26 Ekim 2023 Perşembe

KOLTUK UĞRUNA UNUTULAN CUMHURİYET

 


CHP Cumhuriyetin 100. Yılını "Cumhuriyet Resepsiyonu” ile kutlayacakmış.

Kutlayacağı yer, Beş yıldızlı JW Mariott otel
Kimler katılabilir, 130 vekil ve 60 PM bulunan kişiler ile eşleri yani 380 kişi.
Maliyeti yaklaşık kişi başı yemekli 150 Eurodan 1 milyon 692 bin TL’ye denk geliyor.
Kaynak: @yazparov. Celal Eren Çelik
Ayıp değil mi meclise taşıdığınız gerici Deva, Gelecek, Saadet partilerinden milletvekili yaptığınız 38 milletvekili ve eşlerini davet etmemek...
Emekli maaşı 7 bin 500 lira,
Asgari ücret 11 bin 400 lira
Açlık sınırı 15 bin lira
Yoksulluk sınırı 41 bin lira
Askıda ekmek,
Askıda fatura
Askıda insan
Eskişehir Anadolu üniversitesinde bir genç kendini astı.
Boşuna demiyorlar "Salon Atatürk'çü leri" diye..
Halktan kopuk, kendi konfor alanları dışına çıkamayanların örgütleri alanlarda, sokaklarda olur mu? Tabii ki olamaz.
Çünkü halktan kopuk yaşayıp için inandırıcı bulunmuyor ve karşılık bulamıyor..
Koltuk kapma yarışına girdiniz cumhuriyetin 100. yılını unuttunuz.
Cumhuriyetin 100. yıl kutlamaları aylar önce Samsun'dan başlatıp, halkın coşkusunu arkasına alarak Ankara başta olmak üzere tüm Anadolu ve Rumeli'de kutlanabilmeliydi... Olmadı
Hiç olmazsa,
"Cumhuriyet resepsiyonu" yapacağınıza, sokaklarda "Halk Balosu" yap.
Ankara'da Tandoğan meydanında,
İzmir'de çağlayan meydanında,
İstanbul'da Taksim, Yenikapı, Kartal, Maltepe meydanında...
Halkta coşkuyla kutlasın...
Ozan
Tüm ifadeler:
İbrahim Kıraç, Fikri Asagi ve 2 diğer kişi

18 Ekim 2023 Çarşamba

GAZZE'DE ÇOCUKLAR ÖLÜYOR, HİTLER'İN ÇOCUKLARI SEYREDİYOR

 


Leş kargaları çocukları öldürüyor.

Kırk kilometre karede yaklaşık iki milyon insanın yaşadığı Gazze'de,
İsrail'in sivil halkı bombalamasına dünya çapında tepkiler oluşması gerekirken,
ABD uçak gemisiyle, İngiltere kraliyet donanmasıyla, Avrupa Birliği ülkelerinin İsrail'i desteklemeleri tam bir insanlık trajedisidir.
Hamas'ın ne istediği, dini, mezhebi, kimler tarafından kurulduğu, kimlere hizmet ettiğinin hiç bir önemi yoktur.
Önemlisi, İNSANLAR ÖLÜYOR, çocuklar, yaşlı, genç kadınlar...
İsrail'in bombardımanları sonucu 7 Ekim'den beri 724'ü çocuk olmak üzere toplam 2 bin 215 kişi hayatını kaybetti
İnsanlar ölüyor insanlar.
Bir tek çocuğa değmeyecek,
Dininiz, imanınız, bayrağınız, toprağınız batsın.
‘Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür’
Sartre

***
Gandi'ye sormuşlar "Batı uygarlığı hakkında ne düşünüyorsunuz" diye
Yanıtı: "Olsaydı iyi olurdu" demiş.
Batı yani Avrupa ikiyüzlü, çıkarlarına göre politika belirleyen devletler topluluğudur. Kendi insanı değilse umurlarında değildir. Çocuk, yaşlı insanlar, kadınların ölmesi hiç önemli değildir, yeter ki kendi yurttaşlarına zeval gelmesin, sınırları delinmesin.
Suriye'de, Irak'ta, İran'da, Filistin'de, dünyanın diğer ülkelerinde karıştırma, terörizme, silah satmada, kandan kaostan beslenmede varlar ama yeter ki Avrupa'ya bulaşmasın.
Kimin kurduğu belli olmayan dinci, gerici örgüt Hamas'ın çıkardığı savaşı fırsat bilip Filistin halkına soykırım yapan, çocukları katleden, faşist Netanyahu ve İsrail devletine sesini çıkarmayan bir Avrupa.
Hans ölmesin, Hasan ölsün öyle mi?
Önemlisi ne Hans, nede Hasan'lar ölmesin, ne Filistin'li nede İsrail'li çocuklar, yaşlılar, kadınların ölmemesidir. Tüm dünyanın barış içinde yaşamasıdır.
Dünyanın en büyük katilleri Avrupa'dan çıktı, insanlık adına soykırım yapanlar Avrupa'dan çıktı.
Masum Çocukları, kadınları öldürenler Avrupa'dan çıktı ve dünyaya yayıldı.
Franko'yu, Mussolini'yi, Hitler'i ikiyüzlü Avrupa yarattı. Şimdi elleri temizmiş gibi dünyaya ayar veriyorlar.
Batının uygarlığı kirlidir, kanlıdır.
O nedenle Netanyahu'yu ve İsrail'i kınamıyorlar...
Ozan
https://www.facebook.com/ozanca34/videos/829376995581834

10 Eylül 2023 Pazar

MELEK GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR

 MELEK GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR



Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan kitabında şu cümleleriyle insanoğlunun içsel çelişkilerini büyük bir açıklıkla dile getirir:

"İçimizde şeytan yok. İçimizde âcizlik var, tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçma eğilimi var."

Bu ifadeler, sağ siyasetin yüzyıllardır insanlığa dair üretmek yerine, kapitalizmin taşeronluğunu yaparak varlığını sürdürdüğünü düşündüğümüzde daha da anlam kazanır. Sağ siyaset; acizlik, tembellik ve bilgisizliğin karanlık yüzünü, melek görünümlü bir şeytan kılığına sokarak halkın gerçekleri görmesini engellemekte ustadır.


Kapitalizmin sağ siyasetin önüne serdiği manipülasyon araçları -gazeteler, televizyonlar, internet siteleri- ve onların yetiştirdiği algı operatörleri, 7 gün 24 saat halkın bilinçlenmesini engellemeye yönelik bir "şeytanlık" düzeni inşa eder. Hakikat, sağ siyasetin korkulu rüyasıdır; çünkü eğitimli bir toplum ve örgütlü bir halk, sağ siyasetin en büyük kâbusudur. Bu nedenle eğitimi işlevsiz hale getirmek, gerçek bilginin önüne barikatlar kurmak ve halkın örgütlenmesini engellemek için her yolu denerler.


Sağ Siyasetin Sömürgeci Doğası


Sağ siyasetin, kapitalizmin ve emperyalizmin çıkarlarına hizmet etme noktasında hiçbir rahatsızlık duymadığı ortadadır. Onlar için "Bayrak, Vatan ve Kutsal Kitaplar" yeterlidir; bu üç argüman üzerinden halkı kolaylıkla yönetebileceklerini düşünürler. Fakat bu söylemler sadece bir aldatmacadır. Bu siyasi anlayışın yoksulluk, yolsuzluk, çevre talanı ya da toplumsal adaletsizlik karşısında sesi çıkmaz; çünkü bu konular onların çıkar dünyasında bir anlam ifade etmez.


Dereler kurutulurken, ormanlar talan edilirken, kadınlar öldürülürken ya da çocuklar istismara uğrarken onların ne bir feryadını duyarız ne de bir çözüm arayışına girdiklerine tanık oluruz. Fakat ülkenin her köşesinde haykıran bir türkü duyulur:

"Baş koymuşum Türkiyemin yoluna/ Düzlüğüne yokuşuna ölürüm/ Asırlardır kır atımı suladım/ Irmağının akışına ölürüm Türkiyem."

Bu türkü, halkın acılarını örtmek ve gerçekleri görünmez kılmak için kullanılır.


Sağ Siyaset ve Vatan Söylemi


Bir karış toprağın bile vatan olduğunu iddia edenlerin, Yunanistan’ın işgal ettiği adalar karşısındaki sessizliği hafızalarda tazedir. "Milliyetçilik bizim vazgeçilmezimiz" diyenlerin, Sakarya Tank Palet Fabrikası’nı Katar’a devrederkenki kayıtsızlığı unutulmaz. Atatürk’ü dilinden düşürmeyenlerin, Ayasofya’da Diyanet İşleri Başkanı’nın lanet okuması karşısındaki sessizliği ise tarihsel bir ironi olarak kayıtlara geçer.


Ancak yine de ölürler Türkiye için, bir türkü eşliğinde:

"Sevdalıyım yangın yeri bu sinem/ Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem/ Pınarlardan su doldurur Eminem/ Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem."


Sağ Siyaset ve Kutsal Kitaplar


Kutsal değerleri dillerinden düşürmeyenlerin, tarikat yurtlarında yaşanan istismar skandallarında sessiz kaldığını duymayan kaldı mı? Karaman’daki çocuk istismarını örtbas etmeye çalışanların, "Bir seferle bir şey olmaz" diyerek insanlık onurunu ayaklar altına alması hala hafızalarda değil mi? Sağ siyaset, halkın dini duygularını sömürmekte mahir; fakat bu değerleri korumakta da bir o kadar acizdir.


Yine de onların türküleri vardır:

"Düğünüm, derneğim, halayım, barım/ Toprağım, ekmeğim, namusum, arım/ Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem."


Sağ Siyasetin Yokluğu


Onları ne işsizlikten bunalıp intihar eden bir babanın cenazesinde ne evine ekmek götüremeyen kadının morg önünde ne de işçi hakları için greve çıkanların yanında görürsünüz. Sağ siyaset, halkın dertlerini dinlemek yerine, kendi çıkar düzenini sürdürmekle meşguldür. Halkın acıları onların umurunda değildir; çünkü kapitalizmin sunduğu konfor onları doyurur.


Son Söz


George Orwell’in dediği gibi:

"Biz, duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz."

Sağ siyaset de halka duymak istediğini söyleyip yapması gereken her şeyi engeller. Onların melek maskesi altında şeytanı saklayan yüzlerini görmek için eğitimli ve bilinçli bir topluma ihtiyacımız var.


Sağlıcakla.

Ozanca


30 Temmuz 2023 Pazar

BİR YANDA AKBELEN TALANI DİĞER YANDA AÇLIK SEFALET



Ağaçlar kesilmesin diye Akbelen ormanına sahip çıkan halka, polisi-askeri gönderen hükümet.

İstanbul-Esenyurt Teksas'a dönmüş ortada yok.
Ülke yönetilemiyor, ekonomik buhran var, ancak gündem olamıyor..
Üretemedigimiz için ithal malları almak zorunda kaldık ancak döviz fiyatları yükseliyor, paramızın değeri düşüyor, gündem olamıyor
Açlık sınırı 10 bin 373 lira, yoksulluk sınırı 33 bin 788 lira emekli maaşı 7 bin 500 lira gündem olamıyor.
Gençlerimiz işsiz, gençlerimiz umutsuz, gençlerimiz yurtdışına gitme telaşında ama gündem olamıyor.
İgneden ipliğe herşeye zam yapıldı, gündem olamıyor.
Her gün akaryakıta zam yapılıyor, Seçimden önce 19 lira olan akaryakıt, şimdi oldu, gündem olamıyor
Kira fiyatları yüksek ve daha da yükselecek, gündem olamıyor.
Üniversiteler açılacak, öğrenci yurdu gündem olamıyor.
Çocuklar yeterli beslenemediği için fiziksel ve zihinsel gerileme başladı, gündem olamıyor.
Bir yanda Akbelen ormanı ve direniş, diğer yanda açlık, sefalet.... Hangi birine yanalım
Ozan

24 Temmuz 2023 Pazartesi

CHP'DE EN İLKELİ, EN TEMİZ



Kemal Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda, “Partinin ilkelerine bağlı, geçmişi temiz birisi olsa hemen bırakırım” diyor.

Bir tane belediye başkanı çıkıp da demiyor ki, " CHP'nin genel başkanı olarak, belediye başkanlarını böyle suçlamayazsınız bizler bu makama sizin imzanızla ve halkın oyuyla geldik. Geçmişi temiz olmayanların bilgi ve belgeleriyle açıklayın ki, yargı ve halk gereğini yapsın."
Şimdi bu genel başkandan, kadrolardan ve belediye başkanlarından Türkiye'ye dair siyaset bekle.
Kılıçdaroğlu'nun söyleminden şu sonuç çıkıyor.
Kılıçdaroğlu'n dan başka "parti ilkelerine bağlı" başka bir CHP üyesi yok, o nedenle Kılıçdaroğlu ölene kadar genel başkan kalmalı, öldükten sonra CHP kapatılmalıdır.
İnsan sormadan duramıyor,
15 yıldır CHP'nin genel başkanısınız, yerinize geçebilecek 'partinin ilkelerine bağlı, temiz ve namuslu" bir siyasetçi yetiştirmediniz.
Aynı insanları 3-4-5-6-7 dönem neden milletvekili yaptınız, bu insanlar ne kadar ilkeli ve temiz?
Ayrıca temizliği alın yerinden, elinin nasırından gelen emekçi, emekli, esnaf, köylü ilkesiz olduğu için mi parti örgütlerinde karşılık bulup milletvekili olamıyor.
Talimatınıza itiraz etmeden15 milletvekili, İYİP geçiyor ve sonrasında CHP'nin genel başkan yardımcısı yapılıyorsa "parti ilkelerine bağlı" insan beklemeyin, siyaset ideolojik bağlamda ilkeyle yapılır, ideolojik bağlamı olmayandan ilke beklenemez.
Biat eden insanları siz yarattınız genel başkan, başka neden aramayın.
İlkeli insanları, işinize gelmediği için ya siz istemediniz, yada böylesine ilkesiz insanları meclise gönderen örgütleriniz ilkesiz?
Kirli geçmişlerini bildiğiniz insanları suçluyorsanız, kimler olduğunuda açıklamak zorundasınız, CHP'li üyesinden, genel başkanına kadar hiç kimseyi zan altında bırakamazsınız, özellikle cumhuriyeti kuran bir parti ve üyelerini, ayrıca kirli insanları neden milletvekili, belediye başkanı, genel başkan yardımcısı yaptınız?
Sayın genel başkan,
14 ve 28 Mayıs günü seçimlerinde bana taahhüt ettikleriniz nedeniyle size oy verdim.
İlke ve temiz siyasetten dem vuran size soruyorum, Ümit Özdağ gibi faşistle gizli anlaşma yapıp içişleri bakanlığı dahil olmak üzere üç ayrı bakanlık ile MİT'i vereceğinizden neden haberimiz olmadı?
Haberim olsaydı, kesinlikle oy'umu size vermezdim...
Beni yani seçmeniniz olarak kandırıp,
Sonrada;
İlke ve temiz siyaset öyle mi?
Fazıl Hüsnü Dağlarca ne diyor.
Gün ışır ışımaz, alın yazımız parlar,
Ne alın yazısı, el yazısı be!
Sökemeyiz ki biz, ilkokul aydınlığı bile gösterilmeyenler
Biz, pis yöneticilerin mutsuz kişileri,

***

Kim neyi istiyor, neyi temsil ediyor anlamış değilim?..
1.) Değişim mi İsteniyor?..
Alttan üste doğru örgütlenmeye değişim denildiğine göre;
O zaman partinin taban örgütünün talebi doğrultusunda görüşler alınarak yeniden tüzük ve program yazılır, örgüt yapısı düzenlenir,delegeler değil parti (aktif) üyelerinin demokratik seçimlerle kendi örgütlerini seçebilmesidir.(kısaca)..
2.) Değişiklik mi İsteniyor?
Lider ve göreve getirdiği dar kadro değiştirilir,aynı tüzük, program ve örgüt şemasıyla devam edilir.Bir nevi başarısızlıklardan dolayı gelen tepkilerin gazı alınır ve bir sonrası seçimlerde aynı hatayı yapıp farklı sonuç alınmayacağı gerçeğinin vazgeçilmez yanılgısı beklenir..
3.) Nitelik mi yoksa Nicelik mi önemlidir?..
Üç bin üyeli bir Chp örgütünden örneklemeyle;
% 10 yani 300 kişi bile partinin aldığı bir karar için çalışmıyor,sokağa çıkmıyor,eyleme destek vermiyor ama parti örgütlerinde sayısal üstünlük önemlidir demek bir seçenektir. ancak partiyi iktidara taşıyabilecek çözüm değildir.
Oysa ki, 300 tane nitelikli insan, parti program ve tüzüğünü halka ulaştırabilecek ve örgütü bilinçli büyütebilecek yapıyı oluşturabilir, özveriyle çalışarak partisini halka anlatabilir..
Şİmdi soruyorum,
Değişim mi yoksa Değişiklik mi önemli?,
Nitelik mi yoksa Nicelik mi önemli?
Chp,Sınıfsal konumunu belirlemelidr..
Ezilen,
1894 veya 1895 senesinde, istanbul'da, tophane savaş sanayisi fabrikaları işçileri tarafından kurulan. amele-i osmanlı cemiyeti (osmanlı işçi birliği) ve devamında 1967 yılında kurulan Disk örgütlenmesi olan İşçiden yanamıdır?..
Yoksa Ezen,Tüsiad, Müsiad işverenlerden mi yanadır.
Köylüden eken,üreten, biçen,emekten mi yanadır?..
Yoksa, tüccar,aracı,tefeciden mi?..
Laik,bağımsız cumhuriyetten mi yanadır?..
Yoksa, dinci,yobaz,bağnazdan mı yanadır?.
(Ekmelettin ve sağcı adaylar)
Ayrıca,
Bu konu hakkında yazmayı istemiyordum, ama yüce Atatürk'ün kurduğu gücünü genç cumhuriyet ve fakir halkından alan Cumhuriyet Halk Fıkrasını ve daha sonra Cumhuriyet Halk Partisini sosyal medya,Tv ve gazetelerde düşürdükleri durum içler acısı olmasına üzülerek yazmak zorunda kaldım..
Vesselam
Ozan

14 Haziran 2023 Çarşamba

CHP, KILIÇDAROĞLU ANALİZİ

 


Değerli arkadaşlar,
Ben CHP'li değilim ancak kendi penceremden görebildiğim siyaseti anlatmaktayım.
Seçimler eşit koşullarda yapılmadı ve müthiş dezenformasyon (yanlış bilgi ve belgeler kullanıldı) ortamında yapıldı. Böyle bir seçimde %48 oran başarısızlık değildir.
AKP'nin iktidar olduğu 21 yılda Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti yıkıp yerine kendi rejimlerini kurmak istiyorlar ancak karşılarında %50'lik direnç karşılığında cumhuriyeti yıprattılar ancak tam anlamıyla teslim alamadılar.
Nedeni:
Cumhuriyet, laiklik, demokrasiye inanan toplumun eğitimli ve aydınlık yüzleri her ne kadar CHP'li olmasa da Atatürk'ün kurduğu partiyi birleşen güç olarak görmektedir.
Bu durumu AKP iktidarıda görmekte olup, kendi rejimlerini kurmak için CHP'i bir şekilde teslim almak ve yönetebilecek bir adayın genel başkan olmasını istiyorlar. O nedenle komplo teorilerine inanmamakla sakinleşmek gerekir ve Kılıçdaroğlu'nun partinin içindeki zayıf halkaları temizleyip başkanlığı bırakmasını beklemek gereklidir.
Komplo teorisine inanmam ama matematik olasılıklarına da inanırım.
Örnek, hiç kimse cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Muharrem İnce'nin CHP aleyhine seçim çalışması yapacağına inanır mıydı.
Siyaset budur ve olur..
Ekrem İmamoğlu, mahkeme kararıyla sıkıştırmasının sonra pazarlıkla 2028' kadar dokunma bizde sana dokunmayız önümüzdeki seçimlerde aday olursun deyip, bu sürede istedikleri rejimi kurmayacaklarının garantisi var mı?
Olasılık dahilinde mi? Evet
O nedenle aşağıdaki makale benim için değerlidir ve o nedenle paylaşımda bulundum.
Ayrıca Millet ittifakı yükseliş trendinde iken Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığını desteklemiyorum diyerek beş yıllık ittifakı dağıtan derin devletin insanı Meral Akşener'in tavrı ve sonrası geri dönmesi hangi pazarlıklar yapıldı ki millet ittifakına beş puan kaybettirdi. Ayrıca iki milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nu alevi diye ayrıştırıken tavır takınıp, partiden uzaklaştırmayarak İYİP seçmenini sandıklardan uzaklaştırdı yada Erdoğan'a oy vermesini sağladı...
Deva partisi 15, Gelecek partisi 10, Saadet partisi 10 ve Demokrat partisi 3 ilk turda toplam 38 milletveli CHP kontenjanından alamayacakları milletvekilini ilk turda alınca ikinci turda CHP'ye oy vermediler bu gerçek...

Örnek:
TBMM Sağlık Komisyonu için yapılan seçimde İYİ Partili Ankara Milletvekilleri Yüksel Arslan ve Ahmet Eşref Fakıbaba AKP’nin adayı Ankara Milletvekili Vedat Bilgin'e oy verdi. Arslan, “AKP adayına mı oy verdiniz?” sorusuna “Başka aday yoktu.” diyerek yanıt verdi. Arslan, Mansur Yavaş'ın özel kalem müdürüyken belediye gücüyle önseçimde 1. sıraya gelerek seçilmişti. İYİ Parti tabanında da büyük tepkiler oluşmuştu. Fakıbaba da AKP’den İyi Parti’ye transfer olarak aday yapılmıştı. Oysa, CHP’nin adayı vardı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’tu.

Siyaset kirlidir ve her türlü olasılık dahilindedir...

CHP'i eleştireceksek,

Sendikaları destekledi mi...Hayır
İşçi grevlerini ziyaret edip destek verdi mi....Hayır
Kooperatişlemeyi destekleyip proje yaptı mı...Hayır
4-5-6-7 dönem aynı milletvekilerini aday gösterdi mi...Evet
Gençliğe önem verdi mi...Hayır
Uzatın bu listeyi ve neden kazanama dı yı da...





Ozan


Değerli dostlarım,
Kemal beyle ilgili tartışmalara 2 tweet ile kendi açımdan açıklık getirmeye çalışacağım:


KILIÇDAROĞLU - 1

Kılıçdaroğlu ile ilgili efsaneler çok iş yapıyor.

Kişisel hesapları olanlar ve onlarla ekip olan belirli kesimler de bunu pompalıyor.

AKP trol ordusu da hiç fırsat kaçırmadan, kendilerine göre siyasetleri gereği yangını körüklüyor.

En büyük ve en çok tutan iddia:  "Çok sayıda seçim kaybetti" iddiası.

Rakamlarla bakakım, öyle mi?:

CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden açılmasından sonraki GENEL seçimlerdeki oy oranları

Deniz Baykal Dönemi

1995- %  10.70

1999- %   8.71

2002- %  19.39 (DSP'nin çöküşü ile)

2007- %  20.88

Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi

2011- % 25.98

2015- % 24.95 (7 Haziran)

2015- % 25.32 (1 Kasım)

2018- % 22.65 (İttifak)

2023- % 25.35 (İttifak)

CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden açılmasından sonraki YEREL Seçimlerdeki İl genel Meclisi oy oranları*

Deniz Baykal Dönemi

1994- % 4.6

1999- % 11.1

2004- %18.2

2009- % 23.08

 

Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi

2014 - % 25.59

2019- % 29.81 (Belediye Başkanlığı - İşbirliği)

 

CHP'nin performans gelişimi böyle...

Ayrıca. sürecin diğer unsurlarını göz önünde tutarak not etmeliyiz ki Erdoğan karşısındaki tüm liderler 2002 yılından beri seçim kaybediyor.

Bu süreci Kılıçdaroğlu'nun seçim kaybetmesi şeklinde lanse etmek doğru değil.

CHP içinde en büyük iddia Muharrem İnce'nindi, çıktı parti kurdu durumu ortada.

Daha iddialı biri de çıkmadı bugüne kadar (İmamoğlu olayını ayrıca değerlendirmek gerekiyor).

Dolayısıyla "sadece Genel Başkan üzerinden mucizeler beklemek ne kadar doğru" bunu iyi irdelemek gerekiyor.

CHP açısından bu durum, geniş bir analizle ele alınabilecek; tarihsel, ideolojik ve konjonktürel bir durum.

CHP tarihine bakıldığında, çok partili dönemde, dönemin koşullarında, yüksek oyla elde edilen başarı sadece bir kez Ecevit’e aittir. Ecevit, 1973 genel seçimlerinde %33,3 oy almış ve Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ile yaptığı koalisyonda Başbakan olmuştur. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı yapılmıştır. 10 ay süren bu koalisyon hükûmeti Ecevit'in istifasıyla dağılmıştır. 1977 genel seçimlerinde parti, oy oranını %41,4'e çıkarmıştır. Bu oy oranı, sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiştir. CHP’nin geçmişinde Kürt kökenli seçmenlerin oyları da vardır (tıpkı AKP’de uzun süre ve halen kısmen olduğu gibi). Diyarbakır'ın o yıllarda CHP'nin kalesi olduğu unutulmasın.

Kürtlerin siyasi partiler kurmalarıyla o oylar da kaybedilmiştir.

Bu veriler ışığında, Kılıçdaroğlu’nun seçim kaybetmesi üzerinden yapılan eleştirileri kişisel olarak doğru bulmuyorum.

KILIÇDAROĞLU - 2

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçte kritik dönemlerde neler yaptı ve hangi aşamaları tarihe kaydetti, bir de buna bakalım.

- 2017 Adalet Yürüyüşü ile insanlığın mücadele tarihine geçti.

Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle gerçekleşen yürüyüş, birbirinden çok farklı toplum kesimlerinin katılımıyla, Türk bayraklarıyla, 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı ve 9 Temmuz 2017'de Maltepe'de sonlandı. 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüdü.

- 2018’de İYİ Parti’nin seçime girmesini sağlayarak Türkiye demokrasi tarihine geçti,

İYİ Parti’yi seçime sokmamak üzere hamleler yapan, yargıdaki AKP aparatlarına karşı, Kılıçdaroğlu’nun Akşener ile anlaşarak 22 Nisan 2018’de, 15 CHP’li vekilin İYİ Parti’ye geçmesini sağlamasıyla TBMM’de 5 Milletvekili olan İYİ Parti, CHP'den geçen 15 Milletvekili’yle 20 sandalyeye ulaşarak seçimlere katılmayı garantiledi ve hazine yardımının önü açıldı. Demokrasi tarihimiz açısından unutulmaz bir hamle oldu.

- 2019 Yerel Seçimleri’nde İşbirliği oluşumunda paydaş olarak AKP’nin gerilemesini sağladı.

Yerel seçimler öncesi 12 Aralık 2018’de, CHP ve İYİ Parti İşbirliği anlaşması yaptı. Seçim sonuçlarına göre CHP ve İYİ Parti'den oluşan İşbirliği Partileri, Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere metropol bölgelerinde güçlü bir performans sergileyerek iktidar partilerinin gerilemesine yol açtı ve yönetimi ele aldı.

- Helalleşme çağrısı yaptı

Kılıçdaroğlu, 6 Kasım’da “helalleşme” çağrısı yaptı: Türkiye’nin iktidardan ve iktidar değişimi gerekliliğinden daha önemli tarihsel sorunlarının olduğunu, toplumun iyileşmeye ve helalleşmeye ihtiyaç duyduğunu, bir kısmı CHP’den de kaynaklanan, toplumsal yaraları sarmak üzere helalleşme yolculuğuna çıkacağını ifade etti, Cumhuriyet tarihi boyunca toplumsal hafızada yer almış belli başlı mağduriyetleri anarak kuşatıcı bir helalleşme çerçevesi çizdi.

 6 Siyasi Parti’yi biraraya getirdi,koyu bir karanlığın içerisinde demokrasi iklimi ve umut yarattı

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” temasıyla biraraya gelen partilerin uzlaşması sonucu 6 parti biraraya geldi ve 12 Şubat 2022’de ilk toplantısını Cumhuriyet Halk Partisi ev sahipliğinde gerçekleştirdi.

28 Şubat 2022’de "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni" yayınlandı.

21 Ağustos 2022'de cumhurbaşkanlığı için "Ortak Aday" kararı açıklandı.

30 Ocak 2023'te  "Ortak Politikalar Mutabakat Metni" yayınlandı.

Sonunda da Ortak Aday olarak Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karar verildi.

Kılıçdaroğlu, bunların dışında,

Güncel sorunlara dönük bir çok konuda agresif hamlelerle iktidarı zorlayan bir performans sergiledi.

Not etmek gerekirse,

Bu arada, bir kez suikast denemesine bir kez de linç denemesine maruz kaldı.

Bu iki olaya da maalesef iktidarın çirkin yaklaşımları damga vurdu.

28 Mayıs 2. Tur seçimlerinde de aldığı %47.8 oyla süreç tamamlandı.

 

Sonuç itibarıyla,

Olaylar tarihsel süreçler ile birlikte değerlendirildiğinde Kılıçdaroğlu'na büyük haksızlık yapıldığı düşüncesindeyim.

Bunları, Kemal beyin Genel Başkanlığı bırakması veya sürdürmesi tartışmalarından bağımsız bir şekilde tespit ve hatırlatma yapmak amacıyla not düştüm.

Genel Başkanlık konusu kişilerin kendi kararları ve ortya çıkışlarıyla, iddialarıyla ilgili bir durumdur. Kimse engellenemez, her aday için eleştiri veya savunu da haktır, son kararı da parti organları ve kurultay verir. Bu da bir süreçtir.

Sürece bilgi temelinde katkı yapmaya devam edeceğim.

Hoşa gitse de gitmese de...

Bülent Gürsoy

 https://twitter.com/bulentgrsy/status/1668904537015427073