"Çürümeyi Başlatan, Şimdi Temizleyici Rolünde!"
Bay Kemal...
Yani Kemal Kılıçdaroğlu.
TGRT ekranlarında, kendisine yıllardır methiyeler dizen Barış Yarkadaş ve Gürkan Hacır gibi sadık müritlerinin arasında boy gösterip demeçler veriyor.
"Parti düşmanlarını partinin harem-i ismetinde boğarız."
Yetmiyor, bu sözünü şöyle açımlıyor:
"Bu bir gözdağıdır, parti içindeki çürümeye karşı kararlılığımızın ifadesidir."
Pes!
Gerçekten pes!
Bu açıklamayı yapan kişi, 13 yıl boyunca CHP’nin başında oturmuş, Atatürk’ün mirası olan bu tarihi partiyi halktan koparan, solun ruhunu silikleştiren, vizyonsuzlukta sınır tanımayan bir figür.
75 yaşını aşmış, ama hâlâ koltuk ve nüfuz peşinde.
SSK’da yöneticilik kariyeriyle yetinmedi; Atatürk'ün kurduğu CHP gibi bir çınarın tepesine yerleşti.
Yetmedi… Şimdi de arka planda "gölge akıl", "bilge lider" maskeleriyle partiyi dizayn etmenin, perde arkasından diz çöktürmenin derdinde.
Bakın, hafızalar tazedir. Kimse unutmadı:
Siyasal İslamcı çizginin temsilcisi Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstererek laik, demokrat ve cumhuriyetçi seçmene açıkça ihanet eden kimdi? Kemal Kılıçdaroğlu.
2017 referandumunda mühürsüz oyları sineye çekip rejimin fiilen değişmesine yol açan? Yine o.
Her seçimde sandık güvenliğini sağlayamayıp milyonlarca oyun buharlaşmasına göz yuman kimdi? O.
14 Mayıs’ta seçimi kazanabilecek potansiyel adayları pasifize edip, kendini cumhurbaşkanı adayı yapan, sonra da kaybeden? Elbette o.
"Ali Dibo" düzenine yıllarca veryansın ettikten sonra, Meclis’te Ali Diboculara, siyasal İslamcılara, sağ siyasetinin sığ kalmışlara 40 milletvekili koltuğu ittifak pazarlığında dağıtan? Evet, yine kendisi.
Sol ve sosyalist seçmenin zaruret oylarını, tek adamlığa öykünen sağcı- faşist figürlere peşkeş çeken? O genel başkanlık makamı.
Erdoğan'ın adaylığı Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen, “mağdur olmasın” kaygısıyla önünü açan? Ta kendisi.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verip, iki genel başkanın ve vekillerin tutuklanmasının yolunu açan? Kılıçdaroğlu.
Gençlerin önünü kesen, sonra gençlerin kazandığı kurultay sonrası küsüp kürsüye çıkmayan da… O.
Bir lider düşünün:
11 seçim kaybetsin, tek bir başarısıyla anılmasın ama hâlâ "bilge adam", hâlâ "lider" maskesiyle ortada dolaşsın.
Sokağa çıkmayı yasaklarmış gibi davranan, örgütü hep dizginleyen, tepkiyi bastıran ama kendine dokunulunca "devrimci" kesilen biri…
Şimdi kalkmış, CHP’deki çürümeyle mücadele edeceğini söylüyor.
Ne acı… Ne ironik…
Oysa herkes biliyor:
Asıl çürüme onun döneminde başladı.
CHP, halktan kopuk bir bürokratlar kulübüne dönüştürüldü. Sol, yalnızca tabelada kaldı. Sokak terk edildi. Cesaret yerine hesap kitap geldi.
Kılıçdaroğlu CHP’yi steril, elitist, konformist bir yapıya dönüştürdü.
Parti içi demokrasiyi tahrip etti, liyakati öldürdü, sadakati ödüllendirdi.
Şimdi utanmadan "çürümeye savaş açıyorum" diyor.
Tıpkı “Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” sözünde olduğu gibi…
Kılıçdaroğlu, CHP’deki yozlaşmanın hem mimarı hem sembolü.
Çürümeyi başlatan birinin, şimdi kendini temizlik görevlisi gibi sunması;
Tarihin acı bir ironisi değilse nedir?
Ozan
31 Mayıs 2025



