18 Ekim 2013 Cuma

Şişli'nin sarı gülü

Yıldırım Türker
Yıldırım Türker
23/08/2004 (5753 kişi okudu)
Birkaç ay önce bir gün kasap alışverişi yaparken kapının üstüne asılı televizyona gözüm takılıyor. Mehmet Ali bey, nice şıklıklarla bezeli yeni programı ve tek ifadeli güzel köle kızlarıyla ekranda. İlgilendiğimi fark eden, kendi gözü de ekranda olduğundan elini doğrayacak diye kaygılandığım kasap, sesi açıyor. Bir telefon bağlantısıyla Mustafa Sarıgül karşımızda. "Mehmet Aliciğim. Yeni programın kutlu olsun." Mehmet Ali beyin söylediklerinden 'Sevgili Sarıgül'ün bu tür jestleriyle ünlü olduğunu, şimdiye dek böylesi 'incelikleri' hiç ıskalamamış olduğunu anlıyoruz. Değerli sanatçısına sahip çıkan Belediye Başkanı.
Şişli ilçesi, belediye başkanları açısından reçelli bir geçmişe sahip. Bir zamanların Erkek Fato'su, kötü kurbanlarının yüzüne tükürdüğü, onları bin bir hile ve desiseyle faka bastırdığı programlarıyla sivrilmiş, Şişli Belediye Başkanı olarak da aynı yiğitliği göstereceği varsayımıyla halkın teveccühünü kazanmıştı. Lâkin, gidişi de televizyon programcılığı gibi ani ve tatsız oldu. Çeşitli yolsuzluk söylentileriyle altın adını bakıra çıkarıp şimdilerde, yeni akım Anadolu inşaatı dizilerinden birinde hanım ağa rolüne yamanmış görünüyor. Soyadı 500 milyarlık soru Gülay hanımsa gösterişli ikbal günlerinden sonra paçayı kaptırmamak için kaçtığı yâd ellerde hâlâ.
Mustafa Sarıgül'ü konu edinip masa başına oturmak insanın içini eziyor. Gelgelelim, o bir türlü halledemediğimiz ev ödevi 'Doğu-Batı sentezi' ışığında 2000'li yılların sosyal demokrat lider tiplemesine de fazla ciddiye almadan da olsa, bir göz atmak zorundayız. Bu yakışıklı beyefendinin kısa kesim, balyajlı saçlı hanımı ve sarı kâküllü oğluyla birlikte temsil etmekten gurur duyduğu 'çağdaş ve Batılı' Türk ailesi, bu nüfusun kaçta kaçına hükmediyor, hesabı güç. Lâkin, Anadolu turnesinde de kimi yerlerde ilgiyle bağra basıldığına dair şayia muhtelif.
Politikaya 12 Eylül öncesi Ali Topuz'un yanında CHP Gençlik Kolları'nda başlayan Mustafa Sarıgül'ün bir şöhret olarak ufkumuzda belirmesinin ardında elbette uzun bir yol var. 1987 yılında Meclis açılışında ANAP'lı divan kâtibi milletvekilinden yediği dayakla, 'Meclis'te dayak yiyen çocuk' olarak tanındı. En genç milletvekiliydi. Magazin, doğal olarak onun peşindeydi. Duygu Asena'yla 89 yılında yaptığı bir söyleşide, artık şöhret yolunda epeyi yol kat etmiş olduğunu bilen müstakbel bir starın rahatlığı okunuyordu sözlerinden. Kendisinden, "En genç, en yakışıklı, en dinamik tanımlamalarına katılıyorum. Ama en kavgacı olayına katılmıyorum. Yaşamım boyunca hiçbir zaman kavgadan yana olmadım" diye bahsediyordu. O söyleşinin başlığı da 'Hülya Süer'le evlenmeyeceğim'di. O günlerde ünlü türkücüyle adı çıkmış, böyle bir ilişkiyi zinhar, inkâr etmiş, Süer'in de kalbini kırmıştı. Süer de Sarıgül'le dokuz aydır bir ilişkileri olduğunu belirtiyor, ondan evlenme teklifi aldığını açıklıyor ve şöhret dünyasının şanlı klişelerinden biriyle cevap veriyordu, "Bu beyefendi ile şu anda ilişkim yok. Fakat görüyorum ki, hep gündeme benim ismimle, benim olayımla geliyor." 

Sarıgül'ün kokusu
Sarıgül'ün kokusu 1994 yerel seçimlerinde Gülay (o zamanlar) Aslıtürk karşısında 311 oyla başkanlığı kaybettikten sonraki seçim öncesi DSP aday adayı olarak başlattığı büyük kampanyayla çıktı. Galatasaray Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Sarıgül, Şişlili seçmenlerine binlerce mektup yollamakla kalmamış, Tuğrul Türkeş ve İmam-hatip Liseleri Mezunları Derneği'ne de mektuplar yollayarak işi sağlama bağlamıştı. Kendisine kalırsa Şişli Belediye Başkanlığı'na aday değildi. Birileri onun ağzından oraya buraya mektup yolluyordu. Türkeş'e yazdığı mektupta, "Sizler ve bizler gibiler oldukça bu ülkede milliyetçiliğin ve Türkçülüğün önü kesilemez. Ülkücü camia Şişli'de çok güçlü ama dağılmıştır. Bu dağınıklığı toparlamak amacıyla sizinle birlikte mücadele etmeye hazırım" demişti. İHL Mezunları ve Mensupları Derneği'ne de "İmam-hatiplerin orta kısmının kapatılması tamamen saçmalık, hatta densizlik" demekle yetinmiyor, "Mesut Yılmaz'a ve Hüsamettin beye bazı baskılar olmalı ki bu işi yumuşatabilsinler. Yoksa bizim ihtiyarlar bu işi halledecek ve birçok Allah dostu çocuk ateist yetişecektir"i de yapıştırıyordu. 'Şişlili komşum' diye seslendiği ortalama, eğitimli, gelir düzeyi yüksek, laik seçmene yolladığı mektuplarda oyların bölünmemesi için kişi bazında kullanılması gerektiğini belirtip, "İdeolojiler, partiler ve politik görüşler artık gerilerde kalmaktadır. Becerikli insanlar ortaya çıkmaktadır. Ne sol ne de sağ artık varlığını sürdüremez" diyerek sadede geliyordu.
Sarıgül'ün siyaset anlayışı 12 Eylül sonrası önce mahcup bir telaşla, sonra alabildiğine saldırgan bir işgalcilikle başımıza kakılandan farklı değil elbet. Siyasetin yegâne meşru tarifini 'hizmet' olarak gören, hizmeti de kısa vadeli, yüzeysel bir promosyon faaliyeti olarak bayraklaştıran bu anlayışı yadırgayan kalmadı yazık ki. Siyasetin hizmete, hizmetin dramaturjisi dökülen bir temsile dönüştüğü noktadan bize sırıtarak göz eden Mustafa Sarıgül, görünürde kimse tarafından ciddiye alınmamakla birlikte ikbal yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. 'Ekmek kıralı' diye bilinen bu genç işadamı, dağıttığı sarı güllerle, diktirdiği dev bayraklarla, merkezden uzaklaştıkça Anadolu delikanlısı rondunda silah atıp, töremizdir deyişiyle, Camilerden çıkmayıp en inançlı Müslüman numarasıyla son anketlerde Baykal'ın tek alternatifi olarak görülüyor.
Gelgelelim siyaseti şöhretin terimleriyle açıklayan bu yıldızın başı şu aralar epeyi dertte. 

250 sayfalık rapor
Eski günlerinin heyecanına doğru bir atak tazeleyen Nokta dergisinin bu haftaki kapak konusu, Emniyet'in Şişli dosyası. Mülkiye Müfettişi Rıdvan Aydın, bir ay süren yoğun bir araştırma sonucu önemli bir rapora imza etmiş. 4 Ağustos 2004 tarihli 'tevdi raporu' Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmiş. 250 sayfalık raporda, Şişli'de dört ayrı kaçak inşaata 'rüşvet karşılığı göz yumdukları' iddiasıyla eski belediye başkanvekili Rauf Akçay ile şimdiki belediye başkan yardımcısı Osman Aslan hakkında yasal işlem yapılması isteniyor.
16 Aralık 2003 tarihli gazeteler 'Sarıgül'e suikast planlayanlar yakalandı' haberini veriyor, medyanın sarı gülünün, 'İsim benzerliği olmuş, hedef ben değilim' demesiyle konu fazla ilgi çekmeden örtbas ediliyordu. Oysa Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, iki aydır suç örgütlerini izlemekteydi ve çarpıcı sonuçlara ulaşmıştı. Telefonları dinlenen 'suç örgütü lideri' Mithat Yılmaz ve Habip Akgün'ün konuşmalarından çıkanlar, tüyler ürperticiydi. "Ya düşünsene, adam bir imzayla 1 milyon dolar alıyor yaa! Bir belediye başkanı bir imzayla 1 milyon dolar alabiliyorsa..."
Seçimlerden sonra Mithat Yılmaz ve 13 adamı gözaltına alındı. Yargıda soruşturma sürerken Emniyet Müdürlüğü gelişmeleri İstanbul Valiliği'ne bildirdi. Müfettiş Aydın da raporunda bu durumu yadırgadığını belirtip, Emniyet'in ihbarları savcılığa iletmesi gerekirken valiliğe göndermesini anlayamadığını kaydedecekti. Aydın'ın ikinci raporu da 5 Ağustos'ta savcılığa gitti. Sarıgül ile beş belediye yöneticisi hakkında soruşturma yapılabilmesi için İçişleri Bakanlığı'ndan izin istenen bu raporda, Sarıgül'ün 24 kaçak yapıya göz yumarak görevini kötüye kullandığı öne sürülüyor.
Anlayacağınız, Sarıgül'ün solmasına ramak kalmış.
Ama bu soruşturma 15 Kasım'a kadar tamamlanmadığı takdirde işlendiği iddia edilen suçların üstünden beş yıl geçmiş olacak. Zamanaşımı Sarıgül'ü kurtaracak.


Hiç yorum yok: