14 Haziran 2023 Çarşamba

CHP, KILIÇDAROĞLU ANALİZİ

 


Değerli arkadaşlar,
Ben CHP'li değilim ancak kendi penceremden görebildiğim siyaseti anlatmaktayım.
Seçimler eşit koşullarda yapılmadı ve müthiş dezenformasyon (yanlış bilgi ve belgeler kullanıldı) ortamında yapıldı. Böyle bir seçimde %48 oran başarısızlık değildir.
AKP'nin iktidar olduğu 21 yılda Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti yıkıp yerine kendi rejimlerini kurmak istiyorlar ancak karşılarında %50'lik direnç karşılığında cumhuriyeti yıprattılar ancak tam anlamıyla teslim alamadılar.
Nedeni:
Cumhuriyet, laiklik, demokrasiye inanan toplumun eğitimli ve aydınlık yüzleri her ne kadar CHP'li olmasa da Atatürk'ün kurduğu partiyi birleşen güç olarak görmektedir.
Bu durumu AKP iktidarıda görmekte olup, kendi rejimlerini kurmak için CHP'i bir şekilde teslim almak ve yönetebilecek bir adayın genel başkan olmasını istiyorlar. O nedenle komplo teorilerine inanmamakla sakinleşmek gerekir ve Kılıçdaroğlu'nun partinin içindeki zayıf halkaları temizleyip başkanlığı bırakmasını beklemek gereklidir.
Komplo teorisine inanmam ama matematik olasılıklarına da inanırım.
Örnek, hiç kimse cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Muharrem İnce'nin CHP aleyhine seçim çalışması yapacağına inanır mıydı.
Siyaset budur ve olur..
Ekrem İmamoğlu, mahkeme kararıyla sıkıştırmasının sonra pazarlıkla 2028' kadar dokunma bizde sana dokunmayız önümüzdeki seçimlerde aday olursun deyip, bu sürede istedikleri rejimi kurmayacaklarının garantisi var mı?
Olasılık dahilinde mi? Evet
O nedenle aşağıdaki makale benim için değerlidir ve o nedenle paylaşımda bulundum.
Ayrıca Millet ittifakı yükseliş trendinde iken Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığını desteklemiyorum diyerek beş yıllık ittifakı dağıtan derin devletin insanı Meral Akşener'in tavrı ve sonrası geri dönmesi hangi pazarlıklar yapıldı ki millet ittifakına beş puan kaybettirdi. Ayrıca iki milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nu alevi diye ayrıştırıken tavır takınıp, partiden uzaklaştırmayarak İYİP seçmenini sandıklardan uzaklaştırdı yada Erdoğan'a oy vermesini sağladı...
Deva partisi 15, Gelecek partisi 10, Saadet partisi 10 ve Demokrat partisi 3 ilk turda toplam 38 milletveli CHP kontenjanından alamayacakları milletvekilini ilk turda alınca ikinci turda CHP'ye oy vermediler bu gerçek...

Örnek:
TBMM Sağlık Komisyonu için yapılan seçimde İYİ Partili Ankara Milletvekilleri Yüksel Arslan ve Ahmet Eşref Fakıbaba AKP’nin adayı Ankara Milletvekili Vedat Bilgin'e oy verdi. Arslan, “AKP adayına mı oy verdiniz?” sorusuna “Başka aday yoktu.” diyerek yanıt verdi. Arslan, Mansur Yavaş'ın özel kalem müdürüyken belediye gücüyle önseçimde 1. sıraya gelerek seçilmişti. İYİ Parti tabanında da büyük tepkiler oluşmuştu. Fakıbaba da AKP’den İyi Parti’ye transfer olarak aday yapılmıştı. Oysa, CHP’nin adayı vardı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’tu.

Siyaset kirlidir ve her türlü olasılık dahilindedir...

CHP'i eleştireceksek,

Sendikaları destekledi mi...Hayır
İşçi grevlerini ziyaret edip destek verdi mi....Hayır
Kooperatişlemeyi destekleyip proje yaptı mı...Hayır
4-5-6-7 dönem aynı milletvekilerini aday gösterdi mi...Evet
Gençliğe önem verdi mi...Hayır
Uzatın bu listeyi ve neden kazanama dı yı da...





Ozan


Değerli dostlarım,
Kemal beyle ilgili tartışmalara 2 tweet ile kendi açımdan açıklık getirmeye çalışacağım:


KILIÇDAROĞLU - 1

Kılıçdaroğlu ile ilgili efsaneler çok iş yapıyor.

Kişisel hesapları olanlar ve onlarla ekip olan belirli kesimler de bunu pompalıyor.

AKP trol ordusu da hiç fırsat kaçırmadan, kendilerine göre siyasetleri gereği yangını körüklüyor.

En büyük ve en çok tutan iddia:  "Çok sayıda seçim kaybetti" iddiası.

Rakamlarla bakakım, öyle mi?:

CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden açılmasından sonraki GENEL seçimlerdeki oy oranları

Deniz Baykal Dönemi

1995- %  10.70

1999- %   8.71

2002- %  19.39 (DSP'nin çöküşü ile)

2007- %  20.88

Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi

2011- % 25.98

2015- % 24.95 (7 Haziran)

2015- % 25.32 (1 Kasım)

2018- % 22.65 (İttifak)

2023- % 25.35 (İttifak)

CHP'nin 12 Eylül sonrası yeniden açılmasından sonraki YEREL Seçimlerdeki İl genel Meclisi oy oranları*

Deniz Baykal Dönemi

1994- % 4.6

1999- % 11.1

2004- %18.2

2009- % 23.08

 

Kemal Kılıçdaroğlu Dönemi

2014 - % 25.59

2019- % 29.81 (Belediye Başkanlığı - İşbirliği)

 

CHP'nin performans gelişimi böyle...

Ayrıca. sürecin diğer unsurlarını göz önünde tutarak not etmeliyiz ki Erdoğan karşısındaki tüm liderler 2002 yılından beri seçim kaybediyor.

Bu süreci Kılıçdaroğlu'nun seçim kaybetmesi şeklinde lanse etmek doğru değil.

CHP içinde en büyük iddia Muharrem İnce'nindi, çıktı parti kurdu durumu ortada.

Daha iddialı biri de çıkmadı bugüne kadar (İmamoğlu olayını ayrıca değerlendirmek gerekiyor).

Dolayısıyla "sadece Genel Başkan üzerinden mucizeler beklemek ne kadar doğru" bunu iyi irdelemek gerekiyor.

CHP açısından bu durum, geniş bir analizle ele alınabilecek; tarihsel, ideolojik ve konjonktürel bir durum.

CHP tarihine bakıldığında, çok partili dönemde, dönemin koşullarında, yüksek oyla elde edilen başarı sadece bir kez Ecevit’e aittir. Ecevit, 1973 genel seçimlerinde %33,3 oy almış ve Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ile yaptığı koalisyonda Başbakan olmuştur. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı yapılmıştır. 10 ay süren bu koalisyon hükûmeti Ecevit'in istifasıyla dağılmıştır. 1977 genel seçimlerinde parti, oy oranını %41,4'e çıkarmıştır. Bu oy oranı, sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiştir. CHP’nin geçmişinde Kürt kökenli seçmenlerin oyları da vardır (tıpkı AKP’de uzun süre ve halen kısmen olduğu gibi). Diyarbakır'ın o yıllarda CHP'nin kalesi olduğu unutulmasın.

Kürtlerin siyasi partiler kurmalarıyla o oylar da kaybedilmiştir.

Bu veriler ışığında, Kılıçdaroğlu’nun seçim kaybetmesi üzerinden yapılan eleştirileri kişisel olarak doğru bulmuyorum.

KILIÇDAROĞLU - 2

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçte kritik dönemlerde neler yaptı ve hangi aşamaları tarihe kaydetti, bir de buna bakalım.

- 2017 Adalet Yürüyüşü ile insanlığın mücadele tarihine geçti.

Ankara'dan İstanbul'a kadar "adalet" talebiyle gerçekleşen yürüyüş, birbirinden çok farklı toplum kesimlerinin katılımıyla, Türk bayraklarıyla, 15 Haziran 2017'de Ankara'da Güvenpark'ta başladı ve 9 Temmuz 2017'de Maltepe'de sonlandı. 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüdü.

- 2018’de İYİ Parti’nin seçime girmesini sağlayarak Türkiye demokrasi tarihine geçti,

İYİ Parti’yi seçime sokmamak üzere hamleler yapan, yargıdaki AKP aparatlarına karşı, Kılıçdaroğlu’nun Akşener ile anlaşarak 22 Nisan 2018’de, 15 CHP’li vekilin İYİ Parti’ye geçmesini sağlamasıyla TBMM’de 5 Milletvekili olan İYİ Parti, CHP'den geçen 15 Milletvekili’yle 20 sandalyeye ulaşarak seçimlere katılmayı garantiledi ve hazine yardımının önü açıldı. Demokrasi tarihimiz açısından unutulmaz bir hamle oldu.

- 2019 Yerel Seçimleri’nde İşbirliği oluşumunda paydaş olarak AKP’nin gerilemesini sağladı.

Yerel seçimler öncesi 12 Aralık 2018’de, CHP ve İYİ Parti İşbirliği anlaşması yaptı. Seçim sonuçlarına göre CHP ve İYİ Parti'den oluşan İşbirliği Partileri, Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere metropol bölgelerinde güçlü bir performans sergileyerek iktidar partilerinin gerilemesine yol açtı ve yönetimi ele aldı.

- Helalleşme çağrısı yaptı

Kılıçdaroğlu, 6 Kasım’da “helalleşme” çağrısı yaptı: Türkiye’nin iktidardan ve iktidar değişimi gerekliliğinden daha önemli tarihsel sorunlarının olduğunu, toplumun iyileşmeye ve helalleşmeye ihtiyaç duyduğunu, bir kısmı CHP’den de kaynaklanan, toplumsal yaraları sarmak üzere helalleşme yolculuğuna çıkacağını ifade etti, Cumhuriyet tarihi boyunca toplumsal hafızada yer almış belli başlı mağduriyetleri anarak kuşatıcı bir helalleşme çerçevesi çizdi.

 6 Siyasi Parti’yi biraraya getirdi,koyu bir karanlığın içerisinde demokrasi iklimi ve umut yarattı

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” temasıyla biraraya gelen partilerin uzlaşması sonucu 6 parti biraraya geldi ve 12 Şubat 2022’de ilk toplantısını Cumhuriyet Halk Partisi ev sahipliğinde gerçekleştirdi.

28 Şubat 2022’de "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni" yayınlandı.

21 Ağustos 2022'de cumhurbaşkanlığı için "Ortak Aday" kararı açıklandı.

30 Ocak 2023'te  "Ortak Politikalar Mutabakat Metni" yayınlandı.

Sonunda da Ortak Aday olarak Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karar verildi.

Kılıçdaroğlu, bunların dışında,

Güncel sorunlara dönük bir çok konuda agresif hamlelerle iktidarı zorlayan bir performans sergiledi.

Not etmek gerekirse,

Bu arada, bir kez suikast denemesine bir kez de linç denemesine maruz kaldı.

Bu iki olaya da maalesef iktidarın çirkin yaklaşımları damga vurdu.

28 Mayıs 2. Tur seçimlerinde de aldığı %47.8 oyla süreç tamamlandı.

 

Sonuç itibarıyla,

Olaylar tarihsel süreçler ile birlikte değerlendirildiğinde Kılıçdaroğlu'na büyük haksızlık yapıldığı düşüncesindeyim.

Bunları, Kemal beyin Genel Başkanlığı bırakması veya sürdürmesi tartışmalarından bağımsız bir şekilde tespit ve hatırlatma yapmak amacıyla not düştüm.

Genel Başkanlık konusu kişilerin kendi kararları ve ortya çıkışlarıyla, iddialarıyla ilgili bir durumdur. Kimse engellenemez, her aday için eleştiri veya savunu da haktır, son kararı da parti organları ve kurultay verir. Bu da bir süreçtir.

Sürece bilgi temelinde katkı yapmaya devam edeceğim.

Hoşa gitse de gitmese de...

Bülent Gürsoy

 https://twitter.com/bulentgrsy/status/1668904537015427073


13 Haziran 2023 Salı

ATATÜRK'ÜN KURDUĞU PARTİNİN GENEL BAŞKANIDIR HADDİNİZİ BİLİN



Bu ülkenin kurucu CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na SZC TV.de Fatih Portakal "Pişkinlik içerisinde bulunuyorsunuz. O koltukta oturmamanız için mücadele edeceğim " diyor,

CHP'nin Genel Başkanına bir gazetecinin, yorumcu sunucunun, 25 milyon insanın umudu olmuş birine böyle çirkin cümleler kuramazsın!
Erdoğan’a bunun onda birini söyleyemezler!
Ülke batmış, batıran belli, sorumluları belliyken Fatih Portakal, Yılmaz Özdil, Cem Toker
Ersan Şen'lerin gündeminde Kemal bey-Chp var!

CHP'nin bugün yapılan grup toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu "Değişimin parçası olmak isteyen bireysel beklentiden arınmalı. Gemiyi limana sağlam götürmek yine kaptanın görevidir. Gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin" ve "değişimin ve yeniliğin parçası olmak istiyorum diyen bütün yoldaşlarıma sesleniyorum. Bireysel beklentilerden arınmak zorundayız" diyor zaten, ayrıca Kemal beye en büyük ihaneti yanında bulunanlar, alkışlayanlar yaptı. CHP'nin içindeki fareler temizlenmeden başına kim gelirse gelsin zaten başarı gelmez. Kemal bey bu fareleri temizleyip gitmelidir.



Oysa ki, ülkenin gündeminde açlık, sefalet, kötü giden ekonomi var.
Türk parasının değersizliği var.
Deprem gerçeği var.
Gündemi Kemal bey ve CHP'le meşgul etmek, resmen AKP'nin ekmeğine yağ sürüyorlar.
Ayrıca asıl sorun CHP'ye resmen çöken milletvekilleri.
Faik Öztrak’ın dedesi Faik Öztrak (evet isimleri aynı) 8 dönem milletvekilliği
- Babası Gümrük & Tekel ve İçişleri Bakanlığı
- Kendisi 6 dönem milletvekilliği yaptı.
yapıyor.
Yani şu değişim söylemini yapacak başka birini bulamadınız mı koskoca partide?


🟥4 dönem ve üzeri @herkesicinCHP milletvekilleri...




@EToprakCHP...7 dönemdir milletvekili
@enginaltaychp...7 dönemdir milletvekili
@faikoztrak...6 dönemdir milletvekili
@ilhankesici...6 dönemdir milletvekili
@yasartuzun06...6 dönemdir milletvekili
@veliagbaba...5 dönemdir milletvekili
@eczozgurozel...5 dönemdir milletvekili
@TekinBingolCHP...5 dönemdir milletvekili
@UgurBayraktutan...5 dönemdir milletvekili
@MTanal....5 dönemdir milletvekili
@bulenttezcanchp...5 dönemdir milletvekili
@MSTanrikulu.....5 dönemdir milletvekili
@muratemirchp... 4 dönemdir milletvekili
@ATuncayOzkan...4 dönemdir milletvekili
@bkaradeniz57...4 dönemdir milletvekili
@Av_Burcu03...4 dönemdir milletvekili
@gamzeilgezdi...4 dönemdir milletvekili
@mvhuseyinyildiz...4 dönemdir milletvekili
@EnisBerberoglu1....4 dönemdir milletvekili
@oguzksalici...4 dönemdir milletvekili
@orhansaribalchp...4 dönemdir milletvekili
@Seyit_TORUN...4 dönemdir milletvekili
@ZeynelEmre_...4 dönemdir milletvekili
@nurhayataltaca...4 dönemdir milletvekili
@utkucakirozer...4 dönemdir milletvekili
@VecdiGundogdu...4 dönemdir milletvekili

6 Haziran 2023 Salı

1945-1953 SSCB'İN TÜRKİYE'DEN TOPRAK TALEBİ



"Stalin'in ve o zamanki Sovyet dışişleri bakanı Molotov'un Türk diplomatlarıyla ve Batılı müttefiklerle olan çeşitli görüşmelerinde Boğazlarda ortak üs kurma talebi ile Kars, Ardahan, Artvin üzerindeki Gürcistan ve Ermenistan SSC'lerinin “sınır düzeltme” taleplerinin gündeme geldiği anlaşılıyor.

1921'de TBMM'nin Moskova büyükelçisi olan Ali Fuat Cebesoy'un anılarından ve Sovyet arşiv kaynaklarından anlaşıldığına göre Moskova Antlaşması'nın Türk tarafının isteğine epeyce uygun bir şekilde imzalanmasında Stalin'in özel bir rolü olmuştur. Bu antlaşma ile Sovyet Rusya'nın Türkiye lehine (Batum haricinde) sadece 1914 öncesi sınırlarına çekilmeyi değil, 1877 öncesi sınırlarına geri çekilmeyi kabul etmesi ve hatta çarlığın ta 1828'de İran'dan almış olduğu Sürmeli (Iğdır) kazasını dahi Türkiye'ye bırakması ve Nahcıvan'ı Azerbaycan'a bağlaması milliyetçi Ermeniler tarafından Ermenistan'ın çıkarlarının feda edilmesi olarak görülmektedir. İşte 1945'te Stalin bundan pişman olmuş görünüyor. Nitekim Molotov, Türk büyükelçisi Selim Sarper ile görüşmesinde Sovyet hükümetinin o zaman zayıf olduğu için taviz verdiğini ancak şimdi bu haksızlığı gidermenin zamanı geldiğini söylemiş ve Polonya'yı örnek göstermiştir. Polonya 1920'de işgal ettiği Belarus ve Ukrayna topraklarını geri vermeyi kabul etmişti. Ne var ki Polonya örneği yersizdi çünkü Polonya Sovyet Rusya'yla savaşmış, Türkiye ise savaşmamıştı.


Yine Ermenistan arşivinden yayımlanmış ve yayımlanmamış belgelerden anlaşıldığına göre 1945'te Sovyet Ermenistanı'nda Kars Ardahan'ın Ermenistan'a katılması için ciddi hazırlıklar yapılmış, Kars oblastı parti sekreteri bile tayin edilmişti." 

1 Canan Badem

 ( Bir Kez Daha Kars, Ardahan ve Stalin ) 

Türkiye'nin 1945 sonrası Batı'ya yakınlaşması ve 1952'de NATO'ya dahil olmasında Sovyet taleplerinin etkisi olduğu oldukça muhtemel görünüyor. 

1953 yılında Stalin’in ölümünün ardından, Sovyet hükûmeti ABD’ye, Türkiye ile dostluk ilişkilerini geliştirmenin bir parçası olarak, Türkiye üzerindeki toprak taleplerinden vazgeçtiğini açıkladı.

Kaynaklar: 1) Canan Badem ( Bir Kez Daha Kars, Ardahan ve Stalin ) 2) Malumatfuruş 


https://www.kartostat.com/sovyetlerin-toprak-talebi/?twclid=2-iidwr1kvmy3oylpi2d1lti47

2 Haziran 2023 Cuma

NEDEN AHLAKSIZ TOPLUMUZ


Toplum olarak, değerlerimizi ve ahlak anlayışımızı kaybettiğimiz bir düzenin içinde yaşıyoruz. Bu yozlaşmış düzen, deyimlerimizden davranışlarımıza kadar her alanda kendini gösteriyor. Atasözlerimiz bile bu bozuk düzenin alt yapısını hazırlayan zihniyeti açıkça ortaya koyuyor:





"Devletin malı deniz, yemeyen domuz" diyerek devlet malını çalmanın ahlaki bir sorun değil, adeta bir kural olduğunu kabullendik.

"Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de" diyerek çıkarlarımız uğruna her türlü sahtekârlığı ve riyakârlığı meşrulaştırdık.

"Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez" ile haksız kazancı paylaşmayı, hatta bu düzeni pekiştirmeyi teşvik ettik.

"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diyerek dürüstlüğü ödüllendirmek yerine cezalandırmayı alışkanlık haline getirdik; susmayı ve boyun eğmeyi yücelttik.

"Komşuda pişer, bize de düşer" sözleriyle başkalarının emeklerini ve hakkını talep etmenin utancını bile hissetmeden paylaşımı yozlaştırdık.

"Üzümünü ye, bağını sorma" anlayışıyla kaynakların kirli ya da haksız yollarla elde edilmesini sorgulamaz hale geldik. Önemli olan bizim payımıza düşendi.

"Bal tutan parmağını yalar" diyerek yetkiyi kötüye kullanmayı normalleştirdik, yolsuzluğu yazılı olmayan bir hak gibi gördük.

"Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" sözüyle toplumsal dayanışmayı terk ettik; bireysel çıkarlarımız için adaletten uzaklaştık ve haksızlık karşısında sessiz kalmayı seçtik.


Bu atasözleri yalnızca birer söz değil, toplumsal bilincimizi ve ahlak yapımızı şekillendiren güçlü mesajlardır. Ancak bu mesajlar, yozlaşmış bir düzenin ve çürümüş bir ahlak anlayışının yansımasıdır.


Peki, bu zihniyeti rehber kabul eden bir toplumun bireyleri nasıl olur da çocuklarına ve torunlarına ahlaklı olmayı öğretebilir, onlara örnek olabilir? Çocuklar, en çok gördüklerini öğrenir. Bu nedenle, yalnızca teorik olarak değil, pratikte de dürüstlük, adalet ve erdemin yaşandığı bir aile ortamına ihtiyaç vardır.

Okullarda verilen eğitim elbette çok önemlidir; ancak bugünkü yarışmacı, yüksek not almaya dayalı, bireyler arasında kıyasıya rekabeti teşvik eden sistem, çocukların ahlaki gelişiminde yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, aile içinde uygulamalı bir değerler eğitimi şarttır. Ailelerin, söyledikleriyle yaptıkları arasında uyum sağlaması gerekir. Çocuklar, ebeveynlerinin örnek yaşantısıyla dürüstlüğü, adaleti ve erdemi içselleştirir.

Bir toplumun geleceğini, yalnızca okullar değil, ailelerin çocuklarına kazandırdığı ahlaki temel belirler. Bu nedenle, yozlaşmış bir değerler sistemini sürdüren bireylerin, çocuklarına iyi bir örnek olamayacağı açıktır. Toplum olarak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sunmak için önce kendi ahlaki değerlerimizi sorgulamak ve düzeltmek zorundayız.

Çözüm: Önce bireysel, ardından toplumsal bir uyanışla, dürüstlüğü ve adaleti yaşam biçimimize dönüştürmek. Ancak bu şekilde geleceğin nesillerine sağlam bir ahlaki temel sunabiliriz.
Ozan

SAĞ SİYASETİN SIĞ KURNAZLIĞI



 Sanki bayramda danaya ortak girdiler, dana kurbanda kesildi, herkes etini alıp gittiler.

Başta İYİP ittifaktan ayrıldığını açıkladı. Hemde, CHP listesinden bir milletvekili çıkartarak terk edildi ittifak.
CHP'nin listelerinden milletvekili yapılan ancak seçimlerde hiç bir katkıları olmayan, meydana çıkmadan, para harcamadan, yorulmadan en kazançlı partiler aşağıda ve milletvekili sayıları şöyledir.
Deva partisine 15 milletvekili
Gelecek partisine 10 milletvekili
Saadet partisine 10 milletvekili
Demokrat partisine 3 milletvekili
Yakın zamanda göreceğiz yukarıda ismini yazdığım partiler AKP'nin stepnesi haline gelecekler.
Diledikleri kanunları değiştirme çoğunluğu olan 360 milletvekilini buluyorlar.
İYİP'in katılmasıyla anayasa değişikliği için gerekli olan 400 milletvekilini de tamamlarlar. İsterlerse anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesini bile değiştirebilirler...
AKP'nin dayattığı Neo liberal politikalarına hayır derler mi? Hayır demezler çünkü aynı politikaları savunuyorlar.
İşçi, emekçi, emekli hakları için mücadele verirler mi? Hayır vermezler çünkü sermayeden yana tavır alan partileridir.
Sendikal örgütlenme için mücadele ederler mi?
Gösteri ve yürüyüş yapmak, protesto hakkının kullanılmasına duyarlı kalırlar mı?
Varın listeyi siz uzatın.
DP içinden ve dayandığı düşünceden varolan Saadet partisi,
Saadet partisinin içinden AKP çıktı,
AKP'nin içinden Deva partisi ve Gelecek partisi çıktı.
MHP'nin içinden çıkan İYİP,
İdeolojik olarak birbirlerinin ikizleri kadar yakınlar hatta yakınlıktan öte aynılar Neo liberalizm savunan Türk İslam sentezcisileridir bunlar.
Asıl ülkeye gerekli olan Adalet Partisinin yerini alacak, Atatürk devrimlerini içselleştirmiş katı laikçi merkez sağ partisidir.
CHP'nin bu sağcı-neo liberalci- Türk İslam Sentezcisi zihniyetle ittifak yapması memleket için olumlu mu yoksa olumsuz mu oldu,
Anayasaya göre milletvekili seçilmesi halinde hapisten çıkması gereken Türkiye İşçi Partisinden Hatay milletvekili seçilen Can Atalay halen hapiste olması geleceğin nasıl olacağına kanıttır.

***

Seçim bitmiş milyonlarca insan daha kendine gelememiş. Umutsuzluk duvarı giderek büyüyor. Kılıçdaroğlu’nun danışmanı tatilde, üstüne bir de seçim dönemi “kazandırsak hemen görevden alacağız” dedikleri Egemen’i ziyaret etmiş.
AKP kurulduğunda danışmanlık yapan ve AKP'den milletvekili olacak bir kadının kocası İbrahim Uslu'yu, Kılıçdaroğlu'na siyasi danışman olarak öneren hain kim?


Ozan