını kuran Atatürk'e lanet okuyabiliyorsa CHP'nin ana değerlerinden uzaklaşıp, altı okun içinin boşaltması  merkez sağ ve muhafazarların oyunu alabilmek uğruna  ölü taklidi yapmasının sonucudur.

Diğer bir konu ise; "CHP, İktidar kurultayı’yla başlayacak süreçte 2023’teki seçimlerde oy kullanabilecek 16-23 yaşlarında ‘Z kuşağı’ olarak adlandırılan nesilden 7 milyona yakın kişiyi hedefliyormuş."
Nasıl olacak?.. (Z) kuşağı olarak adlandırılan çocuklarımız, ellerinde ki telefon, iPad'le tüm dünyayı takip etmekte ve yeni bir dünya kurulması, daha çok özgürlük, sabırsızca ekonomik bağımsızlığla  iş  istiyor, aş  istiyor, özgürlük alanına müdahale edilmemesini istiyor. En önemlisi ise sorguluyor, objektif çözümler ve geleceği planmak istiyor.
Oysa ki, Z kuşağını anlamaya çalışıyorsunuz ama o kuşağın  herhangi bir emekçi ailesi  partide yer bulabilmek için delege ağalarının  iznine ihtiyacı var! .

( Hemen not düşelim 25-26 Temmuz günü yapılan kurultayda İlhan Cihaner'in Aday olması baskılar nedeniyle engellendi.)
Ya, partinin ekabir takımı tarafından delege yapılmak zorunda bırakılıyor,
Ya da, yanlış yapılan bir şeye itiraz ederse akla gelmedik operasyonlarla itibarsızlaştırılıp  parti dışına itiliyor.
En önemlisi ise, 
Tüm engellemelere karşı o yapıyı kırıp,parti de  kendini yeterli görüp Belediye meclisine aday olunursa  5 Bin lira,
Belediye Başkanlığına veya Milletvekilliğine aday olursa öncelikle 10 bin lira bağışta bulunması gerekli, sonrasında  ise normal bir vatandaşın karşılayamacağı bir bütçe ayırması gerekiyor.
Şimdi soru şu,
CHP örgütlerinde, kentin zengini, ekabiri, müteahhiti, sanayicisinin yanında  en güzel yalanı söyleyen seçilebiliyorsa,  işçi,köylü,emekçi,emekli,esnaf yani halk size neden oy versin?..
Ya sosyal demokrat bir parti kimliğinizi koruyun ,önerdiğiniz  ideolojinize uygun davranın ,
Yada Sosyal Liberal bir partiyiz diyerek içini boşalttığınız "Altı Ok"u kullanmayın..

O zaman da tez elden kendinizi sorgulamanız gerekli.

***
Bu yazıyı yazmamın nedeni, kuruluş değerlerine sahip çıkamadığını Altı Ok ve Sosyal Liberalizm çelişkisinde çırpındığını düşündüğüm CHP bana hitap edemiyor. Benim gibi milyonlarca olduğunu da düşünüyorum. Seçeneksizlikten yada ehveni şerden (Kötünün iyisi)  dolayı oy vermek zorunda bırakıldığım için  üzgünüm ama böyle.

CHP'nin 37.Kurultayı sonucunda kendi kuruluş  felsefesi doğrultusunda hareket etmesi, aksi halde Atatürk ilkelerini ve düşünce sistemini kullanarak halkı kandırmaması gerekliliği için kaleme aldım.
Kendi adıma CHP'ye verebileceğim son kredi olup, yönüm mecliste başarılı performansını gıpta ile izlediğim Erkan Baş'ın tek başına mücadele ettiği ve başarılı bulduğum TİP (Türkiye İşçi Partisi)  olacaktır.
***
Atatürk'ün sözüyle noktalayalım, belki birileri anlar.
“İstiklali tam denildiği zaman, bittabi, siyasi, mali, iktisadi, adli askeri, harsi ve ila…
Her hususta tam ve serbest-i tam demektir. Bu saydıklarımdan herhangi birinde
istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin manayı hakikisiyle bütün istiklalinden
mahrumiyeti demektir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

 

Vesselam

Ozan Ozanca
Bandırma- 29/07/2020


https://www.gercekbandirma.com/ya-alti-ok-ya-sosyal-liberalizm