Biz pis yöneticilerin mutsuz kişileriyiz
400 bin dolar karşılığında yabancılara ev alması koşuluyla vatandaşlık veriliyormuş.
Evi olmayan Türklerin mi vatandaşlığı verilen yoksa işsiz Türkleri yabancıların aldığı evlere hizmetlisi konumuna getirip istihdam mı yaratılmak isteniyor?
Ülkenin vatandaşlığı bu kadar kolay mı?
Yabancının entegrasyonu için bir program var mı?
Kaç yıl geçici vatandaşlık statüsünde bekletilerek ve sonrasında ne gibi yeterlilik istenip vatandaşlık hakkı tanınacak?
Ve biliyorum ki hiç bir program, hazırlık yoktur.
Parası ve zengin olması yeterli sayılacak.
Hızla Ortadoğu ülkelerine benzer bir duruma getirilmek isteniyor, eğitimden, sağlığa, güvenlikten hukuka herşey Ortadoğulu ülkelerin sınırsız, kuralsız güce, paraya, iktidara göre şekillenen bir toplum yaratılmak isteniyor...
İktidar, Suriye'li sığınmacıları kendi memleketlerine göndermeyeceğiz diyor.
Çünkü ülkenin, demografik ve sosyolojik yapısı değiştirilmek isteniyor.
Akp, iktidar olduğu 20 yıl boyunca Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin fabrikalarını ya sattı, yada kapattı. Cumhuriyet ile bağlarını koparıp, yerine kuracakları yeni rejime uygun yapılanmaya gideceklerdi.
Ancak 20 yıl boyunca, cumhuriyet değerlerini yıkamadılar aksine cumhuriyet değerlerine son derece bağlı bir direnç buldu ve bu direnç geri adım atmalarına neden oldu...
Devletin olanaklarıyla Demografik ve sosyolojik dengeleri değiştirecek ikinci plana geçildi.
Tüm sınırları Ortadoğulu, Asya'lı, Afrika'lı göçmenlere açtılar, Suriye'den gelenleri de bu bağlamda değerlendirmek gerekli.
Cumhuriyet ve parlamenter rejimi yerine Patrimonyal (tek adam ve aile devleti) bir rejim inşa etmektir...
Kendi ülkemiz de mülteci konumuna getirilmektir istenen..
Ruhi Su ne güzel yazmış!..
Gün ışır ışımaz alın yazımız parlar
Ne alın yazısı, el yazısı be
Sökemeyiz ki biz ilkokul aydınlığı bile gösterilmeyenler
Biz pis yöneticilerin mutsuz kişileri
Süpürürüz yaban ellerin sokaklarını, pis el, pis yürek
Sığmazken atalarım güne, yarına
Düşmüşüm vay, düşmüşüm ben el kapılarına
Daha 300 yıl evvel omuzlarımızda gök yarısı bayraklar
Eğilirdi bu ülkelerin burçları uygarlığımıza
Şimdi ta Bünyan'daki üç çocuk, ağızları açlıkla büyümüş
Şimdi ta Ereğli'deki dört çocuk, gözleri açlıkla iri iri
Alır karanlıklar, karanlıklar ardından göderdiğim kara lokmasını
Sığmazken atalarımız güne, yarına
Düşmüşüm vay, düşmüşüm ben el kapılarına

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder