20 Haziran 2026 Cumartesi

PROPAGANDA KUPASI DEĞİL, DÜNYA KUPASI

 PROPAGANDA KUPASI DEĞİL, DÜNYA  KUPASI 




Dünya Kupası'nda Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın maçlarını hiç izlemedim. Tekrarlarını da izlemedim. Takım elendiğinde üzülmedim de.

Çünkü son yıllarda sanatta, sinemada, edebiyatta, televizyonda ve dizilerde olduğu gibi spor da siyasetin gölgesine sokuldu; birleştirici olmaktan çıkarılıp ayrıştırıcı bir araca dönüştürüldü.

Milli takım Dünya Kupası'na giderken hazırlanan tanıtım videosu, neden izlemediğimin en açık cevabıdır. Bir futbol turnuvasına mı gidiyoruz, yoksa savaşa mı çıkıyoruz, anlamakta zorlandım. Tanklar, toplar, savaş uçakları ve siyasi propaganda unsurları eşliğinde hazırlanan klip, sporun ruhundan çok bir askerî operasyonu andırıyordu.

Oysa futbol bir savaş değil; insanların ortak heyecan yaşadığı, dostluk ve rekabet duygularını bir arada barındıran büyük bir şölendir. Fakat siz bu şöleni bile siyasetin ve hamasetin malzemesi hâline getirdiniz.

İlk turda elendik.
Şimdi sormak gerekir: Hazırlanan videolardaki savaş atmosferine göre ne oldu? Yenildik mi? Bir savaşı mı kaybettik? Düşman işgaline mi uğradık?
Elbette hayır.
Ortada sadece bir futbol turnuvası vardı. Kazananlar oldu, kaybedenler oldu. Hepsi bu kadar.

Asıl sorun başka yerde. Futbolcular da siyasetçilere benzemeye başladı. Başarı üretmek yerine görüntü üretmenin, performans yerine sloganın, disiplin yerine gösterişin peşine düşüldü.
Allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, "vatan-millet-sakarya" edebiyatı, bitmek bilmeyen hamaset, goygoy, yaygara, şamata ve şımarıklık...,



Sonuç ne?
48 takımın mücadele ettiği turnuvada gol dahi atamadan elenen ilk takım olmak.
Demek ki sloganlar gol atmıyor, işaretler puan kazandırmıyor, hamaset kupa getirmiyor.

Sorulması gereken asıl soru şudur:
Voleybolda ve basketbolda uluslararası başarılar elde eden milli takımlarımız varken, neden aynı başarıyı futbolda göremiyoruz?
Çünkü başarı; bağırarak değil çalışarak, sloganlarla değil eğitimle, gösterişle değil bilimle, torpille değil liyakatle gelir.

Eğer futbolun yerini propaganda, eğitimin yerini hamaset, emeğin yerini şov alırsa ortaya çıkan sonuç da bugünkü tablo olur.



Daha düne kadar sömürge olan ülkeler turnuvada yoluna devam ederken, bize yıllardır anlatılan "Dünya bizi kıskanıyor" masalının gerçeklerle ne kadar örtüştüğünü de bir kez daha görmüş olduk.

Dünya Kupası'nda başarı; tank görüntüleriyle, propaganda videolarıyla ya da büyük laflarla değil, altyapıyla, eğitimle, planlamayla, bilimle ve liyakatle gelir. Sahada kazanılmayan başarı, ekranda hazırlanan gösterişli kliplerle elde edilemez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder