“Sayın Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapamam. Ola ki kazanamadım, sayın Genel Başkan ‘Gel bana danışman ol derse danışman olurum, yardımcı ol derse yardımcı olurum. Asla karşısına aday olmam. Hayır karşısına aday olmam çünkü karşısına aday olduğu bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı yapmışsa ben vefalı bir insanımdır. Yanlışlarını söylerim ama yani şunlar şunlar yanlış olmuş diye. Kendisiyle böyle bir yarışa asla girmem. Yarın kendimi değil kendimden daha iyi başka birisini de destekleyebilirim. Kendimden daha iyi bir cumhurbaşkanı adayı buluruz onu desteklerim o başka bir şey ama karşı karşıya gelme kendisi ile.”
Muharrem İnce'nin Fox TV’de gazetecilerin sorularını yanıtladığı ve yukarıda yazılan sözleri söylediği link;
https://www.youtube.com/watch?v=SGYqJu5lO-A
Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'yle bir röportaj yaptı.
"İnce seçim günü 16:50'de YSK'ya gittiğini, sonrasında ailesi ve yakınları ile birlikte sonuçları takip ettiğini belirterek "Kendimize karargâh yaptığımız yerdeydim" dedi.
İnce pek çok sorunun yanı sıra seçim gecesi neden açıklama yapmadığını da yanıtladı. Gazeteci İsmail Küçükkaya'ya gönderdiği mesajı da değerlendirdi. İnce, o soruları şöyle yanıtladı:
İsmail Küçükkaya’ya yolladığınız “Adam kazandı” mesajı hâlâ tartışılıyor. Hatalı buluyor musunuz kendinizi?
- Evet, hatalıyım.
Gazeteciye, “Bunu yazma!” demezseniz yazar. Bu kuralı unuttunuz mu?
- Ben gazeteci olsaydım “‘Tayyip Erdoğan kazandı’ diye mesaj attı İnce” derdim. ‘Adam’ lafını kullanmazdım.
Cumhurbaşkanlığı adaylığınıza bu kadar ilgi bekliyor muydunuz? Şaşırdınız mı?
- Hayır, çünkü bu benim milletle ilk karşılaşmam değil. 16 yıldır milletvekiliyim. Daha önce iki kez genel başkan adayı oldum. Grup başkan vekilliği yaptım.
Gelelim o geceye... Ne kadar süre “Seçimde hile yapılmıştır!” diye düşündünüz?
- Bunu biraz açalım: Islak imzalı tutanaklar var. Benim konumumdaki biri, Türkiye’yi karış karış bilir. Siz bana bir il, ilçe söyleyin, ben size tahmini oyları söyleyeyim. Şimdi hile olabilir mi? Olabilir! Olmuş mudur? Olmuştur! Fakat ben 16.50’de YSK’nın önüne gittim, iki arkadaşımla birlikte. Dedim ki, “Ben buradayım. Görevinizi doğru yapın! Referandumda olduğu gibi mühürsüz oylar geçerlidir falan böyle kararlar almayın!” Şimdi size soruyorum; YSK, toplumu rahatsız edecek bir karar aldı mı? Almadı. Peki yüzde 50.1’e yüzde 50.06 gibi bir sonuç var mı ortada? Yok. Ortada kazanılmış bir seçim var. Rakibim -mutlu olalım, olmayalım- seçimi kazanmış. Bana diyorlar ki, “İnsanları sokaklara niye davet etmedin!” Neden edeyim? Etmem için ortada belgelenmiş bir hırsızlık olması lazım. Var mı? Yok! Partinin ıslak imzalı tutanakları var. Tutuyor mu? Tutuyor. YSK’nın vicdana, hukuka aykırı bir kararı var mı? Yok! E niye sokağa davet edeceğim milleti? Sadece iş olsun diye mi? “Bak helâl olsun!” desinler diye mi?
Peki o gece niye ses vermediniz? Ortadan kayboldunuz. ?
- Perde arkasını tam anlatayım: 16.50’de YSK’ya gittim. Saate baktım, tam 6 dakikada. Sonra geri döndüm karargâh yaptığımız yere. O zaman da saate baktım, 7 dakikada gelmişim. Yani ben sadece 6-7 dakikalık bir mesafedeydim. Yanımda kimler vardı? CHP’nin grup başkanvekili Engin Altay, Meclis Başkanvekili Yaşar Tüzün, eşim, kardeşlerim vardı. Sistem kurulmuştu, televizyonlar vardı, bana seçimde yardımcı olan bürokratlar vardı. Adım adım Türkiye’yi oradan takip ediyorduk. Islak imzalı tutanaklar nereye geliyor? Partiye geliyor. E sen de takip ediyorsun. Ortada benim YSK’nın önüne gidip “Çaldırmayacağım size, yaptırmayacağım!” diyeceğim bir şey yok ki! YSK kötü bir karar aldı mı? Almadı. Peki elimizdeki ıslak imzalı tutanakta ne yazıyor? Muharrem İnce 150 oy, işlenen de 150 oy yazıyor. E ne diye bağıracaksınız? Anormal olan, müdahale gereken bir durum yoktu ki!
Kılıçdaroğlu’nun “Şimdi ben kalkıyorum bu koltuktan, sen gel Muharrem kardeşim” demesi mi gerekiyor sizce?
- Ben kurultay istemeyeceğim, kesinlikle böyle bir talebim olmayacak! Ama CHP örgütleri göreve davet ederse, kendisi de “Ben ayrılacağım” derse, hazırım. Ama burası çok önemli. Sakın yanlış bir şey yazılmasın: Ben karşısına çıkıp rakip olmayacağım! Beni cumhurbaşkanı adayı yapmış bir genel başkanın karşısına çıkıp böyle bir vefasızlık yapmam!
Yeni bir parti?
- Hayır, öyle bir şey yok. İllere gittiğimde de sadece CHP binalarını ziyaret etmeyeceğim. İttifakın diğer partilerini de ziyaret edeceğim. Ben bu 15 milyon oyu nasıl 30 milyon yaparız derdindeyim.
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/bir-yarisa-girmissin-kaybettiginde-nerede-eksik-yaptik-deyip-yeniden-hazirlanacaksin-40882610
Yukarıda ki söyledikleri nelerdir?
“Sayın Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapamam. Ola ki kazanamadım, sayın Genel Başkan ‘Gel bana danışman ol derse danışman olurum, yardımcı ol derse yardımcı olurum. Asla karşısına aday olmam. Hayır karşısına aday olmam çünkü karşısına aday olduğu bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı yapmışsa ben vefalı bir insanımdır."
MUARREM'E GÖRE VEFA, İSTANBUL'DA BİR SEMT İSMİDİR..
Yeni bir parti kuracak mısınız sorusuna yanıtı,
" Hayır, öyle bir şey yok. İllere gittiğimde de sadece CHP binalarını ziyaret etmeyeceğim. İttifakın diğer partilerini de ziyaret edeceğim. Ben bu 15 milyon oyu nasıl 30 milyon yaparız derdindeyim."
PARTİ KURUYOR MU?...
EVET KURUYOR
PEKİ BU KADAR SÖZÜNDE DURMAYAN YALAN SÖYLEYEN BİR İNSANA TÜRK HALKI NASIL GÜVENİP OY VERSİN?
Muharrem İnce, Renk körü olmuş , ihtiraslarına yenilmiş biri olarak büyük resmi göremiyor,
Oysa ki, ülke kuruluşundan geriye götürülmek isteniyor, Demokrasi, adalet, eğitim vs olmadığı, tüm kurum ve kurulları yerle bir edilmiş, liyakat yok, işi bilene değil kendi yandaşına teslim edilerek orta çağ karanlığına doğru sürüklenmek isteyen bir ülke!
Demokrasi ve bağımsızlık isteyenlerin, ortaçağ karanlığına karşı birleşmeleri, güç birliği yapması gerekirken tam bu zaman da ayrışma yaşamaları akıl tutulmasından başka bir şeyle izah edilemez.
CHP, 16 yıl milletvekili, grup başkanvekili ve cumhurbaşkanı adayı yaparak hiç bir insana nasip olamayacak yerler, mevkiler verilen Muharrem İnce;
CHP'yi tabela partisi yapabiliyor.
CHP ve Liderini, kripto Erdoğan'cı ilan edebiliyor.
Aynı Muharrem İnce, Ayasofya imamının "Laiklik anayasadan çıksın, anayasaya devletin dini islam diye yazılsın." deme cesaretini gösterip, laikliğe karşı savaş açıldığı günümüzde "İnsanların dini olur, devletlerin dini olmaz." demesini beklerdik ama Dünya mirasına kayıtlı Ayasofya müzeden camiye çevrildiği gün Erdoğan'ın kıldırdığı cuma namazını Ayasofya'da eda eden birisi olarak sessiz kalıyor.
Muharrem İnce bir sentezdir aslında Aziz Nesin'in kaleme aldığı meşhur "Zübük" tiplemesinin dışa vurum halidir. Deniz Baykal kadar Demokrat, Perinçek kadar Ulusalcı, Bahçeli kadar Milliyetçi, Arınç kadar Dincidir
***
Sayın Mehmet Leventoğlu, Bandırma Gerçek Gazetesinde "Muharrem İnce'nin Yolu" nu yazmadan biraz araştırma yapıp Muarrem'e öyle güzelleme yapsaydın ben bu satırları yazıp size yanıt vermek zorunda kalmazdım.
Siz de, aşağıda mesnetsiz satırları yazmamış olurdunuz.
"Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçim gecesinde genel merkezin iktidarın sandık verilerini manipüle etme kozunu bildiği halde, ya kasten yada beceriksizlikten tedbir almayan ve yenilgiyi Muharrem İnce üzerine yıkıp hem parti içi konumlarını kurtardıklarını ,hem de en güçlü rakiplerini itibarsızlaştırıp siyaset dışına atma projesine "
Yukarıda Muarrem kendisi yalanlıyor.
Başka ne diyorsunuz?
"ilk kongrede tuvaletlerin yanına oturtma ahlaksızlığını göstermiş "gizli ajandalı" güçlü bir ekibin varlığı çok sayıda araştırmacı gazetecinin kitaplarına konu oldu." yazmışsın.
Bilirsin ki, İl sıralamasına göre delegeler sıralanarak oturtulur. Yalova sıralaması sonlara geldiği için ve Muarrem'de partide delege sıfatından başka sıfatı olmadığından orada oturması gerekmektedir. Bu durumdan mevcut iktidarın taktiği olan mağduriyet yaratamazsın...nokta
TELE 1 için, "daha ahlaksız olduğu ortaya çıkan ekstra yandaş medya ve kukla tv leri paranın cazibesiyle yönlendirip muhaliflerini susturup saltanatını sürersin." demişsin.
TELE 1'i yakından takip eden biri olarak,
Muarrem'i Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde ilk ekrana çıkartan ve mitinglerini canlı veren TV. kanalıdır..
Ayrıca, kendini sosyalist olarak nitelendiriyorsun diye soruyorum Devrimci dayanışmayı bilir misin, biliyorsan TELE 1'in yaşaması için kaç kitap seti aldın yada bağışta bulundun?
TELE 1 devrimci dayanışma geleneğiyle yaşam bulmuştur, TELE 1, Birgün gazetesi vs devrimci dayanışmayla nefes alıp, yaşayacaktır.
Diyorsun ki, "Ben İnce'nin avukatlığına soyunma derdim yok. Kalemin vicdanı olmalı."
O zaman vicdanın sesini dinle ve dün vefadan bahseden adam, bugün vefasızlık yapıyorsa, dün söz verip bugün onca pişkinlikle sözünü yiyorsa.. O adam dürüst olabilir mi?.
Cumhurbaşkanlığı seçim gecesi kendimden örnek; Seçim gecesi "Oy ve ötesi" adına bilgisayarımda pusulalar birleştirirken ve İstanbul'da oy torbaları, ıslak tutanaklar teslim edilmemişken "adam kazandı" deyip, seçmenini aldattı.
Demokrasiyi getireceğim deyip, faşizmi.
Çağdaş eğitim deyip, tekke ve zaviyeyi,
Adaleti sağlayacağım deyip, tek adamlığı getiremez mi?
Sola kaçmış virüs olamaz mı?
"Teğmen Çelebi diye bilinen Fetö ve Silivri mağduru Mehmet Ali Çelebi en önce o istifa etti partiden. Neden? " demişsin.
Ne demişti Çelebi,
"CHP yöneticileri yanlışları düzeltmektense bende bozguncu bir ruh görmüşlerdir. Başka partileri parlatan CHP'ye geldik. Yabancılardan demokrasi dilenen CHP'ye geldik. Atatürk demekten imtina eden CHP'ye geldik. HDP yönetimine ses çıkaramayan CHP'ye geldik. " dedi.
Bu adam sadece asker. Demokrasi, hukuk, adalet, insan hakları gibi derdi olmayan çağdaş görünümlü bir faşist.
1.) Gazi Mustafa Kemal adı antiemperyalizme ve kurtuluş savaşına önderliğin adı ve simgesidir. Soyadı kanunun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM. Gazi Mustafa Kemal'e, ATATÜRK soyadını vermiştir .
Bu konuyla ilgili yazdığım:
https://www.gercekbandirma.com/gazi-mustafa-kemal-ve-yoldaslarina
2.) HDP, kapatılmadığına göre legal parti olup 6 milyon yurttaşımızın oyunu almıştır. TBMM'de temsil edilen 3. partidir. Meclis Başkan Vekilliğine sahip olup, Teğmen Çelebi'nin el kaldırıp izin alarak konuşmak isteyeceği makamlar verilmiştir. Bu faşist kafa, Kürt yurttaşlar ile terörist Pkk'yı aynı kefeye koymaya çalışıyor. TC yasaların göre suçlu ise,
HDP neden kapatılmıyor o zaman?
3.) Teğmen Çelebi denilen zerzavat "Başka partileri parlatan CHP'ye geldik. Yabancılardan demokrasi dilenen CHP'ye geldik. diyor.
Neden daha önce istifa etmemiş. Ballı maaşlı milletvekili oli ayrıcaklı olanaklara esir olmuş, emekli olabilme uğruna sesiz kalıp, emekliliği garanti altına alınca bülbül gibi şakıyor omurgasız muhteris.
***
Solculuğunu, Sosyalistliğini bilemem ama!
"Ben, Proletaryanın hiç bir derdini dert etmeden sözde muhalefetle kendi küçük iktidarını korumaktan başka derdi olmayan bir tepe yapı görüyorum.. Nedir Proletarya? Paylaşımdan payını alamayan üreten ama sömürülen her kesimden emekçiler. Bir ülkede bir pasta yapılıyorsa o pastayı sadece zenginler güçlüler yiyorsa , payını alamayanların hakkını birisi aramalı? " demişsin..
Küçük bir not düşeyim, CHP gibi sosyal demokrat olamamış partiler, hatta kıta Avrupa'sın da ki sosyal demokrat partilerin önceliği artık proletarya, emek, paylaşım değil, öyle dertleri de yok.
Sosyal demokrasi hareketi önceleri Vladimir Lenin gibi devrimci sosyalistleri de kapsıyordu şimdi kavramı değişti, hatta Karl KAUTSKY yakın zamana gelirsek Federal Almanya’nın 1969-1974 arasındaki sosyal demokrat şansölyesi Willy BRANDT 'ın savunduğu
"Sosyal demokrasi emekçi sınıfların yanında yer alan sosyal ve siyasal mücadele" iken,
Bu gün ise, Liberalizm ağırlıklı egemen sınıflara verdikleri ödünler sonucunda varılan uzlaşmanın ürünüdür. (serbest pazar ekonomisinin temelleri , siyasal demokrasi, çoğulculuk vb.) yani ne ideolojik sosyal demokrasi, nede emekçiyi düşünen siyasal mücadele kaldı asıl sıkıntı...
***
Doğru tespitin ise;
"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan parti 70 yıldır iktidar yüzü göremeden zaman akıp gidiyor. Statükocu maddi durumu iyi oligarklar mutlu ama onları seçen kitle mutsuz.. İktidar olmak dertleri değil. Düşünün bu partide on sekiz yaşında üye olmuş hala iktidar yüzü görmemiş insanlarız. "
Söylemine yürekten katılıyorum ama 16 yıl milletvekilliği yapan Zübükzade Muarrem efendiler ve türevlerinin partiyi işgal etmeleri nedeniyle, emekçi-emekli-esnaf-köylü yani halkın kendisi-kendisini seçtiremiyor.
Siyasette "GENÇLİK" yoksa, altlarına pet bağlanacak iki kelamdan yoksun kişilerin tekelindeyse,
Siyasette "KADIN" yoksa, memleket sevdası yerine çıkar için bencilce yapılıyorsa,
Siyasette "EMEKÇİ" yoksa, ideolojilerin tutarlılığı yerine örgüt ağalarının mevki, makamı uğruna yapılıyorsa.
Siyasette "ÇİFTÇİ" yoksa, zengin toprak ağaları, alınıp satılabilen insanlarla yapılıyorsa,
Siyasette "EZİLENLER" yoksa, gelecek kuşakların özgürce yaşaması yerine, kişilerin özgürlüğü üzerine yapılıyorsa,
Akp ve benzerleri iktidarda hep olacaktır…
***
Geçtiğimiz günlerde intihar ederek hayatını kaybeden Kocaeli Kartepe Belediyesi CHP'li meclis üyesi Tugay Adak adına yazılan mektup, isyanın haykırışa dönüşmüş halidir. O nedenle CHP'nin Konformistlerini tanıyabilmek adına üzülerek örnek vermek istedim.
"Ben Tugay Adak!
Hikayemi hepiniz öğrendiniz. 2014 yılında partimin bayrağını asarken 21 yaşında bir gözümü kaybettim. Mağduriyetimden kendime bir kazanç sağlama yoluna hiç gitmedim, bana verilen ve tutulmayan hiçbir sözü kendime dert edinmedim, kimseye sözünü tutmadı diye bir tepki de göstermedim. Sizin anlayacağınız söz verenler sözlerini yediler; lakin ben onurumu hiçe sayıp kimseden medet dilenmedim. Kendi çabamla ekmek paramı kazandım, partimden emeğimi esirgemedim. Ben partimi, partili arkadaşlarımı herkesten çok sevdim. Partim ve arkadaşlarım değil; ama makam sahipleri beni gönüllerine sığdıramadı.
Beni ve milyonlarca genci Fetullahçı sınav sistemine mahkum eden bu düzene rağmen üniversiteyi kazandım. Maalesef malum hayat şartları orada da karşıma çıktı ve okulumu bitiremedim. AKP'nin liyakatı, beceriyi yok saydığı memurluk sisteminde milyonlarca genç gibi benim de torpilim olmadığı için kendime yer bulamadım. Belki hata bendeydi belki babam ensesi kalın biri değildi. Halbuki bir günde memur olup liyakat sahibi olanların ülkesinde ben liyakatsiz kaldım. Ne zaman her şey çok güzel olacak desem beni AKP'nin çürümüş düzeninde partili büyüklerim sahipsiz bıraktı. Kısacası biz yerimizde kaldık.
Birileri üstümüze basıp yükseldi. Biz, sizi rüyanızda dahi görseniz inanamayacağınız makamlara sığdırdık da siz beni ve kardeşlerimi bir yere sığdıramadınız. Oysa ben 28 yıllık yaşamıma; Gezi eylemleri, adalet yürüyüşü, referanduma hayır gibi onlarca direniş sığdırdım. Partim için yaptığım hiçbir şey için en ufak bir pişmanlığım yoktur!
Ama içimin yandığı iki konu vardır!
Partim zora düşmesin diye anneme belediyede işe girdim diye yalan söyledim. Kardeşlerim makul bir dille anneme söyleyin beni affetsin. Kardeşlerime hakkım helal olsun. Ben 28 yılda hepinizi yüreğime sığdırdım; ama asfaltta yatan bedenimi bir yoğun bakım ünitesine sığdıramayan parti büyüklerine hakkım bir yana selamın bile yoktur!
Ve artık ben yokum!
Esenlikler
Ozan Ozanca - 15.02.2021

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder