10.11.2013
Prof. Dr. BASKIN ORAN | Agos / Radikal(2)
Başbakan
Erdoğan kendi içinde tutarlı bir insan. Şu anda yaptığı, 1994’te belediye
başkanı seçildiğinde gazeteci Alper Görmüş’e dediği: “Ben aynı zamanda bu
şehrin imamıyım. İnsanların günah işlemesine engel olmak da görevlerim
arasındadır” (Taraf, 05.06.2012). Aynı evde kalan öğrencilerin ruhlarını
kurtarmaya soyunuyor. (Tabii bir yandan da kasaba oylarını devşirmeye).
Herhalde artık sırada, bir “Ahlak Zabıtası” kurup önce sinemada sonra sokakta
yana yana olmayı önlemek var. Çünkü resmî yurtlardan değil, evlerden
bahsediyor. “Komşular ihbar ediyor” diyor. Etmeye başladılar da. Yahu, tanıdım
ben bu olayı: Big Brother-2013: “Hürriyet Esarettir”. Bırrrr.
Ruh
Kurtarıcı Erdoğan
Son
birkaç gün çok verimli geçmekte. Marmaray 29 Ekim’de Diyanet İşleri Başkanı’nın
duasıyla açılıyor. Erdoğan, eleştirenleri azarlıyor: “Bu ülkenin ilk Meclisi,
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmıştır!”
Herhalde Zaman Makinesi’ndeyiz ve şu anda; emperyalist Avrupa’ya karşı
çarpıştığımız, din-devlet ayrımının bulunmadığı 93 yıl öncesine dönmüşüz,
haberimiz yok. Sözünü ettiği Gazi M. Kemal kim? Alkol yasaklarını savunurken
bahsettiği "İki ayyaş”tan birincisi.
Ertesi
gün (30 Ekim), başörtülü milletvekillerini savunurken bunun demokrasinin gereği
olduğunu söylemiyor, İslam’ın gereği olduğunu söylüyor “Dinimizin emridir”
diyor. Zaten en insani duygu olan sevmek bile Erdoğan için insan’la tamamen
ilgisiz çünkü durmadan tekrarlamakta: “Biz sizi Yaradan’dan ötürü seviyoruz”.
Ardından,
3 Kasımda korkunç bir laf: “Başı açıklar, teminatımız altındadır”. Demek ki
“Ehl-i zimmet” (“zimmi”) kavramı da değişmiş. Osmanlı’da Müslüman’ın zimmetinde
ve dolayısıyla korumasında sayılan “Gayrimüslim”, TC’de yerini “başı açık”a
bırakmış bulunuyor. Onları başı örtülüler koruyacak artık. Eşitlik kavramından
gel, teminat kavramından gel. Bir gün teminatını geri çekmeye karar verirse,
yandı gülüm kağıt helva.
En
vahimi, Erdoğan’ın bu kasaba zihniyeti, Kur’an kurslarında kadın öğrencilere
erkek hocaların ders vermesini geçen ay yasaklayan Diyanet’i devletin temel
kurumu haline getiriyor:
Diyanet’ten
fetvalar
Bireyler
Diyanet’i arayıp neyin dinen caiz olduğunu sorabilirler. Ama laik devlet
soramaz. Anayasa suçudur. Burası S. Arabistan değil. Gün gelir, adamı
generaller gibi sorumlu tutarlar. Süt Bankası Yasası çıkarılacak, Sağlık
Bakanlığı fetva talep ediyor. Diyanet, “İslam’ın yasak kıldığı süt akrabaları
arasında evlenmelere yol açabileceği için dinen caiz değildir” diyor. Sonra, bu
banka bize lazım diye fısıldanınca düzeltiyor: “Süt akrabalığının getireceği
evlilik yasaklarının ihlal edilmemesi için tedbir alınmalı ve uygulanmalı”
(Milliyet, 27.02.2013).
Yine
Diyanet, sanki Adli Tıp Kurumu mübarek, bir fetvayla ölen kişinin organ veya
dokusunun nakli için gerekli kuralları tespit ediyor (Radikal, 03.03.2013).
İçişleri
Bakanlığı soruyor Diyanet’e: “Yoga merkezleri dinimize uygun mudur?”, Elcevap:
“Spor amacıyla ise uygundur, dinsel misyon yüklemesi halinde sakıncalıdır”
(T24, 25.10.2013). Diyanet, sorulmadığı zaman da fetva veriyor: “Kürtaj dinî
meseledir, görüş beyan ederiz” (Milliyet, 08.06.2012)
İster
inan ister inanma, Diyanet 20 milyar TL’lik faktoring sektörünü bloke
edebilecek bir fetva da veriyor: “Çekleri vadesinden önce düşük bedelle satmak
din açısından caiz değildir” (U. Şanlı, Vatan, 02.11.2013).
Son
fetvası: “Dövme yaptırmak caiz değildir, erkeklere küpe mekruhtur” (mekruh:
tiksinti verici, yasak) (T24, 03.11.2013). Yalnız, bu durumda Yavuz Sultan
Selim’in küpelerini neremize saklayacağımız meselesi çıktı. Bir de, Yavuz
mekruh iş gördüğüne göre, onun adına köprü yapanların ve TTK’nın 62 şeref
üyesine “Yavuz kaftanı” giydirenlerin durumu kötü. Bir çözüm, Yavuz’un küpeli
tablolarını indirtmek/toplatmak olabilir. Buna ilaveten, ısrar edecek olanlar,
TCK Md. 301’in bir yorumuyla “Osmanlılığa alenen hakaret”ten mahkum
ettirilebilir, “Yargı’ya söyleyip”. Ama bu sefer de zındıklar Osmanlı
padişahlarının cariyeler kadar oğlanlara da meraklı olduklarını
hatırlatırlarsa, bir de onunla uğraş.
Bazı
hayvan etlerinin helal olup olmadığı konusunda daha önce mütalaa hazırlayan
Diyanet, şu anda “Eşek Sütü Kullanımının Dinî Hükmü” başlıklı bir çalışma
yürütmekte (Ö. Yılmaz, Milliyet, 25.10.2013).
Cemaat
kafiye tutturuyor
Ee, İmam
TC Anayasası’nın 2. maddesini (laiklik) nokta nokta ederse, cemaat de edecek.
En azından, Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi, sesini benzetecek. İslam’ı da
hamburger dükkanına düşürecek. Sadece 2013’ten örnekler:
YTÜ
Rektörü Prof. İsmail Yüksek, Cuma namazı saatlerine ders konduğunu twitter’dan
şikayet eden öğrenciye yine twitter’dan: “Dekanınızla görüşün. Koymasınlar. Biz
koymayın demiştik” (16.01.2013). Üniversite derken, geçen yıl 13 rektör flörtü
sakıncalı bulmuştu (G. Konca, Hürriyet, 07.08.2012). Kız eli tutmadan
evlenirsen…
Afyon
Milli Eğitim Şube Müdürü, din öğretmenlerine: “Siz okul müdürlerinin
üstündesiniz, müdürler sizden onay almadan adım atamayacak” diyor (T24,
26.06.2013). Afyon Devlet Hastanesi’nden Doç. Dr. İlker Alat çok ilginç.
Hastaya verilecek ilaçların haram olması halinde şifa bulunamayacağını
bildiriyor: "İlaçların kapsülü jelatinden üretiliyor. Jelatinin de kaynağı
domuz. Sığırdan ürettiğini iddia edenler var ama onlar da o sığırın nasıl
kesildiğini bilmiyor” (T24, 09.07.2013).
1 Temmuz
2013 gecesi saat 00.45’te Sabiha Gökçen’den kalkan Bodrum THY uçağında
hoparlörlerden “Allahüekber”. Ekranda bir dua. Hostes izah ediyor: “Sefer
duası” (Y. Doğan, Hürriyet, 10.07.2013).
İl
Müftüsü Hasan Çınar sahneye çıkarak Erzurum Polis Meslek Yüksek Okulu’nu duayla
açıyor (Radikal, 02.10.2013). Tokat valisi de Burger King’i aynen öyle
(Radikal, 11.10.2013). Isparta’da lise müdürü Kenan Köse erkek ve kız
öğrencilerin yemek saatini ayırıyor (06.11.2013).
Olan
bitenler, normal insanları çileden çıkartıyor. Ben ise oturmuş keyifle
bekliyorum Başbakan Erdoğan’ın daha da şahlanıp kendini tüketmesini, çünkü bu
adam devam eder. Lanet olsun; CHP’nin bu sefaleti ortamında Baba Diyalektik’e
güvenmekten başka çare kalmadı.
10.11.2013

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder