Özelleştirmelerin
Türkiye'ye Vermediği Zarar Yok
Bana
“AKP’nin ekonomik programı kısaca nedir” diye sorsalar, yanıtım şu olurdu:
Satmak, ne varsa satmak, her şeyi satıp savurmak!... Örnek mi? o kadar çok ki:
Halkın malı olan dev kurumlar, sanayi tesisleri, limanlar, köprüler,
kamu binaları ve arsaları… TÜRK TELEKOM, TÜPRAŞ, ERDEMİR, TEKEL,
SEKA ve PETKİM gibi büyük sanayi tesisleri, 200’e yakın kamu tesisi,
2.600’den fazla arsa, bina ve lojman… Ve satılanların çoğu AKP
iktidarına yakın yerli sermaye ile yabancı şirketler tarafından
kapışıldı.
Peki,
bütün bu savurganlık ne için? Sadece 43 milyar dolar için!... 11 yılda
satılanlar bunlar…, elde edilen ise sadece 43 milyar dolar!... Oysa bir ihracat
seferberliği, bunun en az iki katını kazandırabilirdi devlete, katma değer
olarak, vergi olarak… Tembel işi, kısır görüşlülük bu işte… Kifayetsizlerin işi
ancak bu kadar olur. Öte yandan 1986 yılına kıyaslarsak, özelleştirme geliri
53,4 milyar dolardır. Bu rakamlara bakınca, Özelleştirmelerin yüzde 80’den fazlasının,
AKP döneminde yapılmış olduğunu acıyla görüyoruz.
Son elde
kalanlar ise, kurbanlık koyun gibi sıralarını bekliyor: Bugün itibariyle
özelleştirme programında 21 kuruluş bulunuyor. Bu kuruluşların 10'unda kamu
payı yüzde 50'nin üzerinde... Ayrıca 795 taşınmaz, 38 tesis, 2 liman, 8 otoyol,
2 boğaz köprüsü ile şans oyunları lisans hakkı var. Somut örnekler de vereyim:
THY var… Milli Piyango, REYTEK Tütün Sanayi ve Ticaret AŞ'de bulunan yüzde 48
oranında kamu hissesi, enerji dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi var!
TCDD’nin özelleştirilmesi çalışmaları da hızlandırıldı. Sonra Türk Şeker'e ait
Kırşehir, Nevşehir, Ankara, Erzurum, Muş, Balıkesir ve Tokat'taki bazı
taşınmazlar, kamuya ait sosyal tesisler var.
Velhasıl
AKP iktidarı, hayırsız bir evlat gibi, ata mirasını, kime olursa olsun,
satmaya, elden çıkarmaya doymuyor. Doğru dürüst ekonomik hesap yapmıyor, bugün
ve yarın doğacak olumsuz etkileri düşünmüyor. İktidarı, kamu malını hesapsızca
satmak üzerine kurulu!
***
Temmuz
2013… Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dicle Elektrik Dağıtım AŞ ve Dicle Elektrik
Perakende Satış AŞ’nin devir teslim töreninde yaptığı konuşmada,
özelleştirmelerin “fayda”larını sıralıyor 1 : “Her şeyden önce yatırımın yükünü
artık özel sektör çekecek. Dolayısıyla devletin geliri daha çok eğitime,
sağlığa, altyapıya gidecek. Yani bir anlamda devletin finansman yükünü özel
sektör üstlenmiş olacak. Ayrıca tüketici açısından çok faydaları var. Ben
inanıyorum ki yapılacak bu yatırımlarla ve kayıp kaçağın da azaltılmasıyla
bölgede hem sanayicimiz hem de hemşerilerimiz rahatlayacak. Hizmetin kalitesi
artacak. Dolayısıyla tüketicimiz, milletimiz, devletimiz, sanayicimiz
kazanacak. Bu nedenle dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine bir reform
olarak bakıyoruz.”
Oysa,
özelleştirmeler asla toplumun, kamunun, Türk milletinin lehine bir politika ve
uygulama değildir. Özelleştirme Batı’nın dayatmasıdır, emperyalizmin
dayatmasıdır. İç bedhahların, aymazların işbirliği ile uygulamaya konulmuştur.
Halkımızın 90 yıllık birikimi, bu yoldan, iç ve dış bedhahlarca paylaşılmıştır,
paylaşılmaya da devam ediyor.
Gerçekte
özelleştirmenin çok sayıda ve son derecede olumsuz etkileri vardır. Bunları
önceki yazılarımda ortaya koydum, sık sık dönüşler yaptım, hatırlattım. Toplam
26 gözleme -özelleştirme vakasına- dayanarak belirlediğim bu zarar ve
sakıncalar başlık olarak şunlardır 2 :
-Arsa
spekülasyonu. -Beşerî sermaye kaybı. -Borçların kamunun üzerine yıkılması. -Dış
bağımlılığın artması. -Döviz kaybı. -Ekonomik yolsuzluk (hortumlama, soygun,
rant yaratma, kayırma). -Gelir kaybı. -Görevi ihmal. -Görevi kötüye kullanma.
-Haksız rekabete yol açma.-Halkı kandırma. -Halkın malının sermaye kesimine
aktarılması. -Hukuk ihlali (usulsüzlük, usulsüz işlem, sözleşmeye uyulmaması).
-İşsizliği artırma. -Kamu kaynaklarına zarar verme (halkın malını gasp, devlet
malını çarçur etme). -Kamunun borç yükünü artırma. -Kamu kaynaklarını peşkeş
çekme . -Kartel oluşturma. -Pahalılığa yol açma. -Sermaye stoku kaybı.
-Taahhüdlere uymama. -Tarıma darbe (hayvancılığa darbe. Ulusal güvenliğin
tehlikeye atılması). -Ulusal kaynakların ya da piyasanın yabancıların eline
geçmesine sebep olma. -Üretim kaybı (üretimi durdurma). -Vergi kaybı. -Zarara
yol açma.
***
Araştırma
sonuçlarına daha sonra kaleme aldığım yazılarımda başka gözlemlerimi, başka
kanıtları ekledim. Son aylarda, savımı destekleyici pek çok yeni olay yer
almaya devam etti medyada. Bunlardan bazılarını da bu yazımda sunuyorum.
1) Kârlı
İşletmeler Üstüne Para Verilerek, Borçları Kamuya Yıkılarak Özelleştirildi:
Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) özelleştirilirken, bakın neler oldu:
Satılan tesislerin devir işlemleri sırasında usule aykırı işlemler yapıldı.
Hesap oyunları ve muhasebe manevralarıyla TEDAŞ 10 dağıtım şirketi; kasasında
ve banka hesaplarında “unutulan” paralarla, alacakları ve banka hesapları ile,
stoklarıyla birlikte satıldı, borçları ise TEDAŞ’a devredildi. Bu yolla devlet
3 milyar 892 milyon TL zarara uğratıldı.
“Peşkeşçi”ler
sonunda uyanmış veya tepkilerden ürkmüş olmalı ki, ihale şartnamelerini
alelacele değiştirdiler. Bundan sonraki özelleştirmelerde şirketlerin
kasalarında bırakılan paralar TEDAŞ’ın borçlarına sayılacak. TBMM KİT
Komisyonu, bugüne kadarki paraların özelleştirilen şirketleri alanlara “kâr
kalmaması” için Başbakanlık Teftiş Kurulu’na başvurmuş 3 . Bu satırları içi
sızlayarak okuyan okurum, muhtemelen şöyle mırıldanacak: Özelleştirilecek ne
kaldı ki… Bağdat harap olduktan sonra!
2)
Taahhüdüne Uymayıp Özelleştirme Bedelini Ödemeyene Göz Yumuldu: Balıkesir’deki
SEKA fabrikası Türkiye’nin en büyük kâğıt üretim tesisi iken, 2003 yılında 1,1
milyon dolar karşılığında Albayrak Grubu’na satıldı. Ne var ki SEKA
fabrikasının özelleştirme parasının, aradan geçen 10 yılda ödenip ödenmediği
hep tartışıldı. Gerçeği Maliye Bakanı’nın yaptığı bir açıklamadan öğreniyoruz:
Albayraklar, borcun 794 bin dolarlık son büyük bölümünü tam 9 yıl sonra 2012’de
yatırdı, hiçbir taksiti ödemedi. Mahkemece verilen özelleştirilmenin iptali
kararı ise yapılan yasa değişikliği sayesinde uygulanmadı 4 . Kıyağın
boyutlarını görebiliyor musunuz?
3)
İşçiler Kapının Önüne Kondu, Gayrimenkuller Hukuka Aykırı Olarak Satışa
Çıkarıldı: -1995’de 75 bin kişinin çalıştığı Türk Telekom’da özelleştirmenin
yapıldığı 2005 yılına kadar personel sayısı 52 bine indirildi. Özelleştirmenin
ardından personel kaybı daha da hızlandı. 2012 sonu itibariyle çalışan sayısı
sadece 24 bindir. Oysa özelleştirmeden önce Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı
“biz elimizde işten çıkarma planı ile gelmiyoruz. Hiç kimseyi işten çıkartacak
değiliz” demişti.
-Türk
Telekom Gaziantep’te ve diğer bazı illerde tasarrufunda bulunan gayrimenkulleri
satıyor. Oysa, bu satışlar imtiyaz sözleşmesine aykırı. Çünkü Türk Telekom
özelleştirmesi bir varlık satışı değildi, bir imtiyaz sözleşmesiyle
gerçekleşmişti. Devir sözleşmesi ne arsaların üzerine bina inşa edilmesine, ne
de arsaların satılmasına izin veriyordu 5 .
4)
Anayasa Mahkemesi AKP’nin hukuka aykırı özelleştirmelerini iptal etti: 8 Ekim
2013… Danıştay 13. Dairesi’nin, bazı özelleştirme uygulamalarını durduran
kararlarının, Bakanlar Kurulu kararıyla “bypass” edilmesine ilişkin yasal
düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Seydişehir Eti Alüminyum,
Kuşadası Limanı, TÜPRAŞ, SEKA Balıkesir, Çeşme Limanı özelleştirilmesi
işlemlerini iptal eden yargı kararlarını kaldıran Bakanlar Kurulu kararı boşa
çıkmış oldu.
5)
Ekonomimiz Özelleştirme Yoluyla İşgale Uğruyor: -Enerji ve maden işçileri
Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri ile kömür
ocaklarının özelleştirilmesini protesto ederek direnişe geçiyor. Direniş çadırı
kuran işçilere, Maden-İş sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin hitap
ediyor 6 : “Türk istiklal ve Cumhuriyet’ine kast eden düşmanlar, Türkiye
Cumhuriyeti’nin varlıklarını özelleştirme yalanı ile ele geçirmektedir. Böylece
Kurtuluş Savaşı’nda yapamadıklarını şimdi işbirlikçileri aracılığı ile
yapmaktadırlar. Bu anlamda ülkemizde özelleştirme, silahsız bir işgale,
ekonomik bir soykırıma dönüşmüştür. Özelleştirme kesinlikle halkımızın
çıkarları için yapılmıyor. Batı’ya verilen taahhütler gereği, Batı istediği
için yapılıyor.”
-Petrol-İş
Sendikası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Petrol
Mühendisleri Odası ile Türkiye Petrol Jeologları Derneği TBMM’de görüşülmeye
başlanan Türk Petrol Yasa Tasarısı’nı Meclis önünde protesto etti ve “TPAO
halkındır, özelleştirilemez”, “TPAO çokuluslu tekellerin insafına terk
edilemez” yazılı pankart açtı.
6)
Diğerleri: -Daha önce Sami Ofer’in 3.5 milyar Euroya ihalesini aldığı Galataport bu kez, yalnızca birkaç dakika süren ihale sonunda 702 milyon dolara Doğuş
Holding kazandı. Bu satış, basında “yerli peşkeş” olarak nitelendi.
“İstanbul’un en gözde mekânlarından olan bu yeri 702 milyon dolara satmak
vatana ihanet midir, değil midir” diye soranlar oldu 7 .
-Özelleştirmeler
maden işletmelerinde iş kazalarını artırdı. TMMOB’a bağlı Maden Mühendisleri
Odası’na göre “kamu madenciliğinin küçültülmesi ile birlikte iş kazalarında
artışlar yaşandı 8 .
***
AKP
iktidara geldiği 2002 sonlarından bugüne özelleştirmelere büyük bir hız
vermiştir. Bu uygulama AKP iktidarının Türk milletine attığı en büyük
kazıklardan biri olmuştur. Cumhuriyet’in 90 yıllık birikimi elden çıkarılmakla
kalmamış, kayıp sadece trilyonlar değerindeki sabit sermeyenin el değiştirmesi
olmamış, özelleştirmelerle gerek ekonomiye gerek topluma çok büyük zararlar
verilmiştir. Yukarda somut örneklerin kanıtladığı gibi devlet, dolayısıyla
halkımız birçok şekillerde soyulmuş, halk düşmanları zengin edilmiştir. Ekonomi
çökertilmiş, dış bağımlılık artmıştır. Hak ve hukuk ayaklar altına alınmış, devlet
düzeni bozulmuştur. Bütün bu zarar ve kayıpların hesabı yapılmadan
özelleştirmelere devam edilmesi ise, ayrı bir trajedidir.
1 Milli
Gazete, 26.7.2013.
2 Cihan
Dura, “Özelleştirme Değil, Pandora’nın Kutusu”,
http://cihandura.com/ekonomi-yazilari/184-oezelletrme-del-pandoranin-kutusu.html
(4.10.2013).
3
TEDAŞ’la ilgili gözlemleri Fırat Kozok’un yazılarından derledim:
Cumhuriyet, 5.5.2013, 7.5.2013, 17.7.2013.
4
http://telgrafhane.org/maliye-bakani-yandasa-kiyak-ozellestirmeyi-itiraf-etti/
(23.5.2013).
5 Türk
Telekom’la ilgili gözlemleri Aydınlık (24.5.2013, 2. 9. 2013) gazetesinden
derledim.
6
Behiye Yaraşçı, “Yatağan’da Özelleştirmeye Karşı Direniş Çadırı
Kuruldu”, Aydınlık, 18.9.2013.
7 Akın
Aydın, Yeni Mesaj, 24.5.2013.
8
Aydınlık, 8.9.2013.
Prof. Dr.
Cihan DURA, 28 Kasım 2013
Namık
KEMAL:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder