27 Mayıs 2023 Cumartesi

BİZLER BU FİLMİ İRAN'DA GÖRDÜK




Dunning Kruger Sendromu 'nun Türkçesi; “Cahil Cesareti” Aslında biz bu sendroma güzel bir Türkçe isim takmışız. Halk arasında “Cahil Cesareti” olarak tanımlanan durum tamamen Dunning Kruger Sendromu 'nu anlatmaktadır.

İnsanlar yiyecek, içecek, giyeceklerin pahalı, kira fiyatlarının yüksek vs. diye yakınırken "Tencerenin, mutfağın götürmeyeceği iktidar yoktur."Demirel'in bu teziyle kesin AKP hükümeti bu sefer seçimleri kaybeder diye bakıyordum.

14 Mayıs, tencerenin, mutfağın seçimi sanmakla yanılmışım.

Demek ki, bu halk için birincil sorun bayrak, ezan, din ve iman önemliymiş.

Şimdi desem ki,

28 Mayıs, demokrasi ile otokratizmin seçimi olacak.

Bu ülke insanlarının eğitim seviyesi çok yüksek olduğu için otokratik yönetimi herkesin bildiğinden şüphem yok, o nedenle üstünde durmayacağım.

Birincil önceliği olana bayrak, ezan, din ve iman olduğuna göre,

Oy kullanacak insanların şüphesiz inandıkları kutsal kitaplarını da okuduklarını varsayarım. Düşünün kü, açlıktan, yokluktan, çocuklarının karnının doymasından da önce geliyor bu necip insanların bayrak, ezan, din ve iman...

AKP'nin rakibi Kılıçdaroğlu'na karşı etik ve ahlaki temellere dayanmayan montaj kasetler yapması, seçim meydanlarında gösterilmesi adaletsiz olmuştur. Hatta montaj kaset yapıldığını Erdoğan'da TV'de verdiği mülakatta kabul etmiştir. Ayrıca devlet olanaklarının kullanılması seksendört milyon insanın vergilerinden seçim masraflarının karşılanmasıda etik ve ahlaki değildir.





Yukarıda bahsi geçen bayrak, ezan, din ve iman sevdalısı necip insanlar;

Hiç şüphesiz ki, seksendört milyondan toplanan vergi paralarıyla seçim masraflarının karşılanması, kul hakkı olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, seçimlerde devletin olanaklarının kullanılması, Hz. Ömer'in adaletine ters oladuğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, elinde kanıt olmadan Kılıçdaroğlu hakkında yalan söylemenin günah olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, montaj kasetler yaparak Kılıçdaroğlu'na iftira atmanın da günah olduğunu biliyorlardır.

Hiç şüphesiz ki, AKP'ye oy vermeyenlere karşı terörist, fetöcü diyerek halkı ayrıştırmanın, kandırmanın da günah olduğunu biliyorlardır diye düşünüyorum.

Durum böyle olunca, Erdoğan'ın oy alma şansı olmayacak, Otokrasi kazanmayacak, Demokrasi kazanacaktır.

Yukarıda saydığım necip insanlar şunuda biliyorlardır, Erdoğan kazanacak olursa;

Erdoğan hasta, gerçekten hasta korumasını tanımıyor, su veriyor suyu tanımıyor. canlı televizyon yayınında aniden uyuyabiliyor hatta bayıldığı söyleniyor, promptersiz konuşamıyor.

Aslında Erdoğan'a en büyük iyilik, siyaset sahnesinden çekilmesi sağlanıp, dinlenmesidir. Hem de 84 milyon yaşadığı Türkiye'de, yanlış karar vermesi çok kötü olaylara neden olabilir.

Yalnız yaşayan kadınları, Hüda-par'lı dinci yobazlar tarafından sahiplendirecektir.




Yerlerde sürünen eğitim sistemi, karma eğitimden çıkartılarak erkek çocukları Sübyan mektebine, kız çocuklarının başı bağlanarak kuran kurslarına verecekler. "15 yaşındaki kız çocuklarının evlilik yapmasında sakıncalı bir durum yoktur" diye Yeniden Refah Partisi başkanı söyledi.




Bunlar Erdoğan tarafından ittifaka dahil edilip, TBMM'ye girdiler. Erdoğan ve AKP'nin halkın tepkisini göze alıp cesaret edemedikleri ne varsa Hüda-Par ve YRP kullandırılarak yapmaya çalışacaklardır. Tepkinin boyutuna göre minik geriye çekip, uygun zaman ve zeminde daha büyük adımlarla kafalarındakini uygulamaya koyacaklardır.

Hüda-Par ve YRP görevi milletvekilliği kullanarak kendilerini legalleştirip, toplumunu yozlaştırmak olacaktır. Kadınların, kızların giydiği giysiden tutun kimle nasıl oturduğuna kadar karışacaklardır. İran'da olduğu gibi 'AHLAK POLİSİ' yapılandırılmasını isteyecektir.Erdoğan'ın iktidarda bulunduğu 21.yilda paramiliter ordusunu kurdu.

Biz bu filmi İran molla rejiminin sinsice şeriatı getirdiklerinde gördük. Lübnan'da gördük.

1970'li yıllarında Ortadoğu'nun Paris'i olarak adlandırılan Lübnan'da bizler bu filmi gördük. Filistin'den gelen kaçak önce az bir sığınmacı, sonrasında milyonlarca Filistinli sığınmacı nedeniyle Ortadoğu'nun Paris'i denilen Lübnan'ın yaşamaz bir yer olduğuna tanıklık etmekteyiz.

Önümüze dayatılmak istenen, İran yapalım eğer olmazsa Lübnan gibi olalım.

Hiç yorum yok: