fcekirge@hurriyet.com.tr
MADEM bir dosyayı açtık.
Devam edelim.
Soru şu:
- Sivil idare dediğimiz seçilmiş hükümet askeri hiyerarşiye ne kadar müdahil olmalı?
Ya da;
- Komutanların seçiminde söz sahibi olmalı mı?
Ben “Olmalı” diyorum.
Hatta her türlü kamu kurumunun bir “kamu denetim hiyerarşisi” içinde çalışması gerektiğini söylüyorum.
Bunu da yalnız “silah alımları ya da bazı ihaleler” için hatırlatmıyorum.
Daha keskin bir soru için.
Örneğin; “Kontrgerilla vardır” diyen Ecevit, acaba başbakanlığı döneminde, “Önümüze duvar gibi çıktı” dediği Gladio’nun üzerine gitseydi ne olurdu?
Hatırlatalım:
“ABD, Sovyetler Birliği’ne karşı NATO üzerinden gizli bir askeri yeraltı teşkilatı kurdurtmuştur. Tam anlamıyla antikomünist bir örgütlenmedir. Ve elbette Türkiye de bu örgütlenmeye dahildir.”
Yani “kontrgerilla”...
Bu örgüt Avrupa’da birçok ülkede ayıklandı. Bir tek Türkiye’de yarım kalmış bir cerahat olarak gizlendi. Sıkılamadı...
Çünkü siyasi otorite üzerine gidemedi. Sivil irade ve yargı o “duvarı” aşamadı.
En fazla yaklaşan Ecevit oldu ama o da durdu.
İşte şimdi bu yüzden “Acaba” diyorum, Ecevit “o duvarı aşsaydı” Abdullah Çatlı’lar olur muydu?
Faili meçhuller yani.
Bir ekim gecesi 7 TİP’li genç Bahçelievler’deki evlerinde tellerle boğularak katledilebilir miydi?
Susurluk olur muydu?
Çatlı ve benzerlerine yeniden görev verenler çıkabilir miydi? Çatlı devlet kimliği alabilir miydi? Yine faili meçhuller olur muydu?
Binbaşı Cem Ersever ne yapardı? Ersever’in cesedi başından vurulmuş olarak bulunur muydu?
Yani şunu soruyorum:
- Türk siyasi varlığı o sivil cesareti gösterip CİA projesi ve NATO emzirmesi bu kirli örgütlenmeyi açığa çıkarabilseydi bugün acaba hangi değerli kalemler, beyinler hayattaydı?
İşte bu yüzden diyorum ki; Askeri Şûra’da yaşanan mesele askerin, askerlik mesleğini yapmasına karışmak değildir.
Falanca komutanın falanca makama gelip gelmemesi değildir. Apoletlerdeki yıldız sayısı değildir...
Mesele, Cumhurbaşkanı’nın ya da Başbakan’ın askerin bileğini bükmesi hiç değildir.
Mesele devletin ve demokrasinin bütünlüğü meselesidir.
Mesele demokrasiye “askeri yasak bölge” uygulanamayacağı meselesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder