16 Aralık 2021 Perşembe

BANDIRMA İL OLSUN, BALIKESİR NE OLSUN?



Spor kardeşlik ve barıştır çok doğru ama bizler, Balıkesirspor'la ortak kültür de olamdığımız için kardeş de değiliz.

Kardeşlik, Bandırma'yı 2.lige düşürüp sevinenlerle olmaz, olamaz.
Bir defa kültürel, sosyal, ekonomik benzerliklerimiz olmadığı gibi yüzseken derece ayrışıyoruz.
Biz KDV'yi üretiyoruz, tüketen Balıkesir.
Sanayi, tarım, hayvancılığı geliştiren biz, nemalanan Balıkesir.
Karayolu, Denizyolu, Hava yolu, Raylı taşımayı yapan biz ama ne hikmetse parsayı toplayan Balıkesir.
Deniz, kaplıca, doğa turizmini geliştiren, yatırım yapan biz, tanıtımından pay alan Balıkesir.
Balığı tutup rakının yanında mundar etmeyen biz, ayran içip ağlatan onlar.
Zeytini toplayıp, yağını çıkaran, zeytinyağlı yemekleri meze yapan biz, ana yemek diye yiyen onlar.
Onlar üzümden pekmez yapar biz şarabı güzel yaparız.
Onlar peyniri hoşmerimde yerler, Biz markalaştırıp her öğünde, kavunun yanında mezede.
Limandan biz ihracat yaparız, onlar müflis tüccar gibi övünür.
Düşmana biz F16 göndeririz, onlar şehitlik edebiyatıyla sömürür.
Tavuk ve Yumurtada ülkenin % 25'i biz besleriz, onlar sadece beslenir
Hayvancılıkta kıvırcık koyunu biz besleriz, onlar Edincik'in merasını sanayiye açmakla sevinir.
En güzel Manyas göl fasülyesini biz ekeriz, çabuk pişen nohutu biz üretiriz. onlar gelip alıp beslenirler.
Kuşlar bize gelir, Manyas kuş cenneti gözlem kuleleri bizde adına festival yaparız, onlar gelir seyreder.
Büyük İskender impatorluğunu bizim topraklarımızda kurmuştur, onlar iskenderi yemek sanır.
Kzikos, su savaşlarını bizim bulunduğumuz yerde verip sekizinci dünya harikası kentini burada kurmuştur, onlar Kzikos'a 5000 konut yapmak isteyendir.
Erdek'li Kotroni ilk şarap fabrikalarını Erdek-Düzler'de kurup Fransa'ya ihraç edip ödüller almış. Onlar pekmezi bile çeşitlendirememiştir.
Çok yazılacaklar var ama kısa keselim.
Tüm bunlar yazılırken Balıkesir'in ilçesi Bandırma denildi mi, kopuyorum Güney Marmara ve Körfez olmasa köysünüz kardeşim..
Bugün maçımız var ve biz kazanacağız, siz küme düşeceksiniz amatöre kadar yolunuz var...
Ve maçı 3-0 kazandık
Bandırma il olsun, Balıkesir amatör lige düşüp g.t olsun..
Vesselam
Ozanca


EKONOMİ DEHASI OLMAK GEREKLİ !..




Ben ekonomist değilim ama asgari ücret 2021 yılı ocak ayının altında belirlenmiş.

Asgari ücret artırılması iyi diyenlere;
1 Ocak 2021
Asgari ücret 2.825.-TL
Dolar kuru 7.43.-TL
Dolar kuruna göre asgarî ücret : 380 dolar.
1 Ocak 2022 verilen
Asgari ücret 4.253.-TL.
Dolar kuru. 15.55.-TL.
Dolar kuruna göre asgarî ücret : 274 dolar
Sonuç:
2021 yılı asgari ücretinden tam 106 dolar yani 1.640.-TL. eksik ödenmiştir..
Olması gereken asgari ücret 5.893.-, TL.dir.



Bazı çok bilmişler diyor ki, asgari ücret yüksek olması halinde işverenler işçileri işten çıkartırlar diyenlere,
Fakir fukaranın vergileriyle toplanıp, hiç edilen 128 milyar dolar kaç asgari ücret eder?
Dolarla õdeme garantisi verilen köprü,yol geçişlerinde yandaş müteahhite aktarılan para kaç asgari ücret eder?
Dolarla hasta garantili şehir hastanelerine aktarılan para, kaç asgari ücret eder?
'Milletin a.ına koyacağım' diyen Cengiz holdingin affedilen vergi borçları, kaç asgari ücret eder?
Köprüden,yoldan geçerken dolar bazında para öde,hasta olursan gittiğinde şehir hastanelerine dolar bazında para ödeyeceksin ancak maaşını dolar karşısında kaybeden para birimiyle alacaksın..
20 yıldır bu ülkeyi akp iktidarıyla sermaye yönetmektedir ve sermaye büyük kârlar kazanmıştır.Akp ve sermaye işbirliğine örnek,
"Ohal sayesinde grevler yaptırmıyoruz" diye beyanatlar vardır. Ayrıca,sermayeye verilen teşvikler, ödenmeyen ve affedilen vergi borçları tümü bu ülkenin emekçi, emekli, memur, esnafın verdiği vergiler sayesinde verilmiştir.
Yıllarca komprador sermayeye hizmet veren akp, sunulan asgari ücret lütuf değildir,, aksine dolar cinsinde emekçinin cebinden 106 dolar karşılığında 1.640.-TL.eksik ödemiştir. Yani yaşam maliyetinin altında, sermayenin çıkarına yapılmıştır.
20 yıldır ezilen emekçinin hakkını savunmayıp, işçi çıkartırlar diyerek sermayenin yanında konuşlananlar unutulmasın ki "Ölmüş eşek kurttan korkmaz" Sermayenin de para kazanabilmesi için de işçiye ihtiyaçları vardır.
İşçinin emekten gelen "Artı değeri" hakkı olduğu halde verilmiyor diyeceğim kimse anlamayacak o nedenle pas geçiyorum.
Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz diyenlere;
Üretmeyen ülkeler halkın tüketimini (ihtiyaçlarını) temin edebilmek için ithal etmek zorunda kalır. Türkiye'de sanayiden, tarıma üretime dayalı politikası olmadığından ithal politikası uygulanmaktadır. Bugün 15.55.-TL.den işlem gören dolar kuru, artmaya yani para değerimiz düşmeye devam ederse sonraki günlerde ekmekten, süte, çocuk bezinden, mamasına kadar zam gelmesi demek oluyordur.
O nedenle, markette alışveriş yaparken, akaryakıt alırken, doğalgaz faturası öderken dolar kuru üzerinden çevrilmiş TL üzerinden ödeme yapıyoruz...




En temel gıdalar (un, nohut, mercimek, sıvı yağ vs.) üretemediğimiz için dolar yada Euro ile ithal ediliyor.
250 kalem inşaat malzemesinin yaklaşık 200 kalem üretemediğimiz için dövizle ithal ediliyor.
Gübre, mazot vs. döviz cinsinden hesaplama yapıldığı için köylü ekemiyor geçen senelerde olduğu gibi patates döviz kurundan ithal ediliyor.
Hayvancılık öyle, sanayide ara mal üretiminde öyle,
Eğitim de kağıt fabrikaları olmadığı için defter, kitap, tablet, PC vs. ithal ediliyor.
Velhasıl, Türk parası veriyor gibi yapıp hayatımızın her alanında döviz kullanmak zorunda bırakılıyoruz.
Arabamıza akaryakıt alırken karşılığı döviz cinsinden çevrilmiş lirayla ödeme yapıyoruz.
Markette diş macunundan, tuvalet kağıdına kadar dövizden çevrilmiş lirayla ödeme yapıyoruz.
İş böyle olunca, en temel gıdaya ulaşmak için dolardan çevrilmiş lirayla ödeme yapıyoruz
Kira yada satın almak istediğimiz bina, dolardan çevrilmiş lirayla ödeme yapıyoruz.
Tarlayı ekmek için gübre, mazot vs. alacağız, dolardan çevrilmiş lirayla ödeme yapıyoruz.
Çocuklardan, en yaşlı insanın tüm ihtiyaçları TL'ye çevrilmiş dolar üzerinden yapılmaktadır.
Ozanca





10 Aralık 2021 Cuma

DOĞARKEN YALAN, ÖLÜRKEN YALAN

 


Camiler de, ölen insanlar için imamın "Helallik" istemesi kadar garip bir durum yoktur herhalde.

Adam, hırsız en yakınını dolandırmış yakını dahil herkes biliyor hırsız olduğunu,
Adam, namussuz çevresine bir gram iyiliği olmadığı gibi herkesi birbirine düşman kılıp küstürmüş,
Irz düşmanı en yakınlarının kadınlarına, kızlarına sarkıntılık yapmış,
Tefeci, bezirgan, faizle para verip ocaklar söndürmüş,
Siyasetçi, söz vermiş yapmamış, umutları, gelecekleri çalmış,
Zengin işadamı, çalıştırdığı işçilerin alınterini çalmış,
Hukukçu, adil karar vermemiş,
Doktor, hastalarını savsaklamış
Mühendis, projesini yaptığı yada kontrolörlüğünü yaptığı bina çökmüş vs diye çokça uzatabiliriz.
İnsan olamayan yada mesleğinin gereği yerine getirmeyen, insanlık adına üzülmeyen, her türlü soytarılığı çıkarı veya bir grubun menfaati için hareket eden, görmezden gelen, yarınları kirleten bu insanlara;
"Hakkınızı helal ediyor musunuz" yerine,
"Tabutta yatan bu insan(?) egosu uğruna yapmadığı kötülük kalmamıştı, sizlerin de sonu bu olacak denilmesi." daha doğru ve gerçek olmaz mı?
Doğarken leylekler getirdi diye başlayan yalan, ölünce devam etmesin...
Ozanca
Beğen
Yorum Yap

9 Aralık 2021 Perşembe

NEDEN İNANDIRICI OLAMIYORUZ?

 


Biliyorum yine tepki alacağım, eleştirileceğim, dışlanacağım ama devrimci-sosyalist olmakta ayrık ot misali aykırı olmak,yanlış gördüklerini eleştirmek değil mi?.

Doğru bildiklerini savunmayıp, yanlışını bildiğin halde saf tutmak yakışır mı bize?..

Biliyorum ki sosyalist, insanı sever, o nedenle savaşımı insanın mutlu, özgür, eşit yaşaması içindir.

Biliyorum ki o nedenle  on yıllardır eşitlik için,ekmeğin ortak paylaşımı için bir çok abilerimiz,arkadaşlarımız olmak üzere yoldaşlarımız idam sehpalarında çingene cellada gülümseyerek sandalyelerine kendileri tekme atmıştır, işkenceler, zulümler çekmiştir,korsakov (Beyin travması/sıfırlanması) yapılmıştır..Direnmiştir hayata ve zulümlere Ahmet Arif ustanın dediği gibi "Terk etmemiştir Sevdasını"

Okuduklarımdan, yaşadıklarımdan pek çok şey öğrendiğim. Yukarıda yazdığım özelliklere teoride ve pratikte sahip,kendisini ülke sevdasına adayan araştıran,sorgulayan,kitaplar yazan, tek sevdasının inandığımız gelecek güzel günlere kendisini adayan pek çok arkadaşım mevcuttur..

Mutlak beni eleştireceklerdir, saygı duyarım.

Yanlışım varsa, düzeltirim,

Hatam varsa özür dilerim, özeleştiri istenirse sevinerek veririm..

Şimdi gelelim asıl konuya...

Son yıllarda üzülerek tanıklık ettiğim kendisini devrimci-sosyalist olarak tanımlayanların zaafiyetlerine, yanlışlarına (kendimce),

-Devrimci insan kollektif yaşamı öngörür ve yaşar.

-Devrimci insan,araştırmadan,soruşturmadan dedikodu/asparagas haberlere itibar etmez,kendine zarar dahi verse karşı çıkar.

-Devrimci insan,Romantiktir ama hayatı algılamada duygularıyla hareket etmez,nesneldir,objektif  bakar yaşama o nedenle geçmişteki arkadaşlarını unutmaz ama bu ölü  seviciliği boyutuna taşımaz.

-Devrimci insan,Yoldaşlık bilinci vefadır,sevdadır asla terk etmez.Kendini bilmeyenlerin diliyle "feodal" ilişki olarak nitelendirilemez.

-Devrimci insan,ezilenin yanında ezenin karşısında olandır,

-Devrimci insan,grev çadırlarında emeğin yanında yatandır.Köylünün alınterini silen,memurun özlük haklarıdır,öğrencinin öğreteni,kadının direnişinde omuzdaş,anaların gözyaşı,babaların sessiz eyvahlarıdır, çocukların gülen yüzüdür..Yani bilcümle "Kimsesizlerin kimisi,yarınların güneşidir"

-Devrimci insan,tepedencilikten uzak herkesin anlayabildiğince dilidir ötekileştirmeden,yadırgamadan ve yargılamadan..

-Devrimci insan,inançlara saygılıdır,kimseyi inancıyla yargılayamaz (Fransa’da İç Savaş’a önsözünde Engels şuna dikkat çekmişti: “devlete ilişkin olarak, din bütünüyle kişisel bir sorundur.” Bunu yorumlayan Lenin 1905’de şöyle yazıyordu: “Devlet dinle ilgilenmemelidir; dinsel kurumlar devlete bağlı olmamalıdır. Herkes istediği dini savunmakta ya da dinsiz, yani genelde her sosyalist gibi ateist olduğunu açıklamakta özgür olmalıdır.” )(Lenin, Din Üzerine, “Sosyalizm ve Din”)

Not:Dileyen benim kişisel blog sayfamda "DİN, marksizm, Sosyalizm" etiketi ile geniş olarak okuyabilir

-Devrimci insan,yaşayan halkın değerlerini aşağılayamaz,örnek mi M:Kemal Atatürk.

Kuramsal teoriği Marx'ı, Pratiğini Lenin,Mao,Kastro,Enver hoca vs. görenler, Kurtuluş savaşında Lenin önderliğinde yardımları ile Atatürk'le  yazışmaları....,

Mao'nun uzun yürüyüşünde "Çin'in Atatürk'yüm" demesini...,

Castro'nun Atatürk'ün heykelini dikmesini ve latin amerikada 11 ülkenin sokaklara adını verdiğini mutlak biliyorlardır...

Ayrıca Nazım'ın Kuvayi milliye destanında Atatürk'ü anlatması,....

“Dünyanın ilk zaferle biten Halk Savaşını sürdüren Kuvayı Milliye’nin yönetici kadrosu sosyalist değildi, ama sapına kadar ihtilalci diyen Mahir Çayan (Dileyen kişisel blog sayfamdan "THKPC VE KEMALİZM SAVUNMASI - Mahir ÇAYAN" etiketiyle okuyabilir),,.....

Samsun'dan yürüyüş yapan Deniz Gezmiş (Dileyen Deniz Gezmiş etiketiyle bir çok yazıyı okuyabilir)

Yani sevgili dostlar,halkın değerlerine,inançlarına,alın terine,göz nuruna saygılı olmak bir devrimci ve sosyaliste yakışan eylemdir..

Şimdi bulunduğumuz yerde sırtımızı yaslayalım ve düşünelim

"BİZ NEDEN İNANDIRICI OLAMIYORUZ...

EMEKÇİLERE,EZİLENE,YOKSULA,GENÇLİĞE,KÖYLÜYE,İŞSİZE  TEMAS EDEMİYORUZ DİYE EMPATİ YAPARAK DÜŞÜNMENİZ DİLEĞİMLE.."

***

Bu ülkenin, sınıf bilinci olmayan yada kullanan sahte solcudan - sosyalistten,
Bu ülkenin, faşist kafa yapısında olup safa yatan, çıkarı için vatanı üç kuruşa peşkeş çeken bayrakçı, milliyetçiden,
Bu ülkede, Allah'ı çıkarları için kullanan siyasal İslamcı sahtekardan uzak duracaksın..
Birincisi sınıf bilincini,
İkincisi yurttaş bilincini,
Üçüncüsü ise inancını yok eder.

Sonuç mu?..
Koyunluk bilinci..

Son kelamla bitirelim...

Beni Faşistler yanıltmaz bilirim, Vatan millet edebiyatıyla memleketi talan ettiklerini.
Dinciler de yanıltmaz bilirim, en büyük sahtekar olup halkın saflığını kullandıklarını,
Liberaller, sosyal demokratlar vs.de yanıltmaz bilirim ki, küçük burjuva özlemlerini tatmin derdindeler..
Beni en çok benim dediklerimini sol-sosyalistler olanlar yanıltır,
Sınıfsal bilinci egoları uğruna yok ettikleri için...

Selamlar

Ozan'ca

3 Aralık 2021 Cuma

ÇOK SAHTEKARSINIZ ÇOK!..



Bu ülkede yaşayan, yandaş yada yalaka olmayan herkes çok iyi biliyor ki;

Gıdadan temizliğe, temizlikten mazota %50'in üzerinde zam gelmesine rağmen TÜİK tarafından yanlış enflasyon verileri açıklıyor
Bunlar sözde Müslümanlığı referans gösterirler, ancak kul hakkı yemenin, yalan söylemenin, insanları kandırmanın çok büyük günah olduğunu bilmiyorlar mı?.
Bal gibi de biliyorlar...



Gerçek enflasyonu halktan gizlemek için, sarayın emriyle sahte enflasyon veri düzenleyen TÜİK;.
İşçinin, toplu sözleşme de hakkını yiyorlar.
Memurun, maaş zamlarını düşük almasına, yaşam şartlarının zorlanmasına neden oluyorlar.
Emeklinin, yıllarca çalışıp yaşlılığın da rahat edebilmesi gerekirken cebinden parasının çalınmasını sağlıyorlar ve sağlamaya devam ediyorlar.
Ayrıca TÜİK gerçek enflasyonu halktan gizlemekle;
İşçi çocuğunun, daha az süt içmesine neden olup fiziksel gelişimini engelliyorlar.
Memur çocuklarının, et, balık, tavuk yiyemedigi için zeka gelişimine engel oluyorlar.
Emekli, portakal, mandalina alamadığından torununun c vitamin alamadığına engel oluyorlar.
Bunlar bir de Allah'tan korktuklarını söylerler, ya korkmasalar neler yaparlar.
Zina haramdır derler, kadınlara, kız-erkek demeden çocuklara, hayvandan- damacanaya kadar tecavüz edenlerdir.
Uyuşturucu, içki haramdır derler, arabanın içinde kokain çeker alem yapanlardır.
Bunlar, okuyan, sorgulayan insanları sevmezler çünkü insan okudukça oylarımız düşüyor diyenlerdir.
Bunlar sinemaya gitmezler, tiyatro izlemezler, sergi gezmezler, konsere gidip bir türkü dinleyip eşlik etmezler.
Bunlar o nedenle katı,nobran,ezik insanlardır.
Ormanın yeşilini, bir tek doların yeşili olarak görürler.
Dereleri, pet şişeye koyup satılacak su olarak bilirler.
Bilimi, teknolojiyi, marka değerin ne olduğundan habersiz, gelişmenin betonlaşma ile olacağını sanırlar...
Bunlar sözde Müslümanım derler, oysa ki! saf ve temiz Müslüman dahil din-iman ayırt etmeden, acımadan, yürekleri sızlamadan çıkarları uğruna insanları sömüren, dağları, ormanları, akarsuları talan eden siyasal İslamcılar ve oligarklarıdır...
Ozan


***
Ben, adli tıp uzmanı yada doktor değilim.
Morg'ta insanlar ölmez, ölen insan morg'ta bekletilir.
Ayrıca ekonomistte değilim ki,
"Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." anlamam.
Ancak sıradan bir halk bireyi olarak,
Mutsuz insan yaratan iktidar, devleti yönetemez.
Avrupa'da asgari ücretle çalışan sayısı %1 yada 2'yi geçmezken,
Türkiye'de,
Çalışanların % 58'i açlık sınırının altında 2.825.-TL asgari ücret almaktadır.
Yüksek faturalar nedeniyle doğalgaz ve elektrik kullanamaz durumdadır.
Kalitesiz eğitim, niteliksiz insan yetiştirmekdir.
Çocukların zeka gelişimi için protein tüketmesi (et, balık,tavuk) gerekirken, karbonhidrat (Ekmek, makarna) tüketmektedir.Orta vadede Türkiye'yi bugün ki gibi vasat insanların yönetecek olması, çoğalması demektir.
Ve halkın temel gıdaya ulaşamadığı gerçeği vardır.
Üretemeyen toplumlar, tükenerek yok olurlar.
Tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye, son 20 yıldır tarımda, yerli tohum kullanma yerine yabancı tohum ve toprağa ekim yerine para verip. ekmemeyi teşvik edildi.sonrasinda mazot ve gübre fiyatlarına yapılan zamlarla köylü kendi topraklarını ekemez duruma getirildi. Mera alanlarını imara açarak samanı yurtdışından ithal edildiği için hayvancılık hem yem fiyatlarının yüksek olması nedeniyle, hemde yurtdışından getirilen Angus türü hayvanları getirerek aynı zamanda et ithal ederek hayvancılık bitirildi.
Ozanca