15 Temmuz 2013 Pazartesi

Din İşleri Yüksek Kuruluna SORDUM

  İslami Reform için Kritik Düşünenler
Din İşleri Yüksek Kuruluna SORDUM
İlmihal 1.cilt 2.bolumde -islam dini-başlığı altinda mezhepleri ve tarihi süreçlerini ,adeta bunlar islam dininin temelleriymiş gibi anlatmışsınız.Oysa Kuran mealinize baktığımızda mezhep,tarikat,cemaat gibi islamı parçalayıp bölen ayrıştıran unsurların şiddetle yasaklandığını görüyorum.(Enam 153,Enam 159,Araf3,Zümer2,3 Şura13:,Rum30,32,Ali imran 103,105)Bu nasıl bir çelişkidir?Rica ederim ilgili ayetleri okuyup da net bir cevap verin.Mezhepler İslamın içinde midir? dışında mı?
Din İşleri Yüksek Kuruluna SORDUM

İlmihal 1.cilt 2.bolumde -islam dini-başlığı altinda mezhepleri ve tarihi süreçlerini ,adeta bunlar islam dininin temelleriymiş gibi anlatmışsınız.Oysa Kuran mealinize baktığımızda mezhep,tarikat,cemaat gibi islamı parçalayıp bölen ayrıştıran unsurların şiddetle yasaklandığını görüyorum.(Enam 153,Enam 159,Araf3,Zümer2,3 Şura13:,Rum30,32,Ali imran 103,105)Bu nasıl bir çelişkidir?Rica ederim ilgili ayetleri okuyup da net bir cevap verin.Mezhepler İslamın içinde midir? dışında mı?
Din İşleri Yüksek Kurulu Soru Cevaplandırma Platformu
Öncelikle belirtmek gerekir ki ister fıkhi isterse itikadi mezhepler olsun İslam mezhepleri İslam dininin temelleri değildir. İslam dininin temeli Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (a.s)'ın sünneti ve hadisleridir. İslam mezhepleri bu iki temelin yorumu üzerine bina edilmiştir. En'am suresinin 153. ayetinde dikkat çekilen sırat-ı müstakim doğru yol yani İslam dini ve Allah tarafından vahyedilen Kur'an-ı Kerimdir. A'raf suresinin 3. ayeti ve söz konusu diğer ayetlerde de bunlara dikkat çekilir. İşte İslam mezheplerinin de temel amacı, insanları Allah katından indirilmiş olan İslam dininin iman esaslarını açıklamak ve emredilen ibadetlerin aslına uygun olarak yapılabilmesi için yardımcı olmak; müminlerin İslamı yaşayabilmeleri için bir rehberlik edebilmektir. Bunun dışında mezhepleri bir ayrılık ve tefrika unsuru olarak algılamak doğru değildir. Mezhepler, İslamın içinde İslam tarihi sürecinde ortaya çıkmış zenginlikler ve farklı yorum şekilleridir. Din İşleri Yüksek Kurulumuz standart soru cevaplarında mesele daha geniş olarak şu şekilde açıklanmaktadır: Mezhep sözlükte “gitmek, gidilen yer, yol” anlamına gelir. Terim olarak ise şöyle tanımlanmıştır: “Dinin inanç esaslarını veya ameli hükümlerini anlama ve yorumlama konusunda kendine özgü yaklaşımlara sahip düşünce bütünü, bu yaklaşımlar etrafında meydana gelen ekolleşme, ekolleşmelerin ürünü olan ilmi birikim.” Mezhepler tarihi ilmi açısından “İslam mezhepleri” bu dinin tarihinde ortaya çıkan düşünce, inanç, fıkıh ve siyaset alanındaki zümreleşmeler olarak açıklanmış ve mezhep “İslam dininin anlaşılma, yorumlanma hatta bir çeşit düşünce ekolleri” olarak anılmıştır. Literatürde İslam mezhepleri üç kategoride ele alınır: a) İtikadi mezhepler. Bunlar İslam’ın inanç konularına dair hükümleriyle ilgili olarak ortaya çıkan zümreleşmelerdir. Allah’ın sıfatları, kader, dini prensipler karşısında akla verilen rol ihtilaf konularından bazıları; Mu’tezie, Selefiyye, Matürüdiyye gibi fırkalar da bu alanda ortaya çıkmış olan bazı mezheplerdir. b) Ameli yani fıkhi mezhepler. Bunlar dinin ameli yönü, başka bir ifadeyle fıkhi yönüyle ilgili olarak ortaya çıkmış olan mezheplerdir. Hanefilik, Şafiilik gibi. c) Siyasi mezhepler. Bunlar da yönetime ilişkin alanlarda ortaya çıkan mezheplerdir. Haricilik ve Şiilik gibi. Şu kadar var ki siyasi mezhepler zamanla itikadi ve fıkhi konularda da kendilerine has anlayışlar geliştirmişler; bu yönüyle hem itikadi hem ameli mezhepler kategorisinde de ele alınmışlardır. Mezhep asla bir din olmadığı gibi mezhep kurucusu kabul edilen imam veya müçtehit de hiçbir şekilde bir din koyucusu veya tebliğcisi değildir. Yüce Allah tarafından konulan ve Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından tebliğ edilen İslam dininin gerek inanç, gerekse fıkıh alanına giren meselelerini delilleriyle birlikte ele alıp bunlara ilişkin yorum ve çözümler getirme ihtiyacı karşısında, delillerden hüküm çıkarma yeterliliğine sahip bilginler birbirinden farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Genellikle fıkıh mezhepleri, kurucularının isimleri ile anılır. Hanefi mezhebi, Şafii mezhebi gibi. Akaid mezhepleri ise Havariç, Mu’tezile gibi belli topluluklara izafe edildiği gibi kurucusuna izafetle de anılmıştır: Matiridi, Eş’ari gibi. Tarihi ve sosyolojik olgu olarak mezheplerin tarih sahnesine çıkışı öteki benzer olgular gibi birçok sebeple yakından ilgilidir. Her şeyden önce ihtilaf konusu meselelerin kapalı olması, insanların arzu, heves ve isteklerinin değişik bir karakter taşıması, herkesin eğitim düzeyi ve ilgi alanının farklılığı, çoğu kere insanların içinden geldiği sosyal yapıyı sağlıklı bir biçimde sorgulamaksızın benimsemesi, kişilerdeki idrak kabiliyet seviyesinin farklı olması, ayrıca kimi insanlarda liderlik hırsı ve başkalarına hükmetme arzusu gibi hususlar çeşitli ayrılıklara yol açmaktadır. Diğer taraftan şu temel faktörler de ihtilaf sebepleri olarak ortaya konulmuştur: a) Ayet ve hadislerin farklı yorumlanmasından kaynaklanan sebepler, b) Kader konusuyla ilgili tartışmaların doğurduğu sebepler, c) Siyasi sebepler, d) Kabile fanatizmi ve milliyetçilikten kaynaklana sebepler, e) Müslümanların farklı sosyo-kültürel yapılarla temaslarından doğan sebepler. Sözü edilen sebepler İslam kültür tarihinde Selefilik, Matüridilik, Eş’arilik, Mu’tezile, Şia, Haricilik gibi itikadi ve siyasi mezheplerin doğmasına yol açmıştır. Ameli mezheplerin ortaya çıkışı ise temelde dini sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygamber (s.a.s.)’e sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.)’den sonra, sahabe ve tabiun döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin yeterince bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı anlayışlar, d) İçtihat usul ve gücünün farklılığı, e) sosyal ve tabii çevrenin tesiri. Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok alim ve müçtehit bulunmakta, soruları cevaplandırmaktaydılar. Fakat bunlara nispet edilen bir mezhep yoktu. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, birçok ameli mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli ve Caferi mezhepleri hayatlarını devam ettirmektedirler.
ÖNCE En'am suresinin 153. ayetinde dikkat çekilen sırat-ı müstakim doğru yol yani İslam dini ve Allah tarafından vahyedilen Kur'an-ı Kerimdir. ARDINDAN mezhepleri bir ayrılık ve tefrika unsuru olarak algılamak doğru değildir. Mezhepler, İslamın içinde İslam tarihi sürecinde ortaya çıkmış zenginlikler ve farklı yorum şekilleridir. Mezhep sözlükte “gitmek, gidilen yer, yol” anlamına gelir. HALBUKİ AYET ÇOK AÇIK DEĞİL Mİ? ENAM-153 İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.
DİYANET : İslam dininin temeli Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (a.s)'ın sünneti ve hadisleridirDİYOR OYSA KUR'AN A’râf SURESİ
3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
ENAM -159 159. Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.
Zümer SURESİ
2. (Resulüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlas ile) kulluk et.
3. Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez.
Şûrâ SURESİ
13. "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" ....
Rûm SURESİ
32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.
Âl-i İmrân SURESİ
103. Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın....
CASİYE _17 Din konusunda onlara açık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Bakara-176 O azabın sebebi, Allah'ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir.

Hiç yorum yok: