SİYASET, EGO, HIRS ve DENİZ BAYKAL
Deniz Baykal ve Siyasetin Bedeli Üzerine
Goethe ne güzel söylemiş:
Bu söz, yalnızca bireysel bir gelişim çağrısı değil, aynı zamanda bir insanın hayatını nasıl dengelemesi gerektiğine dair bir manifestodur. Ancak ne acıdır ki, iktidar hırsı ve siyaset sahnesinin acımasız gerçekleri, çoğu insanın bu basit ama derin gerekliliklerden nasıl uzaklaştığını gösteriyor.
Bugün Türkiye siyasetinin önemli figürlerinden biri olan Deniz Baykal’a baktığımızda, bu uzaklaşmanın ne denli ağır bir bedel getirdiğini görüyoruz. Bir zamanlar gücün zirvesinde olan, partisini yöneten, siyasetin en önemli kararlarını veren bir lider, şimdi Meclis kürsüsünde, tekerlekli sandalyede, yorgun ama hâlâ mücadele eden bir adam olarak karşımızda duruyor.
Bu kareye iyi bakın.
O fotoğrafta sadece Deniz Baykal yok. O karede, siyasetin insana verdiği ve aldığı her şey var. Gücün, hırsın, ideallerin ve kayıpların somut bir yansıması…
Sormak istiyorum:
Bugüne kadar güç peşinde koşan, iktidar mücadelesi veren, entrikalar içinde yoğrulan tüm siyasetçilere sesleniyorum:
Mutlu musunuz?
Kariyer yaptınız, makam sahibi oldunuz, saygınlık kazandınız, belki servetinizi de artırdınız. Ama neyi feda ettiniz? Ve daha da önemlisi, neyi kaybedeceksiniz?
Deniz Baykal, güçlü bir liderdi. Ama çocuklarıyla, torunlarıyla geçirebildiği zaman ne kadar oldu? Sevdiklerine doya doya sarılabildi mi? Bir sahil kenarında huzurla çay içti mi? Ailece pikniğe gittiğinde mangalın başında kahkahalarla vakit geçirebildi mi? Yolda gördüğü bir çiçeğin kokusunu içine çekip, hayatın basit güzelliklerinden keyif alabildi mi?
Siyaset bir tercih meselesidir. Ancak çoğu zaman bu tercih, insanın en insani yönlerini törpüler.
Bu oyunda gerçek bir kazan-kazan yoktur.
Kaybedilmiş mutluluklar, yaşanamamış anlar, ardınızda bıraktığınız sevenler ve kaçınılmaz olarak edindiğiniz düşmanlar vardır… Ve sonunda, mutsuz olmaya mahkûm bir hayatın içinde sıkışıp kalırsınız.
Son söz…
Ego, bireyi diğer varlıklardan ayıran bilinçtir. Ama bu bilincin içinde kendini “ben” kılmak için, mutsuzluğu seçmek zorunda mısın? Mevki, makam, para uğruna insan gerçekten mutsuz olmak için mi yaşar?
Eğer yaşarsa, bu nasıl bir yaşam olur?
Deniz Baykal örneğinde olduğu gibi mi?
Belki de en büyük soru şu: İktidar mı, koltuk mu, ego, hırs mı daha değerlidir, yoksa huzur içinde mutlu yaşamak mı?
Cevap, aslında çoktan verilmiş…
Ozan
27 Şubat 2022

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder