23 Kasım 2010 Salı

"Hayata dönmek için ölmek gerekiyormuş" 'SORUMLULAR DÖNEMİN TÜM YETKİLİLERİ’

‘Hayata Dönüş’ katliamıyla ilgili davada, askerler ilk kez hakim karşısına çıktı. Mağdurlar, asıl sorumluların yargılanması gerektiğine dikkat çekerken, baronun görevlendirildiği bir avukat, sanıkları savunmak istemediğini belirterek görevi bıraktı
Bayrampaşa Cezaevi'ndeki "Hayata Dönüş" katliamı sırasında görev sınırlarını aşarak 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi öldürmeye teşebbüs ettikleri belirtilen dönemin 39 jandarma görevlisinin yargılanmasına başlandı.


"Hayata Dönüş" adı altında 19 Aralık 2000'de, Bayrampaşa Cezaevi'nde 12 kişinin ölümüyle ilgili 39 er hakkında "Görev sınırlarını aşarak aşırı güç ve silah kullanmak suretiyle ölümüne neden olmak''tan açılan davanın ilk duruşması devam ediyor. Duruşmanın öğleden önceki bölümünde operasyonda yaşamını yitirenlerin yakınları ve yaralananlar müdahillik talebiyle dilekçelerini mahkeme heyetine sundu. İzmir ve Mersin Barosu avukatları ve ÇHD İstanbul Şubesi, İHD İstanbul Şubesi ve TİHV gibi insan hakları ve meslek örgütleri de davaya müdahil olma talebiyle başvuru yaptı.

SANIK AVUKATI DAVADAN ÇEKİLMEK İÇİN DİLEKÇE VERDİ

Müdahil olma taleplerinin alınmasının ardından İstanbul Barosu tarafından sanıkları savunmak üzere atanan avukat Neşe Tükenmez söz aldı. Tükenmez, baro tarafından dava hakkında bilgilendirme yapılmadan atandığını ve dosyayı okuduktan sonra düşüncelerine aykırı olduğu için davadan çekilmeye karar verdiğini söyleyerek, mahkeme heyetine dilekçe verdi.

Daha sonra duruşmaya katılan 26 sanığın kimlik tespiti yapıldı. 19 Aralık 2000'de 12 kişinin öldürüldüğü Bayrampaşa Cezaevi'nde er olan sanıkların tamamına yakınının kimlik tespiti sırasında hakimin ''geliriniz ne?'' sorusuna "asgari ücretli" ya da "işsiz" demesi dikkat çekti. Duruşma taleplerin değerlendirilmesi ve müdahil avukatların savunmalarıyla devam ediyor.

MAĞDURLAR EYLEMDE

Adliye önünde ise operasyonun mağdurları ve destek için gelenlerin eylemleri sürüyor. Grup yorumun şarkılar söylediği eylemde sık sık, "Bedel ödedik bedel ödeteceğiz", "Katil devlet hesap verecek" sloganları atılıyor. Destek verenlerden biride 19 Aralık'ın sembolü olan ve yüzü yakılan Hacer Arıkan, yaşadığı kâbusu anlattı. Arıkan, "Hayata dönmek için önce ölmek gerekiyormuş. Bu operasyonun adından anlaşılıyor. Asıl sorumlular burada yargılanmalı emirleri yerine getirenler değil. Emir verenler yargılansın" diye konuştu.
'ASIL SORUMLULAR BURADA DEĞİL’

Bir başka dönemin tanığı yaralı kurtulanlardan Süleyman Acar ise, 6 kadının Bayrampaşa'da diri diri yakıldığını hatırlattı. Vahşetin sorumlarının yargılanmadığını dile getiren Acar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O gün bize söylendiği herhangi bir teslim olun ya da işte hadi sizi götürüyoruz. Hayata dönüş adını koydukları operasyon temelinde hadi hayata döndürüyoruz gibi bir şeyler söylenmesinin aksine hemen kurşunlarla, gaz bombalarıyla saldırıya geçtiler. Keza hava akımının ve canlıların olduğu yerde kullanılması yasak bombalar da atarak katliamı gerçekleştirdiler. Kadın arkadaşların koğuşunda ise yangın ve gaz bombalarıyla altı kadını diri diri yaktılar. Bunun yanı sıra operasyonu durdurma amaçlı 2 arkadaşımız kendilerini yaktılar. Bu esnada açılan ateş sonucu 3 arkadaşımızı orada kaybettik. Bütün bunların yanı sıra daha sonra açılan ateş içinde bir arkadaşımızı daha kaybettik. Onlarca insan da yaralandı. Bunun neticesinde yapılacak bir şey yok. Elimizde havlumuzdan başka bir şey yok. Öyle söylenildiği gibi silahlarımız yoktu. Orada kusturucu göz yaşartıcı her türlü bombayı denediler. Derken havalandırmaya çıkmak durumunda kaldık çünkü ölülerimizin sayısı artıyordu, yaralılarımızın sayısı artıyordu. Bu anlamda havalandırmaya çıktık. Ondan sonrasında da zaten koğuşların mazgallarından ateş eden, kar maskeli timler ki bunların Ankara'dan ve Elazığ'dan geldiği söyleniyor. Esas operasyon timleri onlar ama bugün burada davada, ben az önce içeriden çıktım. Davada 39 sanık var. Elbette bunlar 3. dereden suçlular ama buna zemin hazırlayan, hastanelere sevk eden askerlerin bir tanesinin Elazığ'dan geldiği söyleniyor. Bunlar yani 3. dereceden suçlular. 1. dereceleri henüz yok. Yani dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in ya da Hikmet Sami Türk'ün, dönemin İçişleri Bakanı burada olması gerekirdi."


'SORUMLULAR DÖNEMİN TÜM YETKİLİLERİ’

Duruşmayı izleyen BDP Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ile MYK üyesi Büşra Eraslan verilen arada basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Devletin güvencesi altında olması gereken korumasız ve savunmasız insanlara karşı yapılan saldırı sonucu 2'si asker 32 kişinin kurşunlanarak ve yakılarak can verdiğini ifade eden Geylani, aradan geçen 10 yıl süre içerisinde ne siyaseten ne yargı açısından her hangi bir gelişme kaydedilmediğini söyledi. Fiziki konuma itibariyle ve 100 avukatın ayakta durarak savunma ve müdahale hakkı dair hiçbir hakkı ve kıymeti olmayan bir duruşma yapıldığını öne süren Geylani, "Böylesine tarihsel bir duruşma böyle olmaması gerekir. Türkiye'de işlenen tüm cinayetlerinin arka perdesinin ucu nereye ulaşması gerekiyorsa gereksin o katliamların sorumluluğunu taşıyan polis, bürokrat, asker kim olursa olsun arka planının çıkması ve bunun sonucunda bu ülkenin hak arama ve hakikatleri ortaya çıkartmanın ilkesi olması gerekir. Gelinen noktada bu hadisenin arka planının ortaya çıkmasının imkanı yoktur. Dönemin İç İşleri Bakanı Sadettin Tantan, Adalet Bakanı Hikmet Samitürk ve o dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun tüm bunlarda olayın oluş biçimi ve sorumluları hakkında hiç bir şey yapmadılar" diye konuştu. 2004 yılında AKP Hükümeti ve Cemil Çiçek bu cezaevi genel müdürüne devlet üstün hizmet madalyası vermesinin işlenen tüm cinayetlerin Ergenekon ve benzeri hadiselerin cesaret kaynağı olduğunu ifade eden Geylani, "Yaşanan tüm bu hadiseler bu olayın ört pas olmasına ortak olmuştur. Biz yargının siyasallaşmasından kurtulmasını umuyoruz. Dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'dır, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'tür, en önemlisi, dönemin şimdi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olan Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'dur. Dönemin devlet bakanı Cemil Çiçek, Ertosun'a Devlet Üstün Hizmet Madalyası vermiştir" dedi.

‘FATURAYI FUKARAYA ÇIKARMA OPERASYONU YAPILIYOR’

Davaya destek için katılan ve arada adliyeden ayrılan Yönetmen Sırrı Süreyya Önder ise duruşmada yargılanan dönemin erlerinin verdiği cevaplara dikkat çekti. Cevap veren sanıkların hepsinin asgari ücretli yada işsiz olduğunu belirten Önder, "Hakim meslek ve gelirlerini sorduğunda tamamına yakını asgari ücretli yada işsiz. Devletin kendi eliyle bir yıl öncesinde organize ettiği katliamın faturası şimdi fukaralara çıkarılmaya çalışılıyor. Devlet cinayetlerini fukaralara fatura etme operasyonu yapıyor şimdi de" dedi.

SANIK ER ÜMRANİYE CEZAEVİNDEYMİŞ
Duruşmaya verilen arada basın mensuplarının sorularını cevaplayan bir tutuksuz sanık ise "Nasıl sanık olduğumuzdan haberimizi yok. Biz Ümraniye Cezaevi'nde tahliye görevindeydik" diye konuştu. Bayrampaşa Cezaevi'ndeki operasyonla ilgili yargılanmasına anlama veremediğini belirten sanık, "Bilmiyorum burada bir yanlışlık var. Bunu mahkemede söyleyeceğim" diye konuştu.

(anf)

Hiç yorum yok: