Belediyelerin bile insan kaçakçılığı yaptığı bir ülke de aşıyı ciddiye alalım.
Dün MHRS üzerinden zor bela aldığım randevum bugün 12:40'da idi, Saat tam 12:00'de Bandırma Eğitim Hastanesine aşı yaptırmak için gittim.
Aşı olmadığını, saat 14:00 civarında geleceği söylendi ve beklemeye başladık, aynı yada yakın yaş grubundan olduğumuz, genelde tanışıklığımız olduğu için hastane bahçesinde maske-mesafe ve ceplerde taşınan dezenfektan-kolonya kuralına uyarak sohbetlerle zaman geçti.
Aşıların geldiği duyurulunca doğal olarak hastane içine doğru bir hareketlenme oldu ve kalabalık halde hastane koridorunda ismimizin söylenmesini bekledik.
Buraya kadar herşey normal, ismim seslendiği de hemşire hanıma matbu kağıtta yazılı aşıdan doğan sorumluluğu kendime ait olduğuna dair imzaladığım iki belgeden birini teslim ederek aşı odasına geçerek güler yüzlü hemşire aşımı yaptı ve sonrasında yapmam gerekenlerin söyledi ve aşı işlemimiz gerçekleşti.
Belediyelerin insan kaçakçılığı yaptığı, paraların kaybolduğu, Atların yokedildiği güzel ülkem de, kimlik kontrolü yapılmadan direkt aşı odasına alınan necip milletimin, necip insanının dürüstlüğü de dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum.
Bu topraklar vergi vermemek için, eşeğini yüklüğüne saklayan dahilerin çok olduğu coğrafyadır...
***
Gönüllü (Zorunluktan) Faz 4 Denek olmamın Belgesi...
Not:
Unutulmasın ki, emperyalizmin en büyük silahlarının en önemlisi ilaç sanayi tekelleridir. kapitalizm: 'gölgesinden, meyvesinden ve sonra odunundan yararlanamadığı ağaca su vermez' sözüyle, insanlık için değil, çıkarları ve karları için ilaç üretirler. O nedenle bizim gibi 3.sınıf sömürü ülkelerine ilaç sattıklarında ilacın ölümcül ve yan etkisi halinde sorumluluk gibi, tazminat gibi cezalardan kaçınırlar.
Ayrıca bu ilaç tröstleri, Afrikalı bir çok insan açlıktan ölürken görmezden geldiği gibi şu an içinde bulunduğumuz corona pandemisinde patentletini insanlığa açmak gibi dertleri yoktur.
Ozan

