Bu ülkenin karşılığı Sedat Peker'dir.
Derinlerin paşası Veli Küçük'ten aldığı güçle derin oligarşi ve onun yapılandırdığı yeraltı örgütlenmesini tanıma fırsatı buldu. Hizmetin de kusur etmeyip her türlü kanunsuzlukları yapıp, yaptıklarının gerekçesini de; vatan, bayrak hamasetiyle milliyetçiliğe, İman, ezan vs söylemiyle de halkta karşılığı olan, kutsal saydığı din'e sığınmaktır.
Hem oligarşiyi tanıyıp yöntemlerini kullanarak güç kazanan, kazandığı gücü iktidardaki hükümetlerle bağlantı kurmak için kullanıp işbirliği yaparak alanını genişletirler. Verilen görevlerin meşru yada gayrimeşru olması sorgulamadan yerine getirdikçe daha çok güç ve para kazanmaları demektir.
Her türlü kanunsuz işleri devletin bekası, vatan, bayrak hamasetiyle millet ve milliyetçilik adına yaptığını açıklar. Tüm bunlar Sedat Peker ve onun gibilerin yargıdan kurtulabilmek ve halkın gözünde meşrutiyet kazanmak için kullandıkları argümanlardır.
Sonrasında devletteki derin abilerinin verdiği güçle yeraltında racon kesen, yerüstün de ise saygın bir işadamı kimliğine sahip olurlar. Derin abileri de önündeki her türlü engelleri kaldırarak işadamı kılığında yeni bir mafyatik örgütlenmeyi oluştururlar..
Gün gelir pastadaki pay bölüşmeye başlayınca ayrışmalar, çatışmalar ortaya çıkar. Biriktirilmiş arşiv bilgi ve belegeleriyle şantajlar yapılmaya başlanır.
Sedat Peker'in yaptığı da budur aslında. Beraber işledikleri suçları yada tanık olduğu olayları hedef aldığı kişi/kişiler aleyhine kullanarak istekleri gerçekleşmediği taktirde 'bir tripot, bir kamera' diye şantajla sıkıştırmaya başlarlar...işin özeti bu!
Açıklama yaparken de yine bilindik söyleme başvururlar,
"Vatan, bayrak, din, iman, ne yaptımsa devletin bekası için yaptım" edebiyatına sığınırlar.
Sonrasında kamuoyu oluşturmak adına söylemlerini değiştirerek, bu ülkenin fakir fukara halkının varlıkları soyulduğunu,
Liyakatsız bürokrasi ile hırsız işadamlarının işbirlik yaparak ülkenin kaynaklarını talan ettirildiğine, ülke çıkarlarının gözetilmediği ve uluslararası suç işlendiğini,
Adaletin işlemediğini hakim ve savcıların tüm bunlar karşısında harekete geçmediğini,
Namuslu gazeteciler olmadığı için tüm bu hukuksuzlukların yazılmadığını söylerler.
Çünkü çok iyi bilirler ki, bizim gibi geri kalmış ülkeler de "din, namus, milliyetçilik, devlet" kutsal sayıldığını. O nedenle sık kullanırlar, bu güne kadar karşılığını aldılar.
Oysa ki Din'i kutsayıp, namusa tapanlar;
Cami imamı kızkardeşine yıllarca tecavüz ederken.
Cemaat evlerin de, kuran kursların da onlarca kız- erkek ayırtetmeksizin çocuklara tecavüz edilirken,
Din'i kutsayıp, namusa tapanlar, ne hikmetse üç maymunu oynamayı tercih ederler.
Dönersek asıl konumuza,
Ey!.. Hanefe mezhebinin müslümanı,
Yeni osmanlıcı, ezilen müslümanların kurtarıcısı, mazlum Türkleri tek devlette birleştirecek olan büyük Turancı,
Vatanına, devletine laf söyletmeyen Milliyetçi,
Fakir fukaranın hakkını savunan Sedat Peker.
Tüm söylediklerin ya gözünün önünde, yada gayri meşru yapılanmada sen görevliyken yapıldı.
İki de bir kullandığın ve önemsediğin dini argümanın 'Gayretullah' adına soralım.
Fakir fukaranın hakkı yenirken,
Devlet itibarsız bırakılıp, kaynakları yağmalanırken,
Vatan dediğin topraklar Katar ve Araplara pazarlanırken,
Bayrak, Reza Zarrap denilen adamın hırsızlığına örtü olurken,
Turan mutlak gelecek derken ama turan topraklarında kurulu devletler senin de işbirliği yaptığın hükümetin yönettiği devleti ciddiye almazken.
Sen uzayda mı yaşıyordun?.. yada kendini çok zeki, alemi salak mı zannediyorsun.
Suçladıklarınla beraberdin devlet. millet, vatan, bayrak talan edilirken, fakir fukaranın hakkı yenirken.
Sedat, bizi aptal yerine koyma...
Ozan










