3 Ocak 2019 Perşembe

Öğrenilmiş çaresizlik...



Platon der ki
“Doğruluğun ve eğriliğin kendini açık etmesi için toplumsal bir düzleme ihtiyaç var; çünkü bir adada yalnız yaşayan biri için doğruluk eğrilik bir anlam ifade etmez gibi görünüyor.”
Bu teoremden yola çıkarak şöyle bir varsayımsal da bulunabiliriz.
Devletin aklı varmıdır?..
Olmalı çünkü bireysel oluşumun çatı örgütlenmesi ulus
Marx şöyle der ulus tanımı için (Benim görüş açımdan)
“Sahip olmadıkları bir şeyi onlardan almak mümkün değildir. Proletarya öncelikle siyasal egemenliği ele geçirmek, kendisini ulusal sınıf konumuna yükseltmek, bizzat kendisini ulus olarak kurmak zorunda olduğu sürece, hiçbir şekilde burjuva anlamıyla olmamakla birlikte, henüz kendisi de ulusaldır.” (1)
Devlet ise,
"Sivil toplum, üretici güçlerin belirli bir gelişim aşaması içerisinde bireylerin maddi ilişkilerinin hepsini birden kucaklar. Sivil toplum, bir aşamanın ticari ve sınai yaşamının tümünü birden kucaklar ve bu bakımdan da, her ne kadar dışarda milliyet olarak kendini olurlamak ve içerde devlet olarak örgütlenmek zorundaysa da, devleti ve ulusu aşar"[2]
(1) Karl Marx - Friedrich Engels, Komünist Parti Manifestosu, çev: Erkin Özalp, Yazılama Yayınevi, 5. Baskı, İstanbul, Kasım 2007, s. 28.
(2) Marx ve Engels, Alman İdeolojisi, Seçme Yapıtlar, c.1, s.92
Şimdi çok basit şekilde ulus olmanın gücünü ve devleti yönetmenin aklını yada neden akıl olmadığını bugün ki düzlemde konuşalım..
Yukarıda Marx'ın ulus tanımı ve devlet tanımını vurgulamaktaki amacım,
1.) Sınıfsal olarak örgütlenemeyen proleterya (İşçi,emekçi,köylü)
2.) Devlete yanlış yaptığında doğruluk için direnen STK'lar (Emek örgütleri,sendikalar vs.)
Konuyu özetlersek,
Elektrik,doğalgaz,akaryakıt vs. pek çoğumuzu doğrudan ilgilendiren ve yaşam kalitemizi düşüren %40 ile % 88 arasında değişen zamlar varken
(Dileyen, 2018 yılı içerisinde gelen elektrik,doğalgaz,akaryakıt zamlarının kümülatif ortalamasını yada geçmediğimiz köprü ve yol geçiş ücretlerine yapılan zamların ortalamasını alabilir)
ayrıca yukarıda ki rakamlar hayatımızı ve alınterlerimizi çalarken % 26 asgari ücrete yapılan zamlara (oysa ki asgari ücrete yapılan son zam doların yükselişiyle 100 dolar ücretimizi geriletti) oranla daha fakirleşip sesimiz çıkmıyorsa, buna rağmen STK, Sendikal vs. örgütlenemiyorsak.
Ama aynı sistemin dayatması olan marketteki kendi reklamını yapan poşetlerin parayla satılmasına bireysel ve bilinçsiz tepkime veriyor ama çoğunluk,örgütlü olamıyorsak kapitalizm ve araçları halkın gazını almak için hemen çözüm üretir.
Nasıl mı?
Marketlerin önünde 10 kuruşa poşet satan aracıları peydahlar ve senin 15 kuruşluk gazını alır...
Sen mutlu olduğunu sanırsın..
Oysa ki korsakoff yapılan beyninle şunu dahi sormazsın
Doğaya zararlı diye bana 25 kuruşa sattığın poşetler madem doğaya zararlı bu güne kadar benden 5 kuruşa neden geri dönüşüm olarak almadın yada 25 kuruşa geri alacakmısın?..
Pet şişelerden bana suyu neden içirip,plastik tabaklardan yemek yediriyorsun.
Neden kimyasal artıkları yakınıma gömüyor,neden nükleer santral yapmak istiyorsun
Derelerimi hes'lerle kurutuyor, havalimanı ve yol yapmak için oksijen kaynaklarım olan ağaçları keserek ekolojik dengemi ve hayvan geçiş yollarını yok ediyorsun..
Neden kimyasal ilaçları bana satmak için zorluyor doğamı,toprağımı zehirliyorsun..
Neden hiprit tohum almaya zorlayarak gdo'lu ürünleri bana yedirmek istiyorsun...
Neden, neden, neden diye sorgulamak için Marx'tan örnek verdim..
Varın siz insanlıktan örnek verin kabulüm..
Yeter ki küçük kazıkları severim demeyin..
Vesselam
Ozan Ozanca

Hiç yorum yok: