AKTÜTÜN Karakolu’nda 17 vatan evladının şehit edilmesinden sonra insanların beynine bir kuşku düştü. Defalarca basılmış bir karakol, yine basılıyor ve yüreklere kor ateş düşüyor. Bütün medya şehit cenazelerine ve Genelkurmay açıklamalarına kilitlenmişken, aklımıza "Acaba terörle mücadelede işler anlatıldığı gibi değil mi?" sorusu geliyor.
Tam da Aktütün’e saldırı ve şehit haberleri geldiği gün (4.10.2008 Cumartesi) Referans Gazetesi’nde Apo’nun "Kürt milliyetçiliğini İsrail yarattı" başlığını taşıyan bir yazı dikkatimizi çekti. ’Kuzey Irak Güncesi’ köşesinin yazarı Cevdet Aşkın, terörist başı Öcalan’ın Fırat Haber Ajansı’nda yayımlanan sözlerini aktarmış... Bebek katili Öcalan Kuzey Irak’taki yönetimin destekçisinin İsrail olduğunu söylemeye getiriyor.
Yazıda aynen şöyle deniliyor:
"Öcalan, ’Kürt milliyetçiliğini ortaya çıkaran İsrail’dir. İsrail ve Kürt milliyetçiliğinin çok güçlü ilişkileri var. İsrail, bu milliyetçiliği kontrol altında tutmak istiyor’ dedi. Fırat Haber Ajansı tarafından cuma günü verilen haberde Türk milliyetçiliğinin İttihat Terakki’de laik kıyafetli olarak geliştiğini söyleyen Öcalan, ’Kürt milliyetçiliği ise Nakşi karakterlidir, içinde laiklik kıyafeti azdır’ diye konuştu. Öcalan, Ergenekon’un tasfiyesini Mossad’ın istediğini ileri sürerek ’Tasfiye edilenlerin yerine ılımlı İslam anlayışındakileri getirecekler. Bu tasfiye ile Deniz Baykal daha da zayıflayacaktır’ dedi. İmralı’da Attila Uğur’un (Ergenekon davasından tutuklu, emekli jandarma istihbarat albayı) kendisiyle görüşmesinde ’güdümlü, kademeli demokrasi’ önerdiğini öne süren Öcalan ’Ben kabul etmedim. Demokrasi, açık, şeffaf ve özgür olmalıdır’ dedim, diye konuştu."
BİR AY ÖNCE
İsrail’in, Kürtlere merakı doğrusu çok ilginç değil mi? İddia hoşunuza gider gitmez sizin bileceğiniz iş ama Aktütün’e bu saldırının olduğu bir sırada üzerinde düşünmeye de değer...
Bir yıla yakın zamandır bu işi yakından izleyen ’takipçi’ gazeteci Cevdet Aşkın’a bakarsanız PKK bu tür bir saldırı yapacağını zaten bir ay önceden ilan etmiş... Dünkü ’Aktütün’e göstere göstere saldırı, Ankara’da yeni yol arayışı’ başlıklı yazısında öyle anlatılıyor. Aşkın daha 10 Eylül’deki ’Kuzey Irak Güncesi’ köşesinde ’DTP’den Kürt sorunu için diplomatik atak, PKK vites yükseltti, çatışmalarda kritik iki ay’ başlıklı yazısında Aktütün benzeri eylemleri şöyle öngörüyor:
"PKK’nın kongre sonuç bildirisinden ise örgütün halk meclisleri şeklinde örgütlenmeye hız verecek olmasının yanı sıra ’anadilde eğitim’ talebiyle yapılan yürüyüş, gösteri vb. eylemleri artıracağı anlaşılıyor. Özellikle Ankara’nın PKK’ya karşı askeri önlemler almasını istediği ve bu yönde baskı yaptığı Bölgesel Kürt Yönetimi’ni kastederek kendisine karşı silahlı girişimde bulunulmaması uyarısını yapan örgüt, güçlerinin faaliyetini ’meşru savunma’ olarak nitelediği tempodan ’orta yoğunluk’lu diye nitelediği bir üst tempoya çıkaracağını ilan ediyor. (PKK’nın ’orta yoğunluk’ dediği eylem türü Aktütün’e yapılan saldırı mı? Y.B.)
Diğer bir ifadeyle örgüt, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak coğrafyasında kış koşulları hákim olana kadar en az 2 aylık dönemde mevcut çatışmayı daha da şiddetlendirecek şekilde askeri birlik baskınları ve yerleşim merkezlerini kısa süreli ele geçirme girişimleri gibi bugünkünden (Eylül başı gibi... Y.B.) daha geniş çaplı eylemlere yöneliyor."
KONGREDEN HABERDAR OLUNDU MU?
Yazıda sözü edilen kongreyi ise 9 Eylül’deki ’Genelkurmay, PKK’ya üst düzey imha fırsatını nasıl kaçırdı’ yazısında vermiş Aşkın... Örgütün bütün üst düzey yöneticileri ağustosun sonunda 9 gün boyunca Kuzey Irak’taki kamplardan birinde toplanıp gelecek döneme ilişkin neler yapacaklarını konuşmuşlar. Kararlar almışlar. Aktütün tarzı eylemlere karar da orada verilmiş. Ama işin daha da vahim tarafı, bu kongreden kimsenin haberinin olmaması... Düşünsenize, örgütün lider kadrosunu ortadan kaldırma fırsatı kaçırılmış.
Şimdi de Aktütün’e neden saldırı oldu, niçin orayı koruyamadık diye hayıflanıyoruz.
Bu üç yazı peş peşe okunduğunda olan bitenle ilgili fotoğrafı daha net görebiliyoruz.
Aşkın’la dün bunları konuşurken, bugünkü yazısında da ’Aktütün’deki saldırının bilançosunun daha da ağır olabileceğine dair kuşkularını’ irdeleyeceğini söylüyor.
PKK ile ilgili gelişmeler ’Türk-Kürt’ çatışmasına doğru gidildiği, vahim işaretlerin verildiği bir dönemde ’acaba bizi birileri kandırıyor mu’ diye insan kendi kendine sormadan edemiyor doğrusu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder