30 Mayıs 2021 Pazar

DEVLET VE MAFYA

Bu ülkenin karşılığı Sedat Peker'dir.

Derinlerin paşası Veli Küçük'ten aldığı güçle derin oligarşi ve onun yapılandırdığı yeraltı örgütlenmesini  tanıma fırsatı buldu. Hizmetin de kusur etmeyip her türlü kanunsuzlukları yapıp, yaptıklarının  gerekçesini de;  vatan, bayrak hamasetiyle milliyetçiliğe,  İman, ezan vs söylemiyle de halkta karşılığı olan, kutsal saydığı din'e sığınmaktır.

Hem oligarşiyi tanıyıp yöntemlerini kullanarak güç kazanan, kazandığı gücü iktidardaki hükümetlerle bağlantı kurmak için kullanıp işbirliği yaparak alanını genişletirler.  Verilen görevlerin meşru yada gayrimeşru olması sorgulamadan yerine getirdikçe  daha çok güç ve para kazanmaları demektir. 

Her türlü kanunsuz işleri devletin bekası, vatan, bayrak hamasetiyle millet ve milliyetçilik adına yaptığını açıklar. Tüm bunlar Sedat Peker ve onun gibilerin yargıdan kurtulabilmek ve halkın gözünde meşrutiyet kazanmak için kullandıkları argümanlardır.

Sonrasında devletteki derin abilerinin verdiği güçle yeraltında racon kesen, yerüstün de ise saygın bir işadamı kimliğine sahip olurlar. Derin abileri de önündeki  her türlü engelleri kaldırarak işadamı kılığında yeni bir mafyatik örgütlenmeyi oluştururlar.. 

Gün gelir pastadaki pay bölüşmeye başlayınca ayrışmalar, çatışmalar ortaya çıkar. Biriktirilmiş arşiv bilgi ve belegeleriyle şantajlar yapılmaya başlanır. 

Sedat Peker'in yaptığı da budur aslında. Beraber işledikleri  suçları yada tanık olduğu olayları hedef aldığı kişi/kişiler aleyhine kullanarak istekleri gerçekleşmediği taktirde  'bir tripot, bir kamera' diye şantajla sıkıştırmaya başlarlar...işin özeti bu! 

Açıklama yaparken de yine bilindik söyleme başvururlar,

"Vatan, bayrak, din, iman, ne yaptımsa devletin bekası için yaptım"  edebiyatına sığınırlar. 

Sonrasında kamuoyu oluşturmak adına söylemlerini değiştirerek,  bu ülkenin fakir fukara halkının varlıkları soyulduğunu, 

Liyakatsız bürokrasi ile hırsız işadamlarının işbirlik yaparak ülkenin kaynaklarını talan ettirildiğine, ülke çıkarlarının gözetilmediği ve uluslararası suç işlendiğini,  

Adaletin işlemediğini hakim ve  savcıların tüm bunlar karşısında harekete geçmediğini, 

Namuslu gazeteciler olmadığı için tüm bu hukuksuzlukların  yazılmadığını söylerler.

Çünkü çok iyi bilirler ki, bizim gibi geri kalmış ülkeler de "din, namus, milliyetçilik, devlet"  kutsal sayıldığını. O nedenle sık kullanırlar, bu güne kadar karşılığını aldılar.

Oysa ki Din'i kutsayıp, namusa tapanlar;

Cami imamı kızkardeşine yıllarca tecavüz ederken. 

Cemaat evlerin de, kuran kursların da onlarca kız- erkek  ayırtetmeksizin çocuklara tecavüz edilirken, 

Din'i kutsayıp, namusa tapanlar, ne hikmetse üç maymunu oynamayı tercih ederler.

Dönersek asıl konumuza,

Ey!.. Hanefe mezhebinin müslümanı,

Yeni osmanlıcı, ezilen müslümanların kurtarıcısı, mazlum Türkleri tek devlette birleştirecek olan büyük  Turancı,

Vatanına, devletine laf söyletmeyen  Milliyetçi, 

Fakir fukaranın hakkını savunan Sedat Peker.

Tüm söylediklerin ya gözünün önünde, yada gayri meşru yapılanmada sen görevliyken yapıldı. 

İki de bir kullandığın ve önemsediğin dini argümanın 'Gayretullah' adına soralım. 

Fakir fukaranın hakkı yenirken,

Devlet itibarsız bırakılıp, kaynakları yağmalanırken,

Vatan dediğin topraklar Katar ve Araplara pazarlanırken,

Bayrak, Reza Zarrap denilen adamın hırsızlığına örtü olurken,

Turan mutlak gelecek derken ama turan topraklarında kurulu devletler senin de işbirliği yaptığın hükümetin yönettiği devleti ciddiye almazken.

Sen uzayda mı yaşıyordun?..  yada kendini çok zeki, alemi salak mı zannediyorsun.

Suçladıklarınla beraberdin  devlet. millet, vatan, bayrak talan edilirken, fakir fukaranın hakkı yenirken. 

Sedat, bizi aptal yerine koyma...

Ozan

AYASOFYA YOBAZINA

Ayasofya'nın yobaz imamı, Atatürk'e 'kafir' dedi diye, Atatürk'ün ne kadar dindar olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Hatta Sütçü İmam'ın söylediği varsayılarak 'Kim ki Mustafa Kemal Atatürk'e dinsiz derse, bilin ki o dinsizdir.' sözleriyle savunma yapılıyor.

Size ne Atatürk'ün yada bir başkasının inancından, kimseyi de ilgilendirmez.
Bu evren,
İncil'in Hıristiya'nı olarak; Hitler'i, Mussolini'yi, Franco'yu da gördü.
Tevrat'ın Musevi'si tek devlet olan İsrail'in, hala devam eden Filistin'e yaşattığı insanlık suçunu da gördü.
Kuran'ın Müslümanı olarak, Azerbaycan faşistini de, Irak'taki Saddam'ı da, Sudan kasabı El Beşir'i de, İran'da başörtü takmadığı için idam edilen gencecik kadını da gördü.
Ülkemizin % 99'u Müslüman derken, kuran kurslarında, cemaat evlerinde kız çocuğu, erkek çocuğu ayırımı yapılmadan topluca tecavüz edildiğinde, kadın bakanın 'Bir seferden birşey olmaz' dediğine de tanıklık etti.
Bu coğrafya cami imanının kendi öz kız kardeşine yıllarca tecavüz ettiğini de gördü.
Milyonlarca para alıp cennete fakirler gidecek diyen din tüccarını da, milyon dolarlık zırhlı mersedese binip halkı şükretmeye çağıranları da...
Sorgulanması gereken:
'Tüm semavi din'e ve cennetin varlığına inananların, güç eline geçince bu dünyayı cehenneme çevirmesidir.'
Atatürk inançsız olabilir ama işgal altında ki Osmanlı topraklarını kurtarıp bağımsız devlet kurarak, inananların, ibadetlerini özgürce yapmasını sağlamıştır.
Keşke Yunan galip gelseydi diyen güruha, Atatürk dindardı diye savunma yapmanın gereği yok..
Kıblelerini Amerika'nın 6. filosu yapanlara, Atatürk'ün anti-emperyalist olduğu anlatamazsınız
Biat kültürüyle yetişene, inanana Atatürk bağımsızlığı öncelediğini asla anlatamazsınız.
Ümmet olmak isteyene, Atatürk millet olmayı becerdiğini,
Kadını yok sayan zihniyete, Atatürk'ün kadını erkeğe eşitlediğini anlatmak nafile çabalardır.
Ayrıca,
Jön Türklerden, Abdülhamit döneminde Meşrutiyetleri ilan ettiren, Kuvvacı devrimci, aydınlanmacı damarın varlığını, hala da var olduğunu anlatın ki bilsinler.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimciliğiyle kurulan bağımsız Türkiye'nin nasıl kurulduğunu ve devrimlerini ileriye taşımak isteyen Deniz'leri ve Mahir'leri anlatın ki meydanları boş sanmasınlar.
Asla Atatürk dindar diye savunma yapmayın.... Hem size ne?
Yada hiç bir şey anlatmayın, muhatap almayın.
Sadece şöyle söyleyin,
Korkuyorsunuz çünkü gidiyorsunuz ve bağımsız mahkemelerde hesap vereceksiniz. Bu ülkeden çaldıklarınızı geri verecek, bu ülkenin kurucusuna yönelttiğiniz hakaretlerin hesabını vereceksiniz..

Ozan

12 Mayıs 2021 Çarşamba

SİZLER ÜMMET KALDINIZ BİZLER BANDIRMA VAPURUYLA MİLLET OLDUK



19 Mayıs 1919 yılında Yüce önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma vapuruna binmesiyle Ümmetten Samsun'a çıkmasıyla millet olduk.

Ümmet sizin gibi geri kalmış, biatçı zihinlerin devamıdır.
Ümmetçi kafalarınız, Ortadoğu bataklığına bu ülkeyi sokanlardır.
Suriye'de Emevi Camisi'nde namaz kılacağız deyip, Süleymanşah türbesini geziye çıkaran kafadır.
Mısır'a Rabia işareti yapıp, Akdeniz'de zora düşünce Mısır'la anlaşabilmek için söylemini değiştiren kafadır ümmet.
ABD'nin Ermeni soykırımını tanıdığında sesini çıkaramayan zihniyettir,
Irak'ın, ülkeyi terk edin dediğinde savaşı yarım bırakandır,
Suriye'de, Rusya’nın 57 askeri öldürdüğünde sessiz kalandır,
Putin'in, kapısının önünde bekleyendir ümmetçi kafa.
Trump’ın, hakaretlerine boyun eğmektir
Beş maskeyi dağıtmayan,
Ülkenin ekonomisini betona gömüp pandemide vatandaşının tüm ihtiyaçlarını karşılamadı için tam kapanma sağlamayan beton kafadır ümmetçi kafa.
Aşıyı organize edemeyecek, Rasyonel akıldan uzak olmaktır,
Pandemide başarısız olduğu için, Vaka ve ölüm sayılarını gizlemektir ümmetçi olmak.
Bizler asla ümmet değiliz, o nedenle ayrı düşünüyor ve aynı gemi de değiliz.
Sizler Vahidettin'in ümmetçi, gerici ve korkak olarak sığındığınız İngiliz gemisiyle kaçarken,
Bizler ümmetten millet yaratılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki Bandırma Vapurundayız.
Ümmetçi kafa olmadığımız için soruyoruz 128 Milyar Dolar Nerede?, Aşı Nerede? diye

Bu kadar anlaşılabilir ve netiz...
Ozan

BANDIRMA VAKALAR ARTARSA SORUMLU KİM OLACAK!





Bandırma Kaymakamlığının görevi,

İsrail'i protesto edenlerin konvoylarına izin verip,
Gariban insanların elinde poşet yok diye ceza kesmekmidir.?..
Yasak varsa herkese eşit uygulanmalı ve kimseye imtiyaz tanınmamalı.
Bir yanda araçla hiçbir yere gidilemeyecek diye kural koy, diğer yandan onlarca araçlara, protesto adı altında konvoy oluşturmasına izin ver..





Fotoğraflar da görüldüğü gibi, Cumhuriyet meydanını günün deyimi ile "lebalep" insanlarla miting alanına çevirmesine izin ver. Bandırma'da; hiç bir yetkilinin kapısını çalmadığı emekli, emekçi, işsiz, günlük yevmiyeci dahil esnaf, zanatkar, sanatkar bir an önce pandemiden kurtulmak için dükkanını kapatıp evlerine kapandığı bir dönem de, bugünden sonra Kovid19 pandemisi çoğalırsa sorumlusu kim olacak?
Bandırma'nın özel günü olan 10 Mayıs 2021 günü Saat 22:30'da DÜNYA BANDIRMALILAR GÜNÜ için bir kaç meşale yakılmasına izin verilmedi.
 Bu insanlara kim izin verdi?

Bizler sokağa çıkamadığımız için sosyal medyalarımızda “İsrail’in işlediği savaş suçunu kınarken” bu insanlar nereden, kimden güç almaktadır.
Bu insanlara izin mi verilmiş? verilmişse maske-mesafe nerede?

Elinde poşet olmadığı için veya yürüme ihtiyacı duyan yada istediğini bulamadığı için başka markete gitmek isteyen insanların yediği cezalar sizin için ne ifade ediyor?
Kusura bakma Sayın Kaymakam, o kesilen cezalar yok hükmündedir artık. Kesilen cezaları mahkemeye taşıyan kişiler meydanda ki lebalep insanların toplandığı fotoğrafları da mutlaka dilekçesine ek olarak sunacaktır. Ayrıca dilekçesine "Kaymakamlığın kolluk kuvvetlerine verdiği yetkiyle bana kesilen ceza, yine kaymakamlığın verdiği yetkiyle fotoğrafta görüldüğü gibi görevini suistimal ederek imtiyazlı insanların sokağa çıkmasına, toplumsal sağlığı riske atabilecek şekilde maske-mesafe kuralına uyulmadan toplanmasına izin vermiştir." diye yazılacak ve kuvvetle muhtemel kesilen cezalar iptal edilecektir.
Denilebilir ki, Türkiye'nin her tarafı aynı zamanda böyleydi. Ben yaşadığım Bandırma özelinden sorgulamak zorundayım ve öyle yaptığıma inanıyorum, benim gibi pek çok insan da aynı rahatsızlığı duymuş ki telefon yada sosyal medya üzerinden konuştuğum da rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.
Ayrıca bugüne kadar çalışmalarını taktir ettiğim Sayın Kaymakam beyin, gündüz sıkı uygulama yaptırırken, akşama doğru tam tersi karar vermesini de ilginç buldum.
Yasak varsa herkese eşit uygulanmalı ve kimseye imtiyaz tanınmamalı.

Sizlere hukuk fakültesi 1.sınıfta derslerin de anlatılan
Alman Atasözü "Berlin’de Hakimler Var“ hikayesinden bahsedeyim.
Alman Kralı II. Frederick 1750 yılında Potsdam’dan geçerken çok beğeniyor ve “Bana şuraya bir saray yapın” diyor. Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral’ın beğendiği yerde bir değirmen.
​Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.
– Buyurun?
– Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?
– Satmıyorum ki ne parası?
– Saçmalama Kral istedi.
– Bana ne! Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki!
​Adamları gelip Kral’a diyorlar ki;
– Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. “Satmıyorum” dedi.
– Çağırın bakalım bana şu adamı.
​Değirmenci gelip, Kral’ın karşısında duruyor. II. Frederick:
– Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para?
– Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!
– Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.
– Sen koskoca Kralsın, paran çok. Git Almanya’nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!
​II. Frederick ayağa kalkıyor;
– Unutma ki ben Kralım!
​Değirmenci bakıyor ve diyor ki;
– Asıl sen unutma ki Berlin’de hakimler var! Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz.
Potsdam’da Sansosi Sarayı.
Saray ve değirmen yan yana.
Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.
​Sabahları II. Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;
– Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?
​II. Frederick diyor ki;
-“ADALET HER SABAH bana, SICAK BİR EKMEK kokusuyla gelirdi.”
Kısaca; güzel günler er veya geç gelecek çocuklar!
Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Ozanca





11 Mayıs 2021 Salı

FİLİSTİN İSRAİLLEŞTİRİLİRKEN, TÜRKİYE ARAPLAŞTIRILIYOR MU!..



1914 e kadar Filistin'de Yahudi sayısı 60 bin kişi olup, onlarda mülteci olarak gelenlerdi. 1922 yılından sonra 300 bin kişi Yahudi daha geldi böylelikle 750 bin nüfuslu Filistin'in yarısına yaklaştı. O dönem de Filistin topraklarının ancak yüzde 6 Yahudi nüfusuna aitti.. .

İsrail devleti kuruluşunu, Tel Aviv'de 14 Mayıs 1948'de saat 16:00'da ilan etti.
Şimdi İsrail'in nüfusu 9 milyon 291 bin kişi
Filistin nüfusu 5 milyon 200 bin kişi
İsrail toprakların büyük bir kısmını satın alarak genişletti.
Filistinliler sattı. !


Bugün Filistinliler de taş atarak protesto etmenin dışında seçeneği yok gibi, ama dedelerinin topraklarını sattığı için kurulan İsrail'in en son teknolojik silah kullanabileceğini bilmediği gerçek.
Önemlisi ise El Fetih anti-emperyalist bir örgüttü, önceliğiyse Filistin devletinin kurulması dünyaca kabul görmesi sonrasında iki devlet kurulmasıydı.
Şimdiler de İsrail Mossad'ın kurdurduğu Hamas gibi gerici, şeriatçı bir örgüt var.
Dini önceleyip, Bilimi görmezsen, Bilimin önceliği seni yener bu bilimsel ve tarihsel gerçektir.
Ezilen halk mı?.
Akılsız ve bilimi önceleyemeyen halk, readır, biat kültürüyle kendi özgürlüğünü reddeden halk ulus olamaz köle olur ve emperyalist ülkelerin oyuncağı olur.
Öncelik anti-emperyalist olup, bilim ve rasyonel akılı öncelemektir.
Siyonist İsrail'in masum halka karşı insanlık suçu işlemesini kınar, derhal savaşı durdurmasını istiyoruz.
***
Filistin gerçeğinden yola çıkarak acaba Türkiye'de Arap kökenlilere arazi, gayrimenkul vs. satılması nasıl? diye merak ettiğimiz de karşımıza çıkan tablo şöyledir.



KATAR
Katarlılar, AKP döneminde Türkiye’den 795 bin metrekare büyüklüğünde taşınmaz satın aldı
EN ÇOK İSTANBUL
Bakan Kurum, Arap etnik kökeninden insanların Türkiye’de en çok İstanbul’dan arazi satın aldığını bildirdi. Kurum’un verdiği bilgiye göre, Araplar 59 ilden arazi edindi. İstanbul’dan aldıklarının büyüklüğü 2 milyon 504 bin metrekareye ulaşırken;
Ankara’dan 393 bin metrekare,
İzmir’den 32 bin metrekare.
Eskişehir’den ise 423 bin metrekare arazi satın aldı.
Bursa’dan 1 milyon 174 bin metrekare,
Sakarya’dan 1 milyon 93 bin metrekare,
Kocaeli’den 940 bin metrekare,
Manisa’dan 607 bin metrekare arazi el değiştirdi.
IRAK
Toplam 19 bin 256 Irak vatandaşı, Türkiye’den 1 milyon 503 bin 272 metrekarelik parsel satın aldı.
SUUDİ ARABİSTAN
Suudi Arabistan uyruklu 8 bin 250 kişiye Türkiye’den satılan 915 parselin toplam yüzölçümü büyüklüğü 3 milyon 408 bin 555 metrekare oldu.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ
649 bin 890 metrekarelik alan ile Birleşik Arap Emirliklerine satıldı.
Ozan