30 Ocak 2022 Pazar

KUVA-YI MİLLİYE



Osmanlı ve millet kavramına dair...

Tarihin üçüncü şahısların manipülasyonuna ihtiyacı yoktur. Anadolu halkını aç, çıplak ve cahil bırakan ümmetçi monarşinin küllerinden bir millet yaratan ebedi önderimiz Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve Başkomutanı, ilk cumhurbaşkanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnettarız.....

Başkomutan, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa, Kuva-yı Milliye kuruluşunu şöyle açıklamaktadır;

Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askerî bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, 'ordu' adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna Kuva-yi Milliye diyoruz...
Kuva-yı Milliye'nin oluşmasının nedenleri?
Osmanlı'nın birinci dünya savaşından yenilgiyle çıkması
Mondros ateşkes antlaşmasına göre Türk ordusunun terhis edilmesi
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi
İtilaf devletlerinin Mondros ateşkes anlaşmasının hükümlerine tek taraflı uyarak Anadolu'yu işgal etmeye başlaması
İşgalcilerin Türk milletine zulüm etmeleri
Osmanlı devletinin Türk halkının can ve mal güvenliğini koruyacak güçte olmaması
Halkın milliyetçilik ve yurtseverlik anlayışına sahip olması
Halkın bağımsızlığına, bayrağına, hürriyetine ve egemenliğine kavuşma isteği.


Kuva-yı Milliye'nin faydaları ve özellikleri nelerdir?
Milli mücadelenin ilk silahlı direniş gücüdür.
Anadolu'nun işgali üzerine başlayan bölgesel hareketlenmelerdir.
Kuva-yı Milliye arasındaki ilişki azdır ve her birlik kendi bölgelerini kurtarmaya çalışmıştır.
Tek bir merkeze bağlı birlikler değillerdir
Mondros ateşkes antlaşmasından sonra terhis edilen askerler de bu direnişe katılmışlardır.
Bu birliklerle işgalci güçlere büyük zararlar verilmiştir.
Düzenli ordunun oluşmasına zaman kazandırmıştır.
Halkın işgal altındayken son umudu bu birlikler olmuştur.
Ozanca

25 Ocak 2022 Salı

EVDE OTURMASI GEREKENLER DEVLETİ YÖNETİYOR!..



18 ile 35 yaş arası seçmenler 22 milyon ve seçimlere kadar yaklaşık 25 milyon seçmen oy kullanacak.

Ancak aynı seçmen grubuna ait 18-29 yaş aralığı 8 milletvekili, 30-39 yaş aralığı 72 milletvekili ile temsil edilmekte olup, mecliste % 13.3 sandalyeye sahip...
40 ile 49 yaş aralığında olanlar 201 milletvekili...
50-59 yaş aralığı olanlar 217 milletvekili...
60-69 yaş aralığı olanlar 99 milletvekili...
70-79 yaşa aralığı olanlar ise 3 milletvekilliğiyle temsil edilmektedir...


Parti liderlerine gelince;
26 Şubat 1954 yılında doğan Recep Tayyip Erdoğan, 68 yaşında.
17 Aralık 1948 yılında doğan Kemal Kılıçdaroğlu, 74 yaşında.
1 Ocak 1948 yılında doğan Devlet Bahçeli, 74 yaşında.
26 Şubat 1959 yılında doğan Ahmet Davutoğlu, 63 yaşında.
18 Temmuz 1956 1959 yılında doğan Meral Akşener, 66 yaşında....
Türkiye neden bu durumdanın istatiksel sonucu bu!..
Gezi direnişi çok anlamlıydı ama siyasete çöken zihniyet, sokakta ki gençlerin talebini anlamadılar, anlayamıyorlar ve bu gidişle de anlamayacaklar...
Evde oturacaklar devleti yönetiyor, nitelikli beyinler ya yurtdışına çıkmanın yada mobinge ve işsiz bırakılmanın derdinde....
Yorum sizin!..

24 Ocak 2022 Pazartesi

24 OCAK!




Günlerden 24 Ocak.

Önemli gün;

1.) Bugün 12 Eylül faşizmde dayatılan, 24 Ocak Kararları diye bilinen emperyalizmin dayattığı, uygulamayı ise çocukları olan siyasal İslamcıların iktidara adım adım getirilme günüdür..
Amerika'dan gelen takunyalı Turgut Özal'ın "ithal ikameci kapitalist birikim düzenine geçişi" ile "sosyal yönü olmayan, insanı ikinci plana atan, dışa açılımcı kapitalist birikim düzenine eviren" kararların alındığı gündür.
Bugün ki cehennemin merdivenlerini döşeyen gündür...
O gün bugün küresel sermaye ile kumar oynuyoruz ve bize dayatılanları seçiyoruz sonuç olarak hep yeniliyor, hep ütülüyoruz...

2.) "İmam-hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakülteleri ve İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor? " diyerek bu günlere ayna tutan, doğruları yazan Uğur Mumcu arabasına yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu öldürüldü.

3.) Yüzyıllardır beraber ve kardeşçe yaşayan ancak son 40 yıldır emperyalizmin oyunlarıyla bozulmaya çalışılan Türk-Kürt halkının barış ve kardeşliğinin yeniden kurulmasına öncülük eden Diyarbakır Emniyet müdürü Gaffar Okkan öldürüldü.

4.) Sinemamızın şoför Nebahat'ı, Atatürk'çü, aydın, güzel insan Fatma Girik bu dünyaya veda ederek, sonsuzluğa uğurlandı..
Vesselam
Ozanca
24 Ocak 2022

DEVRİM YAPACAKLAR MI?



TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve SOL Parti adına Önder İşleyen, Halk TV'de "Solcu ve Devrimci parti milletvekilliği pazarlığı yapmaz" dedi.

Çok doğru,
O zaman "örgütleyebildiğiniz işçinin oylarıyla proleter devrim yapın, kurduğunuz sosyalist halk meclisine gelin"
G*tünüz yemez, nerede örgütlediğiniz fabrikalar ve işçiler?
Türkiye’nin temel sorunu yeniden demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek için tüm güçler yanyana gelmelidir ki, bugün için de yaşadığımız gerici faşizan düzen sürmesin...
Oysa ki; şu anda işçiler, bilinçsiz köy kökenlidir ve oportünistür, kendi çıkarları, din, mezhep, etnisite önceliğidir. o nedenle sınıfsal bilince uzaktır....
Jakoben tavırlı(Üstünlük) devrimci, solcu olduklarını sanan abileri de, sınıfsal bilinci örgütlemek adına inandırıcı olmadıkları, temas edemedikleri gibi...
Yoldaşlık tanımını lümpenleştiren yoldaşlarla(?) örgütlediğiniz halkı, sınıfsal bilinçlendirdiğiniz proletaryayı seçim sandığına taşıyın, hatta devrim yapın!..
Bugün yaşanan faşizme karşı "Milletvekili pazarlığı yapmayı ve meclisi reddeden" (Güçleri birleştirmeyen)ama halkın örgütlü toplum olmasını savunanlara;
Ulan!.. Neyin örgütlenmesi, yanyana ve ortak zeminde bulunmayıp bölündüğünüz için EMO (Elektrik Mühendisleri Odası) seçimini AKP ve MHP'ye ait faşist cepheye kaptırdınız...
Hepiniz Viva Zapata ve Che Guevara'sınız. Oysa ki bir zamanlar Mussolini'de sosyalizmi savunuyordu...
Venezuela'da Bolivar'cı Chávez'in devamı sanıp enflasyonu %1500 çıkaran halkı sefalet içerisinde bırakan, Erdoğan'ın ve etçi Nusret'in kankası Maduro'yı da sosyalist beller, söz etmezsiniz..
SSCB döneminde Kazakistan komünist partisi birinci sekreteri olduğu için Nazarbeyar'ı seversiniz, ama sosyalisizmi(?) kullanarak oligark olduğunu görmezden gelirsiniz. Kazakistan'a çöküp ulusun ve halkın kaynaklarını hortumladığına, şatafatlı yaşamına sessiz kalırsınız.
Sahi, hiç birimiz bilmiyoruz Kemal Okuyan'ın, Aydemir Güler'in yada Alper Taş'ın, Önder İşleyen'in ne iş yaptığını ve hayatını ne ile idame ettirdiğini?
Yoksa devrimi, sol, sosyalizmi kullanarak (temiz ve inanarak aidat ödeyen insanların parasından) partiden aylık mı alıyorlar? sorguladınız mı, sordunuz mu?.. Yoksa başka fonlardan.. Bilmiyoruz?
Kimsiniz siz?...
Derdiniz sınıfsal bilinçse bi zahmet "Fen liselerine ayrılan bütçe 24 milyon, imam hatiplere 465 milyon TL." olan gerici eğitim sistemine karşı tavır sergileyin ki, gençlerin kısa ve orta vadede bilinçli ve eğitimli olmalarına katkı sunun...
Yaşamıyla ve düşüncesiyle yaşayan sol devrimci, sosyalistlere selam olsun, gerisi mi?.
Pabucumun sosyalistleri, solcuları, devrimcilerinden hızla uzaklaşın..
Vesselam
17.01.2022

6 Ocak 2022 Perşembe

EMEKLİ MAAŞLARI



En düşük emekli maaşı 2.500.-TL. olacak, onun üstünde maaş alanlar üçünbirini alacak. Açlık sınırı 5.000:TL.nin altında kalanlar ölecek.

Doğalgazı kısık ayarda yakın,
Elektriği fazla kullanmamak için ampulü söndürün.
Lokmaları küçültün, Soğan-ekmek besleyicidir (ak-it)
Aç karnına alışverişe gitmeyin, Lokantaların önünden geçmeyin, Elbiseleriniz eskidiyse yama yapın, ayakkabılarınıza pençe taktırın.
Paranız varsa hükümete güvenerek bankalara yatırın, paranız yoksa evinizi, arabanızı satın karınıza kar katın. En azından hiç bir şey olmadıysa bir şeyler olur, olmuştur.
Bir sır vereyim; Yalanın üç hali vardır
1.Yalan,
2.Kuyruklu yalan,
3. TUİK'li yalan, devletin halkına yalan rakamla uyutması.
İki yalana inanın sakın üçüncü anarşik düşüncelerde olmayın çünkü devleti yöneten iktidarlar, kendinden iyi yalan söyleyeni ve hırsızı sevmez.
TUİK'in enflasyonu % 36 olduğuna inanın, ENAG denilen bağımsız akademisyenlerin % 82'ne inanmayın.
Ayrıca strese girerseniz, bol bol "Lorkey lorkey" dinleyerek halay çekin.
Ama sakın isyan etmeyin.
Şükretmeyi unutmayın, bu dünya da fakirlikle sınanıyorsunuz, öbür tarafta cennetliksiniz. Erkeklere dört Huri, kadınlara dört Nuri, Şol cennetin ırmaklarından Kevser şarabını doya doya içeceksiniz.
Kısaca bu dünyayı dert etmeyin, sakın ölüyüm demeyin Allah yolunda ölenlere şehit derler, para uğruna ölüp kendinizi murdar etmeyin.
Unutmayın ki, Akp'ye tüm bunları 'Allah' yaptırıyor...
Akp'ye büyük çoğunlukta oy veren sosyal hayattan uzak ama "cep telefonunu çıkar" diyen emeklilere bakın resim ne diyor.





2 Ocak 2022 Pazar

ESAS SORUN ÇÜRÜME!



Esas sorun, fakirleşme, zam falan değil...

Fakir bir halk Türkiye Cumhuriyetini kurdu, tekrar kurabilir

Esas sorun, Çürüme!
Utanmanın, arlanmanın, onurun tedavülden kalkması...
Bilginin kirlenmesi, doğruların yer değiştirmesi, insan kaynaklarının boşa kullanılması...
Dünya 4.0 teknolojiye, inovasyona, Nanoteknolojiye, Uzaya yatırım yaparken, biz de devleti yöneten aklın "Uzaya dört şeritli yol yapsak inanan bir seçmen kitlemiz var' diye gevrek gevrek gülmesi yada kendi halkına bir gece yarısı kazık atması ve bundan övünmesi.
Devleti yönetenler, şeffaf ve adil olmalıdır ki, devleti yüceltsin..
Devleti yönetenler, 31.12.2020 tarihinde yapması gereken zamları 01.01.2022 tarihinde 00:00 saatinde açıklama yaparak hem enflasyonu düşük göstermiş olacak hem de emekli ve memurun maaş zamlarını düşük almasına neden olacak.
Vatandaşa tuzak kurarak, dil, din, etnisite, mezheplere, cemaatlere bölerek önce ayrıştırıp, sonra kutuplaştırıp çürüttüler devleti, çürüyen devlet olunca, devletin yaşayan organizması olan bireyler de sürüler halinde çürümeye başlar.
İşin tuhafı ise, tüm bu rezilliği görmeyen ve alkışlayan bir çürümüş insan kitlesinin olması..
Nazım Hikmet'in "Akrep Gibisin" şiirinde,
"koyun Gibisin Kardeşim,
gocuklu Celep Kaldırınca Sopasını
sürüye Katılıverirsin Hemen
ve âdeta Mağrur, Koşarsın Salhaneye.
dünyanın En Tuhaf Mahlukusun Yani"
diye yıllar öncesinde yazmıştır
Esas sorun, Çürüme!
Yalanın gerçek gibi sunulması, bilginin bilgisizler tarafından savrulması. egolu insanların köşe başında durması kısaca ayakların baş, başların ayak olması...

Dostoyevski – Budala kitabında şöyle der;

“Bu devir, sıradan bir insanın en parlak zamanı; Duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir....”


***

Bilinç, toplumsal olmayınca çelişkiler ortaya çıkar.
İyi bir mühendis olabilirsiniz ancak yaşamınızı idame ettirmek için Karadeniz'li bir müteahhitle çalışmanız gerekebilir.
Yada iyi bir gıda mühendisi olabilirsiniz, ancak Kayseri'li bir üreticinin yanında çalışmak zorunda kalabilirsiniz.
Kitap okumak, benliğimizi, dünyamızı aydınlatır ancak sokakta karşılığını bulamayacağımız bir gerçektir.
Özellikle bizim gibi oryantalist toplumlarda, güce tapınma, mamonun en yüce değer kabul edildiği ve bunlara yaranma yada elde edebilmek uğruna her türlü ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın meşru sayıldığı bir toplumda kitap okumanın, bilgi biriktirmenin hiç bir anlamı yoktur.



Ozanca