29 Kasım 2022 Salı

SİZLER DE BİR ARA GENÇTİNİZ



Gençlere empati,

Şimdi ki gençler bizler gibi doğal yaşamıyor.

Bizler toprakta oynayıp, ağaçlara tırmanan bir nesilken,
Bugün gençler betonların arasında sıkışıp kalmış durumda.

Bizler katkısız, doğal sağlıklı gıdalarla beslenen bir nesiliz.
Bugün gençler genetiği ile oynanmış gıdalara bile ekonomik kriz nedeniyle ulaşamıyor. Yani sağlıklı beslenemiyorlar.

Bizler örgün öğretim görerek hem sosyalleşiyorduk, hemde kaliteli eğitim alıyorduk.
Bugün gençler, ya imam hatip ya açık lise seçeneğiyle sosyalleşmeden sistemin dışına çıkmak zorunda kalıyorlar.

Bizim zamanımızda konser, tiyatro, sinemaya v.s gitmek hem kolaydı, hem de ucuz.
Şimdi ise, konserler yasak, sinema ve tiyatro büyük kentlerin dışında yok yada kısıtlı. Olsa da ekonomik değil, ucuz değil.

Gençler, hikaye biriktiremiyor.
Gençler, laptop ile cep telefonuna sıkıştırılmış ve internette gördüğü yaşamı önceliyor.

Gençler duygusal varlık olmaktan çıkıyor, robotlaştırılıyor.
Gençler, üniversite bitirmiş olsa da işsiz, iş bulamıyor.

Gençler, enerjilerini artabileceği sosyal, spor, kültür merkezleri yok. Olanlar ise paralı.
Gençler de zaten para yok...

Gençler, arkadaşlarıyla bir iki kadeh içki ile sarhoş olup deşarj olamıyor.
İçki pahalı...

Gençler, kız yada erkek arkadaşıyla bir kafede oturamıyor.
Cebinde para yok...

Gençliğin özgürlük alanları kapatılmış, konsere, sinemaya, tiyatroya gidemiyor ya yasaklanmış, ya yaşadığı yerde yok, yada parası olamadığı için ulaşamıyor.

Lütfen gençlere karşı empati yapalım..
Mutsuz, neredeyse dünyayla bağını kesmek üzere olan bir gençlik geliyor.
Bu gençler ileride devlet yada özel sektörde yönetici veya yönetime yardımcı olabilecek kadroları oluşturacaktır.
Ozan

25 Kasım 2022 Cuma

SUAT DERVİŞ VE 25 KASIM KADIN HAKLARI



Neşet Ertaş'ın güzel bir türküsü vardır "Kendim ettim, kendim buldum" diye, kadınlar için söylenmiş diye düşünüyorum..

Eril dil, erkek egemen toplum; kadınların çocuklarını eşitlememesinden kaynaklıdır.
Kız çocuklarını susturup,erkek çocuklarının özgürlüğünü sınırsız saymanız sonucudur.
Erkekleri kutsallaştıran da sizler!
Kız çocuklarınıza " Kocandır döverde, severde" diyen sizler!
Kocalar, kadınları öldürünce veya şiddet uyguladığında karşı çıkan yine sizler!
Kendinizin yetiştiriyorsunuz cellatları!
Erkek çocuklarınızın pipisiyle õvünüp, muhteşem sünnet düğünü yapan sizlersiniz! Kız çocuklarınızın regli olmasını ayıp sayarak saklanmasını isteyen de sizler!
Anadolu'nun kadim uygarlığı kadınla erkeği eşitlerken şöyle ki;
Osmanlı imparatorluğunun kurucusu Osman bey bile Hatun Sultan'a (Malhun Hatun) sormadan karar alamazken.
Sizler, mirasta iki kadının ancak bir erkeğin payı kadar mal alabilecek diyen kitaplara inanıp, tapınan 1300 yılında yaşayan Hatun Sultan (Malhun Hatun) bile olamayan yine sizler!
Anadolu topraklarında her zaman en başta kadınlar söz söyleyendir, danışılmadan karar alınmayandı oysa ki...
Bir Sümer atasözü der ki, "Kasapların tartışmasında, koyunların taraf tutması koyunların kaderini değiştirmez."
Birilerinin vermesiyle değil, Kadınlar kendi haklarını kendileri alırsa anlamlı olur...

25 Mart 2022 tarihinde Bandırma'da yapılan "Kadına yönelik şiddete dur" eylemde isteklerinin/ protesto pankartını
erkeğin eline verirseniz ve siz sadece alkışlarsanız, "pankartı tutan erkek" size haklarınızı vermez/veremez.
Sümer atasözü ne diyordu, "Kasapların tartışmasında, koyunların taraf tutması koyunların kaderini değiştirmez."
Kadınlar önce kendinizi sorgulayın!..
***
SUAT DERVİŞ

1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi.Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünûn’un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa’nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid’in mabeyncilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna Hanım’dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım’ın kardeşidir.

Çocukluk çağında dedesi Kamil Bey'in ısrarı ile okula gitmek yerine Hamiyet Hanım ile birlikte evde özel eğitim gördü; Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştiyesi’ne, ardından Darülfünun’a devam etti.

Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nâzım Hikmet 1918’de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından “hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı.

Bu yıllarda Nâzım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir.[Şair Nazım Hikmet, 1920’de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş’e ithafen yazmıştır.

Suat Derviş’in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkûm güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'te yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine (1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul’un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. Ne Bir Ses Ne Bir Nefes romanı Ahmet Haşim ve Mehmet Rauf’tan büyük övgüler aldı. 

Ozan

ORTA DOĞU İNSANI OLMAK



Lübnanlı yazar Amin Maalouf, tüm dinlerin çıktığı coğrafyanın yani Orta Doğu insanını tanımlarken şöyle der;

“Her şeye üzülen ama hiç bir şeyle ilgilenmeyen insanlardır” diye tanımlar.
Kolaycıdır, tevekküle inanır, doğruları yoktur işine yarayan doğrudur, güce tapar, kutsal kitabına inanır ama yazdıklarını uygulamaz. Namus önemlidir ama ahlak yoktur.
Özellikle, Üretmek gibi kaygısı yoktur.
"Silahı da, ilacı da başkalarından satın alır."
Çünkü kadercidir, kendisinden sonrasını düşünmek gibi derdi yoktur.
Cumhuriyetin onca zorluklarla kurduğu tank palet fabrikasının satılması da,
Aşı üreten Refik Saydam enstitü merkezinin kapatılması da orta doğu insanının kafa yapısına uygun yapılan işlerdir.
Çünkü;
"Silahı da, ilacı da başkalarından satın alır."
Ne demişti biri; "Fıtrat"
Evet, Orta Doğu insanlarının yaşamlarında fıtrat var.
Çıkar var, devletten avanta pay almak var, çocuklarına yönetimden iş garantisi var,

Çalışmak yok,üretim yok, bilim yok, teknoloji yok, rasyonelite yok, demokrasi yok, laiklik yok,
Kadının adı bile yok...
Ozan