30 Haziran 2013 Pazar

Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir...


AKP mitingleri sırasında basına yansıyan fotoğrafların 'photoshop'la kalabalıklaştırıldığı iddia edilmiş ve hükümet çok eleştirilmişti. Oysa Başbakan'ın gücünü aldığı milli iradenin de 'photoshop'lu olduğunu söylemek gerekir. İşte Türkiye'nin AKP dönemi boyunca baş belası olan dijital seçim sisteminin bir analizi.
Cumhuriyet / Dergi- Başbakan arkasına yüzde ellisini, önüne polisini, gazını almış kükrüyor, “provokatörler, çapulcular.” Sahip olduğunu düşündüğü gücü sandıktan aldığına çok emin. Türkiye’nin yüzde ellisi onun, dolayısıyla her istediğini yapma hakkını kendinde buluyor.
Herhangi bir talepte bulunmak için çoğunluğa sahip olmanın gerekli olduğunu düşünmenin demokrasiyle ne kadar bağdaştığı sorusunu bir kenara bırakalım, biz AKP ve Başbakan’ın gerçekten toplumdaki çoğunluğa sahip olup olmadığına bakalım. 2002’den beri her genel seçimde oy oranını biraz daha artıran AKP, 2011 genel seçimlerinde oyların yüzde 49.9’unu alarak en çok oy alan parti olmuş. Seçmenlerin yüzde 83’ü oy kullanmış, bu katılım açısından fena bir rakam gibi görünmüyor. AKP’nin aldığı 21 milyon küsur oy her ne kadar Türkiye’nin yarısına denk gelmese de ciddi bir rakam. Ancak bu oyların ne kadarının gerçek olduğu soru işareti.

Hemen her seçim sonrası ortaya atılan ididalar aynıdır. Hasır altı edilen sandıklar, çöplerde bulunan oylar, 300 haneli yerleşkelerden 7 bin oy çıkarmalar, ölmüş insanların oy atma konusundaki istekliliği... Bu tip hikâyeler tek bir partiye indirgenemeyecek söylentilerdir. Seçim ertesinde partii teşkilatlarının fazla mesai yapmasına sebep olan söylentiler.

Ancak son on yılda “ileri demokrasi” seviyesine gelen Türkiye’de Başbakan’ın sıkca bahsettiği ve kendine siper ettiği milli iradenin ne kadar sağlıklı bir veri olduğu oldukça tartışmalı bir konu. Bunun en büyük sebebi de SEÇSİS (Bilgisayar Destekli Merkezi Seçim kütüğü Sistemi).

Türkiye’de ilk olarak tamamen bilgisayar tabanlı oy sayımı 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde yapılmış. AKP bu seçimle birlikte yüzde 36 olan oy oranını on puan artırarark yüzde 46’ya çıkarmış. Seçim öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na yerleştirilen sistemse şöyle işliyordu. Ana bilgisayara HAVELSAN tarafından kurulan JAVA destekli SEÇSİS yazılımı yüklüydü. Bu sistem, tüm il ve ilçe merkezlerindeki bilgisayarlara VPN, yani “özel ağ yapılandırması”yla bağlıydı. Her merkezde işlenen oy kayıtları otomatik olarak ana bilgisayardaki yazılıma yükleniyordu. Burada asıl sorun bahsettiğimiz sistemin dış müdahalelere karşı zayıf korumalı olmasıydı.

İl ve ilçe merkezlerinde yüklü olan işletim sistemi Windows XP’ler dünyada o zamana kadar görülen en güvensiz işletim sistemiydi. Bu açıdan bakıldığında herhangi bir hacker’ın bu sisteme müdahale şansı oldukça fazlaydı. Bu noktada CIA destekli bir yazılım olan Microsoft Windows yerine dünya çapında en güvenli işletim sistemi olarak kabul gören Linux tabanlı bir yazılım tercih edilmemesiyse oldukça manidardı. Hele ki SEÇSİS’in henüz Ulusal Yazılım Sertifikası bile yokken.

Bu noktada seçim sandıklarında sayılan oylar doğru şekilde merkeze iletilse bile, sayıların dijital ortama aktarımı fazlasıyla denetimsiz ve müdahaleye açık. Aslında aynı yıl komşumuz Yunanistan’da da benzer bir yazılım uygulanmak istenmiş, ama öncesinde ABD’de farklı üniversitelerde yapılan araştırmalarda yerel ve genel bazda hile yapıldığı tespit edildiği için vazgeçilmiştir. Ancak aynı yıl Türkiye’de yapılan seçimlerde ham sandık sonuçları gizlenmişti. Elbette aklıevvelin biri çıkıp tüm sonuçları alt alta yazıp toplayabilirdi. Acaba dijital sonuçlarla ortaya çıkacak farktan mı korkulmuştu?
Bu noktada Linux Kullanıcıları Derneği’nin yaptığı ve fazlasıyla göz ardı edilen bir basın açıklamasına yer vermek gerekiyor. Merkezlerde Windows tabanlı işletim sistemlerinin kullanılması eleştiriliyor ve ham sandık sonuçlarının derhal paylaşılması isteniyordu.
“Hackerlar gerçekten seçimlerimizi etkileyebilir mi?” Bu soruyu soran Dark Reading isimli internet sitesinin yazarlarından Erica Chickowski. ABD’de Bush ve AL Gore arasında geçen, yine SEÇSİS’in altyapısını sağlayan Sun Electronics adlı şirketin katkılarıyla gerçekleşen ve karşılıkı kazananı tebrik mesajlarıyla iyice komediye dönüşen seçimlerin ardından seçim yöntemlerini araştırmaya başlamış. En popüler güvenlik yazılımlarından ESET’in güvenlik sözcülerinden Stephen Cobb’a bu soruyu sormuş. Yanıt başka bir soruyla geliyor. “Sony ve Yahoo gibi şirketler hacklenebiliyorsa, seçim yazılımları neden hacklenmesin?” New York’taki Seçim Kurulu Yöneticilerinden Shane Hamlin ise daha karamsar. “Genelde yanlış insanın kazanması olabilecek en kötü şey değildir” diyor. Asıl mesele evinde oturan bir hackerın tüm demokrasiye müdahale edebilecek ve tüm kitleleri güçsüzleştirebilecek konumda olması.”

Elbette bu korkutucu gerçek Türkiye gibi demokrasilerin pamuk ipliğine bağlı olduğu ülkelerde çok daha büyük erezyonlara sebep oluyor, sanal oylar, doğal olarak sanal bir kitleyi de peşinden sürüklüyor ve aslında var olmayan bir milli irade bile ortaya çıkabiliyor.
Şu sıralar revaçta olarak dijital seçim sistemleri hakkında yapılan araştırmalar, tam 218 farklı kırılganlık ve açık noktası ortaya koyuyor. Görünen o ki, Türkiye’deki seçim merkezlerinde kullanılan bilgisayarların pekçoğu da güvenlik açısından evlerinizdekilerden çok farklı değil. Yine bir başka şaibeli yazılım olan Nüfus kütüğü kayıtlarını tutan MERNİS’e bir bakalım. 2002’de 41 Milyon civarı bir seçmen rakamı ortaya koyuyor, 2004’te bu rakam 43 Milyon’a çıkıyor, 2007’deyse 42 Milyon’a düşüyor. Türkiye’nin nüfus artış hızıyla karşılaştırıldığında oldukça garip bir istatistik. Uzmanlar bunu geçersiz oyların silinmesiyle açıklıyor. Peki o zaman AKP’yi tek başına ikitdara getiren ve seçmenin yüzde 44’ünü meclis dışında bırakan 2002 seçimleri için şaibeli ve hileli demek yanlış mı? Seçmen sayımıza geri dönelim; 2009’da 48 Milyon seçmenimiz var, referandum yılı olan 2010’da ise 49 Milyon 500 bin. Türkiye nüfusundaki artışsa bu süre içinde sadece 1 Milyon. 2011 Genel Seçimlerine giden 52 Milyon 800 Bin seçmenimiz var. Ancak nüfus gerçekleri bir türlü seçmen sayısıyla örtüşmüyor. Ya son esçimde ya da ilk seçimde bir hile var. Lenin bir keresinde ne demişti, “Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir.” Görünüşe bakılırsa hiç de haksız değil.


30 Haziran 2013

29 Haziran 2013 Cumartesi

DİNDE OLANLARIN LİSTESİ..

BUNLAR KURAN’DA = DİN’DE VAR
1-    Allah’ın varlığı ve birliği
2-    Allah’a eşler koşmadan iman etmek
3-    Allah’ın merhameti, cömertliği ve affediciliği
4-    Allah’ı hem sevmek, hem de Allah’tan korkmak
5-    Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğu
6-    Allah’ın yaratılışı devam ettirmesi ve kontrol etmesi
7-    Allah’ın her şeyi görücü, bilici, işitici olduğu
8-    Allah’ın tüm eksikliklerden arınmış olduğu
9-    Allah’ın ezeli ve ebedi olduğu
10-  Allah’ın doğmadığı ve doğurulmadığı
11-   Allah’ın yüceliği ve ululuğu
12-  Övgülerin Allah için olması
13-  Allah’ın daima üstün ve galip olduğu
14-  Allah’ın rızık, şifa vermesi
15-  Allah’ın vaadinin doğruluğu
16-  Allah’ın yaşatan, öldüren, dirilten olması
17-   Allah’ın şaşırmadığı, unutmadığı
18-  Allah’ın en güzel isimlerin, sıfatların sahibi olması
19-  Allah’ın iman edenleri sevmesi
20-  Allah’ın en güzel şekilde, tüm detayları anlattığı
21-   Allah’ın dini oluşturan tek otorite olması
22-  Allah’ın kitabı Kuran’da dinle ilgili her şeyin açıklandığı
23-  Kuran’ın din adına rehberimiz ve gerekli hususların hatırlatıcısı olduğu
24-  Kuran’ı Allah’ın koruduğu
25-  Kuran’ın çelişkisiz bir kitap oluşu
26-  Kuran’ın eksiksiz oluşu
27-  Kuran’ın rahmet oluşu
28-  Kuran’ın doğru yola iletmesi
29-  Kuran’ın detaylı olduğu
30-  Kuran’ı ince ince düşünmenin gerekliliği
31-   Kuran okumak
32-  Allah’ı çok anmak
33-  Sırf Allah rızası için ibadet etmek
34-  Gerçek dostun bir tek Allah olması
35-  Allah’a sığınmak, Allah’a dua etmek
36-  Peygamberler’in tümüne iman etmek
37-   Peygamberimiz’i çok sevmek
38-  Peygamberimiz’in Kuran ile hüküm verdiği
39-  Peygamberimiz’in son Peygamber oluşu
40-  Peygamberimiz’in, Allah’ın vahyetmediği bir şeyi Allah’a isnat etmeyeceği
41-   Namaz kılmak ve namazda süreklilik
42-  Kıyam, rüku, secde etmek
43-  Kıbleye dönmek
44-  Namaz kılmak için abdest almak
45-  Cinsel ilişkiye girilmişse önce yıkanıp, sonra namaz kılmak
46-  Su bulamayanın toprakla teyemmüm etmesi
47-   Namazda huşunun önemi
48-  Namazın kötülüklerden alıkoyduğu
49-  Cuma (toplantı) namazı
50-  Namazı gösteriş amacıyla kılmamak
51-   Namazda Allah’ı anmak
52-  Namazdan sonra Allah’ı anmak
53-  Ramazan ayında oruç tutmak
54-  Orucu yeme, içme ve cinsel ilişki yasağının oluşturması
55-  Orucun başlangıç ve bitiş zamanları
56-  Oruç tutmaya güç yetiremeyenin ne yapması gerektiği
57-   Malları Allah rızası için sarf etmek
58-  Bu sarfiyatta malları yetime, yolda kalmışa, fakire, yakınlara vermek
59-  Verilenleri başa kakmamak
60-  Gönülden severek vermek
61-   Hacca gitmek
62-  Hacda Allah’ı anmak
63-  Hacda kirlerden arınmak, adakları yerine getirmek
64-  Haccı ve umreyi Allah için tamamlamak
65-  Hacda cinsel ilişki, kavga, sapkınlık yasağı
66-  Hacda ihramlıyken avlanmamak
67-   Hacda ihramlıyken avlanma yasağını çiğneyenin ne yapması gerektiği
68-  Uygun olanı emretmek
69-  Uygun olmayandan alıkoymak
70-  Allah rızası için mücadele etmek
71-   Gereğinde mücadeleyi hem malla, hem canla yapmak
72-  Kuran’ın rehberliğinde mücadele etmek
73-  Kınayanın kınamasından korkmamak
74-  Riba yasağı
75-  Tartıda, ölçüde hile yapmamak
76-  Adaletsizlik yapmamak
77-  İsraf etmemek
78-  Cimri olmamak
79-  Adam öldürmemek, adam öldürmenin cezası
80-  Hırsızlık yapmamak, hırsızlık yapanın cezası
81-   Fitne çıkarmamak, fitne çıkarmanın cezası
82-  Zina etmemek, zina edenin cezası
83-  Hanımlara zina iftirası etmemek, bunun cezası
84-  Lezbiyenlik, homoseksüellik yasağı, bunların cezası
85-  Büyünün kınanması
86-  Şeytandan Allah’a sığınmak
87-  Şeytanı dost edinmemek
88-  Şeytanın düşmanımız olduğu
89-  Şeytanın kuruntular, vesveseler vermesi
90-  Şeytandan korkmaya gerek olmadığı
91-   Yalnızca Allah’a yönelmek
92-  Duayı için için yalvararak yapmak
93-  Allah’tan bağışlanma dilemek
94-  Allah’tan ümidi kesmemek
95-  Günahlara hemen tövbe etmek
96-  Sabırlı olmak
97-  Sabırda yarışmak
98-  Bilgimizin olmadığı dini bir konuda tartışmamak
99-  Körü körüne, bilmediğimiz bir şeyin ardınca gitmemek
100- Anlaşmalara uymak
101- Yemini önemsemek
102- Yemini bozmanın kefareti
103- Yemini bozgunculuk unsuru olarak kullanmamak
104- Yakınların aleyhine bile olsa adaletten şaşmamak
105- Şahsi kin yüzünden adaletten sapmamak
106- Hoşgörülü ve bağışlayıcı olmak
107- Yetimlerin mallarını kendilerine vermek
108- Yetimlere güzellikle davranmak
109- Yetimleri itip kakmamak
110- Dünya hayatına aldanmamak
111- Mal, eşler, ticaret gibi helal unsurların da insanları dinin öngördüğü hayattan uzaklaştırmaması gerektiği
112- Hayatın Allah rızası için yaşanması
113- Allah’a karşı aczini bilmek
114- Güç ve imkana değil, sadece Allah’a güvenip dayanmak
115- Allah’ın ayetlerine gönülden boyun eğmek
116- Allah istemeden hiçbir şeyin olmayacağını bilmek
117- Münafıkların (ikiyüzlülerin) detaylı tarifi
118- İnananlarla edilen alayların anlatımı
119- İnananlara nefret duyanların anlatımı
120- Fitnenin kınanması
121- Kibrin kınanması
122- Nankörlüğün kınanması
123- Aklını çalıştırmayanın kınanması
124- Aklını çalıştırmayanın pisliğe batacağı
125- Doğruyu çoğunlukta aramanın hata olacağı
102- Atalarını üzerinde bulduğuna inanmanın, gerçeği bulmada bir metot olamayacağı
127- Aklı kullanmadan taklitçi olmanın hata olduğu
128- Hamrın (sarhoşluk verici madde veya şarap) şeytan işi bir pislik olması
129- Tapılmak için dikilen taşların şeytan işi bir pislik olması
130- Fal oklarının şeytan işi birer pislik olması
131- Kıyamete inanmak
132- Kıyametin dehşetli manzarasının anlatımı
133- Cennet’in varlığı
134- Cennet’teki güzel nimetlerin tarifi
135- Cehennem’in varlığı
136- Cehennem’deki azabın tarifi
137- Cennet ve Cehennem’in sonsuzluğu
138- Cennet ve Cehennem’i göz önünde bulundurarak yaşamak
139- Allah’ın rızasının Cennet’ten de önemli olması
140- Bizi ilk defa Yaratan’a, yeniden yaratmanın çok kolay olması
141- Allah’ın elçi göndermeden azap etmeyeceği
142- Allah’ın kendisine ortak koşulmasını bağışlamayacağı, bunun dışında dilediği günahı dilediğine bağışlayacağı
143- Cennetliklerin mutlu, Cehennemliklerin pişman olacağına dair anlatımlar
144- Cennet’te yorgunluk, bıkkınlık olmayacağı
145- Din adamı diye gözükenlerin bir kısmının insanların mallarını haksızlıkla yediğinin anlatımı
146- Din adamlarının ve Peygamberlerin rableştirilmesiyle ilgili olumsuzluğa dikkat çekilmesi
147- Hz. Musa’nın Peygamberliği ve ona Tevrat’ın verilmesi
148- Hz. İsa’nın Peygamberliği ve ona İncil’in verilmesi
149- Hz. Davud’un Peygamberliği ve ona Zebur’un verilmesi
150- Kuran’da kendisinden bahsedilmeyen daha birçok Peygamber’in olduğu
151- Hz. Adem ve onunla ilgili anlatımlar
152- Hz. Nuh ve onunla ilgili anlatımlar
153 – Hz. İbrahim ve onunla ilgili anlatımlar
154- Hz. Süleyman ve onunla ilgili anlatımlar
155- Hz. Musa’nın Firavun’la olan mücadelesi
156- Hz. İsa ve annesi Meryem’in kıssaları
157- Hz. Yusuf’un kıssası ve rüyaları yorumlaması
158- Hz. Yakup’tan bahsedilmesi
159- Hz. İsmail ve Hz. İshak’tan bahsedilmesi
160- Zülkarneyn’den, Lokman’dan anlatımlar
161- Peygamberler’in karşılaştığı sıkıntılar
162- Bu sıkıntılara rağmen Peygamberler’in mücadelesi
154- Peygamber’in babası veya oğlu olmanın bile kimseyi kurtarmayacağı
155- Peygamberler’i inkar eden kavimlerin dünyada da cezalandırılmaları
163- Anne ve babaya iyi davranmak
164- Allah’ın yarattıklarını incelemek, düşünmek
165- Allah’ın gökteki ve yerdeki sanatlarını araştırmak ve incelemek
156- Leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilenleri yememek
166- Allah’ın helal ettiği rızıkları haram etmemek
170- Günahın açığından da, gizlisinden de kaçınmak
171- Allah’a yönelenlerle beraber olmak
172- Parçalanıp ayrılmamak
173- Allah’ın yolunda kurşunla kaynatılmış binalar gibi kaynaşmış olmak
174- Saldırgan olmamak
175- Saldırganlarla Allah yolunda çarpışmak
176- Saldırana saldırdığı şekil ve ölçülerde saldırmak
177- Güzel düşünüp güzel işler yapmak
178- Emanetleri hak edene, becerikli kişilere vermek
179- Yönetimde danışmayı esas almak
180- Kendi kendini hesaba çekmek
181- Selama aynıyla ya da daha güzeliyle karşılık vermek
182- Sapkın kişilerden gelen haberi incelemeye tabi tutmak
183- İman edenlerin arasındaki çekişmeleri gidermek
184- İman edenlerin kardeşliği
185- Dinde fırkalara (mezheplere) bölünmemek
186- Dinde baskı, zorlama olmadığı
187- Tanıklığı gizlememek
188- Gevşememek, inananların üstün olduğunu bilmek
189- Mal ve çocukların Allah’ı anmada engel olmaması
190- Gerçek hayatın ahiret hayatı olması
191- Anne rahminde geçirilen evrelere dikkat çekilmesi
192- Matematiğe, her şeyde bir ölçü olduğuna dikkat çekilmesi
193- Zamanın izafiliğinin anlatımı
194- Uzayın genişlediğinin anlatımı
195- Güneşin, dünyanın, ayın hareket ettiği
196- İki ayrı suyun birleşmesine rağmen suların karışmaması
197- Rüzgarların aşılayıcı özelliğinin belirtilmesi
198- Yeryüzündeki çatlaklara (fay hatlarına) dikkat çekilmesi
199- Göğün korunmuş bir tavan gibi olması

200- Bu dünyanın sonunun geleceğinin ve o andaki bazı manzaraların anlatımı

KURANDAKİ DİN



KURANDAKİ DİN








GERÇEK DİNDAR KİM?



Kuran’da cami imamı, şeyhülislam, müftü, tarikat şeyhi, din adamı gibi Müslümanlara hükmeden, onları temsil eden sınıfların varlığına rastlayamazsınız. Kuran bu sınıfların hiçbirinden bahsetmez iken, halkın geniş bir bölümünün cami imamlarıyla, müftülerle, şeyhlerle dini yanlış bir şekilde özdeşleştirdiklerini gözlemliyoruz. Günümüzde tarikatlar, geleneksel mezhepçi düşüncenin kalesidirler. Buradaki şeyhler, Kuran’ın değil, ancak mezheplerin savunucusu olabilirler. Bu kişilere göre “din eşittir mezhepler” olduğu için, bunlar din diye Kuran’ı değil, mezhepleri açıklayacaklardır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve İmam Hatip Liseleri de; Hanefi İşleri Başkanlığı ve Hanefi İmam Liseleri halindedirler. Bu yüzden bu sıralardan geçen imamların ve müftülerin çoğunluğu; Kuran’ın değil, mezheplerin sözcüsüdürler. Bundan önceki bölümlerde Kuran’ın dini ile mezheplerin dini arasındaki farkı gördük.
Buna göre iki şık belirmiştir:
1- Kuran dinin kaynağıdır. Kuran’ı tek kaynak kabul edip dini yaşamaya ve anlamaya çalışmak gerekir.
2- Mezhepler dine eşittir. Din, Kuran’dan değil mezheplerden öğrenilir. Günümüzdeki mezhepçi imamlar, şeyhler, müftüler dini temsil eder.
ESKİDEN BUNLARI SÖYLEYENİN KELLESİ GİDEBİLİRDİ
Eğer bu kitabı okuduktan sonra veya daha evvelden birinci şıkkın doğru olduğunu düşünüyorsanız, lütfen gereğini yapın ve mezhepçi düşüncedeki Diyanet İşleri’ni, müftüleri, cami imamlarını, şeyhleri dinle özdeşleştirmekten kurtulun. Bilin ki bu inanışlarıyla “gerçek dindarlar” onlar değil, siz olabilirsiniz. Dinde, dinci meslek kuruluşları yoktur. Kendinize güveninizi kazanın ve dine sahip çıkın. Belki eskiden, bazı Sunni yönetimlerin altında mezhepçi düşünceye dil uzatsaydınız kelleniz tehlikeye girerdi. Kuran’ın yeterliliğini, mezheplerin sapkınlığını savunmanın karşılığı o yönetimlerde idam olurdu. Günümüzün demokrasileri, mezheplerin savunduğu yapılara nazaran, birçok hususta, Kuran’a daha uygun unsurlar içermektedir. Bu oluşum, Kuran’a dayalı bir İslam anlayışını savunanlar için çok büyük avantajları beraberinde getirmiştir. Artık Kuran’a dayalı bir İslam’ı savunanlara düşen, seslerini çok daha kuvvetli bir şekilde yükseltip, dini karanlıklarda boğan mezhepçi zihniyettekilerin dinle özdeşleştirilmesini önlemektir. Böylelikle, insanla dini birbiriyle çeliştiren mezhepçi zihniyetin dinden uzaklaştırdığı, hatta dinsizliğe ittiği kitlelerin önemli bir bölümü, umarız; insanla, bilimle, mantıkla kol kola ilerleyen Kuran’ın anlattığı İslam’ı tanıyınca, dine yeniden ısınacak ve kendi hatalarını tamir edeceklerdir.
Eğer Kuran’ın anlattığı İslam’ı savunanlar, fırsatları değerlendirip üzerlerine düşeni canla başla yapmazlarsa; Kuran’ı, para karşılığı, pazarlıklar yapıp okuyan hocalar, mevlithanlar, muska yapan, büyü yapan sahtekar hocalar, maddi ve manevi sömürünün üstadı şeyhler, bu toplumun kanını, parasını, imanını daha uzun yıllar emmeye devam edeceklerdir. Sahtekar dinci ile dinin özdeşleştirilmesindeki yanlış, Kuran ayetlerindeki açıklamalar ile örneklendirilmiştir. Fakat Kuran’ı musikisi için okuyup köşe dönmeye çalışanlar, bu ayetlerin manasını anlayamamışlardır.
DİN ADAMLARI MI, DİN TÜCCARLARI MI?
Ey iman sahipleri! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar.(9-Tevbe Suresi 34)
Ayette de görüleceği gibi din adamları din tüccarına dönüşebilmekte ve insanları en başta saptıranlar, bu “din adamları” olmaktadır. Peygamberimiz de bu tarz sahtekar din adamlarından az çekmemiştir. Fakat sahtekar din adamları kadar onlara uyanlar da suçludur. Dinimizin etten kemikten insan olarak onay verdiği, dini konularda kendisine güvenebileceğimizi garanti ettiği tek kişi Hz. Muhammed’dir. Onun dışında, gerek onun döneminde yaşamış, gerek ondan sonra gelecekler içinde kimseye böyle bir onay verilmez. Oysa dinimizde Hz. Muhammed dışında “cennetlik” ilan edilmiş o kadar çok kutsal vardır ki! Bu kutsalların ve şeyhlerin dedikleri adeta vahiy gibi kabul görmüştür. Oysa gerçek dindarı ancak Allah bilir. Bunun dışındaki teşhisler ancak zandır. Allah’a inanan ve samimi bir şekilde hayır üreten bir kişi Allah’a yakın olmayı, Allah’ın sevgili kulu olmayı umabilir. Hiç kimse İmam Rabbani’lerin, İmam Gazali’lerin, Abdulkadir Geylani’lerin, İmam Humeyni’lerin maneviyattaki üstünlükleri ve mana âleminde lider oldukları şeklinde hiçbir temele dayanmayan iddialar üretmesin. Maneviyat âleminde kimin ne kadar üstün olduğunu Allah’tan başka kim bilebilir? Herhangi bir kişide Allah’tan bir vahiy mi var ki bir takım insanlara makamlar, evliyalıklar dağıtıyorlar?
Fakat din Kuran’ın anlattığı İslam olmayınca, müritlerin uçurduğu şeyhler de, “en dindar ve en takva sahibi” ilan ettikleri kimseler de, mezheplerin dinine göre oluşmuştur. Mezheplerini tartışılmaz kılmak isteyen bu kişiler, Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife’nin Allah’ı rüyasında yüz kere gördüğü şeklindeki bir yalanı bile mezhep taassubuyla uydurabilmişlerdir. Kuran’da anlatılan Peygamber mucizelerini aşacak mucizeler yakıştırılan mezhep ileri gelenleri “gerçek dindar” ve “takip etmemiz gereken kişi” olarak sürekli lanse edilmektedirler. Halk böylece “Bak bu ne büyük adam, rüyasında Allah’ı görüyor… Falanca ölmüş tavuğu diriltiyor… Sen aciz bir insansın, Allah’ın bu üstün kullarına tabi ol. Nefsani olma. Bu Allah’ın sevgili kullarını izle ki kurtuluşa eresin.” diye uyutulmaktadırlar. Oysa bu şahıslar bu iddialarda bulundularsa bu; üstünlüklerine değil, sapıklıklarına delil olur.
Dini her şeyden evvel evliya etiketlilerden, cennetin vizesini veren münasebetsizlerden, Allah adına konuşan haddini bilmezlerden kurtarmalıyız. Bunlar dine, dinsizlerden daha büyük zarar vermektedirler. Dinsizler daha çok kendine zarar verir. Bunlarsa bilgisi kıt, geleneklerin esiri olmuş halkı hikayeleriyle kandırarak, din diye kapkaranlık, içinden çıkılmaz, çelişkilerle dolu bir hayat tarzının içine sokmaktadırlar. Üstelik, dinin tekelinin kendilerinde olduğunu zannetmekte ve kendileri dışındakileri “Sen kim oluyorsun ki din adına konuşuyorsun” diye susturmaya ve bir tek kendilerini dinlenir kılmaya çalışmaktadırlar. Bunlardan birçoğu, dinsizlerden daha çok kendilerini eleştiren Müslümanlar’a düşman olurlar. Çünkü bu Müslümanlar’ın, kiminin manen sömürdüğü, kiminin oyuncak yaptığı, kiminin ticari meta olarak kullandığı dini, ellerinden almalarından korkarlar. Kuran’ın birçok yerinde dini temsil ediyormuş gibi gözükenlerin hataları anlatılır. İbret alan nerede?
KİTAP YÜKLÜ EŞEKLER
Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kutsal kitap parçaları taşıyan eşeğin durumu gibidir.(62-Cuma Suresi 5)
Görüldüğü gibi geçmişte Allah’ın kitabını bilip de onun gereklerini yerine getirmemiş olanlar “kitap yüklü eşeklere” benzetilmektedirler.
Kutsal kitabımız Kuran’ın gereklerinin yerine getirilmemesinin sebebinin ise Allah’ın kitabının yanına yüzlerce kitabın; hadis kitabı, mezhep kitabı diye konup, Allah’ın kitabının yüzlerce kitaptan biri haline getirilmesi olduğunu gördük. Bunun sonucu olarak lafta Allah’ın kitabını savunanlar, uygulamada mezheplerin ilmihallerini rehber edinip, yüklenmiş oldukları kitabı taşımamakta, onun yerine yüzlerce cilt fıkıh ve hadis kitabını taşımaktadırlar.

İşte en önemli noktalardan biri; bu kitlenin ve onların Kuran dışı kitaplarının asla ve asla İslam’ı ve onun biricik kaynağı Kuran’ı temsil edemeyeceklerini anlamak ve anlatmaktır. Mevkisi ister halife, ister Diyanet İşleri Başkanı, ister şeyh olsun, ister yatırı en görkemli yatır olsun, ister türbesi en büyük türbe olsun, ister adına her yıl binlerce adak adansın, türbesine bezler bağlansın; bahsi geçen kişiler Kuran’ın değil, mezheplerin temsilcileridir. Allah’ın bizden istediği ölü tavukları diriltmemiz veya kendisini rüyada görmemiz değildir. Allah’ın mesajı Kuran’ı, yalnız Kuran’ı rehber edinmemizdir. Bunu yapmayan Kuran’ın birçok ayetiyle çelişmiş olur. Oysa “gerçek dindarlar”ın Kuran’la çelişmemesi beklenir.
Hıristiyanlar’da bizim evliyaların karşılığı olan Saint’lerin hakkında da çok büyük mucizeler anlatılır. Mezarları ziyaret edilir. Bu kişilerin büyük fedakarlıkları ve sürekli ibadet ettikleri, hayatlarını anlatan kitaplarda yer alır. Peki, bu Saintler, Hz. İsa’yı oğul tanrı olarak kabul ediyorlarsa, bu Saintler’in anlatılan olağanüstü mucizeleri onların “gerçek dindar” olduğunu gösterir mi? Tabi ki hayır. Demek ki gerçek dindarlığın göstergesi; Hıristiyanlarda da aynen gözlemlenen bu mucize hikayeleri, evliyalık ve saintlik menkıbeleri değil, Allah’ın gerçek dinini kavrayıp, uygulamaktır. Bu yüzden “evliya yolu” diye yutturulan mezhepler ve yüzlerce hikayenin ambalajladığı “gerçek dindar” portresi, hiç kimseyi kandırmasın. Bu hikayeler doğru olsaydı, Hz. İsa’nın ilah olduğu iddiası da doğru çıkardı! Ne garip tablodur ki Kuran’ı satanlar Kuran’a sahip çıkıyor, büyücülerin ve muska yazanların “hoca efendi” diye etekleri öpülüyor, dini maddi ve manevi menfaatlerini sağlama aracı görenler, bir de utanmadan kendileri gibi olmayıp kendilerince kötü örnek olanları kafirlikle suçlayıp, aforoz ediyorlar. Bu tiplerden siyasete bulaşmış, tarikat şeyhi olmuş, İslam’a hizmet diye ortaya çıkmış, Tevbe Suresi’nden alıntıladığımız ayetteki gibi saf insanların paralarıyla semirmiş olanlar da vardır. Cahil, geleneklerle dini karıştıran kişiler bunların makamlarına, milletvekili, müftü, şeyh sıfatlarına veya kimisinin uzun sarığına ve sakalına kanarak; dinin kendisi olan Kuran’a koşacağına, bunlara koşmaktadırlar. Kuran insanların güdülen sürüler değil, aklını işleten insanlar olmalarını ister ve Peygamber’e bile “bizi güt” demelerini yasaklar (2-Bakara Suresi 104). Oysa Kuran’dan uzaklaştırılan halk, menfaatler doğrultusunda güdülmek istenmiş ve Peygamber’den başka hiç kimseye onay vermeyen dinimizde, uydurma kutsallar, uydurma mezheplerle bu işe soyunmuşlardır. Halk bu yalan çarkını farketmesin diye Kuran’ın tercümesinede karşı çıkılmıştır, yanına yüzlerce cilt uydurma kaynak da konulmuştur. Halkın geneli bu kesimi, yaptığı şamata ve göz boyama yüzünden, din ile özdeşleştirmiş ve bunları “gerçek dindar” sanmıştır.

Geniş bir kesim ise “Gerçek din bu ise din yaşanamaz” düşüncesi ile kendilerini eksik, yetersiz görüp, dinden uzaklaşmışlardır. Bir kesim, mezheplerin uydurmaları nedeniyle dinden uzaklaşınca, suçluluk psikolojisi ile Kuran’ın anlattığı dinin gereklerini de yerine getiremez olmuşlardır. Bu kesimin gerçek dini öğrenmesi ve dinin yaşanabilir olduğunu anlamaları, kendilerine güvenlerini kazanıp, dini yaşamaya niyetlenmeleri açısından hayati öneme sahiptir. Gerçek dindarlar, dine sahip çıkmalıdır ki uydurma dinlerini “din” ve uydurma kutsallarını “gerçek dindar” sananların uydurmalarından artık kurtulalım. Her konuda olduğu gibi gerçek dindarın kim olduğunu anlamada da hüküm yalnız Kuran’a göre verilirse sorun çözülecektir.
Şüphesiz Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için kitabı gerçek olarak indirdik.(4-Nisa Suresi 105)



28 Haziran 2013 Cuma

GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN...


KURAN NEDİR-NE DEĞİLDİR...


MEHMET BARANSU "Tweetler"

Tweetler


  1. Sayin Diyanet isleri baskani. Camide korkan kizimi opmek mi buyuk gunah, yoksa hirsizlik, devleti soymak mi
  2. İcki goruntusu bulamadilar simdi camide bir kisinin kiz arkadasini opmesini buyutecekler
  3. Actirmayin agzimi bazı rezil bakanlar, milletvekilleri, basin bilmem neleri. Camide goruntu gosteren sahis, rusyadaki goruntunu goster
  4. Diyanet bana fetva verebilir mi? Camide korkan bir kizi opmek mi, yoksa ucakta, belediyede masada, yurtdisinda zina yapmak mi buyuk gunah.
  5. İcki goruntusu bulamadilar simdi camide bir kisinin kiz arkadasini opmesini buyutecekler,
  6. Dine dn buyuk zararı bu makam, para, koltuk icin yalan soyleyen sahtekar gazeteciler ve partililer yapiyor. Kuran bize baska seyler soyluyor
  7. Siyaseten yalan soyleyebilirsiniz diye bir ayet ve hadis bana gosterin ki sizin muslumanlıgınîzı anlayabileyim Nasıl muslumansıniz siz boyle
  8. Allahın bize yettigini unuttuk Serkan Bey. Umrumda degil bu sahtekarlar. Sahtekar muminler, mumineler.
  9. Basbakanın yalanlarını kapatmak icin, girmediginiz kılık kalmadı. Muslumanligi gectim, sizin insanlîgınıza "tüküreyim."(Melih Gokcek tarzı)
  10. Allahım su camii, icki yalanını soyleyenlere, aynı sekilde can korkusu ve siddet yasat. Bizlere de goruntusunu goster.
  11. polis siddetinden ve gazdan kacan insanlar. Unutmayin Turkiyede en ayyas adam bile dine saygılıdır. Oy ugruna yalan soylenmemeli
  12. Siz nasıl muhafazakar dindarsınîz Hatta

    müslüman. Bu yalanlarla Allaha nasil secde 

    ediyorsunuz? Anlamadım gitti sizleri. Koltuk, 

    makam, para
  13. Bana camide icki icilen goruntu gosterin sevgili devlet yetkilileri. 25 gundur uydurdugunuz yalani yeni yalanlarla kapatmaya calismayin
  14. 28 subatta sabah, hurriyet hangi yalanlarla, ne operasyonu yapıyorduysa, simdi aynîsını siz yapıyorsunuz.
  15. Allahtan korkmadan nasıl bu kadar yalan 

    soylemeye basladınîz. Nasıl bu kadar pervasızca 

    psikolojik operasyon yapıp, yalana iman ettiniz?
  16. Camide icki ictiler yalanı goruntulerle de ortaya cıkınca, baska yalanlara basladilar. Tayyip beyden korkuyorsunuz anladık da ya Allah?
  17. Eylemci saglikcilardan birinin giydigi onlukte haç isareti vagmis. Biri su kanallara haç isaretinin saglıkta ne anlama geldigini ogretsin
  18. İktidarin tvleri, rezilsiniz. Cami icki goruntusu adı altinda verdiginiz goruntuye yaptiginiz yorum rezilce. İcki goruntusu bulamadilar:)