Kapıdağ yarımadası haritasına göre pomak yerleşimi:
26 Eylül 2020 Cumartesi
ERDEK’TEKİ POMAK KÖYLERİ
24 Eylül 2020 Perşembe
GÖNÜLLÜ KÖLESİN!
18 Eylül 2020 Cuma
İmkansız aşklar ülkesi burası!..
İmkansız aşklar ülkesi burası!..
1500 yıl önce Cenevizlilerin yaptığı Galata kulesini yıkanların,
Hasan Keyf'i betonlaştıranların,
Dipsiz gölü kurutanların,
Kazdağlarını siyanürle yok edenlerin
Dünya mirası Ayasofya'yı müzeden çıkartıp, ibadete açanların ülkesi..
Dereleri akarsuları hes'le kurutanların,
Ormanları, ağaçları yakanların
Yeter mi bu kadar zulüm..
Celladına aşık olanların ülkesi,
Olmazların, imkansızlıkların olduğu ülke burası
***
Nasıl bir coğrafyada yaşıyoruz?
Her şey garip,karmakarışık oldu. Matruşka misali her yeni bebekten bebekler çıkarmaktayız.
Sosyalisti,Liberalden..
Sol'u;Soros'tan..
Sosyal Demokratı,Cematten,
Faşisti, Dinsel mezhepten..
Dinciyi öteki dinci diyen paralel nitelendirmesinden..
Ümmeti,Milletten,
Milleti,Sürü psikolojisinden...
Demokrasiyi,oy verenden..
Oy vereni,namustan..
Namusu,iki bacak arasından..
Sözün geçerli olduğunu sanmaktan..
İnsanı,İnsanca yaşayacak sandığımızdan..
Kadının,eşitliğinden,eşitliği varsaydığımızdan..
Partilerin varolduğundan,ama üyelerin metalaştığından..
Herkesin yarını düşündüğü gibi yaşadığından,ama bugünü çıkarına göre yaşadığından....
Nasıl bir coğrafyada yaşadıklarımız?
ozan'ca
Ne tür kitap seversiniz? dedi
Ne tür kitap seversiniz? dedi
.."Kitap sevmem sadece okurum" dedim
neden
...çünkü her kitap sevilmek için değil okunmak içindir, doğruyu bulmak okuduğunu anlamak,sorgulamak,araştırmak, nihayetinde bu doğrusu budur demektir.
Her kitap doğru şeyler yazmayabilir,yanıltabilir
nasıl yani?..
...Tevrat kitabını yaklaşık 20 milyon seviyor ama 4 milyar hıristiyan ve 1,5 milyar muslüman ile geri kalan insanlar inanmıyor,yanılttığını düşünüp hatta nefret ediyor.
yani?..
...okumak gerekli,sevmek veya inanmaktan öte..
İki örnek vermeliyim birisi niçe diğeri bukowski
ozan'ca
Ortak düşman cehalettir
Kocaman pankart "Ortak düşman Amerika'dır" diye yazmış.
Oysa ki ülkenin "Ortak düşmanı cehalettir." diyorum.
Cehaleti ortadan kaldırırsan, sorgulamaya başlar ve sonrası salt Amerika değil ortak düşmanın "Emperyalizm ve Kapitalizm" olur.
Sen daha fazla insana dokunabilirsen sınıfsal bilinç olur,
"Eşitlik" olur,
"Sömürüsüz" bir dünya inşa edilir...
Nokta
Ozanca
Gazi Mustafa Kemal ve Yoldaşlarına
İstanbul'un başarılı ve örgütçü il başkanı Canan Kaftancıoğlu'na, akit, yeni şafak gibi yandaş gazetelerin saldırmasını anlıyoruz, ancak CHP'nin içinde kendilerini ulusalcı, statükocu vs. tanımlayan eski milletvekili ve yandaşların saldırmasını anlamakta zorluk çekiyoruz.

Kendini ulusalcı ifade eden Perinçek ve şürekasının durduğu yer belli iken, CHP'nin içinde aktif siyaset yapanların başarılı il başkanı Canan Kaftancıoğlu'na saldırmasının tek amacı herhalde yıllarca Gardrop Atatürk'çü lüğünün ekmeğini yiyerek mecliste varolan yada mevzi açan bu insanları, güçlü ve örgütçü Canan Kaftancıoğlu'nun kendilerini rahatsız etmesi, oportünist ve popülist çıkarcı politikalarının artık halk tarafından karşılığı olmadığı için tasviye edilmelerinin çığlığıdır diye düşünüyorum..
Bu zübükzadeler asgari ücretin onlarca katı ücret , hizmet alıp aksine oy aldığı kitleden uzak, popülist, oportünist, etnik ve milliyetçi politikaları kullanarak oy devşiren parti ağaları olduğu için; halkçı, örgürtçü ve başarılı il başkanı Canan Kaftancıoğlu'ndan rahatsızlar.
Unutulmasın ki, Atatürk'te bizimdir. Gazi Mustafa Mustafa Kemal de.
"Atatürk'ü ağzından düşürmeyen, hatta onun gibi fotoğraflar veren 12 Eylül'ün faşist paşası Kenan Evren, hiç bir zaman CHP'li değildi!."
Gazi tanımlaması, "Kurtuluş savaşı mücadelesinin simgesi olup emperyalizme karşı bağımsızlığı kazanıp, ümmetten millet kurma, milletten devlet, devlette kadın erkek eşitliği, laiklik, çağdaş eğitim, köy enstütileri, çağdaşlaşma gibi devrimlerini başarırken Gazi Mustafa Kemal denilmek te olup, Soyadı kanunun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM. Gazi Mustafa Kemal'e, ATATÜRK soyadını vermiştir ..""
***
Neden Gazi Mustafa Kemal ve Yoldaşı diyoruz?
Erzurum Kongresi öncesi öğrenciliğinden beri giydiği asker üniformasını çıkarması ve ordudaki görevlerinden istifa eden Gazi Mustafa Kemal, sivil elbisesi olmadığı için ‘’Elbiseyi ne yapacağız Mazhar?’’ diye sorar.
Mazhar Müfit ‘’Kolay Paşam.’’ der ve elbise bulmak için harekete geçer. Valiye gider ama valinin de yedek elbisesi yoktur. Lakin bir/iki kez giydiği redingot ceketi vardır, onu verir. Mazhar Müfit’in kendisinde de fes, gömlek, kravat vardır. Hepsini toplar ve böylece Mustafa Kemal’in sivil kıyafetini ayarlar, kısa sürede çözüm üretir.
Erzurum Kongresinden önce 7-8 Temmuz 1919 gecesi Gazi Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’in sık sık notlar aldığı defterini alıp gelmesini rica eder Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’e ‘’Bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar mahrem kalacak. Bir ben, bir Süreyya bir de sen bileceksin, şartım bu…’’ der.
Bir: ‘’Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır.
İki: Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır.
Üç: Tesettür kalkacaktır.
Dört: Fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir.
Beş: Latin harfleri kabul edilecek,’’ diye yapacağı devrimleri tarihe not düşerek yazdırır.
Ulusal mücadelede, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları maddi zorluk yaşarlar, yeri gelir ekmekçiye verecek paraları olmadığı için Mazhar Müfit, kışın, soğuğunda kürklü mantosunu satar ve bir süre onun parası ile idare ederler..
Bunca zor durumlarla, yokluklarla yürütülen bir vatan savunması ve devrimler ancak, halka bütünleşerek, yoldaşlık bilinciyle, sarsılmaz inanç, zeki, çalışkan ,vizyonlu, sözünün eri, erdemli, ahlaklı, öngörülü bir liderlere mümkün olabilirdi, Öyle de oldu, Osmanlı'ya ait çocukluğundan beri giydiği Osmanlı askeri üniformasını çıkartarak, halkla beraber olarak emperyalizme karşı bağımsızlığa kavuşmak ancak, yoldaşlık bilinciyle halkta karşılığını buldu...
***
Canan Kaftancı özelinden amazon kadınların kurtuluş savaşında ki yoldaşlık ve yurtseverliklerine örnekler;
Halide Edip Adıvar (1884-1964)
Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.
Nezahat Baysel (Ö. 24 Eylül 1994)
Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuş, alay kızlı alay diye anılmış hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın dahi dikkatini çekmiştir.
Şerife Bacı (Ö. 1921)
Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı'nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu'da bulunan cephaneleri Ankara'ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken kış şartları nedeniyle Aralık 1921'de donarak öldü... Anlatılan odur ki, cephane ıslanmasın diye battaniyesini cephaneye sarmış bebeğinede sarılıp onun donmaması için uğraş vermiştir...
Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)
Onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü.
Halime Çavuş (Halim Çavuş)
Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı.
Hafız Selman İzbeli
Kurtuluş Savaşı sonrasında Kastamonu'daki kadınları toplamış, asker için çorap, fanila ördürüp cepheye göndermişti.
Gördesli Makbule (1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar)
Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadele'ye katılmıştır. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusunun İzmir'i işgaliyle Batı Anadolu'yu işgale başlaması sonucu 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe ile Türk çetelerine katıldı.
Çete Emir Ayşe
Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış ve Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlarla savaşmıştı.
Tayyar Rahmiye
1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada Türk askerlerinde yorgunluk ve korku sebepleriyle bir duraksama olunca, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve askerlerin toparlanmasını sağlamıştır. Aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.
***
Soru şu:
Bu kadınlar asker mi?..
Yoksa, daha Atatürk soyadını almamış Gazi Mustafa Kemal'in, Emeperyalizme karşı Bağımsızlığına inanıp ölümü göze almak, yoldaşlık değil de nedir?
CHP'yi işgal eden çağdaş görünümlü faşist kafaların ve erkek egemen siyasetin, başarılı kadın siyasetçiyi harcamak için nafile çabalarının traji-komik halini yaşamaktayız...
***
Not: Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinde, Bandırma’mızın Kurtuluşu Kutlu Olsun!
Esenlikler..
Bandırma - 17.09.2020
Ozan Ozanca
https://www.gercekbandirma.com/gazi-mustafa-kemal-ve-yoldaslarina
13 Eylül 2020 Pazar
Bizi Covid 19 virüsünden önce Cahillik ve Kibir virüsü öldürür...
10 Eylül 2020 Perşembe
Melek Görünümlü Şeytanlar
Sabahattin Ali, "İçimizdeki Şeytan" kitabında, "İçimizde şeytan yok. İçimizde âcizlik var, tembellik var. İradesizlik , bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçma eğilimi var." diye yazmaktadır.

Yüzyıllardır sağ siyaset, yeni bir şeyler üretemediği için kapitalizmin taşeronluğunu yapmanın acizliği, tembelliği ve bilgisizliğiyle insanlığa dair hiç bir katkısı olmamıştır. Aksine içinde büyüttükleri şeytanları, melek gibi görünerek halkın gerçekleri görmemesi adına kullanmakta ustadırlar.
Kapitalizmin sağ siyasetin önüne serdiği manipülasyon aletleriyle, (gazete, televizyon,internet siteleri vs. ) onlar için yetiştirilmiş algı operatörü insancıklar tarafından, sürekli yedi yirmidört saat, üçyüzaltmışbeş gün şeytanlıklarını yaparlar.
Sağ siyasetin en büyük korkusu eğitimli toplumdur. O nedenle ya eğitimi işlevsizleştirirler yada gerçek bilginin önüne barikatlar kurarlar. İkinci korkuları ise örgütlü halktır ve önce eğitimsiz bir toplum yaratarak, bilinçten uzak insanların örgütlü olmaması için tüm argümanları dizayn ederler..
Sağ siyasetin, kapitalizmin olanaklarını bilinçsiz kullandık ve emperyalizmin sömürüsü olduk diye bir kaygıları yoktur aksine hizmet etmekten de kaşınmaz, mutlu olurlar. Onların eline verilen Bayrak, Vatan ve Kutsal Kitaplar yeterlidir. İnsanları bu üç argüman üzerinden yönetebileceklerini hesaplarlar ve politikalarını belirlerler.
Sağ siyaset ve Vatan;
Açlık, yoksulluk, yolsuzluk, yoksunluk için sokağa çıkıp protesto ettiğini yada bildiri dağıttığını göremezsiniz.
Dereler kurutulurken, Ormanlar talan edilirken, Sular kirletilirken çığlık attığını duyamazsınız
Kadınlar öldürülürken, Çocuklara tecavüz edilirken yeter artık diye isyan ettiğine tanık olamazsınız.
Siz hiç duydunuz mu sağ siyasetçinin ağzından; Feryat eden köylülerin mazot, gübre, tohumla ilgili dertlerine çözüm aradığını, Bulgaristan'dan saman ithal edildiğinde, mercimek, nohut, fasülye, buğdağ ithal edilirken,
Dünya'da kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken ne oldu diye kaygılı sesini?... Duyamazsınız.
Sırbistan'dan sağlıksız et, Brezilya'dan angus ithal edilince öfkesini gördünüzmü? Göremezsiniz çünkü öyle bir kaygıları yok!
Ama!..
"Baş koymuşum Türkiyemin yoluna/ Düzlüğüne yokuşuna ölürüm/ Asırlardır kır atımı suladım/
Irmağının akışına ölürüm Türkiyem" diye türküler söylerler.
***
Sağ siyaset ve Toprak;
Ölürüm Türkiye dediklerine bir bakalım;
Bir karış toprak bile vatandır diyenlerin, Yunanistan'ın adaları işgal etmesine seslerinin çıktığını duyan var mı?... Duyamazsınız.
Milliyetçilk bizim vazgeçilmezimizdir diyenlerin, Sakarya Tank Palet Fabrikasının Katar'a peşkeş çekilirken nerede olduklarını gören var mı?..Göremezsiniz
Ecdadımız diye övünenlerin, Ertuğrul Gazi'nin oğlu, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi'nin dedesi olan Süleyman Şah'ın mezarını turistik geziye çıkartılıken kefenlerini giyip savaştıklarını duyan var mı?..Duyamazsınız.
Atatürk bizim Başbuğumuz diyenlerin, Ayasofya'da Diyanet İşleri Başkanı tarafından lanet okunurken, kılıç sallanırken tepki verdiğini bilen var mı?..Yoktur!..
Ama!..Öldürdükleri Türkiye için,
"Sevdalıyım yangın yeri bu sinem /Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem/ Pınarlardan su doldurur Eminem/
Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem" diye türkü söylerler.
***
Sağ siyaset ve kutsal kitaplar;
Sakarya'da kısa zaman önce Uşşaki tarikat lideri Fatih Nurullah'ın, 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarına dair, güçlü sesini duyan var mı?..Duyamazsınız
Başka neler duyamazsınız?
Karaman’da tarikat yurtlarında, sekiz ila 10 yaşlarındaki 45 erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunulduğunda seslerinin çıkmayacağını ve o günün Devlet Bakanının "Bir seferle bir şey olmaz." dediğinde.
Ama!..
"Düğünüm, derneğim, halayım, barım/ Toprağım, ekmeğim, namusum, arım/ Kilimlerde çizgi çizgi efkarım,
Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem" diye türkü söylerler.
***
Sağ siyaseti başka nerede göremezsiniz?
Çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamıyorum diye kendini yakan babanın cenazesi yada taziye evinde,
Evinin geçimi için temizliğe giden kadının, pencereden düşüp öldüğü morgun önünde,
Üniversite öğrencisinin okumak için inşaatta çalıştığı sırada iskeleden düşüp öldüğünde,
Çocuk işçiliği ve istismarı için eylemde,
İşsiz kalan insanların yada Asgari ücretin yetersiz olduğunu haykıranların yanında.
Grev yapan işçilerin isyanında,
Köylülerin taleplerinde,
Çevreciler, aktivistler, öğrenciler bil cümle kapitalizmim karşısında, emperyalizme direnen yoksul halkın yanında yokturlar.
Ama,
Ölürler Türkiye için!?...
***
George Orwell, "Biz, duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz." der.
Sağ siyasette bize duymak istediklerimizi sunar ancak yapmak istediklerimizi engeller...
Sağlıcakla.
Ozanca
Bandırma - 10.09.2020
https://www.gercekbandirma.com/melek-gorunumlu-seytanlar






