Günlerdir öğrencilere uygulanan “vahşet” tartışılıyor.
Bu tartışma bir kez daha gösterdi ki,
Türkiye “mantık” olarak ayrışmış.
İnsan olarak farklılaşmış.
AKP’nin başardığı en önemli kazanım, ülkeyi “anlayış ve haklar düzleminde” bölmek olmuş!
****
Düşünün bir kere;
“Herkesin muhalefet, gösteri ve yürüyüş hakkının” yasa olduğu,
AB ölçütlerinin uygulanmasından sevinç duyulduğu,
“Özgürlük ve eşitlik” ile övünüldüğü bir ülkede
“İleri demokrasi” yalanının mum gibi sönmesi ne demek?!
Başbakan ile “yardakçılarının” koro halinde “gelişim ve değişim” iddialarının bir hayal haline dönüştüğünü görmek kimleri acıtacak?!..
Söylenenlerin adatmaca, yapılanların göstermelik olduğunu anlayanlar ne diyecek?!..
Yalana alıştık mı?..
Biz bunları hak ettik mi?!...
Modernleşme, çağdaşlaşma adına müthiş acı günler yaşıyoruz!
****
Sanki Halepçe katliamı yaşandı pazar günü Türkiye'de!..
Polis gencecik çocukların gözlerine acımasızca gaz sıktı!..
Copladı.
Tekmeledi.
Yerde sürükledi.
Yumruk attı.
Kelepçe taktı!..
Bu durum “özgürlük ve demokrasi” yalanına “ibret” olmalı!..
****
Hangi AB ülkesinde,
Ya da bırakın “ileriyi”,
Hangi demokratik hukuk devletinde
“Hamileyim vurmayın!” diyen bir genç kızın karnına polis tekme atar?!..
Ve hangi insan haklarına saygılı ülkenin başbakanı “tekme atan” polisi korur?!!
Daha ilerisi hangi ülkenin yazarı, çizeri bu insanlık dışı uygulamayı alkışlar?!..
****
Sadece Türkiye de olabilir!..
Besleme ve yandaş yazarlarının vicdanın olmadığı,
Patolojileri bozuk olanların kanaat önderi yapıldığı Türkiye'de olabilir!
Oldu da!..
Peki daha henüz ana karnındaki bebeği öldüren katil ne olacak?..
Daha da önemlisi o doğmamış bebeğin katilini kim bulacak?
Katili bulmayanlar, saklayanlar, üzerine gitmeyenler,
Tekmeleyen katilin işbirlikçisi olmayacaklar mı?.
Hadi bu dünyaya inanmıyorlar!.
Öbür dünyada hesabını nasıl verecekler?..
****
Bu bir anlayış meselesi!..
Başbakan ve siyasi “akıldaşlarının”; demokrasiye kısıtlı ve taraflı bakışlarını anlayabiliriz!..
Biat ve itaat kültüründen gelenlerin, “yargılama ve vicdan özgürlükleri” olmadıklarını biliriz!
Ama karnındaki bebeğe “hırs ve hınçla vuran postalın” haklılığının savunulmasını anlayamayız!
Hiçbir inanca da sığdıramayız!
****
Kaldı ki, bir avuç öğrenci Başbakan ve rektörlere, yüksek öğrenim ile ilgili konuşmalarının doğal tarafı olarak “kendi görüşlerini” bildirmek istiyorlar.
Masum haklarını kullanıyorlar!
Onlarsız yapılan toplantının eksik olduğunu düşünüyorlar!
Yanlışı protesto ediyorlar!
****
Polis bu çağdaş hakkı kullandırmadı!..
“Orantısız” güç kullandı!..
Karşısındakini genç ve masum olarak görmedi. Yurttaş olarak tanımadı!
Tıpkı daha önce işçilere, memurlara, çiftçilere ve esnafa yaptığı gibi “vahşice” saldırdı!..
****
Öğrencilerin yaptıkları eylemi “düşman olarak görmek,” demokrasiyle özdeşleşmemek demektir!...
Ellerinde taşıdıkları flama ve pankartlardan başka bir şey bulunmayan öğrencilere gaz ve copla kıyasıya saldırmak “baskı” anlayışının dışa vurumudur!.
****
Bu gerçeğin görülmesini engellemek üzere vazifelendirilmiş ”yandaş ve besleme“ basın mensupları dahi, toplumun aklını çelememiş, gerçekleri gizleyememiştir!..
****
Başbakan Erdoğan grup toplantısında öğrencileri suçlamıştır.
Konuşmasına “Ellerinde yumurta, domates, sopa olanlar” diye başlamış ve "Onların taleplerine müsaade etmeyeceğiz" diye bitirmiştir.
Evet, öğrencilerin elinde plastik bayrak sopası, cebinde yumurta vardı.
Bu tüm İLERİ DEMOKRASİLERDE olan, muhalefetin kullandığı yasal araçlardır.
Ama öğrencilerin ellerinde,
Bıçak yoktu.
Silah yoktu
Cop yoktu.
Gaz yoktu.
Çünkü onlar “polis” değildi!..
****
AKP Genel Başkan Yardımcısı Çelik, öğrencilere ”bunlar tek tip giyinen, kadrolu protestocular!." dedi.
Çelik, bir an kendi yaşantısını hatırladı galiba!.
Türkiye’nin 30 yıldır “amaçlı” eylemlerde gördüğü
Tek tip türbanlı, pardesülü,
Ve dolar teşvikli yandaşları! gibi…
Ayrıca bir bildiği varsa yani, bu öğrenciler terörizmle ilgiliyse, bunu da afişe etmeli!..
Ona da bu yakışır!
****
Beni şaşırtan açıklama Bakan Bağış'tan geldi!..
“Öğrenciler polise orantısız güç kullandı” sözü
“Yumurtalı sucuk” esprisi kadar düzeysizdi!.
Kabinede medeni olarak gördüğüm Bağış’a bunu yakıştıramadım.
Bağış uzun süre yurtdışında yaşayan, AB ülkelerini çok sık ziyaret eden biri.
Geçenlerde Yunanistan'da bu tip protestoyu ve polislerin davranışlarını izledi...
Yani Batı'yı tanıması lazım. Anlaşılan sucuklu yumurta yemekten yeterince çevresindeki gelişmeleri kavrayamıyor!..
****
Hükümet bu baskıcı anlayışı taşırsa, polis önüne geleni “öldürünceye kadar" döver!..
Bu anlayış “ceberut polis devletini” yaratır..
Sonunda faşist bir yönetimi kurulmuş olur!
Gidişat bu yönde!
****
AKP “yargıyı ele geçirdikten sonra, ülkede kendi “vesayetini yaratmak” için yoğun çaba harcıyor!.
Bu hedef nedeniyle “demokrasi ve hukuk anlayışını” çağın dışına itiyor..
Göstere göstere yaptıkları amaçladığı yönetimi kurmaya yetecek mi?
Orası şüpheli!
****
Toplumsal muhalefeti kırmak için uygulanan politikalar belli!.
Saldırma, dövme, baskı, korkutma, telefon dinleme, vergi cezaları, her an tutuklayabilme yetkisi, yasa dışına çıkma hakkı gibi..
İnsanları yıldırma gayreti pek sürecek gibi değil!..
Bir yerde geri teper!..
Dün Ankara Üniversitesi SBF’sindeki yumurtalı protestodan AKP, hükümet ve “siyasiler” ders çıkarmalı!..
Üniversiteler uyanıyor!..
Sabır taşı çatladı!..
Toplumun en dinamik gücü olan gençler, “baskı” altında kalmaktan yıldılar!..
Korkarım ki, siyaset öğrencilerle kucaklaşarak, onları anlayarak ve taleplerini karşılayarak bu sorunu çözemezse durum vahimleşir!..
Halk üniversitelerin arkasında durursa bu iktidar dağılır gider!..
Gider de ülkeyi de böler, parçalar!
****
Hükümete tavsiyem;
Kendilerini ve de polisi dizginlemeli!.
Kendi “baskıcı ve hükümran” davranışlarından vazgeçmeli!..
Daha demokrat,
Daha hoşgörülü,
Hak ve özgürlüklere tam saygılı olmalı!..
****
AKP’liler unutmayın ki, ana karnındaki ”5 haftalık bir bebeğin” ölümünün sebebisiniz!
Gidişat o ki, AKP siyasetin dışına çıkıyor!..
****
AKP’nin dışlanması halkı sevindirecektir,
Ama “zihinsel ayrışma” yerleşirse olan ülkeye olur!..
Bu tartışma bir kez daha gösterdi ki,
Türkiye “mantık” olarak ayrışmış.
İnsan olarak farklılaşmış.
AKP’nin başardığı en önemli kazanım, ülkeyi “anlayış ve haklar düzleminde” bölmek olmuş!
****
Düşünün bir kere;
“Herkesin muhalefet, gösteri ve yürüyüş hakkının” yasa olduğu,
AB ölçütlerinin uygulanmasından sevinç duyulduğu,
“Özgürlük ve eşitlik” ile övünüldüğü bir ülkede
“İleri demokrasi” yalanının mum gibi sönmesi ne demek?!
Başbakan ile “yardakçılarının” koro halinde “gelişim ve değişim” iddialarının bir hayal haline dönüştüğünü görmek kimleri acıtacak?!..
Söylenenlerin adatmaca, yapılanların göstermelik olduğunu anlayanlar ne diyecek?!..
Yalana alıştık mı?..
Biz bunları hak ettik mi?!...
Modernleşme, çağdaşlaşma adına müthiş acı günler yaşıyoruz!
****
Sanki Halepçe katliamı yaşandı pazar günü Türkiye'de!..
Polis gencecik çocukların gözlerine acımasızca gaz sıktı!..
Copladı.
Tekmeledi.
Yerde sürükledi.
Yumruk attı.
Kelepçe taktı!..
Bu durum “özgürlük ve demokrasi” yalanına “ibret” olmalı!..
****
Hangi AB ülkesinde,
Ya da bırakın “ileriyi”,
Hangi demokratik hukuk devletinde
“Hamileyim vurmayın!” diyen bir genç kızın karnına polis tekme atar?!..
Ve hangi insan haklarına saygılı ülkenin başbakanı “tekme atan” polisi korur?!!
Daha ilerisi hangi ülkenin yazarı, çizeri bu insanlık dışı uygulamayı alkışlar?!..
****
Sadece Türkiye de olabilir!..
Besleme ve yandaş yazarlarının vicdanın olmadığı,
Patolojileri bozuk olanların kanaat önderi yapıldığı Türkiye'de olabilir!
Oldu da!..
Peki daha henüz ana karnındaki bebeği öldüren katil ne olacak?..
Daha da önemlisi o doğmamış bebeğin katilini kim bulacak?
Katili bulmayanlar, saklayanlar, üzerine gitmeyenler,
Tekmeleyen katilin işbirlikçisi olmayacaklar mı?.
Hadi bu dünyaya inanmıyorlar!.
Öbür dünyada hesabını nasıl verecekler?..
****
Bu bir anlayış meselesi!..
Başbakan ve siyasi “akıldaşlarının”; demokrasiye kısıtlı ve taraflı bakışlarını anlayabiliriz!..
Biat ve itaat kültüründen gelenlerin, “yargılama ve vicdan özgürlükleri” olmadıklarını biliriz!
Ama karnındaki bebeğe “hırs ve hınçla vuran postalın” haklılığının savunulmasını anlayamayız!
Hiçbir inanca da sığdıramayız!
****
Kaldı ki, bir avuç öğrenci Başbakan ve rektörlere, yüksek öğrenim ile ilgili konuşmalarının doğal tarafı olarak “kendi görüşlerini” bildirmek istiyorlar.
Masum haklarını kullanıyorlar!
Onlarsız yapılan toplantının eksik olduğunu düşünüyorlar!
Yanlışı protesto ediyorlar!
****
Polis bu çağdaş hakkı kullandırmadı!..
“Orantısız” güç kullandı!..
Karşısındakini genç ve masum olarak görmedi. Yurttaş olarak tanımadı!
Tıpkı daha önce işçilere, memurlara, çiftçilere ve esnafa yaptığı gibi “vahşice” saldırdı!..
****
Öğrencilerin yaptıkları eylemi “düşman olarak görmek,” demokrasiyle özdeşleşmemek demektir!...
Ellerinde taşıdıkları flama ve pankartlardan başka bir şey bulunmayan öğrencilere gaz ve copla kıyasıya saldırmak “baskı” anlayışının dışa vurumudur!.
****
Bu gerçeğin görülmesini engellemek üzere vazifelendirilmiş ”yandaş ve besleme“ basın mensupları dahi, toplumun aklını çelememiş, gerçekleri gizleyememiştir!..
****
Başbakan Erdoğan grup toplantısında öğrencileri suçlamıştır.
Konuşmasına “Ellerinde yumurta, domates, sopa olanlar” diye başlamış ve "Onların taleplerine müsaade etmeyeceğiz" diye bitirmiştir.
Evet, öğrencilerin elinde plastik bayrak sopası, cebinde yumurta vardı.
Bu tüm İLERİ DEMOKRASİLERDE olan, muhalefetin kullandığı yasal araçlardır.
Ama öğrencilerin ellerinde,
Bıçak yoktu.
Silah yoktu
Cop yoktu.
Gaz yoktu.
Çünkü onlar “polis” değildi!..
****
AKP Genel Başkan Yardımcısı Çelik, öğrencilere ”bunlar tek tip giyinen, kadrolu protestocular!." dedi.
Çelik, bir an kendi yaşantısını hatırladı galiba!.
Türkiye’nin 30 yıldır “amaçlı” eylemlerde gördüğü
Tek tip türbanlı, pardesülü,
Ve dolar teşvikli yandaşları! gibi…
Ayrıca bir bildiği varsa yani, bu öğrenciler terörizmle ilgiliyse, bunu da afişe etmeli!..
Ona da bu yakışır!
****
Beni şaşırtan açıklama Bakan Bağış'tan geldi!..
“Öğrenciler polise orantısız güç kullandı” sözü
“Yumurtalı sucuk” esprisi kadar düzeysizdi!.
Kabinede medeni olarak gördüğüm Bağış’a bunu yakıştıramadım.
Bağış uzun süre yurtdışında yaşayan, AB ülkelerini çok sık ziyaret eden biri.
Geçenlerde Yunanistan'da bu tip protestoyu ve polislerin davranışlarını izledi...
Yani Batı'yı tanıması lazım. Anlaşılan sucuklu yumurta yemekten yeterince çevresindeki gelişmeleri kavrayamıyor!..
****
Hükümet bu baskıcı anlayışı taşırsa, polis önüne geleni “öldürünceye kadar" döver!..
Bu anlayış “ceberut polis devletini” yaratır..
Sonunda faşist bir yönetimi kurulmuş olur!
Gidişat bu yönde!
****
AKP “yargıyı ele geçirdikten sonra, ülkede kendi “vesayetini yaratmak” için yoğun çaba harcıyor!.
Bu hedef nedeniyle “demokrasi ve hukuk anlayışını” çağın dışına itiyor..
Göstere göstere yaptıkları amaçladığı yönetimi kurmaya yetecek mi?
Orası şüpheli!
****
Toplumsal muhalefeti kırmak için uygulanan politikalar belli!.
Saldırma, dövme, baskı, korkutma, telefon dinleme, vergi cezaları, her an tutuklayabilme yetkisi, yasa dışına çıkma hakkı gibi..
İnsanları yıldırma gayreti pek sürecek gibi değil!..
Bir yerde geri teper!..
Dün Ankara Üniversitesi SBF’sindeki yumurtalı protestodan AKP, hükümet ve “siyasiler” ders çıkarmalı!..
Üniversiteler uyanıyor!..
Sabır taşı çatladı!..
Toplumun en dinamik gücü olan gençler, “baskı” altında kalmaktan yıldılar!..
Korkarım ki, siyaset öğrencilerle kucaklaşarak, onları anlayarak ve taleplerini karşılayarak bu sorunu çözemezse durum vahimleşir!..
Halk üniversitelerin arkasında durursa bu iktidar dağılır gider!..
Gider de ülkeyi de böler, parçalar!
****
Hükümete tavsiyem;
Kendilerini ve de polisi dizginlemeli!.
Kendi “baskıcı ve hükümran” davranışlarından vazgeçmeli!..
Daha demokrat,
Daha hoşgörülü,
Hak ve özgürlüklere tam saygılı olmalı!..
****
AKP’liler unutmayın ki, ana karnındaki ”5 haftalık bir bebeğin” ölümünün sebebisiniz!
Gidişat o ki, AKP siyasetin dışına çıkıyor!..
****
AKP’nin dışlanması halkı sevindirecektir,
Ama “zihinsel ayrışma” yerleşirse olan ülkeye olur!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder