25 Şubat 2022 Cuma

EMPERYALİZM SIRTINA BİNEMEYECEĞİ EŞEĞE OT VERMEZ





Savaş her koşulda kötüdür ,zenginler çıkarları için savaş ister fakirler savaşır ve ölür.



Ancak, Rusya- Ukrayna savaşı için sorulması gereken soru;
Varşova paktı ortada yokken NATO neden var, kendini neye ve kime karşı konumlandırılıyor?
Çıkartılan savaşın emperyalist tarafı ve taşeron örgütlenmesi kim?
Libya, Irak'ta, Suriye'de olduğu gibi Ukrayna'da ne işleri var? Sormamız ve düşünmemiz gereken bu...
O zaman akıla gelen ilk yanıt;
NATO denilen örgüt, emperyalizmin taşeronu olarak dünyayı kan gölüne çeviren bir yapılanmadır.
Savaşa karşı olan herkesin Rusya'nın emperyalizmin tetikçisi NATO'ya karşı verdiği tepki önemlidir..
NATO, dünyayı dizayn etmeye çalışan, emperyalist devletlerin çıkarı için kirli savaşlar çıkartan, insanları birbirine kırdırmakta, sınırları değiştiren eli kanlı bir organizasyondur...
Etnisitese, din, ırk vs. gibi argümanlar emperyalizmin 21.yy kullandığı aparatlardır. Liderler kullanışlıysa sorun olmaktan çıkıyor ama halk gerçekleri görmeye başladı mı
Irak'ta kimyasal silah yapılıyor, demokrasiyi getireceğiz diye çıkartılan savaşta Saddam öldürüldü ama milyonlarca masum ırak halkı öldürüldü, sonrasında savaş ve kaostan üç devlet yaratıldı. Asıl sorunları petrol kaynaklarına çökülmesiydi...Öyle de oldu.
Libya'da Kaddafi'yi yok edip petrol kaynaklarına çökülmesiydi...Öyle de oldu... Libya halkı paramparça edilip bırakıldı...
Suriye'de, asıl sorun Esad'ın diktatörlüğü vs. değildi, sorun petrol yatakları ve İsrail'in güvenliğiydi, milyonlarca Suriye halkı yurdundan uzaklaştırılıp mülteci konumuna düşürüldü, bizi çok ilgilendiren de bu..
Yugoslavya'dan yedi devlet yarattılar...


Nato emperyalizmin silahlı gücüdür. İnsan hakları, çocuklar, demokrasi,hukuk vs.onemli değildir, Salt çıkarları için savaş isterler.
İnsanlığın varolması umurlarında değildir..
Ukrayna'da, emperyalizmin ve onun silahlı gücü NATO tarafından yaratılmak istenen paramiliter Neo Nazi faşist yapılanması ne yazık ki bir savaşa neden olup fakir halk çocuklarının ölmesine neden olacaktır..


Montrö Boğazlar Sözleşmesi uyarınca Karadenize savaş gemisi geçme iznine de hayır diyoruz...
Savaşa hayır.
NATO'ya hayır.
Kahrolsun emperyalizmin ve taşeronu ülkeler...

****

Emperyalizm, sırtına binemeyeceği eşeğe ot vermez.



NATO ve ABD, "Ukrayna'ya asker göndermeyeceğini açıkladı" Ukrayna'yı güvendiği ağa babaları yani emperyalist ABD, onun yancısı AB ülkeleri ve tetikçisi NATO yalnız bıraktı.
Tetikçi NATO "sınırlarımızı koruyacağız" diyor
Soru şu "Hangi sınırları koruyacaksınız?"
Çıkarttığınız savaş sonucu kalbura dönen Suriye sınırları mı? Yoksa Suriye'li insanları mülteci statüsüne sokup, Türkiye dahil para verip tampon bölgeler yarattığınız Avrupa ülkeleri sınırlarınız mı?
Plastik botlarla Yunanistan'a geçmek isterken cesedi Aykan bebeklerin sahile vuran sınırlarınız mı?
Bir umut diye Avrupa'ya geçmek isterlerken botları devirdiğiniz için boğularak ölen çocukların, yüzme bilmeyen kadınların, yaşlı insanların öldüğü ege denizinde ki sınırlarınız mı?
Yada Suriye'li, Afgan'lı, Libya'lı, Irak'lı göçmenlerin Avrupa'ya geçmek istedikleri Meriç nehrin de ateş edilerek öldürdüğünüz sınırlarınız mı?
Hangi sınır?
Yoksa, Neo Nazi faşistleri örgütlediğiniz Ukrayna sınırlarınız mı?
Daha dünyaya ne kadar zarar vereceksiniz, ne yapacaksınız?
Ukrayna'da mazlum halkları her zaman ki gibi böldünüz, parçaladınız, savaşa hazırladınız... Yeni Çar olmak isteyen Putin sert gösterince Ukrayna'yı bırakıp kaçtınız.
Dünyaya savaş, kan, gözyaşından başka bir seçenek bırakmayan emperyalizmin tetikçisi NATO, ağa babası ABD ve yancısı AB ülkelerine sesleniyoruz.
"Dünyadan kanlı elinizi çekin, sömürmek uğruna çıkardığınız savaşlar son bulsun "
Çocukların yaşayabileceği bir dünya kurulsun....
Ne ABD, ne AB, ne NATO, nede yeni Çar Putin, tam bağımsız, savaşsız, sömürüsüz insanların yaşadığı bir dünya..
***
"Biri barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi."
Stefan Zweig
SAVAŞ İNSANLIK SUÇUDUR..


"Barış için çok sayıda akıllı insan gerekir, ancak savaş için tek bir aptal yeterlidir." Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için; Ne yeni sultanlar, padişahlar, Ne yeni Çar olma hevesinde Putin, Ne yeni Hitler olma yolunda Zelenskyy, Ne emperyalist çıkarları olan ABD, Ne emperyalizmin yancısı AB, Ne de emperyalizmin tetikçisi NATO.. Yolumuz, savunumuz tam bağımsız dünya düzeni...

Ozanca

14 Şubat 2022 Pazartesi

GÜVEN-ME!



Köylüyü, Mazot ve gübre fiyatlarıyla,

Esnafı, Elektrik zamlarıyla, İşadamını,

Fabrikalarının zorunlu kapatılması ve iflasa sürüklenmesi,

İşçinin, emekçinin din, hurafelerin örgütlenmenin önünde engel olduğunu, Çalıyorlar ama çalışıyorlar diyen akp seçmeninin yol ve betonun yenmeyeceğini önemlisi yenecek olanların pazar ve markette satılanların olduğunu öğrenince Türkiye akp düzeninden kurtulacak...

Ancak,

Üretmeyen köylü,

Üç kuruş için çıkarını ön planına çıkaran esnaf,

Emeği çalındığı halde şükreden işçi, emekçi,

Cumhuriyetle kazandığı sermaye ve fabrikasını, çıkarına önceleyen İşadamı,

Üç kuruş menfaati için memleketin geleceğini çalan betona, yola tapan cahil cühela için,

Türkiye ve gerçeklerini görenlerin 20 yılını, Cumhuriyetin kurduğu kurumlarını, liyakatsızlık nedeniyle işsiz bırakılıp, yurt dışına çıkmaya zorlanan genç beyinlerini KAYBETTİ...

NEDEN KAYBETTİK!

Bizim ülkede, köylüye güvenme en oportünist sınıftır, çıkarı uğruna herşeyi satar.

İşçiye güvenme, sınıf bilincine en direngendir, çünkü köylülükten gelmiştir.

Kendini devrimci, sosyalist yada solcu olarak pazarlayanlara asla güvenme, egoları şişmiş, jakoben(tepeden talimat veren) halkla irtibatları olmayan insanlardır.

Örnek:

Ankara elektrik mühendisleri odası seçimlerinde iktidar yanlısı sağ grup kazandı..

Neden?

Sol iki ayrı listeyle seçime girdiği için..

Öğretmene, sosyal bilimci akademisyene güvenme, lümpenlerdir o nedenle bugünleri vareden, hazırlayan onlardır.

İşadamı, sanayici ve esnaf devleti değil kendi çıkarını düşünür.

Faşiste, dinci soytarılara asla güven olmaz.

Kime güvenelim dersen, kendine güven, bilime güven, rasyonel akıla güven, mutlaka dünya da yayınlanmış makaleleri oku, araştır, sorgula ve sonra kendi aklına güven...

Ozanca

Beğen
Yorum Yap

6 Şubat 2022 Pazar

TEKTİPLEŞME-EĞİTİM VE AHLAK

 


Kendi alt gruplarının birbirlerini yok etmeye çalıştığı bir ülke ciddiye neden alınsın, birbirlerini ezerek tektipleşmeye çalışmaktan daha gelişmiş bir idare biçimi bulamayan insanların kuracağı demokrasiden ne hayır gelir?

İlkokulda bile arkadaşlarını sollamayı, ispiyonlamayı önceleyen, öğreten bir eğitim sisteminden çıkanlar, beraber olduklarında dünyaya ne gibi bir katmadeğer sunabilir? Biz birbirimizi s.kmeyi severiz, çünkü öğretilen bu!.. Böyle bir toplum, bırak dışardan saygı görmeyi, kendine de saygı duymaz.

İlkokulda sınıf arkadaşıyla yarıştıran sistemle yarıştırılanlar daha sonrasın da,

Esnafsa, müşterisini kazıklamayı.

Köylüyse, daha kazançlı diye GDO'lu sebze meyveyi üretmeyi.

İşadamı ise, hileli mal satmayı.

Müteahhitse, demirden, çimentodan çalmayı, deprem fay hattına  bina yamayı, rüşvetle imar planlarını değiştirmeye çalışır.

Sanayici ise, ucuza üretmeyi, ucuz iş gücüyle, emeği sömürmeye çalışır.

Memur ise, devlete sırtını dayayıp yatmayı, maaşını almayı. rüşvet ve kayırmacılıkla iş yapar.

İşçi ise, emek vermeden yemek istemeyi.

İmam ise, hurafelerle din satmayı becerir.

Herşeyi becerdiler, hırsızlığı bizim hırsızımız deyip akladılar, Çalana itiraz edeni itibarsızlaştırdılar, yolsuzluk yapana yandaşlık yaptılar.

Ancak!..Bir tek dürüst ve ahlaklı olmayı öğretemediler.

Çünkü, yıllarca "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" dediler

Yıllarca "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" demişler ve öğretmişler.

Japonya dürüst ve ahlaklı olduğu için kazanıyor. Marmaray'ı gününden önce açmak için baskı yaptıklarına karşı çıkan Japon mühendis meslek etiğine aykırı karar alındığı için harakiri yaparak intihar edebiliyor...

Konya'dan küçük yüzölçüme sahip Hollanda dürüst ve ahlaklı tarım yaptığı için 150 milyar dolar ihracat yaparak kazanıyor

Almanya, dürüst ve ahlaklı olduğu için halkı inanıyor, dünya inanıyor, markalarını dünyaya pazarlıyor...

Demek ki, Zeka önemli ama kullanmak için dürüst ve ahlaklı olmak şart...

Dünya da, protestoların ortak noktaları dört ana başlıkla özetleyebiliriz.

Adaletsiz ve Eşitsizlik

Yolsuzluk ve Adaletin işletilmemesi

Siyasal özgürlük ve Adaletin kayıtsız kalması

İklim değişikliği ve Adaletin duyarsız olması.

Tüm bunlar anayasanın devleti yada yönetenleri korumak için yapılması için olup.

Ve

Adaletin Bireylerin koruması için yapılmamasından kaynaklanmaktadır..

Devlet, bireylerin oluşturduğu çatı örgütlenmedir, bireyler mutlu olmak için kurulan devletler; Birey vergi öder, sağlık, güvenliğinin sağlanmasını, eşit düzen de yaşamayı sağlamak içindir...



Ozanca

1 Şubat 2022 Salı

AKP'DEN ÖNCE NASIL YAŞIYORDUK


Akp'den önce nasıl yaşıyorduk?

2002 yılından önce elektrik yoktu, zenginler gaz lambasıyla, fakirler ise meydanda yaktıkları ateşin ışığının yansımasıyla aydınlanıyordu... 

Doğalgaz ve kaloriferli ev yoktu, ahırlarda beslediğimiz hayvanların sıçmasını bekleyip tezek yapıp, yakıyorduk.

Televizyon zaten yoktu, o nedenle ülkede, dünyada neler oluyordu, bu gezegende bizden başka canlı yaşıyor mu bilmiyorduk

Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi zaten yoktu, buzları kıştan saklıyorduk, çamaşırı dere kenarında, bulaşığı da  dereden taşıdığımız soğuk suyla yıkıyorduk...

Araba, ambülans, yangın söndürme aracı da yoktu, at arabası vardı bir tek bildiğimiz. Yaşadığım Bandırma bayırlarıyla meşhurdur, çok iyi bilirim hastamız olunca ambulans yerine kullanılan at arabası İnönü caddesini çıkamazdı, Kaşif Acar caddesinde bekleyen at arabalı ambülansa hastamızı battaniye içinde taşıyorduk ...

Damları, hasta olan hem insan, hemde hayvanlar için olarak kullaniyorduk, hastane diye birşey bilmiyorduk.MR, röntgen, ultrason  cihazlarının olduğundan da haberimiz bile yoktu, ameliyatlar don lastiğiyle yapılıyordu. Hasta olduğumuzda baytara, disimiz ağrısında berberler gidiyorduk. Hastamız ameliyatta  kurtulursa Gazi diyorduk, ölürse Niyazi...

Öldüğü zaman un çuvalında mezarlığa taşırdık rahmetlinin naaşını, mezarlıkta su olmadığı için cenaze arabası olarak kullandığımız at ambulansı şöförüne rüşvet vererek dere kenarından gitmesini rahmetlinin öbür tarafa temiz gitmesi için derede yıkıyorduk. Mezarlıklar da cami yoktu, kiliseler vardı,rahiplerin yaptığı dualar sonrası defin işlemini yapabiliyorduk,  dinimizi yaşayamıyor, namaz kılamıyor, ölülerimize ve dirilerimize  dualar okuyamıyorduk... 

Yangın arabası olmadığından, gizli olarak inşaa edip ibadet yaptığımız Haydar Çavuş camisi yangının da, tamamı yanmıştı...

İlk ve ortaokul olmadığı gibi, üniversiteden zaten haberimiz yoktu, ülke de gayri müslümler dışında okur yazarda yoktu. Kiril alfabesi kullanılıyordu, ecdadımızın mezar taşlarını okuyamıyorduk bile...

Göklerde bir tek kuşlar uçar sanıyorduk, bilemiyorduk ki uçak, helikopter olduğunu ve onların uçuş ve kalkış yapabilmesi için havaalanların olduğunu...

Bırakın insanlığı, insan olduğumuzu bile bilmiyorduk, kıyafetlerimiz yoktu mesela önde incir yaprağı arkamız kabak gibiydi...

Çok şükür her şeyi 2002 yılında Akp sayesinde öğrendik.... 

Ozan