İslami Reform için Kritik Düşünenler
Din
İşleri Yüksek Kuruluna SORDUM
İlmihal
1.cilt 2.bolumde -islam dini-başlığı altinda mezhepleri ve tarihi süreçlerini
,adeta bunlar islam dininin temelleriymiş gibi anlatmışsınız.Oysa Kuran
mealinize baktığımızda mezhep,tarikat,cemaat gibi islamı parçalayıp bölen ayrıştıran
unsurların şiddetle yasaklandığını görüyorum.(Enam 153,Enam 159,Araf3,Zümer2,3
Şura13:,Rum30,32,Ali imran 103,105)Bu nasıl bir çelişkidir?Rica ederim ilgili
ayetleri okuyup da net bir cevap verin.Mezhepler İslamın içinde midir? dışında
mı?
Din İşleri
Yüksek Kuruluna SORDUM
İlmihal
1.cilt 2.bolumde -islam dini-başlığı altinda mezhepleri ve tarihi süreçlerini
,adeta bunlar islam dininin temelleriymiş gibi anlatmışsınız.Oysa Kuran
mealinize baktığımızda mezhep,tarikat,cemaat gibi islamı parçalayıp bölen
ayrıştıran unsurların şiddetle yasaklandığını görüyorum.(Enam 153,Enam
159,Araf3,Zümer2,3 Şura13:,Rum30,32,Ali imran 103,105)Bu nasıl bir
çelişkidir?Rica ederim ilgili ayetleri okuyup da net bir cevap verin.Mezhepler
İslamın içinde midir? dışında mı?
Din
İşleri Yüksek Kurulu Soru Cevaplandırma Platformu
Öncelikle
belirtmek gerekir ki ister fıkhi isterse itikadi mezhepler olsun İslam
mezhepleri İslam dininin temelleri değildir. İslam dininin temeli Kur'an-ı
Kerim ve Hz. Peygamber (a.s)'ın sünneti ve hadisleridir. İslam mezhepleri bu
iki temelin yorumu üzerine bina edilmiştir. En'am suresinin 153. ayetinde
dikkat çekilen sırat-ı müstakim doğru yol yani İslam dini ve Allah tarafından
vahyedilen Kur'an-ı Kerimdir. A'raf suresinin 3. ayeti ve söz konusu diğer
ayetlerde de bunlara dikkat çekilir. İşte İslam mezheplerinin de temel amacı,
insanları Allah katından indirilmiş olan İslam dininin iman esaslarını
açıklamak ve emredilen ibadetlerin aslına uygun olarak yapılabilmesi için
yardımcı olmak; müminlerin İslamı yaşayabilmeleri için bir rehberlik
edebilmektir. Bunun dışında mezhepleri bir ayrılık ve tefrika unsuru olarak
algılamak doğru değildir. Mezhepler, İslamın içinde İslam tarihi sürecinde
ortaya çıkmış zenginlikler ve farklı yorum şekilleridir. Din İşleri Yüksek
Kurulumuz standart soru cevaplarında mesele daha geniş olarak şu şekilde
açıklanmaktadır: Mezhep sözlükte “gitmek, gidilen yer, yol” anlamına gelir.
Terim olarak ise şöyle tanımlanmıştır: “Dinin inanç esaslarını veya ameli
hükümlerini anlama ve yorumlama konusunda kendine özgü yaklaşımlara sahip düşünce
bütünü, bu yaklaşımlar etrafında meydana gelen ekolleşme, ekolleşmelerin ürünü
olan ilmi birikim.” Mezhepler tarihi ilmi açısından “İslam mezhepleri” bu dinin
tarihinde ortaya çıkan düşünce, inanç, fıkıh ve siyaset alanındaki
zümreleşmeler olarak açıklanmış ve mezhep “İslam dininin anlaşılma, yorumlanma
hatta bir çeşit düşünce ekolleri” olarak anılmıştır. Literatürde İslam
mezhepleri üç kategoride ele alınır: a) İtikadi mezhepler. Bunlar İslam’ın
inanç konularına dair hükümleriyle ilgili olarak ortaya çıkan zümreleşmelerdir.
Allah’ın sıfatları, kader, dini prensipler karşısında akla verilen rol ihtilaf
konularından bazıları; Mu’tezie, Selefiyye, Matürüdiyye gibi fırkalar da bu
alanda ortaya çıkmış olan bazı mezheplerdir. b) Ameli yani fıkhi mezhepler. Bunlar
dinin ameli yönü, başka bir ifadeyle fıkhi yönüyle ilgili olarak ortaya çıkmış
olan mezheplerdir. Hanefilik, Şafiilik gibi. c) Siyasi mezhepler. Bunlar da
yönetime ilişkin alanlarda ortaya çıkan mezheplerdir. Haricilik ve Şiilik gibi.
Şu kadar var ki siyasi mezhepler zamanla itikadi ve fıkhi konularda da
kendilerine has anlayışlar geliştirmişler; bu yönüyle hem itikadi hem ameli
mezhepler kategorisinde de ele alınmışlardır. Mezhep asla bir din olmadığı gibi
mezhep kurucusu kabul edilen imam veya müçtehit de hiçbir şekilde bir din
koyucusu veya tebliğcisi değildir. Yüce Allah tarafından konulan ve Hz.
Muhammed (s.a.s.) tarafından tebliğ edilen İslam dininin gerek inanç, gerekse
fıkıh alanına giren meselelerini delilleriyle birlikte ele alıp bunlara ilişkin
yorum ve çözümler getirme ihtiyacı karşısında, delillerden hüküm çıkarma
yeterliliğine sahip bilginler birbirinden farklı görüşler ortaya koymuşlardır.
Genellikle fıkıh mezhepleri, kurucularının isimleri ile anılır. Hanefi mezhebi,
Şafii mezhebi gibi. Akaid mezhepleri ise Havariç, Mu’tezile gibi belli
topluluklara izafe edildiği gibi kurucusuna izafetle de anılmıştır: Matiridi,
Eş’ari gibi. Tarihi ve sosyolojik olgu olarak mezheplerin tarih sahnesine
çıkışı öteki benzer olgular gibi birçok sebeple yakından ilgilidir. Her şeyden
önce ihtilaf konusu meselelerin kapalı olması, insanların arzu, heves ve
isteklerinin değişik bir karakter taşıması, herkesin eğitim düzeyi ve ilgi
alanının farklılığı, çoğu kere insanların içinden geldiği sosyal yapıyı
sağlıklı bir biçimde sorgulamaksızın benimsemesi, kişilerdeki idrak kabiliyet
seviyesinin farklı olması, ayrıca kimi insanlarda liderlik hırsı ve başkalarına
hükmetme arzusu gibi hususlar çeşitli ayrılıklara yol açmaktadır. Diğer
taraftan şu temel faktörler de ihtilaf sebepleri olarak ortaya konulmuştur: a)
Ayet ve hadislerin farklı yorumlanmasından kaynaklanan sebepler, b) Kader
konusuyla ilgili tartışmaların doğurduğu sebepler, c) Siyasi sebepler, d)
Kabile fanatizmi ve milliyetçilikten kaynaklana sebepler, e) Müslümanların
farklı sosyo-kültürel yapılarla temaslarından doğan sebepler. Sözü edilen
sebepler İslam kültür tarihinde Selefilik, Matüridilik, Eş’arilik, Mu’tezile,
Şia, Haricilik gibi itikadi ve siyasi mezheplerin doğmasına yol açmıştır. Ameli
mezheplerin ortaya çıkışı ise temelde dini sebeplere dayanmaktadır. Hz.
Peygamber (s.a.s.) döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem
olduğunda Hz. Peygamber (s.a.s.)’e sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamber
(s.a.s.)’den sonra, sahabe ve tabiun döneminden itibaren görüş ayrılığı
başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş
ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı
kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya
mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin yeterince bilinmemesi, sıhhat
derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı anlayışlar, d) İçtihat usul ve gücünün
farklılığı, e) sosyal ve tabii çevrenin tesiri. Bu sebeplerden kaynaklanan
görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar
mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok alim ve müçtehit
bulunmakta, soruları cevaplandırmaktaydılar. Fakat bunlara nispet edilen bir
mezhep yoktu. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari
konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek
münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, birçok
ameli mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir
bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak Hanefi, Şafii,
Maliki, Hanbeli ve Caferi mezhepleri hayatlarını devam ettirmektedirler.
ÖNCE
En'am suresinin 153. ayetinde dikkat çekilen sırat-ı müstakim doğru yol yani
İslam dini ve Allah tarafından vahyedilen Kur'an-ı Kerimdir. ARDINDAN
mezhepleri bir ayrılık ve tefrika unsuru olarak algılamak doğru değildir.
Mezhepler, İslamın içinde İslam tarihi sürecinde ortaya çıkmış zenginlikler ve
farklı yorum şekilleridir. Mezhep sözlükte “gitmek, gidilen yer, yol” anlamına
gelir. HALBUKİ AYET ÇOK AÇIK DEĞİL Mİ? ENAM-153 İşte bu, benim dosdoğru yolum.
Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip
O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.
DİYANET :
İslam dininin temeli Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (a.s)'ın sünneti ve
hadisleridirDİYOR OYSA KUR'AN A’râf SURESİ
3. Rabbinizden
size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden
gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
ENAM -159
159. Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla
hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara
yaptıklarını bildirecektir.
Zümer
SURESİ
2.
(Resulüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini
Allah'a has kılarak (ihlas ile) kulluk et.
3. Dikkat
et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar
edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz,
derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm
verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez.
Şûrâ
SURESİ
13.
"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" ....
Rûm
SURESİ
32.
Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka,
kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.
Âl-i
İmrân SURESİ
103. Hep
birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın....
CASİYE
_17 Din konusunda onlara açık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim
geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz
Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm
verecektir.
Bakara-176
O azabın sebebi, Allah'ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen
farklı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın
içine düşmüşlerdir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder