14 Nisan 2020 Salı

İKİ GÜN EVDEN ÇIKMASANIZ ÖLÜRMÜSÜNÜZ.

İKİ GÜN EVDEN ÇIKMASANIZ ÖLÜRMÜSÜNÜZ.



"Panik" ve "Devlet" tanımlamasına göre;
TOPLUMSAL  PANİK:
Toplumsal  panik, toplumdaki ortak değerler tehdit edildiğinde yada toplum tarafından tehdit algılandığında gösterilen toplumsal ve politik tepki durumudur ki kaygıya ve korkuya neden olmaktadır. Günümüz de her birimizin elinden düşürmediği akıllı telefonlar/ pc yada tabletlerle  sosyal meyda kanalıyla iletişimde olabiliyor, yaşadığımız ülke yada merak ettiğimiz başka bir ülkeye dair merak ettiklerimizi  anında öğrenebiliyoruz.Sosyal ağların yaygınlaşması sonucunda gündemler artık bir parmak dokunmamızla belirleniyor yada takip ederek tepkilerimizi verebilmemizle bireysel tepkilemizi, sosyal medya tarafında örgütlenirse toplumsal tepkiye dönüşebiliyor...

DEVLET:

Platon (MÖ 427-347): Ona göre insan ile devlet arasında büyük bir benzerlik vardır. Devlet büyük ölçekli canlı bir organizmadır. İnsanlarda bulunan bazı yetiler (beslenme, irade, akıl), toplumsal sınıflar (halk-işçi, asker, yönetici) olarak karşımıza çıkmaktadır. İşçi sınıfı insandaki beslenme güdüsüne, koruyucu sınıfı (askerler, savaşçılar) irade ve cesarete, yöneticiler sınıfı (filozoflar) da akla karşılık gelmektedir. Bu anlamda devlet, doğanın bir devamı olarak ortaya çıkmıştır ve insan görünümündedir. Platon’a göre, insanın tek başına kendine yetmemesi, başkalarına ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Bu nedenle insanlar yardımlaşmak için bir araya toplanmış ve böylece toplumu-devleti oluşturmuştur.


Aristoteles (MÖ 384-322): Ona göre devlet, doğanın bir devamıdır ve insanın doğasına bağlı olarak ortaya çıkan organik bir varlıktır.

Farabi (870-950): Ona göre bütün insanlar, ihtiyaçlarını giderebilmek için birbirleriyle yardımlaşmaya ve birlikte bulunmaya muhtaçtır. Farabi bu nedenle insana için “içtimai ve siyasi bir canlıdır” der. İnsanların toplu hâlde yaşamasının bir amacı da bireyler açısından yetkinliği gerçekleştirmektir. Yeterlilik ve yetkinlik, medeni bir hayat tarzıyla mümkün olduğundan, ailelerin, köylere; köylerin şehirlere ve şehirlerin de devlete yönelmesi doğal bir zorunluluktur...derler
Platon devleti tanımlarken  'Canlı Organizma'  der, gerekçe olarak da devletin her organının yaşayan birer organizma olarak yaşayabilmesini iki ana gövde üzerinde sürdürülebiceğini söyler, Yönetici iki güç ise Devleti besleyiciler ve Devleti Koruyuculardır.
Koruyucular, devlet yöneticilerini seçer, Yöneticilerde Kanunları ve doğrultusunda toplumu korumak zorundadır. Koruyucular kanuna uymayan, toplumu koruyamayan  (liyakatsızsa) yöneticilerin yönetimindeyse, Devlet çöker...
 Toplumlar, Kanunlar ve liyakate dayanan işbölümüne göre şekillenir..
Marksizme göre devlet, bir sınıfın diğer sınıfları egemenliği altında bulundurduğu bir örgütlenme biçimidir. Lenin ise daha geniş boyutta ele alarak,  Sınıflı toplumlarda varolan devlet organizmasının hakim sınıfın ezilen sınıf üzerindeki baskı mekanizması olduğunu ve toplumda sınıflar olduğu sürece bir devlet organizmasının varolacağını belirtmiştir. Sınıfsız toplumu kurma amacında olan sosyalist devlet yapısını ise İşçi sınıfının burjuvazi üzerindeki diktatörlüğü olarak tanımlamış ve burjuvazinin ve sınıfların tarihe karışması ile birlikte devlet organın da yokolacağını (söneceğini) anlatmıştır.  
https://mehmetozan-ozanca.blogspot.com/2018/09/marx-neden-iscilerin-vatan-yoktur.html
Şİmdi gelelim 10 Nisan 2020 tarihine;  insanlar Koronavirüs nedeniyle 65 yaş üstü ile 20 yaş altı insanlar zorunlu olarak, diğer yaş grubuna dahi olan insanlar ise virüsten korunmak için evde kendilerini tecrit ederken, saat 22:00'de açıklama yapan  İçişleri Bakanı, saat 24:00'den itibaren 48 saat "Sokağa Çıkma Yasağı" uygulanacağı haberi ile herkesin sokaklara hucum etmesi neticesinde bazı çok bilmiş insanalar "İki gün evden çıkmasanız ölürmüsünüz, pilav yap ye." diyerek tepkilerini gösterdi.
Oysaki, yukarıda özellikle açılımını yaptığım "Devlet" ve "Toplumsal Panik" te, devletin asli görevlerinden biriside Toplumu paniğe sürükleyecek organizmadan kaşınmasıdır.. 
Kısaca bir not düşeyim;  Ben, Devletin aldığı Sokağa çıkma yasağı kararını doğru bulup, aynı devletin aldığı kararı hiçe sayan yöntemi ve zamanı eleştiriliyorum..
Toplumsal panik denilen bir olgu vardır, toplumda güvensizlik oluşmuşsa panik halini alır. Oysa ki ; Devlet, Çarşamba günü bir açıklama yaparak, "Haftasonu sokağa çıkma yasağı gelecek önleminizi alın.." dese  insanlar panik olur muydu?..Kocaman hayır.
Aynı İktidar, ders aldığı için pazartesi günü açıkladı, Haftasonu sokağa çıkma yasağı olacağını ve halk panik olmadan rahat bir biçimde haftasonu sokağa çıkma yasağına hazırlanıyor..
Kişiler kendilerini güvende  hissetmediklerinde yada korktuğu bir durumla karşılaştıklarında panik halini alabilir ve toplumsal boyuta da taşıyabilir, dün insanların marketlere koşması hükümete duyduğu güvensizlik nedeniyle yaşadıkları paniktir, Kimse vatandaşa suç bulmasın!
Ya çocuğu için süt, pet yetersizliği nedeniyle sokağa çıkmıştır, Yani ana, babasının ilacı için telaşlanmıştır yada doğal olarak buzdolabında eksik gördüklerini tamamlama derdine düşmüştür. 
Hayatında hiç yokluk çekmeyenler  "yok" un ne anlama geleceğini, panik halindeki insanın korkusunu bilmeyenlerin, insanları eleştirmesi çok kolay olsa gerek.
Bunlar öngörübilir toplum davranışları, önemli olan yönetebilmek.
Günlük yaşam hakkı dayatılan insanlarımızın ancak maddi koşulları elverdiğince günlük tüketimde bulunabilmesi ve evlerinde stokta yiyecekleri olmadığını,Herkesi kendiniz gibi sanmayın, herkesin maddi durumu günlerce, haftalarca yetecek erzak almaya yetmeyebilir...
Ayrıca Sosyoloji, psikoloji bilmeden, Toplumsal panik nedir görmeden evinin konforunda pilav yesinler demek kolay.
Yanımızda güvenebileceğimiz devlet olmadığı gibi;
Koronaya yakalanmamak için kendi OHAL'nizi yaratın diyen Sağlık Bakanı,
Sokağa çıkmadan, para kazanmadan yaşamayız, açız diyen halka "Geber" yanıt verenler var..
Bırakın devleti, Küçük ölçekli bir firmada iş bulamayacak insanlar 18 senedir memleketi yönetiyor, işin garibi aynı nitelikteki insanlar memleketi yönetebileceklerini iddia ederek 18 senedir muhalefet yapıyor...
***
Beşiktaş Klübünün eski teknik adamı Slaven Bilic, Türkiye hakkında düşünceleri şöyle;
"Türkiye'de temel problem şu; bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanlarında bilgisi yok."
Vesselam
13.04.2020-Bandırma
Ozan Ozanca

Hiç yorum yok: