10 Eylül 2023 Pazar

MELEK GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR

 MELEK GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR



Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan kitabında şu cümleleriyle insanoğlunun içsel çelişkilerini büyük bir açıklıkla dile getirir:

"İçimizde şeytan yok. İçimizde âcizlik var, tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçma eğilimi var."

Bu ifadeler, sağ siyasetin yüzyıllardır insanlığa dair üretmek yerine, kapitalizmin taşeronluğunu yaparak varlığını sürdürdüğünü düşündüğümüzde daha da anlam kazanır. Sağ siyaset; acizlik, tembellik ve bilgisizliğin karanlık yüzünü, melek görünümlü bir şeytan kılığına sokarak halkın gerçekleri görmesini engellemekte ustadır.


Kapitalizmin sağ siyasetin önüne serdiği manipülasyon araçları -gazeteler, televizyonlar, internet siteleri- ve onların yetiştirdiği algı operatörleri, 7 gün 24 saat halkın bilinçlenmesini engellemeye yönelik bir "şeytanlık" düzeni inşa eder. Hakikat, sağ siyasetin korkulu rüyasıdır; çünkü eğitimli bir toplum ve örgütlü bir halk, sağ siyasetin en büyük kâbusudur. Bu nedenle eğitimi işlevsiz hale getirmek, gerçek bilginin önüne barikatlar kurmak ve halkın örgütlenmesini engellemek için her yolu denerler.


Sağ Siyasetin Sömürgeci Doğası


Sağ siyasetin, kapitalizmin ve emperyalizmin çıkarlarına hizmet etme noktasında hiçbir rahatsızlık duymadığı ortadadır. Onlar için "Bayrak, Vatan ve Kutsal Kitaplar" yeterlidir; bu üç argüman üzerinden halkı kolaylıkla yönetebileceklerini düşünürler. Fakat bu söylemler sadece bir aldatmacadır. Bu siyasi anlayışın yoksulluk, yolsuzluk, çevre talanı ya da toplumsal adaletsizlik karşısında sesi çıkmaz; çünkü bu konular onların çıkar dünyasında bir anlam ifade etmez.


Dereler kurutulurken, ormanlar talan edilirken, kadınlar öldürülürken ya da çocuklar istismara uğrarken onların ne bir feryadını duyarız ne de bir çözüm arayışına girdiklerine tanık oluruz. Fakat ülkenin her köşesinde haykıran bir türkü duyulur:

"Baş koymuşum Türkiyemin yoluna/ Düzlüğüne yokuşuna ölürüm/ Asırlardır kır atımı suladım/ Irmağının akışına ölürüm Türkiyem."

Bu türkü, halkın acılarını örtmek ve gerçekleri görünmez kılmak için kullanılır.


Sağ Siyaset ve Vatan Söylemi


Bir karış toprağın bile vatan olduğunu iddia edenlerin, Yunanistan’ın işgal ettiği adalar karşısındaki sessizliği hafızalarda tazedir. "Milliyetçilik bizim vazgeçilmezimiz" diyenlerin, Sakarya Tank Palet Fabrikası’nı Katar’a devrederkenki kayıtsızlığı unutulmaz. Atatürk’ü dilinden düşürmeyenlerin, Ayasofya’da Diyanet İşleri Başkanı’nın lanet okuması karşısındaki sessizliği ise tarihsel bir ironi olarak kayıtlara geçer.


Ancak yine de ölürler Türkiye için, bir türkü eşliğinde:

"Sevdalıyım yangın yeri bu sinem/ Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem/ Pınarlardan su doldurur Eminem/ Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem."


Sağ Siyaset ve Kutsal Kitaplar


Kutsal değerleri dillerinden düşürmeyenlerin, tarikat yurtlarında yaşanan istismar skandallarında sessiz kaldığını duymayan kaldı mı? Karaman’daki çocuk istismarını örtbas etmeye çalışanların, "Bir seferle bir şey olmaz" diyerek insanlık onurunu ayaklar altına alması hala hafızalarda değil mi? Sağ siyaset, halkın dini duygularını sömürmekte mahir; fakat bu değerleri korumakta da bir o kadar acizdir.


Yine de onların türküleri vardır:

"Düğünüm, derneğim, halayım, barım/ Toprağım, ekmeğim, namusum, arım/ Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem."


Sağ Siyasetin Yokluğu


Onları ne işsizlikten bunalıp intihar eden bir babanın cenazesinde ne evine ekmek götüremeyen kadının morg önünde ne de işçi hakları için greve çıkanların yanında görürsünüz. Sağ siyaset, halkın dertlerini dinlemek yerine, kendi çıkar düzenini sürdürmekle meşguldür. Halkın acıları onların umurunda değildir; çünkü kapitalizmin sunduğu konfor onları doyurur.


Son Söz


George Orwell’in dediği gibi:

"Biz, duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz."

Sağ siyaset de halka duymak istediğini söyleyip yapması gereken her şeyi engeller. Onların melek maskesi altında şeytanı saklayan yüzlerini görmek için eğitimli ve bilinçli bir topluma ihtiyacımız var.


Sağlıcakla.

Ozanca