31 Mayıs 2025 Cumartesi

KÜRT SİYASETİNDE ÇELİŞKİLER: GERÇEK SORUNLAR NEDEN GÖRMEZDEN GELİNİYOR

 Kürt Siyaseti ve Çelişkileri: Gerçek Sorunlar Neden Görmezden Geliniyor?



Kürt siyaseti(1), uzun yıllardır Türkiye’nin siyasi gündeminde önemli bir yer tutuyor. Ancak bu siyasetin temel iddiaları ile pratikteki tutumları arasında ciddi çelişkiler bulunuyor. Özellikle, Kürt halkının yoksulluğu, feodal yapıların devam etmesi, emperyalizm karşıtlığı, demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve emekçilerin hakları gibi konularda Kürt siyasetinin tutarlı bir duruş sergilemediği görülüyor.
Kürt siyaseti, PKK ve Abdullah Öcalan gerçekten de Kürt halkının yoksulluğunu, çaresizliğini ve feodal düzenin yıkılmasını istiyor mu? Öyleyse neden bu feodal düzenin devam etmesine sessiz kalıyorlar?
Mesela, sürekli milletvekili veya belediye başkanı yapılan, her kritik toplantıda "akil insan" sıfatıyla yer alan toprak ağası Ahmet Türk’ün 40’tan fazla köyü olduğu biliniyor. Bu köylerde yaşayan insanlar, hâlâ toprak sahibi olmadan, bir nevi ağanın kölesi gibi yaşamaya mecbur bırakılıyor. Peki, Kürt siyaseti neden bu gerçeğe karşı çıkmıyor? Toprak ağalığının kaldırılması ve kapsamlı bir toprak reformu talebi neden hiç gündeme gelmiyor? Kürt halkının ezilmişliği sadece bir propaganda aracı mıdır, yoksa gerçekten kurtarılması gereken bir mesele midir?
Dahası, Kürt siyasetinin emperyalizme karşı herhangi bir söylemi neden yok? Oysa emperyalizm, Türk, Kürt, Çerkes fark etmeksizin herkesin ortak düşmanı değil midir? Sermaye ve küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket eden emperyalist sistem, sadece Türk halkını mı sömürüyor? Unutulmasın ki, emperyalizm barışı değil savaşı ister, aynı topraklarda yaşayan halkları birbirine düşman eden, ayrıştıran, savaştıran emperyalizmdir.
Neden Kürt siyaseti, emperyalizme karşı net bir tavır almaz?
Demokrasi, en temel insan hakkı ve yönetim biçimi olarak Kürt siyasetinin ana taleplerinden biri değil midir? Neden "önceliğimiz demokrasidir" diye bir söylemleri yok? Demokrasi, halkların eşitliği ve hukukun üstünlüğü anlamına gelirken, neden Kürt siyaseti bunu sahiplenmez?
Laiklik ve bilimsel eğitim konularında neden sessizler? Laiklik, devletin inançlara müdahale etmemesi demektir; ancak mevcut iktidar, eğitimi de kapsayacak şekilde Sünni İslam anlayışını herkese dayatıyor. Bilimsel ve laik eğitim hakkı, sadece Türk çocuklarının meselesi midir? Kürt çocukları bundan etkilenmiyor mu? Kürt siyasetinin eğitimle ilgili tek meselesi neden sadece anadil eğitimiyle sınırlı kalıyor?
Hukukun üstünlüğüne ihtiyaçları yok mu? Hukukun olmadığı yerde adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde ise muktedirlerin ve mafyanın düzeni hüküm sürer. Kürt siyaseti, neden hukukun üstünlüğü ve adalet konularında daha güçlü bir ses çıkarmaz?
Üretim biçimi, üretim araçları, emekçilerin hakları, sendikal örgütlenme gibi konular neden Kürt siyasetinin gündeminde yok? Oysaki Türk, Kürt, Çerkes fark etmeksizin tüm işçiler ve emekçiler, hak ettikleri ücreti alamıyor, üretimden gelen güçlerini kullanamıyor. Kürt siyasetinin ekonomiyle, enflasyonla, halkın geçim sıkıntısıyla bir derdi yok mu? Kira fiyatlarının artışı, geçim sıkıntısı, ekonomik adaletsizlik sadece "başkalarının" sorunu mu? Kürt halkının bu konuda bir talebi yok mu da, bu mesele hiç dile getirilmiyor?
Bir diğer mesele de ana dilde eğitim tartışmaları. Kürt siyasetinin en büyük taleplerinden biri olarak sunulan bu mesele, halk tarafından ne kadar sahipleniliyor? Büyük heveslerle açılan Kürtçe kurslar bir bir kapanıyor. Üniversitelerde açılan "Kürt Dili ve Edebiyatı" bölümlerine kayıt yaptıran bile yok, çünkü İngilizce öğrenirse hem yurtiçinde hem yurtdışında iş bulabilme imkanı sunuyor, zaten anadilini rahatça konuşabiliyor. Sıradan Kürt yurttaşlarının büyük bir kısmı için öncelik açlık, yoksulluk, işsizlik ve gelecek kaygısı. Ancak Kürt siyasetinin Kürt halkının gerçek sorunlarını dile getirmek gibi bir derdi yok. TBMM'de bu konular gündeme bile getirilmiyor. Fakir Kürt halkının sesini duyuracak kimse yok ama toprak ağalarının sözleri Kürt siyasetinde hala geçerli.
Üstelik tüm bunlar yaşanırken toprak ağalığı hala devam ediyor, tek adam rejimiyle özgürlükler kısıtlanıyor, sendikal haklar bile verilmiyor, laiklik yok ediliyor, eğitim dinselleştiriliyor. Cumhuriyet’in tehlikeli görerek kapattığı tekkeler, cemaatler ve tarikatlar bugün cirit atıyor, toplumu şekillendirmeye çalışıyor. Sosyal ve hukuk devleti kavramları artık birer aldatmacadan ibaret hale geldi.
Bağımsızlığımız ise bir yanda Trump'un diğer yandan Putin'in iki dudağının arasında!.
Ayrıca, Türk insanın olan, Kürt insanında olmayan nedir? Türk insanına tanınan, Kürt insanına tanınmayan nedir? Türk, Kürt, Çerkes vs dile,dine, ırkına, cinsiyetine, cinsel tercihine saygılı, sömürünün olmadığı, ne ezenin nede ezilenin olmadığı bağımsız bir ülkede, demokratik koşullarda, barış içinde, insanca yaşamaktır amacı...
Eğer Kürt siyaseti gerçekten Kürt halkının haklarını savunuyorsa, neden bu konularda sessiz kalıyor?
Yoksa tüm mücadele yalnızca siyasi bir araçtan mı ibaret?
Not:
Kürt siyaseti(1) Kürt milliyetçiliğini kullanan Kürt elitslerinin, toprak ağaları, Kürt feodaliteyi savunanların siyaseti olup, fakir, ezilen Kürt halkının haklarını savunmayan siyasetidir.
Ozan
05 Mart 2025

Hiç yorum yok: