31 Mayıs 2023 Çarşamba

DÖVÜŞ BİLE MERTÇE YAPILMALI



Dövüşler bile mertçe yapılmalıdır.

Bir insan, kurum vs. diğer insanlara tuzak kuruyorsa ortada mertlik, şeffaflık yoktur.
O nedenle ben bu insanlarla baş edemem, bunlar gibi şirkefleşemem, bunlar gibi yalan söyleyemem, şeytanca gülücük atıp galip geldim diyemem.

Kod ad Yeliz olan AKPli milletvekili Ahmet Hamdi Çallı,  yalan fabrikas gibi. Ayaküstü birbiri ardna 8 tane yalan söyledi



Seçim yada başka birşey için rakibime, iftira atamam, sahte broşür bastırmam, montaj video yapıp yıpratmak aklımın ucuna bile gelmez.
Şahsen ben inançsız, sıradan yaşayan biriyim, adaletli olmak benim var olma nedenimdir.
İnsanlığı kandırmak, tüm topluma yapılmış ihanettir benim için.
Yalan, iftira, kandırmak, üzerine de sinsice gülmek insanlığa ait duygular değildir. Yada ben yanlış biliyorum.
Ya arkadaş, toplumdan önce çocuklarımın yüzüne nasıl bakarım, nasıl örnek olabilirim.
Çocuklarıma yalan söyleme, iftira atma, insanları kandırma tüm bunlar insanlık suçudur diye yetiştiren benim ve çocuklarım da insanlığın olması gereken temel değerlerini yaşam ilkesi yapmışlar.
Ya arkadaş, bu her türlü çürümüşlüğün göstergesidir.
Sessiz kalıp, seyredip, kabul ediyorsanız insanlığınızın çürümesidir.
Beraber olduğunuz insanlarla sessiz kalıyorsanız toplumsal çürümedir.
Ben adaletin peşindeyim diyorsanız adalet çürümüştür.
Doğrunun yerine bilindiği halde yanlışlık tercih ediliyorsa ve yanlışlara seviniliyorsa BU ÜLKE ÇÜRÜMÜŞTÜR.
Çocuklara nasıl örnek olacağız, yetiştirilen çocuklar daha ahlaksız olacak demek olup bu günden kabul görmüş olmayacak mı?
Nasıl ahlaksızlığı bu toplum kabul edebilir?
Yukarıda yazdım inançsız sade yaşamı tercih eden birisiyim. İyi ki, bunların inançlarında değilim.
Bunların inandıkları kitapta "Kul hakkı yemek en büyük günahtır." yazmıyor mu?
Yalan söylemek, iftira atmak, insanları kandırmak, kutuplaşmanın günah olduğunu kitaplarında yazmıyor mu arkadaş?
Hadi okumuyorlar diyelim yazdıklarım normal bir insan da, ahlaklı bir insan da olması gerekir.


Bunlar insan bile değil mi? NE PEKİ !!!


Aslında sormamız gereken,
Neden oylarımıza sahip çıkmadınız değil, neden oylarımız çalınıyor.
Neden kaybettiniz değil, neden olmayan ithamlarla montaj videolar yayınlanıyor.
Neden propaganda yapmadınız değil, neden CHP adına sahte el ilanlarıyla propaganda nasıl yapılır..
Neden tüm imkanlarınızı kullanmadınız değil, neden devletin tüm imkanları usulsüzce kullanılarak seçim çalışmasını nasıl yaparsınız?
Neden her yere gitmediniz değil, devletin bakanları istifa etmeden ve bakanlık bütçesiyle niye gittiğidir.
Tüm bu olayların öznesi aslında haksız ve ahlaksızca yapılan seçim çalışmalarıdır.



Arkadaşlar, aşağıdaki görseli iyice inceleyin.
Millet ittifakına oy veren seçmenlerin büyük çoğunluğu, daha eğitimli olduğu için ekonomik durumları daha iyi olan insanlardır.
Eğitimle orantılı liyakata göre işe girmiş yada personelini liyakata önem vererek işe alandır.
Ayrıca yaşlı, çocuklar ve kadınlar dışında bulunan genç sığınmacılara karşıdır. Nedeni ise eğitimli yada eğitimsiz bizim gençlerimiz iş ararken, genç sığınmacılar sigortasız ve asgari ücretin yarısı ücretle çalışmaktadır. Bu durumda bizim gençlerimizi uyuşturucu satıcısı ve kullanıcısı haline getirmektedir diye üzülen seçmendir.
Ben yerine biz diyen, ayırt etmeden tüm çocukların eşit eğitim, ve sağlık almasını, aç karnına yatağa girmesini istemeyen seçmendir.
Devletin sosyal devlet olmasını, sosyal yardım adı altında insan onuruna yakışmayan sadaka dağıtan devlet yerine fabrika açan, istihdama teşvik eden bir devlet olmasını isteyen seçmendir. Hızla Ortadoğu ülkelerine benzer bir duruma getirilmek isteniyor, eğitimden, sağlığa, güvenlikten hukuka herşey Ortadoğulu ülkeleri gibi sınırsız, kuralsız güce, paraya, iktidara göre şekillenen bir toplum yaratılmak isteniyor... İktidar, Suriye'li sığınmacıları kendi memleketlerine göndermeyeceğiz diyor. Çünkü ülkenin, demografik ve sosyolojik yapısı değiştirilmek isteniyor diye kaygılanan seçmendir...


Yukarıda ki görseli destekleyen alttaki görseldir..

Ozan


29 Mayıs 2023 Pazartesi

KILIÇDAOĞLU TARİHE NOT DÜŞEREK AYRILMALIDIR

    


Kemal Kılıçdaroğlu iyi bir sınav verdi, birleşmeyi, kardeşliği, barışı önceledi. Olması gerekenleri.

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu'na geniş bir cephe açıp istifasını isteyecekler.

Kimler mi?
Seçimler öncesi çalışmayan ama çalışmış gibi görünenler. Perde arkasında işbirliği yapanlar. Beşli çetenin güdümüyle hareket edenler, meselesi memleket yerine kendi çıkarlarının pazarlığını yapanlar.
Hatta geçmiş dönemlerde milletvekili, belediye başkanı olup da, Kılıçdaroğlu'nu kendilerine engel görenler seçimlerde çalışmak bir yana Kılıçdaroğlu'na oy bile vermemişlerdir.
O nedenle Kılıçdaroğlu istifa etmemeli şimdilik.
Önce genel merkezde saflanan rezilleri temizlemeli.
Mesela her türlü entrikada adı geçen Tuncay Özkan'dan başlamalı ve bağlantısı olan ne kadar insan varsa temizlenmeli...
Mesela Onursal Adıgüzel'dir, sığınmacılardan 240 bin kişi vatandaş yapıldı, herşeyi biliyoruz deyip hiç bir şey bilmeyenleri kapının önüne koymalı.
Mesela hiç bir işe karışmayan ama her dönem genel başkan yardımcısı yapılan Tekin Bingöl...
Mesela kendi çıkarlarını gözeterek emeğin yoğun yaşandığı sanayi, tarım, hayvancılık, turizmin olduğu Güney Marmara yani Bandırma'yı görmezden gelip rakip olur diye milletvekili çıkarmasına engel olan, Ahmet Akın partiden uzaklaştırılmalı...Ayrıca hangi holdingin fonladığı araştırılmalıdır. Öyle derin araştırmaya gerek yok, Gönen yada Bandırma'da yoldan geçen birine sorulabilir.

Aşağıda türkü söyleyenlerin tamamı CHP'den tasviye edilmelidir.



Sonrasında il ve ilçe örgütü temizlenmeli,
Bir yanda emekçinin, emeklinin, esnafın, köylünün yani gerçek halkın olmadığı ya da küstürülmüş, uzaklaştırılmış insanlar.
Diğer yanda parti ağalarının hegemonyasına terk edilmiş bir örgüt yapısı ve onların güdümüyle hareket eden alınıp satılan parti üyeleri....tesbit edilip uzaklaştırmalı.
En sonda, parti kimliği belirlenmeli.
Cumhuriyet gazetesinde geçen yıllarda Kılıçdaroğlu'nun yazdığı makaledeki düşünceler ise eyvallah.
Genel başkanı olduğu CHP'si "Emekten yana, ezilenden yana" tavır koyuyor zannederek heyecanlandık.
O zaman soru şu, neden düşüncelerinizi parti uygulamalarına geçiremediniz? Düşüncelerinize uygun insanlarla örgütlenme modeline geçmediniz ?
Kısaca, CHP liberal bir parti görüntüsü vermektedir. İl ve ilçe kadroları CHP'nin tüzüğünü ya bilmiyor, okunmamışlar yada anlatamıyor, veya konformist tavrıyla öyle bir kaygıları da yok, o nedenle halkta karşılıkları da yok...
Kılıçdaroğlu'nun, elinde son fırsat varken, CHP'yi kuruluş ve kurtuluş felsefesine döndürüp tarihe not düşerek ayrılmalıdır.
CHP üye tabanını genişleterek, delege yapısını tazeleyerek kongre sürecini başlatmalı. Kılıçdaroğlu'nun yapacağı en büyük hizmet parti ağalarına bir daha asla yol vermeyecek demokratik bir iç işleyişi miras bırakmak olabilir.
Önümüzde yerel seçimler var ve "kimi koysam olur" mantığıyla merkezden belirlenen "profesyonel" başkanlar yüzünden ağır hezimetler yaşanabilir.
Ve son olarak CHP genel başkanı kafesleyen sağcı danışmanların, onların devşirdiği çoktan pert sağcı politikacıların, fatiha jeneratörlerinin, sarı sendika çıkmalarının, kariyer yeri olmaktan hızla çıkarılmalı.
Ozan

ROSA PARKS GİBİ DİRENEREK KAZANACAĞIZ




Yok öyle yılgınlık, küsmece, kırgınlık. inadına direneceğiz.

Ben baba, sen anne öbürü evlat, diğeri abla, teyze, amca olarak direneceğiz.
Ne için mi direneceğiz diye düşünmeyin, şair Ahmet Arif sana sesleniyor.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
Bizler düşersek yeniden kalkmasını biliriz.
Emperyalizmin askeri gücü NATO'nun gizli örgütü Gladyonun Türkiye uzantısı Türkeş'in örgütlediği fasist yapıyla mücadele etmeyi ve ülkeyi canımız, kanımıza rağmen direndik, emperyalizme teslim etmedik.
Amerikan emperyalizminin bizim çocuklarımız dediği paşaların darbe yaparak iktidarı aldıkları dönemde, benim kuşağım çocuk denilecek yaşta 12 Eylül faşizmin her türlü baskılarına, işkencelerine zindanlarına rağmen direndik ve biz kazandık.
Bu seferde Amerika emperyalizmin sivil unsurları devreye girdi.
Gençliğimiz de,Takunyalı liberal Turgut Özal'ın Neo liberal Amerikancı politikalarına, benim memurum işini bilir deyip hırsızlığı meşrulaştırmasını gördü,
İlksan arazisi için verdiysem ben verdim diye devleti kendisi sayan Demirel'e,
İhalelere yolsuzluk karıştıran ve yargılanan Mesut Yılmaz'a,
İmam hatip liseleri bizim arka bahçemiz diyen Erbakan'a,
Taşımalı eğitime geçiren ve köyleri imamlara teslim eden romantik Ecevit'e
Gençliğimizden orta yaşa geçişimizde 21 yıldır Erdoğan var.
Bizler var olduğumuz için cumhuriyette bizimle direniyor.
Bizler var olduğumuz için demokraside bizimle direniyor.
Bizler var olduğumuz için laiklik kör topal olsa da bizimle direniyor.
Biz var olduğumuz için 6284 sayılı kadını azda olsa koruyan kanun bizimle direniyor.
Bizler kimler miyiz?
Bu ülkenin yarısıyız, demokrasiye inanan, laiklikten vazgeçmeyen, aydınlık yüzüyüz, liyakata inanan nitekikli insanlarız, bilime güvenen, bilimsel eğitime katkı sunacak bu ülkenin rasyonel akıllarız.
UNUTMAYIN
Rosa Parks'ız.... aşağıdaki linke tıklayarak oku.
Ozan



28 Mayıs 2023 Pazar

BAY KEMAL VE SOKAKLAR





 Kemal Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor:

"Her gün her şeye zam gelirken benim halkımın dolabının boş olmasına gönlüm razı gelemezdi, gelmedi..."
"Milyonlarca göçmenin gelip de sizin ikinci sınıf vatandaş olmanıza susamazdım."
"Son yılların en adil olmayan seçim sürecini yaşadık."

Sn. Genel Başkan,
Siz ne zaman kaybettiniz, 2017 seçimlerinde referandumda geçersiz oylara güçlü muhalefet edilseydi bu seçimi kazanamazlardı.

Aday olma yeterliliğine için gerekli olan diploma ve 3. kez aday olmaması gereken insanla seçime girmekle.

3. dönem aday olamazken itiraz etmeyip yarıştığınız için,

Bakanlar istifa etmeden devletin tüm olanaklarını kullanarak seçim çalışmasına itiraz etmediğiniz için.

Sığınmacıların ne kadarı vatandaş yapıldı, bilmediğiniz için.

Sn.Genel Başkan

Aşağıdaki fotoğrafta olan İbrahim Uslu'yu danışman olarak yanınıza aldığınız için kaybettiniz “Kazanırsak hemen elçilik görevinden alacağız” dediğiniz Egemen Bağış’ı eşi AKP İstanbul milletvekili Zeynep Karahan Uslu ile ziyarete gitmiş.
AKP kurulduğunda danışmanlık yapan ve AKP'den milletvekili olacak bir kadının kocası İbrahim Uslu'yu, Kılıçdaroğlu'na siyasi danışman olarak öneren hain kim?



Sn.Genel Başkan

Muhalif basın size destek verdiği için cezalandırıldı siz RTÜK'e gidip destek beyan etmeyerek, Basını yalnız bıraktınız.

Sendikaları öne çıkartıp, grev çadırlarını ziyaret ederek destek vermediniz onun yerine işadamlarıyla toplantı yaptınız. Grevdeki işçileri yalnız bıraktınız.

Ekonomik kriz derinleştiğinde "Ekmek ve Özgürlük" adı altında büyük yürüyüş yapmadınız. Ekmek alamayan insanları yalnız bıraktınız, O insanlar umut diye peşinize takılacaktı.

Oysa ki, islamcılık sokağı kullanarak bu günlere geldi. Ama siz hep sokaklardan korktunuz, "sokaklarda muhalefet etmek demokratik harekettir" demediniz. Muhalefet daha aktif ve hareketli olması gerekirken "Tek yer sandık" diyerek insanları pasifize ettiniz.

İktidar kendi enkazını devraldı. Bundan sonra onlar düşünsün.




Demek ki emekli halinden memnun bayramda verilecek 8.500 liraya ihtiyacı yokmuş.
Depremzede bedava konut istemiyor.
Gençler işsizliğinden memnun, anne ve babalarının işten atılma diye kaygıları yok.
Bankadan kredi alıp, icralık olmayı seviyorlar.
Yoksul kalmayı, çocuklarına proteinli (et, süt yumurta) gıda vermeyi istemiyorlar.
Pazar artığı toplamayı seviyorlar.
Sayın Kılıçdaroğlu, demek ki oy verenler hayatından memnun hiç kederlenme.
Bu ülkede milliyetçiğim, yerli ve milliğim diyenler, Araplara, Suriyeli, Pakistanlı, Afganlılara, Sırp mafyalarına konut satıp vatandaşlık verip karşılığında oy isteyenlerdir..
Bizler mi, biz 21 yıldır tokat yiyen ama yıkılmayan taraftayız.

Bizler düşersek yeniden kalmasını bilir, yeniden çay demler mücadeleye devam ederiz...

Ozan

MACHİAVELLİ SEÇİMİ KAZANDI


Seçim sonuçlarında, Kılıçdaroğlu kazansaydı sevinirdik, özgürlük, laiklik ve adalet adına.
Ancak unutulmasın ki, meclisin çoğunluğu akp+mhp gibi Türk İslam sentezcisi sağcı partiler ve hüda-par ile yrp gibi dinci yobazların olduğu, İyip+deva partisi+ gelecek partisi+ saadet partisi+demokrat parti+ zafer partisi tüm bu partiler sağcı partilerdir.
Bunlar fazla özgürlük, fazla adalet, bilimsel eğitimi istemezler, herşeyi kendi güdümlerinde olmasını isterler.
O nedenle millet ittifakının uzun soluklu olacağına inanamıyorum.
Kılıçdaroğlu kazandığında,
Cumhuriyetin kazanımlarını özelleştirme adı altında peşkeş çeken deva partili Babacan, Hazine ve maliye bakanlığını isteyecekti.
Başbakan iken Suriye bataklığına sokan Gelecek partili Davutoğlu, dışişleri bakanlığını isteyecekti.
Faşist Ümit Özdağ zafer partisi adına içişleri bakanlığını isteyecekti.
Dişi Asena lakaplı Meral Akşener iyi parti adına milli eğitim bakanlığını isteyecekti.
Temel Karamollaoğlu saadet partisi adına diyanetten sorumlu devlet bakanlığı isteyecekti.
Gültekin Uysal demokrat parti adına kültür ve turizm bakanlığını isteyecekti.
Kılıçdaroğlu vermeyecek mi? Vermek zorunda. kalacaktı.
Yine ülkeyi sağcı siyasal kafalar yönetecek, bu kafalar ne beşli çeteyle mücadele ederdi nede hesap sorardı. Hesap sormak isteyenleri engeller, mücadele edemeyecek bürokrasiyi oluştururlardı.
Ayrıca İYİP haricinde diğer partilere 38 milletvekilliği verilmesi çok büyük stratejik hatadır. AKP'nin mecliste 323 milletvekili var, aynı damardan beslenen bu partiler AKP'ye destek vermesi halinde rahatça 360 milletvekilliğini bularak anayasayı değiştirecek çoğunluğu rahatça buluyorlar.

Bu ülke insanlarının örneği, CHP'den aday gösterilmedi diye karşı tarafa geçip Kılıçdaroğlu'nu karalayan Abdüllatif Şener'dir.
DP başkanı iken Süleyman Soylu'dur,
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'dir,
Has parti genel başkanı iken Numan Kurtulmuş'tur,
DSP genel başkanı iken Önder Aksakal'dır.
Meseleleri memleket yerine kendi çıkarlarıdır.
23-24 yaşlarında meselesi memleket olup, idama giderken sandalyeye tekme atan Deniz Gezmiş ve arkadaşları yok.
Kızıldere'de, halkın çocukları olan erleri çekin rütbeliler gelsin çatışmaya diyen nede Mahir Çayan ve arkadaşları da var.
Ancak, Gezi parkı direnişinde olduğu gibi, dün bir avuçtuk bugün milyonların sesiyiz, nefesiyiz
Düştüğümüzde yeniden kalkmasını biliriz.
Ayrıca,
Devletin tüm imkanlarını kullanarak seçime gidildi.
Devletin polisi, jandarması seferber edildiler.
Medyanın %90’ı kontrol altında,
Vekil adayı yapılan bakanlar istifa etmeden vahşice harcanan devlet kaynakları;
Üstüne ulufe gibi dağıtılan “ev alma karşılığı vatandaşlık”
Ne kadar vatandaşlık verildiği bilinmeyen Suriyeli, Afganlı, Pakistanlı, Katar'lının oyları seçimleri yani ülkenin kaderini onlar belirledi.

%57'si asgari ücretle çalışan, %42'si açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan ama Batı'nın ve Almanya'nın kıskanarak baktığı, mülteci/sığınmacı/kaçak cenneti memleketimin insanı düşünsün.

Ahlaksızlığın kitabını yazan ;

"Siyasette bir sanattır. Savaşlarda geleneksel ahlak kuralları çerçevesinde işleyen bir alan değildir. Ülkeyi idare eden hükümdarın ahlaki kurallar içerisinde hareket etmesi zamanla ülkeyi yıkıma götürecektir bu sebeple yıkımlardan kaçınmanın en etkili yolu gerektiğinde ahlakdışı eylemlere başvurmaktır."


Yine Prens kitabını yazan Niccolò Machiavelli



Bence bu şartlarda Kılıçdaroğlu’nun başarısını küçümsemek mümkün değil.
Kılıçdaroğlu 74 yaşında çalıştı ancak CHP parti örgütleri çalışmadı...
Şimdi sorulacak soru şu,
Ekonomik buhrandan nasıl çıkacaklar,
Gizlenen enflasyon patlayacak nasıl önleyecekler.
Üretim yapılmayan Tarım, yok olan hayvancılık. İşsizlik, özellikle genç işsizlik.
Yüksek ev kiraları.
Merkez bankası tamtakır,
İhracat sanayi durma noktasında,
İthalat için döviz yok.
İktidar kendi enkazını devraldı, Kasım 2023'ü bekleyip göreceğiz..
Demek ki,
Depremzedelerin bedava konutlara ihtiyacı yokmuş meğer...
Emekliye 2.000 lirayı yeterli görüp 15.000 TL. Bayram ikramiyesine ihtiyacı yokmuş.
Bankaya kredi borçlarını ödemeyi seviyor icraya verilmekten mutlu oluyormuş.
EYT'li kendi mağduriyetini seviyor ve 99 dan sonra emekli olacaklara kademe getirilmesini istemiyor, ölünce emekli olmak istiyor.
Öğretmenler, yoksulluk sınırı üstünde maaş istemiyor, yoksul kalmak istiyor.
Gençler İşsizliği sevmiş, anne ve babalarının işsiz kalma diye kaygıları yokmuş.
Övündüğúnüz köprü, yollarda yatın Togg'unuza da binin....
Ozan

27 Mayıs 2023 Cumartesi

BİZLER BU FİLMİ İRAN'DA GÖRDÜK




Dunning Kruger Sendromu 'nun Türkçesi; “Cahil Cesareti” Aslında biz bu sendroma güzel bir Türkçe isim takmışız. Halk arasında “Cahil Cesareti” olarak tanımlanan durum tamamen Dunning Kruger Sendromu 'nu anlatmaktadır.

İnsanlar yiyecek, içecek, giyeceklerin pahalı, kira fiyatlarının yüksek vs. diye yakınırken "Tencerenin, mutfağın götürmeyeceği iktidar yoktur."Demirel'in bu teziyle kesin AKP hükümeti bu sefer seçimleri kaybeder diye bakıyordum.

14 Mayıs, tencerenin, mutfağın seçimi sanmakla yanılmışım.

Demek ki, bu halk için birincil sorun bayrak, ezan, din ve iman önemliymiş.

Şimdi desem ki,

28 Mayıs, demokrasi ile otokratizmin seçimi olacak.

Bu ülke insanlarının eğitim seviyesi çok yüksek olduğu için otokratik yönetimi herkesin bildiğinden şüphem yok, o nedenle üstünde durmayacağım.

Birincil önceliği olana bayrak, ezan, din ve iman olduğuna göre,

Oy kullanacak insanların şüphesiz inandıkları kutsal kitaplarını da okuduklarını varsayarım. Düşünün kü, açlıktan, yokluktan, çocuklarının karnının doymasından da önce geliyor bu necip insanların bayrak, ezan, din ve iman...

AKP'nin rakibi Kılıçdaroğlu'na karşı etik ve ahlaki temellere dayanmayan montaj kasetler yapması, seçim meydanlarında gösterilmesi adaletsiz olmuştur. Hatta montaj kaset yapıldığını Erdoğan'da TV'de verdiği mülakatta kabul etmiştir. Ayrıca devlet olanaklarının kullanılması seksendört milyon insanın vergilerinden seçim masraflarının karşılanmasıda etik ve ahlaki değildir.





Yukarıda bahsi geçen bayrak, ezan, din ve iman sevdalısı necip insanlar;

Hiç şüphesiz ki, seksendört milyondan toplanan vergi paralarıyla seçim masraflarının karşılanması, kul hakkı olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, seçimlerde devletin olanaklarının kullanılması, Hz. Ömer'in adaletine ters oladuğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, elinde kanıt olmadan Kılıçdaroğlu hakkında yalan söylemenin günah olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, montaj kasetler yaparak Kılıçdaroğlu'na iftira atmanın da günah olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, AKP'ye oy vermeyenlere karşı terörist, fetöcü diyerek halkı ayrıştırmanın, kandırmanın da günah olduğunu biliyorlardır diye düşünüyorum.

Durum böyle olunca, Erdoğan'ın oy alma şansı olmayacak, Otokrasi kazanmayacak, Demokrasi kazanacaktır.

Yukarıda saydığım necip insanlar şunuda biliyorlardır, Erdoğan kazanacak olursa;

Erdoğan hasta, gerçekten hasta korumasını tanımıyor, su veriyor suyu tanımıyor. canlı televizyon yayınında aniden uyuyabiliyor hatta bayıldığı söyleniyor, promptersiz konuşamıyor.

Aslında Erdoğan'a en büyük iyilik, siyaset sahnesinden çekilmesi sağlanıp, dinlenmesidir. Hem de 84 milyon yaşadığı Türkiye'de, yanlış karar vermesi çok kötü olaylara neden olabilir.

Yalnız yaşayan kadınları, Hüda-par'lı dinci yobazlar tarafından sahiplendirecektir.




Yerlerde sürünen eğitim sistemi, karma eğitimden çıkartılarak erkek çocukları Sübyan mektebine, kız çocuklarının başı bağlanarak kuran kurslarına verecekler. "15 yaşındaki kız çocuklarının evlilik yapmasında sakıncalı bir durum yoktur" diye Yeniden Refah Partisi başkanı söyledi.




Bunlar Erdoğan tarafından ittifaka dahil edilip, TBMM'ye girdiler. Erdoğan ve AKP'nin halkın tepkisini göze alıp cesaret edemedikleri ne varsa Hüda-Par ve YRP kullandırılarak yapmaya çalışacaklardır. Tepkinin boyutuna göre minik geriye çekip, uygun zaman ve zeminde daha büyük adımlarla kafalarındakini uygulamaya koyacaklardır.

Hüda-Par ve YRP görevi milletvekilliği kullanarak kendilerini legalleştirip, toplumunu yozlaştırmak olacaktır. Kadınların, kızların giydiği giysiden tutun kimle nasıl oturduğuna kadar karışacaklardır. İran'da olduğu gibi 'AHLAK POLİSİ' yapılandırılmasını isteyecektir.Erdoğan'ın iktidarda bulunduğu 21.yilda paramiliter ordusunu kurdu.

Biz bu filmi İran molla rejiminin sinsice şeriatı getirdiklerinde gördük. Lübnan'da gördük.

1970'li yıllarında Ortadoğu'nun Paris'i olarak adlandırılan Lübnan'da bizler bu filmi gördük. Filistin'den gelen kaçak önce az bir sığınmacı, sonrasında milyonlarca Filistinli sığınmacı nedeniyle Ortadoğu'nun Paris'i denilen Lübnan'ın yaşamaz bir yer olduğuna tanıklık etmekteyiz.

Önümüze dayatılmak istenen, İran yapalım eğer olmazsa Lübnan gibi olalım.

23 Mayıs 2023 Salı

ATATÜRK'E VE LAİKLİĞİYE SIĞINAN ÇAKMA MİLLİYETCİLER



Ümit Özdağ, "kararımız belli değil, Atatürk ilkelerinden geri adım atmayız." dedi.

Bunlar tam bir oportünist sağcı kafa, pazarlık ve çıkar oluşturmak için Atatürk'ü, laikliği, milliyetçiliği kullanmak.
Bu kafaya sormazlar mı, bir yanda laikliği yok sayan, Atatürk'e ayyaş diyen, milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyenlerin olduğu, Diyarbakır'da meydanda çadır mahkemesi kurduran ve pkk'lı ları affeden, bir yanında Şevan Perver diğer yanında Barzanı ve İbrahim Tatlıses'le "Negri Negri" türküsüyle halay çeken bir ittifak var.

Diğer yanda, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Laiklik, demokrasi, insan hakları savunucusu, bilimsel eğitim diyen, sınırları koruyacağız, göçmenleri göndereceğiz diyen ittifak.
Ve bu kafa, hala kararını vermemiş.
Bu ve benzeri kafalara uyuz oluyorum.
İlk cümleleri Atatürk, milliyetçilik, laiklik. Ulan bu kadar ucuz mu, dilinizde pelesenk oldu. Sizin çıkarlarınız için, Atatürk, milliyetçilik, laikliği nasıl alet edersiniz... Utanmazlar
Ama bu şarlatanın kararı belli değil miş.

***

Kılıçdaroğlu'na tam destek verdiğini açıklayan ve sokaklarda çalışan TİP, TKP, SOL Parti vs. Makam, mevkii istediğini, at pazarlığı yaptığını gördünüz mü?
GÖREMEZSİNİZ, DUYMAZSANIZ..
Çünkü sol, sosyalist insanlar namuslu ve onurlu insanlardır.
Tüm mücadelesi dayak yeme, hapishaneye atılmalarını göze alarak meselesi memlekettir, daha özgür ve eşit yaşam mücadelesidir...
Oysaki Ümit Özdağ denilen faşist, pazarlık yapmış ki, İçişleri bakanı olacağını beyan ederek Twitter'da paylaşımda bulunuyor. CHP bu adama İçişleri bakanlığı sözü vermişse, bugünkü iktidardan farkı ne?
Yapmayın, bu halk çok yorgun, bitkin...umudu vardı, kırmayın umutlarını



Koltuk ve makam için, eski söylediklerini unutup AKP’ye yanlayanların tam listesi;
Çakma Milli görüşçüler
1- Numan Kurtulmuş
2- Fatih Erbakan
3- Abdüllatif Şener
Çakma Atatürkçü, milliyetçi ve laik
3- Tuğrul Türkeş
4- Devlet Bahçeli
5- Süleyman Soylu
6- Önder Aksakal
7- Sinan Oğan
8- Mehmet Ali Çelebi
***

Din tüccarlarıyla, faşistler böyledir.
Kim bunlara mevkiiler, makamlar verirse kapılarında yatar. Ne zaman ki verilmezse yeni kapılar bulur ve oradan yeni tasmasıyla eski sahibine havlamaya başlar.
Yıllardır yazdım, bunlar çıkarı kadar milliyetçidir, ümmetcidir diye.