2 Kasım 2010 Salı

Şeyini şeyettiğimin...

 
Can Dündar  
Ada

02 Kasım 2010
Bazı sözler vardır; “kavgada söylenmez.”  Oktay Ekşi’nin hükümet eleştirisine “analar”ı karıştırması ayıptı. Özür yetmedi, işinden oldu.
Ağır bir bedel! Ama sözün ağırlığı düşünüldüğünde ödenmesi gerekiyordu, ödendi.
Bedelin ne kadarı “ayıp ettim, çekileyim” düşüncesiyle ödendi, ne kadarı “şimdi bunu bahane edip hepten grubun üzerine gelirler” denilerek ödetildi; bunu geçiyorum.
Asıl üzerinde durmak istediğim hakaret konusundaki çifte standartlar...
Bugün haklı olarak isyan edenlerin, hakaret eden ve edilen yer değiştirdiğinde aynı hassasiyeti göstermemesi...
* * *
Mesela Bülent Arınç, “Hürriyet’ten istifası yetmez” diyor ama biz Arınç’ın Meclis Başkanı olduğu dönemde yine bir resepsiyon krizinde “eş durumu”nu soran gazeteciye “Şeyini şeyettiğimin şeyi...” dediğini hatırlıyoruz.
Sokaktan herhangi bir erkeği çevirin, bu hitaptaki “şey”ler yerine ne yazılabileceğini sorun, Ekşi’nin cümlesindekinden farklı bir cevap almazsınız. Orada özür de yoktu üstelik...
Bu hatırlatma Ekşi’nin gafının ağırlığını azaltmaz; sadece hakaret konusunda genel bir standarda ve bedel ödemede eşitliğe ihtiyacımız olduğunu kanıtlar.
* * *
Meşhur “Azınlıklar raporu”nu kaleme aldıktan sonra Baskın Oran’a bir milletvekili şu cümleyle saldırmıştı:
Azınlık arayanlar, analarına babalarının kim olduğunu bir kez daha sorsunlar.
Mahkeme, bu hakaret nedeniyle milletvekilini tazminata mahkûm etti. Ama karar, Yargıtay’dan döndü.
Bunun üzerine Baskın Hoca şunu sordu:
”Şimdi bendeniz kalkıp da ‘4. Hukuk Dairesi sayın yargıçları, babalarınızın kim olduğunu analarınıza sorun’ desem acaba ne olurdu? Herhalde kıyametleri kopartırdınız. Davalar açar, mahkûm ettirirdiniz. Çünkü onurlu insanlarsınız siz. Ama şunu bilin ki; ben de öyleyim, başkaları da öyle...”
* * *
Bu tür hakaretler “ifade özgürlüğü”nden sayılırken, Vakit gazetesinin, “Onbaşı bile olamayacakların general
Buradan çıkan sonuç şu:
Bir sözün hakaret olup olmadığı, sözü söyleyenin ve söylenenin siyasi statüsüne ve günün konjonktürüne göre belirleniyor.
* * *
Oktay ağabeyle son karşılaşmamızdan bir anıyla bitireyim:
Uçaktaydık. O, eski bir bakanla yan yana oturuyordu. Eski bakan, yıllar önce cumhurbaşkanı ile yaptıkları Bakü gezisinden söz ediyordu.
Resmi karşılamada Azeri yetkili lafa şöyle girmiş:
Türkiye republikası prezidenti, Türk dönyasının ileri gelen pez....klerindendir.”
Bunun Azericede “önder” anlamına geldiğini bilmeyenler şok olmuş.
Kıssadan hisse:
Hakaretin tanımı, dilden dile, ülkeden ülkeye, kişiden kişiye, hatta dönemden döneme değişebiliyor.
Oysa bizim hakaret konusunda çifte standart içermeyen, herkes için geçerli kurallara ve karşılıklı saygıya ihtiyacımız var.
Yoksa “İktidardakilere hakaret yasaktır; öbürlerine atış serbest” gibi anlam çıkıyor.
Oysa herkesin anası aynı kıymette, öyle değil mi?
olduğu ülke” başlıklı yazı nedeniyle 312 general tarafından 1 trilyon TL’ye yakın bir tazminata mahkûm olduğunu hatırlatalım.

Hiç yorum yok: