CHP Cumhuriyetin 100. Yılını "Cumhuriyet Resepsiyonu” ile kutlayacakmış.
CHP Cumhuriyetin 100. Yılını "Cumhuriyet Resepsiyonu” ile kutlayacakmış.
Leş kargaları çocukları öldürüyor.
MELEK GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan kitabında şu cümleleriyle insanoğlunun içsel çelişkilerini büyük bir açıklıkla dile getirir:
"İçimizde şeytan yok. İçimizde âcizlik var, tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçma eğilimi var."
Bu ifadeler, sağ siyasetin yüzyıllardır insanlığa dair üretmek yerine, kapitalizmin taşeronluğunu yaparak varlığını sürdürdüğünü düşündüğümüzde daha da anlam kazanır. Sağ siyaset; acizlik, tembellik ve bilgisizliğin karanlık yüzünü, melek görünümlü bir şeytan kılığına sokarak halkın gerçekleri görmesini engellemekte ustadır.
Kapitalizmin sağ siyasetin önüne serdiği manipülasyon araçları -gazeteler, televizyonlar, internet siteleri- ve onların yetiştirdiği algı operatörleri, 7 gün 24 saat halkın bilinçlenmesini engellemeye yönelik bir "şeytanlık" düzeni inşa eder. Hakikat, sağ siyasetin korkulu rüyasıdır; çünkü eğitimli bir toplum ve örgütlü bir halk, sağ siyasetin en büyük kâbusudur. Bu nedenle eğitimi işlevsiz hale getirmek, gerçek bilginin önüne barikatlar kurmak ve halkın örgütlenmesini engellemek için her yolu denerler.
Sağ Siyasetin Sömürgeci Doğası
Sağ siyasetin, kapitalizmin ve emperyalizmin çıkarlarına hizmet etme noktasında hiçbir rahatsızlık duymadığı ortadadır. Onlar için "Bayrak, Vatan ve Kutsal Kitaplar" yeterlidir; bu üç argüman üzerinden halkı kolaylıkla yönetebileceklerini düşünürler. Fakat bu söylemler sadece bir aldatmacadır. Bu siyasi anlayışın yoksulluk, yolsuzluk, çevre talanı ya da toplumsal adaletsizlik karşısında sesi çıkmaz; çünkü bu konular onların çıkar dünyasında bir anlam ifade etmez.
Dereler kurutulurken, ormanlar talan edilirken, kadınlar öldürülürken ya da çocuklar istismara uğrarken onların ne bir feryadını duyarız ne de bir çözüm arayışına girdiklerine tanık oluruz. Fakat ülkenin her köşesinde haykıran bir türkü duyulur:
"Baş koymuşum Türkiyemin yoluna/ Düzlüğüne yokuşuna ölürüm/ Asırlardır kır atımı suladım/ Irmağının akışına ölürüm Türkiyem."
Bu türkü, halkın acılarını örtmek ve gerçekleri görünmez kılmak için kullanılır.
Sağ Siyaset ve Vatan Söylemi
Bir karış toprağın bile vatan olduğunu iddia edenlerin, Yunanistan’ın işgal ettiği adalar karşısındaki sessizliği hafızalarda tazedir. "Milliyetçilik bizim vazgeçilmezimiz" diyenlerin, Sakarya Tank Palet Fabrikası’nı Katar’a devrederkenki kayıtsızlığı unutulmaz. Atatürk’ü dilinden düşürmeyenlerin, Ayasofya’da Diyanet İşleri Başkanı’nın lanet okuması karşısındaki sessizliği ise tarihsel bir ironi olarak kayıtlara geçer.
Ancak yine de ölürler Türkiye için, bir türkü eşliğinde:
"Sevdalıyım yangın yeri bu sinem/ Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem/ Pınarlardan su doldurur Eminem/ Mavi boncuk takışına ölürüm Türkiyem."
Sağ Siyaset ve Kutsal Kitaplar
Kutsal değerleri dillerinden düşürmeyenlerin, tarikat yurtlarında yaşanan istismar skandallarında sessiz kaldığını duymayan kaldı mı? Karaman’daki çocuk istismarını örtbas etmeye çalışanların, "Bir seferle bir şey olmaz" diyerek insanlık onurunu ayaklar altına alması hala hafızalarda değil mi? Sağ siyaset, halkın dini duygularını sömürmekte mahir; fakat bu değerleri korumakta da bir o kadar acizdir.
Yine de onların türküleri vardır:
"Düğünüm, derneğim, halayım, barım/ Toprağım, ekmeğim, namusum, arım/ Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, Heybelerin nakışına ölürüm Türkiyem."
Sağ Siyasetin Yokluğu
Onları ne işsizlikten bunalıp intihar eden bir babanın cenazesinde ne evine ekmek götüremeyen kadının morg önünde ne de işçi hakları için greve çıkanların yanında görürsünüz. Sağ siyaset, halkın dertlerini dinlemek yerine, kendi çıkar düzenini sürdürmekle meşguldür. Halkın acıları onların umurunda değildir; çünkü kapitalizmin sunduğu konfor onları doyurur.
Son Söz
George Orwell’in dediği gibi:
"Biz, duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz."
Sağ siyaset de halka duymak istediğini söyleyip yapması gereken her şeyi engeller. Onların melek maskesi altında şeytanı saklayan yüzlerini görmek için eğitimli ve bilinçli bir topluma ihtiyacımız var.
Sağlıcakla.
Ozanca
Ağaçlar kesilmesin diye Akbelen ormanına sahip çıkan halka, polisi-askeri gönderen hükümet.
Kemal Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda, “Partinin ilkelerine bağlı, geçmişi temiz birisi olsa hemen bırakırım” diyor.
Değerli
dostlarım, Kemal beyle ilgili
tartışmalara 2 tweet ile kendi açımdan
açıklık getirmeye çalışacağım:
KILIÇDAROĞLU
- 1
Kılıçdaroğlu
ile ilgili efsaneler çok iş yapıyor.
Kişisel
hesapları olanlar ve onlarla ekip olan belirli kesimler de bunu pompalıyor.
AKP
trol ordusu da hiç fırsat kaçırmadan, kendilerine göre siyasetleri gereği yangını
körüklüyor.
En
büyük ve en çok tutan iddia: "Çok
sayıda seçim kaybetti" iddiası.
Rakamlarla
bakakım, öyle mi?:
■ CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden
açılmasından sonraki GENEL seçimlerdeki oy oranları
● Deniz Baykal Dönemi
1995- % 10.70
1999- % 8.71
2002- % 19.39 (DSP'nin çöküşü ile)
2007- % 20.88
● Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi
2011- %
25.98
2015- %
24.95 (7 Haziran)
2015- %
25.32 (1 Kasım)
2018- %
22.65 (İttifak)
2023- %
25.35 (İttifak)
■ CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden
açılmasından sonraki YEREL Seçimlerdeki İl genel Meclisi oy oranları*
● Deniz Baykal Dönemi
1994- %
4.6
1999- %
11.1
2004- %18.2
2009- %
23.08
● Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi
2014
- % 25.59
2019- %
29.81 (Belediye Başkanlığı - İşbirliği)
CHP'nin
performans gelişimi böyle...
Ayrıca.
sürecin diğer unsurlarını göz önünde tutarak not etmeliyiz ki Erdoğan karşısındaki
tüm liderler 2002 yılından beri seçim kaybediyor.
Bu
süreci Kılıçdaroğlu'nun seçim kaybetmesi şeklinde lanse etmek doğru değil.
CHP
içinde en büyük iddia Muharrem İnce'nindi, çıktı parti kurdu durumu ortada.
Daha
iddialı biri de çıkmadı bugüne kadar (İmamoğlu olayını ayrıca değerlendirmek
gerekiyor).
Dolayısıyla
"sadece Genel Başkan üzerinden mucizeler beklemek ne kadar doğru"
bunu iyi irdelemek gerekiyor.
CHP
açısından bu durum, geniş bir analizle ele alınabilecek; tarihsel, ideolojik ve
konjonktürel bir durum.
CHP
tarihine bakıldığında, çok partili dönemde, dönemin koşullarında, yüksek oyla
elde edilen başarı sadece bir kez Ecevit’e aittir. Ecevit, 1973 genel
seçimlerinde %33,3 oy almış ve Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ile
yaptığı koalisyonda Başbakan olmuştur. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı yapılmıştır.
10 ay süren bu koalisyon hükûmeti Ecevit'in istifasıyla dağılmıştır. 1977 genel
seçimlerinde parti, oy oranını %41,4'e çıkarmıştır. Bu oy oranı, sol görüşlü
bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak
tarihe geçmiştir. CHP’nin geçmişinde Kürt kökenli seçmenlerin oyları da vardır
(tıpkı AKP’de uzun süre ve halen kısmen olduğu gibi). Diyarbakır'ın o yıllarda
CHP'nin kalesi olduğu unutulmasın.
Kürtlerin
siyasi partiler kurmalarıyla o oylar da kaybedilmiştir.
Bu
veriler ışığında, Kılıçdaroğlu’nun seçim kaybetmesi üzerinden yapılan
eleştirileri kişisel olarak doğru bulmuyorum.
KILIÇDAROĞLU
- 2
Peki,
Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçte kritik dönemlerde neler yaptı ve hangi aşamaları
tarihe kaydetti, bir de buna bakalım.
-
2017 Adalet Yürüyüşü ile insanlığın mücadele tarihine geçti.
Ankara'dan
İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle gerçekleşen yürüyüş, birbirinden
çok farklı toplum kesimlerinin katılımıyla, Türk bayraklarıyla, 15 Haziran
2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı ve 9 Temmuz 2017'de Maltepe'de sonlandı.
420 kilometrelik yolu 25 günde yürüdü.
-
2018’de İYİ Parti’nin seçime girmesini sağlayarak Türkiye demokrasi tarihine
geçti,
İYİ
Parti’yi seçime sokmamak üzere hamleler yapan, yargıdaki AKP aparatlarına karşı,
Kılıçdaroğlu’nun Akşener ile anlaşarak 22 Nisan 2018’de, 15 CHP’li vekilin İYİ
Parti’ye geçmesini sağlamasıyla TBMM’de 5 Milletvekili olan İYİ Parti, CHP'den
geçen 15 Milletvekili’yle 20 sandalyeye ulaşarak seçimlere katılmayı
garantiledi ve hazine yardımının önü açıldı. Demokrasi tarihimiz açısından
unutulmaz bir hamle oldu.
-
2019 Yerel Seçimleri’nde İşbirliği oluşumunda paydaş olarak AKP’nin
gerilemesini sağladı.
Yerel
seçimler öncesi 12 Aralık 2018’de, CHP ve İYİ Parti İşbirliği anlaşması yaptı.
Seçim sonuçlarına göre CHP ve İYİ Parti'den oluşan İşbirliği Partileri, Ankara
ve İstanbul dahil olmak üzere metropol bölgelerinde güçlü bir performans
sergileyerek iktidar partilerinin gerilemesine yol açtı ve yönetimi ele aldı.
-
Helalleşme çağrısı yaptı
Kılıçdaroğlu,
6 Kasım’da “helalleşme” çağrısı yaptı: Türkiye’nin iktidardan ve iktidar değişimi
gerekliliğinden daha önemli tarihsel sorunlarının olduğunu, toplumun iyileşmeye
ve helalleşmeye ihtiyaç duyduğunu, bir kısmı CHP’den de kaynaklanan, toplumsal
yaraları sarmak üzere helalleşme yolculuğuna çıkacağını ifade etti, Cumhuriyet
tarihi boyunca toplumsal hafızada yer almış belli başlı mağduriyetleri anarak
kuşatıcı bir helalleşme çerçevesi çizdi.
6 Siyasi Parti’yi biraraya getirdi,koyu bir
karanlığın içerisinde demokrasi iklimi ve umut yarattı
“Güçlendirilmiş
Parlamenter Sistem” temasıyla biraraya gelen partilerin uzlaşması sonucu 6
parti biraraya geldi ve 12 Şubat 2022’de ilk toplantısını Cumhuriyet Halk
Partisi ev sahipliğinde gerçekleştirdi.
28
Şubat 2022’de "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni" yayınlandı.
21
Ağustos 2022'de cumhurbaşkanlığı için "Ortak Aday" kararı açıklandı.
30
Ocak 2023'te "Ortak Politikalar
Mutabakat Metni" yayınlandı.
Sonunda
da Ortak Aday olarak Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karar verildi.
Kılıçdaroğlu,
bunların dışında,
Güncel
sorunlara dönük bir çok konuda agresif hamlelerle iktidarı zorlayan bir
performans sergiledi.
Not
etmek gerekirse,
Bu
arada, bir kez suikast denemesine bir kez de linç denemesine maruz kaldı.
Bu
iki olaya da maalesef iktidarın çirkin yaklaşımları damga vurdu.
28
Mayıs 2. Tur seçimlerinde de aldığı %47.8 oyla süreç tamamlandı.
Sonuç
itibarıyla,
Olaylar
tarihsel süreçler ile birlikte değerlendirildiğinde Kılıçdaroğlu'na büyük haksızlık
yapıldığı düşüncesindeyim.
Bunları,
Kemal beyin Genel Başkanlığı bırakması veya sürdürmesi tartışmalarından bağımsız
bir şekilde tespit ve hatırlatma yapmak amacıyla not düştüm.
Genel
Başkanlık konusu kişilerin kendi kararları ve ortya çıkışlarıyla, iddialarıyla
ilgili bir durumdur. Kimse engellenemez, her aday için eleştiri veya savunu da
haktır, son kararı da parti organları ve kurultay verir. Bu da bir süreçtir.
Sürece
bilgi temelinde katkı yapmaya devam edeceğim.
Hoşa
gitse de gitmese de...
Bülent
Gürsoy