30 Ocak 2009 Cuma

Türk milleti Içkicidir

Rıza Zelyut
Türk milleti Içkicidir

Geçen günkü 'Fatih Şarap İçerdi' başlıklı yazım yine birilerini küplere bindirdi. Ne dinsizliğim kaldı ne Aleviliğim ne de fitnecilğim...
Nasıl olur da bir padişaha şarap içiyor, diyebilirmişim... Halbuki Emeviler; Abbasiler devirleri de başta olmak üzere; padişah sofralarında bol bol şarap içilmiştir. Bu gerçeği birileri kabul etmek istemiyor. Belli ki bu insanlar; bütün Türk tarihini; İstanbul'un varoşlarında son otuz senede ortaya çıkan Vehhabi yaşam biçiminden ibaret sanıyor...
Tarihi kayıtlar ve araştırmalar gösteriyor ki İslam öncesi Türkleri; içkiyi kutsallaştırmıştır. Bunu; bugünkü Ukrayna'dan (Hatta Arnavutluk'tan) Moğolistan'a kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada görüyoruz. Balbal denilen mezar taşlarının önemlilerinde; elinde kadeh tutan insan figürleri bulunmaktadır. Beli kemerli; kemerinde hançer (veya kısa kılıç) sokulu bu insanlar; Türk beylerini temsil eder. Şad, tigin, tarkan (tarhan) gibi 20 dolayında unvanı bulunan Türk beylerinin elinde tuttuğu bu kadehlere Türk kültüründe tolu (bugünkü dille, dolu) deniliyordu. Dolu iki elle tutulur, hakanın (sultan/padişah) önünde diz çökülür ve içindeki şarap ya da pirinç rakısı içilirdi.
Bu tören; antlaşma için yapılırdı. Tolu içen Türk beyi, hakana bağlılığını ortaya kor ve bu konuda da yemin etmiş sayılırdı.
Tolu tutan bey heykelleri ve resimleri Karpatlar'dan büyük Okyanus'a kadar Türk halklarının yaşadığı alanlarda karşımıza çıkıyor. Ukrayna'daki Kıpçakların kadınlarının da tolu içtiklerini görüyoruz. Yani; Türklerdeki kadın-erkek eşitliği ve birlikteliğinin gereği, üst tabakadan hatunlar da tolu içerlerdi.
Bu gelenek İslamlaşan Türk coğrafyasında sonraları da devam etmiştir. Arap Seyyah İbn Batuta, Kıpçaklar arasındaki yolculuğunda ve oradaki Türk-Moğol devletinde bu geleneğin canlı tanığı olmuştur. (Kıpçaklar; İskitler'in ardılı olan sarı ve beyaz renkli temel Türk ırkının önemli bir halkıdır. Bu konu ile ilgili bilgi arayanların şu çalışmamıza bakmalarını öneririm: Yabancı Kaynaklara Göre Türk Kimliği; ayrıca, Rasonyi'nin Selenge Yayınları'ndan çıkan Doğu Avrupa'da Türklük adlı çalışması çok önemlidir.)
Ölen bazı Oğuz beylerinin mezara, ellerinde dolu ile diklemesine gömüldüklerini de Kıpçak illerinde görmekteyiz.
Orta Asya Türk coğrafyasında, dolu tutan balbalların fotoğraflarını Servet Somuncuoğlu 'TAŞTAKİ TÜRKLER' adlı çalışmasında bol bol ortaya koydu. Bu yılki Sedat Simavi Ödülü'nü kazanan Taştaki Türkler de meraklılarınca kaçırılmamalı...
***
Tolu (dolu) ile Türk'ün ilgisini merak edenlere bir bilgi daha: Anadolu'daki Aleviliği yaşatan cem törenidir. Bu törende; dolu içilir. Tıpkı; hakanın önündeki bey gibi; törene katılan olgun erkeklere, saki denilen görevli; dolu denilen küçük kadehle içki verir. Talip, doluyu alır, iki eliyle dedenin önünde durur; duasını alır ve doluyu sırreder (içer).
Bütün Alevi-Bektaşi edebiyatı doluyu kutsar. Başta Şah Hatayi ve Pir Sultan olmak üzere Alevi ozanlarının tümü dolu üzerine birçok deyiş/nefes söylemişlerdir. Günümüzde süren bu gelenek; Tahtacılar (Ağaçeri Hun Türkleri) arasında dolu bölüşmek adıyla, yemin etmek, söz vermek biçiminde de görülüyor. Yakında çıkacak olan Türk Aleviliği adlı çalışmamızda bunun ayrıntılarını ortaya koyuyoruz.
İçki; Türk halkları tarafından İslam öncesindeki ilkbahar ve sonbaharda düzenlenen törenlerde de bol bol içiliyordu. Bunun; Sağrak biçiminde Selçuklu yaşam biçimine girdiğini de belgeler gösteriyor. Bırakın içkiyi; atalarımızın esrar ve afyon kullandıklarını da kaynaklar ortaya koyuyor. Şimdi; sonradan Müslüman olanlar; Türk milletinin bu özelliğini dinsizlikmiş gibi göstermeye kalkışıyorlar.
Ne demişler: Sonradan olmanın Müslümanlığına derman yetmez...



Hiç yorum yok: