10 Mayıs 2011 Salı

Kütahya'daki tehlike: 'Siyanürlü özelleştirme'

Kütahya'daki Eti Gümüş A.Ş.ye ait gümüş madeni tesisindeki siyanür barajında yaşanan çökmenin ardından konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür, çökmenin, özelleştirmeden sonra setlere yapılmış olan eklerden kaynaklanmış olabileceğine dikkat çekti.
Kütahya'da merkeze 34 kilometre uzaklıktaki Gümüş köyü yakınlarındaki Eti Gümüş A.Ş. ye ait gümüş madeni tesisinde siyanür depolanan üç kademeli barajın setlerinden biri 7 Mayıs günü çöktü. Çökmeyle birlikte depolanan siyanürün çevreye yayılma tehlikesi ortaya çıktı. Tesiste üretim önce durduruldu, ancak gereken önlemlerin alındığı gerekçesiyle tesisteki faaliyetler devam etti.
Setlerdeki çökmenin nedenlerine ilişkin dikkat çekici bir uyarı Yüksek Jeoloji Mühendisi Mühendisi Tahir Öngür’den geldi. Öngür, işletmenin 2004 yılında özelleştirildiğini, özelleştirmeden sonra kullanılan teknolojide bir değişiklik olmamasına rağmen çalışanların sayısının 365’ten 230’a düşürüldüğünü, üretimin ise iki katından çok arttığını belirtti.
Setler 10 metreden 30 metreye mi yükseltildi?
Öngür, işletmecinin üretimdeki artıştan dolayı övündüğünü söyleyerek, ancak üretimdeki artışın kaçınılmaz olarak atık miktarını da katladığına ve artan atıkları depolayabilmek için setlerin yükseltilmiş olduğuna dikkat çekti. Bu süreçte ek havuz yapılmadığını, uydu görüntülerinden anlaşıldığı kadarıyla onun yerine var olan setlerin yükseltildiğini anlatan Öngür, 2004 yılındaki uydu görüntülerinde kademeler arasındaki yükselti farkının yaklaşık 10’ar metre olduğunu ancak çökmeden sonra yayınlanan haberlerde 30 metreden bahsedildiğini kaydetti.
Öngür, setlerin yükseltilmesinin yarattığı sorunu ise şöyle anlattı: “Kaç metreye yükseltilmiş olursa olsun sedde dolguları birkaç tabakalı. Dünyada atık barajlarıyla ilgili en çok tartışılan konulardan biri bu. Neden? Çünkü, ilk aşamada yapılan dolgunun üzerinden 30 yıl geçmiş. O gereç kendi ağırlığı altında biraz daha sıkılaşmış. Kullanılan gereç belli değişikliklere uğradı. Büyük olasılıkla pekişti. Üzerine eklenen dolgu katmanı henüz bu sürecin başında. Böylesi kaç tabaka oluştu, bilmiyoruz. Ama, bu tabakaların arasında önemli dayanım farkları var. Belki, değişik dönemlerde yapılan dolgular farklı yerlerden kazılıp taşınan farklı özellikleri olan gereçlerden yapıldı. İşte bu farklar, seddenin duraylılığını, kaymaya göçmeye karşı dayanımını önemli ölçüde etkiliyor.”
Yapılan ilavelerin göçmeye neden olmuş olabileceğini belirten Öngür, geçtiğimiz yıl dünyayı korkuya boğan Macaristan'nın Ajka kentindeki aluminyum tesisinde yaşanan göçüğü hatırlattı.
Setlerin birinin çökmesi nedeniyle 3üncü havuzdaki atığın 1inci ve 2nci havuzlara yayıldığını, bunun da özellikle dış set üzerindeki basıncı artırdığını belirten Öngür, şimdilik baraj dışına taşkın olmamış olsa da yöreyi büyük bir tehlikenin beklediğine dikkat çekti.
“Baraj her an yıkılabilecek durumda”
Bölgeye giden Metalurji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Küçük ise, barajdaki çökmeye karşın tesisin çalışmaya devam ettiğini ve baraja atık yığmaya devam edildiğini belirtti. Küçük barajın üzerinde çalışan iş makinelerinin de çatlağa neden olabileceğini söyleyerek “Zaten baraj her an yıkılabilecek durumda” dedi.
Küçük, burada yapılanın madencilik olmadığını, bu işletmede kimyasal işlemler uygulandığını ve bu nedenle Gayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’ne göre işletilmesi gerektiğini ancak şirketlerin yasal boşluklardan yararlandıklarını anlattı.
'Kanserli' Dulkadir köyü
Siyanürlü atığın çevreye yayılması durumunda Porsuk Çayı ve Sakarya Nehri’nden Karadeniz’e kadar ulaşacağı, bölgede ani zehirlenme vakalarına bağlı ölümler görülebileceği de belirtiliyor. Meslek odalarının işletmenin yakınındaki 4 köyün acilen boşaltılması ve Çevre ve Orman Bakanlığı’nın işletmedeki duruma ilişkin bilgileri kamuoyu ile paylaşması yönündeki çağrıları da karşılık bulmadı.
İşletme henüz bölgesel bir felakete yol açmamış olsa da bölgedeki kontrolsüz madencilik faaliyetleri uzun süredir başta insanlar olmak üzere etrafındaki canlılara büyük zarar veriyor. Bunun örneklerinden biri Dulkadir köyünün başına gelenler. Adı “kanserli köy”e çıkan Dulkadir’de yıllar içinde artan kanser vakalarının suya karışan arsenikten kaynaklandığı belirlendi.
1970’li yıllarda kurulan Gözeçukur adlı tesisin, kayaçların içinde arsenikle birlikte bulunan “antiuman” maddesini çıkardıktan sonra geriye kalan arseniği açıkta bırakmasının, arseniğin zamanla yeraltı ve yer üstü sularına karışarak ölümlere yol açtığı ortaya çıkmıştı.
Gümüş tesisi barajında çökme yaşandığının duyulması üzerine tesisin önüne gelen köylüler, çökme tehlikesi konusunda şirket yetkililerini uyardıklarını ancak uyarılarının dikkate alınmadığını söyleyerek tepki gösterdi. Köylüler bir süredir tesisten sızan siyanür nedeniyle tarlalarının zehirlendiğini de belirtti.
Atık havuzunun 25 milyon m3 kapasiteli olduğu ve içinde şu anda 15 milyon m3 siyanür bulunduğu tahmin ediliyor.
(soL-Haber Merkezi)

Hiç yorum yok: