15 Haziran 2026 Pazartesi

ERKAN BAŞ NE DEMEK İSTEDİ, KİM NEDEN ÜZERİNE ALINDI?

 ERKAN BAŞ NE DEMEK İSTEDİ, KİM NEDEN ÜZERİNE ALINDI?



TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın "Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz" sözleri üzerine Kürt siyasi çevrelerinden tepkiler geldi.

DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, bu sözlerin ayrımcılık ve ötekileştirme anlamına geldiğini savunarak, Kürtlerin her makama gelebileceği gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.
Benzer şekilde Ahmet Türk de açıklamaları şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, "Sosyalist ve devrimci bir insana yakışmayacak sözlerdi" değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Erkan Baş'ın daha sonra yaptığı açıklamaya bakıldığında, tartışmanın ekseninin etnik kimlik değil siyasi tutum olduğu açıkça görülmektedir. Baş, tüm yurttaşları kucaklayan ortak bir adayın anadilinin kendileri açısından hiçbir önem taşımadığını belirtmiş, asıl meselenin siyasi program ve mücadele hattı olduğunu vurgulamıştır.
Nitekim "DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna verdiği yanıtta da önceliklerinin seçim hesapları değil, ortak mücadele zemini olduğunu söylemiş; Saray rejimiyle uzlaşmayan, ona teslim olmayan ve onunla mücadele eden bir çizgide ısrar ettiklerini ifade etmiştir.

Bu çerçevede Erkan Baş'ın sözlerini etnik kimlik karşıtlığı olarak yorumlamak yerine, AKP ile uzlaşma ihtimali bulunan bir siyasi hattın adayına destek vermeyecekleri şeklinde okumak daha isabetli olacaktır. Buradaki itirazın Kürt kimliğine değil, belirli bir siyasi stratejiye yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, "Bu ayrımcılığın ve ötekileştirmenin devamıdır" şeklindeki değerlendirmeler de tartışmaya farklı bir boyut kazandırmaktadır. Türkiye'nin emekçi halkları arasında tarihsel olarak çözülemeyen bir düşmanlıktan söz etmek mümkün değildir. Türk ve Kürt emekçiler aynı fabrikalarda çalışmış, aynı yoksulluğu paylaşmış, aynı sömürü düzeninin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

Buna karşılık Kürt siyasetinin belirli dönemlerde sınıfsal ve toplumsal taleplerden uzaklaşıp etnik milliyetçilik eksenine sıkıştığı yönündeki eleştiriler de göz ardı edilemez. Bu eleştiriler, özellikle Suriye'deki gelişmeler, ABD emperyalizmiyle  kurulan ilişkiler ve AKP iktidarıyla mücadele yerine müzakere yönteminin tercih edilmesi üzerinden dile getirilmektedir.

Ahmet Türk'ün "Sosyalist ve devrimci bir insana yakışmayacak sözlerdi" değerlendirmesi ise ayrı bir tartışma başlığıdır.
Çünkü yıllar boyunca bölgede feodal ilişkilerin, aşiret düzeninin ve toprak ağalığının siyasal etkileri tartışılmıştır. Kendisi de geçmişte "Ben Kürdistan'da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum" ifadelerini kullanmıştır. Bu nedenle birçok kişi şu soruyu sormaktadır:


Köylülerin maraba olarak çalıştırıldığı, ağalık ve beyliğin hüküm sürdüğü düzenlerin temsilcileri ne zamandan beri sosyalizmin ve devrimciliğin ölçüsünü belirleyen merci haline gelmiştir?
Sosyalizmi ve devrimciliği değerlendirecek olanlar; emek, eşitlik ve halkın çıkarları temelinde mücadele edenlerdir. Feodal ayrıcalıkları temsil edenler değil.

Bu nedenle tartışmanın etnik köken üzerinden değil, siyasi tutumlar, sınıfsal tercihler ve iktidarla kurulan ilişkiler üzerinden yürütülmesi daha sağlıklı olacaktır.
Ozan 
15 Haziran 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder