Sanayi 1.0’dan 4.0’a gelen yolculuk
1.Sanayi Devrimi
Mekanik Üretim Tesislerinin Uygulanması (18.
Yüzyıl):1712 Buhar Makinesinin İcadıyla başlar.
Ancak, Buhar makinasını bir yana bırakırsak,
1450'de Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte
Almanya'nın Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini bulmuş ve matbaaya
uygulamıştır. Gutenberg'in üretimi, özellikle de 1455'te bastığı İncil, yüksek
kalitesi ve ucuz fiyatıyla kısa sürede başarılı olmuş, yeni buluş Avrupa'dan
başlayarak tüm dünyada yaygınlaşmıştır.
Osmanlı hanedanı ise cariyelerle yoğun şekilde uğraştığı ve hattatları kıramadığıi gavurun icat ettiği için matbaayı ancak 1726 yılında İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuş olan ilk Türk matbaası ve bu matbaada basılan eserler hakkında bilgiler verilmiştir.
Buhar makinası bir yana 1455 yılında yani
Fatih’in 1453 yılında İstanbul’u almasından sadece 2 yıl sonra icat edilen matbaayı 271 yıl sonra keşfeden
Osmanlı hanedanı 1. Sanayi devrimini kaçırmış oldu.
2.Sanayi Devrimi
Elektrik ve İş Bölümtları, 1920 Taylorizm (Bilimsel
yönetim)üne Dayalı Seri Üretime Geçilmesi:(19. Yüzyıl) 1840 Telgraf ve 1880 Telefon
İcatları, 1920 Taylorizm (Bilimsel yönetim)
Bilimsel Yönetim
İlkeleri (Taylorizm)
Taylor’un 1911’de
yayınladığı “Bilimsel Yönetim İlkeleri” şöyle özetlenebilir
—Örgütsel
faaliyetlerin yerine getirilmesinde işgörenler ile yöneticiler gelişi güzel
çalışma yerine, bilimsel ilkelere uygun şekilde çalışmalıdırlar.
—Örgütsel faaliyetler
rastgele ve başıbozuk şekilde değil, fakat birbiriyle tutarlı ve uyumlu bir
şekilde icra edilmelidir.
— Örgütsel amaçlara
ulaşma çabalarında bireylerin birbirlerinden bağımsız ve kişisel çalışma
yapmaları yerine, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği içinde faaliyet
göstermelidirler.
— Örgütler ve onların
yönetimleri düşük verimliliği kabullenmek yerine, bunu reddetme ve
ulaşılabilecek en yüksek verimliliği sağlamaya çalışmalıdırlar.
— Tüm örgüt
üyelerinin mümkün olan en yüksek verimlilik düzeyine ulaşabilmeleri için iş
başında sürekli olarak eğitilmelidirler.
Bu ilkeler, genel
olarak yönetime olduğu kadar, günlük faaliyetlerin yürütülmesine de önemli
ölçüde ışık tutmuşlardır. Bu ilkelerin işe, dolayısıyla organizasyona
aktarılmasının aşağıdaki aşamalar yoluyla gerçekleşebileceği kabul edilmiştir:
—Her iş kendini
oluşturan alt unsurlarına (görevlere) ayrılmalıdır. işgörenlerin yapması
gereken faaliyetler belirlenirken yalnızca sezgi ve tecrübe değil, fakat bunun
da ötesinde bilimsel yöntemler de kullanılmalıdır. Tek tek her davranış ve
hareket mümkün olduğu kadar etkin ve yeterli duruma getirilmelidir.
—Daha sonra,
standartlaştırılmış işleri yapabilecek fiziki ve zihni yeteneği yeterli olan
kişiler seçilmeli, başka bir deyimle her işe en uygun kişiler seçilip
alınmalıdır.
—Nitelik itibariyle
yeterli biçimde ve bilimsel olarak seçilen kişiler eğitime tabi tutulmak
suretiyle işi öngörülen tarzda yapabilecek hale getirilmelidirler.
—Belirli bir işin tek
tek her parçasında uzmanlaşılmalıdır.
—İşletmedeki bütün
işler planlanıp, programlanmalıdır. Her faaliyet gun yerde, uygun zamanda ve uygun
koşullarda gerçekleştirilmelidir.
—Teşvik edici ücret
sistemleri geliştirilmelidir. Bir yandan farklı işler için farklı ücret
uygulaması yapılırken, diğer taraftan da belirlenen standartları aşan
işgörenlere belirli bir ikramiye veya pirim ödenmelidir.
—Yönetim, bu
aşamalardan oluşan sistemin işleyişini sürekli olarak denetlemeli, belirlenen
aksaklıklar yine bilimsel bir yaklaşımla ele alınıp incelenmeli ve giderilmeye
çalışılmalıdır.
NOT:
OSMANLI İMPAROTORLUĞU DÖNEMİNE GELMİŞ OLUP,
MATBAA VE BİLİMDENDEN 300 YIL GERİDEN TAKİP EDİLDİĞİ İÇİN 1. VE 2. SANAYİ
DEVRİMİ KAÇIRILMIŞTIR.
1.ve 2. Sanayi devrimini
Osmanlı gericiliğiyle kaçırıldığını gören Gazi Mustafa Kemal
Emperyalizme karşı savaşı kazanıp Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan hemen sonra
hızlı kalkınma modeli ile 3. Sanayi devrimine hazırlık için fabrikaları
kurmaktır.
Atatürk'ün 15
yılda kurduğu fabrikalar
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi yüzde 152 artarken toplam sanayi üretimi yüzde 80 artmıştır.
Kömürde yüzde 100,
kromda yüzde 600, diğer madenlerde yüzde 200 artış olurken demir üretimi 0'dan
180 bin tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker
üretimi 1927-1930 arasında 5 bin 162 tondan 95 bin 192 tona çıkmıştır. Tekstil
sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının yüzde 80'ini karşılar duruma gelmiştir.
Tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da
11.900.000 Türk Lirası’na düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi
70 tondan 3 bin 773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona
çıkmıştır.
1-Ankara Fişek
Fabrikası (1924)
2-Gölcük Tersanesi
(1924)
3- Şakir Zümre
Fabrikası (1925)
4-Eskişehir Hava
Tamirhanesi (1925)
5-Alpullu Şeker
Fabrikası (1926)
7-Uşak Şeker
Fabrikası(1926)
8-Kırıkkale Mühimmat
Fabrikası (1926)
9-Bünyan Dokuma
Fabrikası (1927)
10-Eskişehir Kiremit
Fabrikası (1927)
11-Kırıkkale Elektrik
Santrali Ve Çelik Fabrikası (1928)
12- Ankara Çimento
Fabrikası (1928)
13-Ankara Havagazı
Fabrikası (1929)
14-İstanbul Otomobil
Montaj Fabrikası (1929)
15-Kayaş Kapsül
Fabrikası (1930)
16-Nuri Killigil
Tabanca, Havan Ve Mühimmat Fabrikası (1930)
17-Kırıkkale Elektrik
Santrali Ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
18-Eskişehir Şeker
Fabrikası (1934)
19-Turhal Şeker
Fabrikaları (1934)
20-Konya Ereğli Bez
Fabrikası(1934)
21-Bakırköy Bez
Fabrikası (1934)
22-Bursa Süt
Fabrikası (1934)
23-İzmit Paşabahçe
Şişe Ve Cam Fabrikası (1934 Temel Atma)
24-Zonguldak Antrasit
Fabrikası (1934 Temel Atma)
25-Zonguldak Kömür
Yıkama Fabrikası (1934)
26-Keçiborlu Kükürt
Fabrikası (1934)
27-Isparta Gülyağı
Fabrikası (1934)
28-Ankara, Konya,
Eskişehir Ve Sivas Buğday Siloları (1934)
29-Paşabahçe Şişe Ve
Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
30-Kayseri Bez
Fabrikası (1934 Temel Atma)
31-Nazilli Basma
Fabrikası (1935- Temel Atma)
32-Bursa Merinos
Fabrikası (1935 Temel Atma)
33-Gemlik Suni İpek
Fabrikası (1935 Temel Atma)
34-Keçiborlu Kükürt
Fabrikası (1935)
35- Ankara Çubuk
Barajı (1936)
36-Zonguldak Taş
Kömür Fabrikası (1935)
37-Barut, Tüfek Ve
Top Fabrikası (1936)
38-Nuri Demirağ Uçak
Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı Nud-36 Üretildi)
39-Malatya Sigara
Fabrikası (1936)
40-Bitlis Sigara
Fabrikası (1936)
41-Malatya Bez
Fabrikası (1937 Temel Atma- Bu Fabrika Hariç Bütün Bez Ve Dokuma Fabrikaları
Atatürk'ün Sağlığında Açılmıştır.)
42-İzmit Kağıt Ve
Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
43-Karabük Demir
Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
44-Divriği Demir
Ocakları (1938)
45-İzmir Klor
Fabrikası (1938- Temel Atma)
46-Sivas Çimento
Fabrikası (1938-Temel Atma)
Gazi Mustafa Kemal,
"Türk Milleti,
Türk Malı Alın; Türk Parası Türk Ülkesinde Kalsın!" derken,
3. Sanayi Devrimi
Üretim Süreçlerinin Otomasyonu (20. Yüzyıl): 1971 İlk Mikro
Bilgisayar (Altair 8800) 1976 Apple I (S. Jobs ve S. Wozniak)
4. Sanayi Devrimi (Bugün)
Siber-fiziksel üretim sistemleri (SFS) ile fiziksel ve
dijital sistemler arasında bağlantı kurulması
3. Sanayi Devrimi (1970 sonrası)
İlk programlanabilir lojik sistemlerin ortaya çıkışı- 1969
Elektronik ve bilgi teknolojilerinin kullanımı ile
üretim otomasyonunun daha yüksek bir düzeye taşınması
2. Sanayi Devrimi (20. yüzyılın başı)
İlk montaj hattının ortaya çıkışı - 1870 Elektrik enerjisi kullanımı ile seri üretimin ortaya çıkışı
1. Sanayi Devrimi (18. yüzyılın sonu)
İlk mekanik dokuma tezgahı - 1784 Su ve buhar enerjisi kullanımı ile mekanik üretimin ortaya çıkışı
4. SANAYİ DEVRİMİ
Otonom Makineler ve Sanal Ortamlar (21. Yüzyıl): 1988 AutoIDLab. (MIT), 2000 Nesnelerin İnterneti, 2010 Hücresel Taşıma Sistemi, 2020 Otonom Etkileşim ve
Sanallaştırma.
Geleneksel imalat sanayii, teknoloji tarafından
hızlandırılan bir dijital dönüşümün yani Sanayi 4.0 devriminin
sancılarını çekerek, uyum sağlamaya çalışıyor. Bu dijital dönüşümün
tetikleyicileri arasında;
1.Büyük Veri ve Analizi, 2.Zenginleştirilmiş
Gerçeklik, 3.Eklemeli Üretim (3D yazıcılar), 4.Bulut teknolojileri, 5.
Siber Güvenlik, 6. Akıllı Robotlar, 7.Sensörler, 8. Yatay ve dikey yazılım
entegrasyonu, 9.Nesnelerin İnterneti (Donanıma entegre sensörler ağı
- herşeyin İnterneti ) sayılmaktadır
KAYNAK:
Prof. Dr. Seniye Ümit Fırat
Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Endüstri
Mühendisliği Bölümü
Toprak İşveren Dergisi, Sayı:114, 2017 s.10-23




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder