18 Mayıs 2016 Çarşamba

KAF DAĞININ ARDINDA YÜREĞİM VE ÇOCUKLARIM..




Bir ülkemiz olsun istedik 21.mayıs 1864 sürgün edilen dedelerimizden bu güne. Vatanımızı, namus,şeref belleyelim dedik...
Geldiğimiz topraklarda olmayan demokrasi, eşitlik,hukuk vatan dediğimiz topraklarda olsun istedik..
Kızlarımız asil,alımlı,görgülü,narin ve güzeldir, kardeşimiz,bacımız,göznurumuzdu.. Çaresizlikten dolayı sığınmacıydık vatan diye bellediğimiz topraklara...
Bilemezdik, namusumuz, namusudur diye güvendiğimiz Osmanlı saraylarında cariye yapılacağını ve çaresizliğimizin kullanılacağını...
Rus çarına direndik ama güvendiimiz Osmanlıya direnemedik..
Çünkü Bitkin,savurgan ve gidecek başka yerimiz yoktu..
O
ğullarımız korkusuz,pervasız,ser verip sır vermediği bilindiği üzere saraylarda koruma,istihbarat ve en kirli görevlerde saflığı temizliği kullanıldı..
Ve günümüze ne dilimiz kaldı,ne benli
ğimiz,ne ruhumuz.
Ne Türk kalabildik, ne gavur,
Ne demokrasi bulduk,ne e
şitlik,
Ne kendi dilimizle seslenebildik,ne gelene
ğimizi yaşayabildik.

Yüreğim ve benliğim kaf dağında özgür olmakta, bedenim uçurumda ve çaresizliğe karşı mücadlemle araftaym..
Gitmek istediğime gidememekle,kal denilene kalmak arasnda umutsuz,umutlu..kararlı karasız arasındayım..
Beynim kafdağında,
Ruhum buralarda..
O
ğlum der biz Çerkesiz diye,kızım gururla çerkesiz diye ve ben ikisine de diyemem ki bu ülke de insan olamadık ki,çerkes kökenimizle övünelim..
21 mayıs 1864 ve ruhum aynı göçerlikte,ya
şım genç olsa bir daha sürgünler yaşamayacağım ülkeye götürebilsem keşke demokrasi,eşitlik ve insanın insana zülüm etmediği bir kaf dağına..
Son sözü ba
şta söylediğ
imiz için,kaybettik..
ozanca

Hiç yorum yok: