25 Eylül 2021 Cumartesi

Tolga Tosun Başkana açık mektup

 Av. Tolga Tosun Başkana açık mektup



Orta öğretim dahil üniversite öğrencileri, yeterli devlet yurdu olmadığı için barınma sorunu nedeniyle parklarda yatmak zorunda kalmaktadır.
Ev kiraları çok yüksek olduğundan, büyük çoğunluğu yoksul aile çocuklarının kiralama imkanı da bulunmamaktadır.
Bandırma özelinde,
04 Ekim 2021 tarihinde eğitime açılacak olan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesine, bu sene 5.500 öğrenci çocuklarımız ilk defa şehrimizde misafirimiz olacak ve toplam 19.500 öğrenci kapasitesine ulaşacak. Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla Bandırma'ya gelecek misafir öğrenci çocuklarımız da yeterli yurt olmadığı ve konut fiyatlarının yüksekliği nedeniyle İstanbul, Ankara, İzmir yada diğer şehirler de karşılaştığı sorunlar nedeniyle barınma sorunu yaşayacaklar yada adaylar. Bundan sonraki yıllarda bölümler açıldıkça öğrenci misafir çocuklarımız daha fazla rakamlara ulaşacaktır.
Şehrimize misafir olan öğrenci çocuklarımızın ekonomik katma değer yaratması bir yana öncelikle düşünmemiz gereken kültürel katkıları olacaktır. Hepsi birer, Bandırma’nın tanıtımı konusunda kültürel elçi olacaktır. Mutlu bir öğrencilik geçirirse anı biriktirerek Bandırma’yı özlemle anacak ve anlatacaktır
Tolga Tosun başkanım,
Seneye yapılması planlanan kuş cenneti festivali ile kitap fuarını şimdiden iptal edip (2 sene yapılmadı çok şey kaybetmedik), her iki festivale ayıracağınız bütçeye ek Bandırma halkımızın mutlak katkı sunacağı 2 bin ve üzeri yatak/öğrenci kapasiteli ‘BANDIRMA CUMHURİYET YURDU’ yapalım.
Biliyorum ki, siz bu konular da çok duyarlısınız, çocuk kreşleriyle daha da anlamlanacak Bandırma Cumhuriyet Yurdu...
Selamlar

24 Eylül 2021 Cuma

BANDIRMA'YA KİMLER GELMİŞ?



Bandırma kitap günleri fuarına gelerek konuşma yapan CHP Gen.Bşk.Yrd Muharrem Erkek, Seyit Torun, Ahmet Akın ile Grup Başkanvekili Özgür Özel'e şehrimizi onurlandırdıkları için hoş geldiniz dileklerimi sunarım.

Keşke, ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde, konuşma yaptıkları kürsünün hemen arkasında bulunan İsmet İnönü caddesi yada Kaşif Acar caddesindeki siftah yapamayan esnafın dertlerini dinleme fırsatı da bulabilselerdi.

Bandırma'nın yoksul mahallerinden bir olan Yüzüncüyıl mahellemizde bugün kurulan pazar yerine gidip,  halkın alım gücünü öğrenebilselerdi.

Bandırma'nın sanayi kenti olduğunu herhalde biliyorlardır, fabrikalarda çalışan işçilerle sohbet etme imkanları olsaydı.

Bandırma'nın ziraate ve hayvancılığa katkılarından haberleri vardır diye düşünüyorum.Bir köye gidip köylülerin dertlerini dinleyebilirler diye düşünmüştüm.

Ne yazık ki, ben yanılmışım.

Meclis plakalı pahalı araçlarla CHP ilçe Başkanlığı ve Bandırma Belediye Başkanlığı ziyaret edilerek birbirlerine güzelleme yaptılar sonra akşama yakın saatlerde sahneye çıkarak izlemeye gelen toplasan yüz kişiyi geçmeyen topluma güzelleme yaptılar.

Neden güzelleme diyorum açıklayayım; Duymak istediklerini birbirlerine söyleyerek rahatladılar, halka da rahatladıklarını aktararak günü kapattılar.

"Nedenleri" kürsüden söylediler.

Hayat pahalılığı, Ekonomik kriz, Eğitimin kötü, Sağlığın çaresizliği, İç ve Dış politikanın zigzagları, Tarım ve Hayvancılıkta dışarıya bağlı olduğumuzu, Hukukun guguka çevrildiğini, Özgürlüklerin kısıtlandığı vs. bu gibi sorunlar nedendir. O nedenle halk bu nedenlerden dolayı  AKP'den umudunu kesip yeni bir arayış içine girmiştir.

Asıl anlatılması gereken "Nasıl" yapacağınızı anlatabilmekdir.Ne yazık ki halkın feryat ettiği konuları halka tekrardan öte somut bir şey anlatmadılar.

Soruyorum CHP'li koskocaman Genel Başkan Yardımcılarına, hergün TV'de izlediğimiz Grup Başkan Vekiline;

Siz gelince, Ekonomik krizde olan ülkemizi nasıl düzlüğe çıkarıp, işsizliğe, hayat pahalığına çözüm bulacaksınız?

Tarım, Hayvancılık, Dış ve İç politikanız nedir?

Adaleti nasıl sağlayacaksınız, kadrolarınız yeterli mi?

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme nasıl, kaç yılda geçiş yapacaksınız ve neler getireceksiniz?

Önümüzde ki seçimde mecliste çoğunluğu nasıl sağlayacak ve sağlayamazsanız nasıl parlamenter sistemi getireceksiniz? 

Çoğunluğu sağlayamazsanız, sizin tek adamınız nasıl olacak ve nasıl yöneteceğinin garantisi var mı?

Önemli konu ise eğitim, eğitimi nasıl bilimsel ve rasyonel akıla yönlendireceksin, hangi kadro ve kaynağın ne?

Orta ve yüksek öğrenim gören öğrencilere bir yıl içerisinde yurt yapacağınızı beyan ediyorsunuz, nasıl ve hangi kaynakla?

Soru çok ama yine kendime dert edindim, 

Bandırma'ya gelipte Esnafı ziyaret etmeyen, pazarda halkın alım gücünü öğrenmeden uzak, işçinin, köylünün derdini  dinlemeyen ama kürsüye çıkma alışkanlığı edinmiş hamaset ve popülizm siyasetinin doktorasını yapmış CHP'nin koskocaman Genel Başkan Yardımcılarını ve Koskocaman Grup Başkan Vekilinin konuşmasını soru sormadan, dinleyen Bandırma halkı ve kendisine dayatılan Atatürk'ün Kuvayı Milliye mücadelesiyle kurduğu CHP'nin neden konformist bir partiye dönüştüğünü sorgulamadan, dönüştürenlere hesap sormadığı sürece,

"TIPIŞ TIPIŞ OY VERECEKSİNİZ" diyen büyüğünüzü dinleyeceksiniz demektir.

Birileri "Kuran-Kerim" sallayarak oy istiyor ve aldı, diğeri "NUTUK" sallayarak oy istiyor. 

Birileri de bizim gibi parmağını gösteriyor...

Vesselam

24.09.2021- Bandırma

Ozanca


2 Eylül 2021 Perşembe

SANAYİ 1.0'DAN 4.0'A GELEN YOLCULUK VE GERİ KALMIŞLIĞIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

 

Sanayi 1.0’dan 4.0’a gelen yolculuk



1.Sanayi Devrimi

Mekanik Üretim Tesislerinin Uygulanması (18. Yüzyıl):1712 Buhar Makinesinin İcadıyla başlar.

Ancak, Buhar makinasını bir yana bırakırsak,

1450'de Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte Almanya'nın Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini bulmuş ve matbaaya uygulamıştır. Gutenberg'in üretimi, özellikle de 1455'te bastığı İncil, yüksek kalitesi ve ucuz fiyatıyla kısa sürede başarılı olmuş, yeni buluş Avrupa'dan başlayarak tüm dünyada yaygınlaşmıştır.


Osmanlı hanedanı ise cariyelerle yoğun şekilde uğraştığı ve hattatları kıramadığıi gavurun icat ettiği için matbaayı ancak 1726 yılında İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuş olan ilk Türk matbaası ve bu matbaada basılan eserler hakkında bilgiler verilmiştir.

Buhar makinası bir yana 1455 yılında yani Fatih’in 1453 yılında İstanbul’u almasından sadece 2 yıl sonra  icat edilen matbaayı 271 yıl sonra keşfeden Osmanlı hanedanı 1. Sanayi devrimini kaçırmış oldu.

 

2.Sanayi Devrimi

Elektrik ve İş Bölümtları, 1920 Taylorizm (Bilimsel yönetim)üne Dayalı Seri Üretime Geçilmesi:(19. Yüzyıl) 1840 Telgraf ve 1880 Telefon İcatları, 1920 Taylorizm (Bilimsel yönetim)

Bilimsel Yönetim İlkeleri (Taylorizm)

 

Taylor’un 1911’de yayınladığı “Bilimsel Yönetim İlkeleri” şöyle özetlenebilir

—Örgütsel faaliyetlerin yerine getirilmesinde işgörenler ile yöneticiler gelişi güzel çalışma yerine, bilimsel ilkelere uygun şekilde çalışmalıdırlar.

—Örgütsel faaliyetler rastgele ve başıbozuk şekilde değil, fakat birbiriyle tutarlı ve uyumlu bir şekilde icra edilmelidir.

— Örgütsel amaçlara ulaşma çabalarında bireylerin birbirlerinden bağımsız ve kişisel çalışma yapmaları yerine, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği içinde faaliyet göstermelidirler.

— Örgütler ve onların yönetimleri düşük verimliliği kabullenmek yerine, bunu reddetme ve ulaşılabilecek en yüksek verimliliği sağlamaya çalışmalıdırlar.

— Tüm örgüt üyelerinin mümkün olan en yüksek verimlilik düzeyine ulaşabilmeleri için iş başında sürekli olarak eğitilmelidirler.

Bu ilkeler, genel olarak yönetime olduğu kadar, günlük faaliyetlerin yürütülmesine de önemli ölçüde ışık tutmuşlardır. Bu ilkelerin işe, dolayısıyla organizasyona aktarılmasının aşağıdaki aşamalar yoluyla gerçekleşebileceği kabul edilmiştir:

—Her iş kendini oluşturan alt unsurlarına (görevlere) ayrılmalıdır. işgörenlerin yapması gereken faaliyetler belirlenirken yalnızca sezgi ve tecrübe değil, fakat bunun da ötesinde bilimsel yöntemler de kullanılmalıdır. Tek tek her davranış ve hareket mümkün olduğu kadar etkin ve yeterli duruma getirilmelidir.

—Daha sonra, standartlaştırılmış işleri yapabilecek fiziki ve zihni yeteneği yeterli olan kişiler seçilmeli, başka bir deyimle her işe en uygun kişiler seçilip alınmalıdır.

—Nitelik itibariyle yeterli biçimde ve bilimsel olarak seçilen kişiler eğitime tabi tutulmak suretiyle işi öngörülen tarzda yapabilecek hale getirilmelidirler.

—Belirli bir işin tek tek her parçasında uzmanlaşılmalıdır.

—İşletmedeki bütün işler planlanıp, programlanmalıdır. Her faaliyet gun yerde, uygun zamanda ve uygun koşullarda gerçekleştirilmelidir.

—Teşvik edici ücret sistemleri geliştirilmelidir. Bir yandan farklı işler için farklı ücret uygulaması yapılırken, diğer taraftan da belirlenen standartları aşan işgörenlere belirli bir ikramiye veya pirim ödenmelidir.

—Yönetim, bu aşamalardan oluşan sistemin işleyişini sürekli olarak denetlemeli, belirlenen aksaklıklar yine bilimsel bir yaklaşımla ele alınıp incelenmeli ve giderilmeye çalışılmalıdır.


NOT:

OSMANLI İMPAROTORLUĞU DÖNEMİNE GELMİŞ OLUP, MATBAA VE BİLİMDENDEN 300 YIL GERİDEN TAKİP EDİLDİĞİ İÇİN 1. VE 2. SANAYİ DEVRİMİ KAÇIRILMIŞTIR.

1.ve 2. Sanayi devrimini Osmanlı gericiliğiyle kaçırıldığını gören Gazi Mustafa Kemal Emperyalizme karşı savaşı kazanıp Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan hemen sonra hızlı kalkınma modeli ile 3. Sanayi devrimine hazırlık için fabrikaları kurmaktır.


Atatürk'ün 15 yılda kurduğu fabrikalar


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi yüzde 152 artarken toplam sanayi üretimi yüzde 80 artmıştır.

Kömürde yüzde 100, kromda yüzde 600, diğer madenlerde yüzde 200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180 bin tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5 bin 162 tondan 95 bin 192 tona çıkmıştır. Tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının yüzde 80'ini karşılar duruma gelmiştir. Tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 Türk Lirası’na düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3 bin 773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.

1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)

2-Gölcük Tersanesi (1924)

3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)

4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

7-Uşak Şeker Fabrikası(1926)

8-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

9-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)

10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)

11-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1928)

12- Ankara Çimento Fabrikası (1928)

13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)

14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)

15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)

16-Nuri Killigil Tabanca, Havan Ve Mühimmat Fabrikası (1930)

17-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)

18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)

20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)

21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)

22-Bursa Süt Fabrikası (1934)

23-İzmit Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1934 Temel Atma)

24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)

25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)

26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)

27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)

28-Ankara, Konya, Eskişehir Ve Sivas Buğday Siloları (1934)

29-Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)

30-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel Atma)

31-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel Atma)

32-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)

33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)

34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

35- Ankara Çubuk Barajı (1936)

36-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)

37-Barut, Tüfek Ve Top Fabrikası (1936)

38-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı Nud-36 Üretildi)

39-Malatya Sigara Fabrikası (1936)

40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)

41-Malatya Bez Fabrikası (1937 Temel Atma- Bu Fabrika Hariç Bütün Bez Ve Dokuma Fabrikaları Atatürk'ün Sağlığında Açılmıştır.)

42-İzmit Kağıt Ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)

43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)

44-Divriği Demir Ocakları (1938)

45-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)

46-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)

Gazi Mustafa Kemal,

"Türk Milleti, Türk Malı Alın; Türk Parası Türk Ülkesinde Kalsın!" derken,

 

3. Sanayi Devrimi

Üretim Süreçlerinin Otomasyonu (20. Yüzyıl): 1971 İlk Mikro Bilgisayar (Altair 8800) 1976 Apple I (S. Jobs ve S. Wozniak)


4. Sanayi Devrimi (Bugün)

Siber-fiziksel üretim sistemleri (SFS) ile fiziksel ve dijital sistemler arasında bağlantı kurulması



 

3. Sanayi Devrimi (1970 sonrası)

İlk programlanabilir lojik sistemlerin ortaya çıkışı- 1969

Elektronik ve bilgi teknolojilerinin kullanımı ile

üretim otomasyonunun daha yüksek bir düzeye taşınması

2. Sanayi Devrimi (20. yüzyılın başı)

İlk montaj hattının ortaya çıkışı - 1870 Elektrik enerjisi kullanımı ile seri üretimin ortaya çıkışı

1. Sanayi Devrimi (18. yüzyılın sonu)

İlk mekanik dokuma tezgahı - 1784 Su ve buhar enerjisi kullanımı ile mekanik üretimin ortaya çıkışı

4. SANAYİ DEVRİMİ

Otonom Makineler ve Sanal Ortamlar (21. Yüzyıl): 1988 AutoIDLab. (MIT), 2000 Nesnelerin İnterneti, 2010 Hücresel Taşıma Sistemi, 2020 Otonom Etkileşim ve

Sanallaştırma.

Geleneksel imalat sanayii, teknoloji tarafından hızlandırılan bir dijital dönüşümün yani Sanayi 4.0 devriminin sancılarını çekerek, uyum sağlamaya çalışıyor. Bu dijital dönüşümün tetikleyicileri arasında;

1.Büyük Veri ve Analizi, 2.Zenginleştirilmiş Gerçeklik, 3.Eklemeli Üretim (3D yazıcılar), 4.Bulut teknolojileri, 5. Siber Güvenlik, 6. Akıllı Robotlar, 7.Sensörler, 8. Yatay ve dikey yazılım entegrasyonu, 9.Nesnelerin İnterneti (Donanıma entegre sensörler ağı - herşeyin İnterneti ) sayılmaktadır

 

KAYNAK: 

Prof. Dr. Seniye Ümit Fırat

Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü

Toprak İşveren Dergisi, Sayı:114, 2017 s.10-23