28 Mayıs 2023 Pazar

MACHİAVELLİ SEÇİMİ KAZANDI


Seçim sonuçlarında, Kılıçdaroğlu kazansaydı sevinirdik, özgürlük, laiklik ve adalet adına.
Ancak unutulmasın ki, meclisin çoğunluğu akp+mhp gibi Türk İslam sentezcisi sağcı partiler ve hüda-par ile yrp gibi dinci yobazların olduğu, İyip+deva partisi+ gelecek partisi+ saadet partisi+demokrat parti+ zafer partisi tüm bu partiler sağcı partilerdir.
Bunlar fazla özgürlük, fazla adalet, bilimsel eğitimi istemezler, herşeyi kendi güdümlerinde olmasını isterler.
O nedenle millet ittifakının uzun soluklu olacağına inanamıyorum.
Kılıçdaroğlu kazandığında,
Cumhuriyetin kazanımlarını özelleştirme adı altında peşkeş çeken deva partili Babacan, Hazine ve maliye bakanlığını isteyecekti.
Başbakan iken Suriye bataklığına sokan Gelecek partili Davutoğlu, dışişleri bakanlığını isteyecekti.
Faşist Ümit Özdağ zafer partisi adına içişleri bakanlığını isteyecekti.
Dişi Asena lakaplı Meral Akşener iyi parti adına milli eğitim bakanlığını isteyecekti.
Temel Karamollaoğlu saadet partisi adına diyanetten sorumlu devlet bakanlığı isteyecekti.
Gültekin Uysal demokrat parti adına kültür ve turizm bakanlığını isteyecekti.
Kılıçdaroğlu vermeyecek mi? Vermek zorunda. kalacaktı.
Yine ülkeyi sağcı siyasal kafalar yönetecek, bu kafalar ne beşli çeteyle mücadele ederdi nede hesap sorardı. Hesap sormak isteyenleri engeller, mücadele edemeyecek bürokrasiyi oluştururlardı.
Ayrıca İYİP haricinde diğer partilere 38 milletvekilliği verilmesi çok büyük stratejik hatadır. AKP'nin mecliste 323 milletvekili var, aynı damardan beslenen bu partiler AKP'ye destek vermesi halinde rahatça 360 milletvekilliğini bularak anayasayı değiştirecek çoğunluğu rahatça buluyorlar.

Bu ülke insanlarının örneği, CHP'den aday gösterilmedi diye karşı tarafa geçip Kılıçdaroğlu'nu karalayan Abdüllatif Şener'dir.
DP başkanı iken Süleyman Soylu'dur,
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'dir,
Has parti genel başkanı iken Numan Kurtulmuş'tur,
DSP genel başkanı iken Önder Aksakal'dır.
Meseleleri memleket yerine kendi çıkarlarıdır.
23-24 yaşlarında meselesi memleket olup, idama giderken sandalyeye tekme atan Deniz Gezmiş ve arkadaşları yok.
Kızıldere'de, halkın çocukları olan erleri çekin rütbeliler gelsin çatışmaya diyen nede Mahir Çayan ve arkadaşları da var.
Ancak, Gezi parkı direnişinde olduğu gibi, dün bir avuçtuk bugün milyonların sesiyiz, nefesiyiz
Düştüğümüzde yeniden kalkmasını biliriz.
Ayrıca,
Devletin tüm imkanlarını kullanarak seçime gidildi.
Devletin polisi, jandarması seferber edildiler.
Medyanın %90’ı kontrol altında,
Vekil adayı yapılan bakanlar istifa etmeden vahşice harcanan devlet kaynakları;
Üstüne ulufe gibi dağıtılan “ev alma karşılığı vatandaşlık”
Ne kadar vatandaşlık verildiği bilinmeyen Suriyeli, Afganlı, Pakistanlı, Katar'lının oyları seçimleri yani ülkenin kaderini onlar belirledi.

%57'si asgari ücretle çalışan, %42'si açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan ama Batı'nın ve Almanya'nın kıskanarak baktığı, mülteci/sığınmacı/kaçak cenneti memleketimin insanı düşünsün.

Ahlaksızlığın kitabını yazan ;

"Siyasette bir sanattır. Savaşlarda geleneksel ahlak kuralları çerçevesinde işleyen bir alan değildir. Ülkeyi idare eden hükümdarın ahlaki kurallar içerisinde hareket etmesi zamanla ülkeyi yıkıma götürecektir bu sebeple yıkımlardan kaçınmanın en etkili yolu gerektiğinde ahlakdışı eylemlere başvurmaktır."


Yine Prens kitabını yazan Niccolò Machiavelli



Bence bu şartlarda Kılıçdaroğlu’nun başarısını küçümsemek mümkün değil.
Kılıçdaroğlu 74 yaşında çalıştı ancak CHP parti örgütleri çalışmadı...
Şimdi sorulacak soru şu,
Ekonomik buhrandan nasıl çıkacaklar,
Gizlenen enflasyon patlayacak nasıl önleyecekler.
Üretim yapılmayan Tarım, yok olan hayvancılık. İşsizlik, özellikle genç işsizlik.
Yüksek ev kiraları.
Merkez bankası tamtakır,
İhracat sanayi durma noktasında,
İthalat için döviz yok.
İktidar kendi enkazını devraldı, Kasım 2023'ü bekleyip göreceğiz..
Demek ki,
Depremzedelerin bedava konutlara ihtiyacı yokmuş meğer...
Emekliye 2.000 lirayı yeterli görüp 15.000 TL. Bayram ikramiyesine ihtiyacı yokmuş.
Bankaya kredi borçlarını ödemeyi seviyor icraya verilmekten mutlu oluyormuş.
EYT'li kendi mağduriyetini seviyor ve 99 dan sonra emekli olacaklara kademe getirilmesini istemiyor, ölünce emekli olmak istiyor.
Öğretmenler, yoksulluk sınırı üstünde maaş istemiyor, yoksul kalmak istiyor.
Gençler İşsizliği sevmiş, anne ve babalarının işsiz kalma diye kaygıları yokmuş.
Övündüğúnüz köprü, yollarda yatın Togg'unuza da binin....
Ozan

Hiç yorum yok: