8 Ekim 2013 Salı

ŞİRK BATAĞINDAKİ DİN BEZİRGANININ AFİŞESİDİR...

Aşağıdaki yazılar Facebook'ta (https://www.facebook.com/groups/bandirmanediyor/355691197899460/?notif_t=group_comment_reply) linkinde "Bandırma Ne diyor " sayfasında Sinan Özkan denilen "Din Bezirganı"yla yapmış olduğumuz tartışma olup,sıkıştırınca yorumları silen bir "DİN BEZİRGANIN" afişe edilmesidir
MehmetOzan

Sinan Özkan
DİNİMİZDE DÖRT DELİL VARDIR:
Dinimizde delil sadece Kur’an-ı kerim değildir. Dinimizde dört tane delil vardır. Bunlar;
1- Kitab,
2- Sünnet,
3- İcma [âlimlerin söz birliği],
4- Kıyası fukaha [Fıkıh âlimlerinin ictihadı]
Her meselede bu dört delile bakılır. Mesela enseyi mesh etmek haram mı diye bu delillere bakılır. Bu delillerde öyle bir şey yok. Hatta sünnet olduğunu fıkıh kitapları bildiriyor. Zebranın yendiğini, köpeğin yenmediğini yine fıkıh kitapları bildiriyor. Bir de, dört hak mezhepte bazı fıkhi konular farklıdır. Bir mezhepte haram olan öteki mezhepte mubah olabilir. ONUN İÇİN HERKES KENDİ MEZHEBİNE GÖRE AMEL ETMESİ GEREKİR. Bu delillerle inanmayan, dört mezhepten birisinde bulunmayıp sadece Kur’an diyen kimse mezhepsizdir. MEZHEPSİZİN SAPIK VEYA KÂFİR OLDUĞU Seyyid Ahmed Tahtavi’nin Dürr-ül-muhtar hâşiyesinin Zebâyıh kısmında bildirilmektedir.
Örf, bir şehirdeki insanların dine aykırı olmayan umumi âdetleri demektir. Edille-i şeriyye denilen dört delilden sonra dine aykırı olmayan örf ve âdetler de delil olur. Ancak, zamanın değişmesiyle örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Çünkü Mecelle’nin 39. maddenin açıklamasında deniyor ki: Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete ait hükümler değişebilir. Nassa, delile dayanan hükümler zamanla değişmez. (Dürer-ül hükkam)
Nassa dayanan hükümler zamanla değişmez. İbadetlerde nass ile bildirilmiş olmayan bir hükmü anlamak için umumi [genel] âdetler delil olur. Âdetlerin umumi olması için Eshab-ı kiram zamanından kalması, müctehidlerin kullanmış olmaları ve devamlı olmaları gerekir. Sonradan âdet olan şeyler, şer’i delil olmaz. Muamelattaki âdete ait hükümler, nassa muhalif değilse delil olur. Örf ve âdetin nassa aykırı olup olmadığını da ancak fıkıh âlimleri anlar. (Mecelle şerhi)

diye yazan Sinan özkan beye,
“Kuran varken başka delile ne gerek var,Yüce Allah açık seçik kitabı indirmişken” diye sorup aşağıdaki ayetleride kanıt olarak sunmuştum
6/114. (De ki): Allah'dan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size Kitab'ı açık olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
6/115. Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.
6/157. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız
Bakara Suresi 78 İçlerinde ümmî olanlar da vardır ki kitap'ı bilmezler, sadece anlamını bilmeden okuyuşlar/hurafeler/hayal ve kuruntular bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.
Bakara Suresi 79 Yazıklar olsun o kişilere ki, kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
Bakara Suresi 159 İndirdiğimiz açık-seçik delillerle, kılavuz mesajı; biz onu kitap'ta insanlara ayan-beyan gösterdikten sonra gizleyenlere, işte onlara, hem Allah lanet eder hem de diğer lanet okuyanlar lanet eder.
Ve diyalogumuz şöyle sürdü;



BURADA “ALLAHÜ TEALA,(YALNIZ BANA TABİ OLUN,YALNIZ BANA İTAAT EDİN) BUYURMUYOR” diyor,
ne diyormuş
“RESULÜNE VE ALİMLERE DE UYULMASINI EMREDİYOR” muş bu zata göre, biraz üstüne gidip ,Hadislerden değil,kurandan delil göster deyince Kuran’ı bilmeyen-okumayan yada okuduğunu anlayaman zat, Peygamberimizden 235-250 yıl sonra yaşayan Buhari vs.nin hadislerinden örnek veriyor;
Oysa ki; Yüce Kitap der ki “Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: “Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.” De ki: “Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbim’e isyan edersem büyük günün azabından korkarım.10-Yunus Suresi 15
ALLAH’A İTAAT = KURAN’A İTAAT = ELÇİ’YE İTAAT
Kuran’ın anlattığı İslam’a inanan her Müslüman, elçiye (Hz. Muhammed’e) itaatin gerekliliğini bilir. Kuran’ın takipçisi Müslümanlar, bu yüzden, Allah’a ve elçisine itaat edilmesini söyleyen ayetlerin kendilerine karşı delil gösterilmesini çok garip karşılarlar ve bu iddiayı yapanların Kuran’ı bilmediğini veya çekiştirdiğini kavrarlar. KURAN’IN TAKİPÇİSİ MÜSLÜMANLAR’A GÖRE, ELÇİDEN BİZE MİRAS KALAN VE ELÇİNİN BİZE MİRAS OLARAK BIRAKMAYA ÇALIŞTIĞI YEGANE KAYNAK KURAN’DIR. KURAN YETERLİDİR, BİZİ İLGİLENDİREN YEGANE VAHİYDİR VE PEYGAMBER’İN BAŞKA BİR KAYNAĞI YAZDIRMAMASI DA KURAN’I YEGANE KAYNAK OLARAK BIRAKTIĞININ DELİLİDİR. HADİS KİTABI DİYE TOPLANMIŞ KİTAPLAR VE DİNİ, KURAN İLE KURAN’DAN KAT KAT FAZLA HADİSİN ŞİRKETSEL OLUŞUMLARININ BİR NETİCESİ OLARAK GÖSTEREN MEZHEPÇİ KİTAPLAR; PEYGAMBERİMİZ’E İFTİRALARLA DOLUDURLAR. KURAN’I TEK KAYNAK KABUL EDİP TÜM BU KAYNAKLARI REDDETMEK, DİN ADINA TEK OTORİTEYİ KURAN’A (ALLAH’IN MESAJINA) VERMEK; HEM MESAJIN SAHİBİ ALLAH’A, HEM MESAJI GETİREN ELÇİYE İTAAT ETMEK DEMEKTİR. İnşallah, bu izahlar, Allah’a itaati, Kuran’a itaati ve elçiye itaati ayırıp adeta din adına ayrı ayrı otoriteler varmış gibi gösterenlerin mesajın sahibini, mesajın kendisini ve mesajı getirip duyuran elçiyi birbirlerinden ayırmalarını önler. MESAJIN SAHİBİ ALLAH’LA GÖRÜŞEMEYECEĞİMİZ VE MESAJI GETİREN ELÇİ VEFAT ETTİĞİ İÇİN BİZE KALAN MESAJIN KENDİSİ OLAN KURAN’DIR. MESAJLA YETİNMEMİZ VE MESAJA GÜVENMEMİZ, SORUNLARI ÇÖZMEYE YETECEKTİR.
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?29-Ankebut Suresi 51




Hiç yorum yok: