Mine G. Kırıkkanat
mine.gokce@wanadoo.fr
Jean Jaurès’in (*) cesareti
Gençler, Cesaret göstermek için biteviye öldürmeye mahkûm bir insanlık, lanetlidir.Cesaret, bugün yeryüzünü kaplayan korkunç, henüz uykudaki savaş bulutlarına bakıp belki başkasının başına yağar, diye avunmak değildir.Cesaret, aklın çözebileceği sorunları gücün eline bırakmamaktır. Çünkü cesaret insanın kendisini aşmasıdır, güç ise insanlıktan istifası. Hepiniz için cesaret, her an göstermeniz gereken cesaret, hayatın sizleri sınadığı maddi manevi tüm zorluklara eğilmeden, bükülmeden göğüs germek olmalıdır. Cesaret, iradenizi algıların ve güçlerin etkisine terk etmemek, çoğu kez kaçınılmaz bıkkınlıklarda bile iş üstünde, eylem içinde olmak demektir. Cesaret, yaşamın bitmez tükenmez karmaşası içinde bir o yana, bir bu yana seğirtirken, ne olursa olsun bir meslek seçmek ve o mesleği en iyi biçimde yapmaya çalışmaktır. Ayrıntı titizliği ya da monotonluktan yılmamak, olabildiğince uzmanlaşmak, yararlı eylemin uzmanlaşmaktan geçtiğini asla unutmamak, ama aynı zamanda gözünü bütün dünyaya ve zekâsını, daha geniş ufuklara açmaktır.
***
Cesaret, mesleğiniz ne olursa olsun, ister filozof olun ister işçi, bir bütünün parçası, birlik olmaktır. Cesaret, kendi yaşamınızı kavramak, anlamını belirlemek, derinleştirmek, yönlendirmek, ama verdiğiniz yönü kamu yaşamına uyumlu kılmaktır. Cesaret, makara ya da dokuma tezgâhını iplik kopmasın diye dikkatle izleyerek çalıştırırken, makinenin özgür insanlığın ortak hizmetinde olacağı daha büyük, daha kardeşçe bir toplum düzeni hazırlamaktır. Cesaret, bilim ve sanatın yaşamı biçimlediği yeni koşulları kabullenmek, olayları en ince ayrıntısına kadar incelemek, ancak devasa ve karmaşık gerçeği aydınlatmaya yarayan genel fikirler üretmek, düzenlemek ve biçimle düşüncenin kutsal uyumunda yücelmektir. Cesaret, hatalarına hükmetmek, hatalarının acısını çekmek, ama altında ezilmeden yoluna devam etmektir.Cesaret, yaşamı sevmek ve ölüme sükûnetle bakabilmektir. Gerçekleri bilerek ideal olanı istemektir. Eyleme geçmek, Evren’in sonsuzluğunda çabamızın nasıl ödüllendirileceğini bilmeden, bir ödül düşünmeden büyük davalara baş koymaktır, cesaret.Cesaret, doğruyu aramak ve söyleyebilmektir. Muzaffer yalanın geçici yasallığına uymamak ve ruhumuzla, sesimizle, ellerimizle budalaca alkışların, bağnaz yuhalamaların yankısına katılmamaktır.
***
Savaş ortadan kalkınca, insanların önüne cesaret gösterecek fırsatlar çıkmayacağını sanıyorsak, yaşam anlayışımız ne kadar sığ, yaşamak bilgimiz ne kadar kısa kalır! Cesaret göstermek için hâlâ yürekleri hoplatan savaş davulları çalmak gerekiyorsa, davul sesinin boş olduğunu 20. yüzyılda hâlâ anlamadıysak, ne yazık!Oysa siz, gençler, yaşamlarınızı dolu dolu, canlı ve yalansız yaşamak istiyorsunuz. İşte ben de bugün, bunun içindir ki düşündüklerimi sizlerle erişkin insanlarla paylaşır gibi paylaşmak istedim.
***
(*) Jean Jaurès (1869-1914), Fransa’daki sol örgütleri ilk kez SFIO partisinin çatısı altında birleştirip siyasal bir güç haline getiren politikacıdır. L’Humanité gazetesinin de kurucusu olan Jaurès, günümüzde Fransız sosyalizminin mimarı sayılır. 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı başladıktan bir ay sonra, önderlik ettiği savaş karşıtı aydınların toplandığı Paris kahvesi Le Croissant (Hilal) terasında otururken, kiralık bir katil tarafından vurularak öldürülmüştür. Yukardaki satırlar, Jean Jaurès’in 1903 yılında, mezun olduğu ve milletvekili seçilmeden önce felsefe öğretmenliği yaptığı Albi Lisesi öğrencilerine verdiği uzun konferanstan, kısa bir alıntıdır. 20. Yüzyılın iki büyük dünya savaşına sahne olduğu düşünülünce, 21. Yüzyılın savaşsız geçmeyeceği açık. Fitilin Orta Doğu’da ateşleneceği de bir o kadar belli. Jean Jaurès’ten bir yüzyıl sonra, “cesaret” yine barışta değil, savaşta aranacak. Çünkü cesaret, hâlâ cehalete tutsak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder