Charles Bukowski
"Afrika'ya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde 'tok karnına' yazıyordu." der.
Doktorlar ve Sağlık Örgütleri ; "Kovit19'dan korunmanın en iyi yolu bağışıklık sistemini güçlendirmek için sağlıklı ve taze besinlerle iyi beslenmek gerekli" diyor.
Devlet dediğimiz tanım, dil, din, renk, cinsiyet ayırımı yapmayan çatı örgütlenme modelidir. Yaşayanlardan aldığı vergi ile bütçe yapar, işgücü ile üretir, varlıkların iyi kullanılmasıyla kalkınır.
Diğer yanda ise, dünyada yada ülkede afet veya salgın hastalık çıkması halinde sosyal politikalar oluşturması gerekir, Sosyal devlet, yaşayan vatandaşlarına karşı sorumludur. Her bir bireyinin Sosyal güvence sağlamakla mükelleftir.
Bugün dünyada Kovit19 Pandemisi yaşanmaktadır , aynı devlet örgütlenmesi olan Kanada Başbakanı Trudeau, sosyal devletin nasıl olması gerektiğinin ve sorumluluğunun en güzel örneğini vererek vatandaşlarına şöyle sesleniyor;
"Parayı düşünmeyin, işimi kaybeder miyim diye korkmayın. Siz sağlığınızı düşünün. Para bizim işimiz. Size destek için 83 milyar dolar ayırdık, bu da gelirimizin ancak %3'ü." diye vatandaşlarını düşünürken.
Bizim ülkemizde ise; Koronavirüs aşısı ücretsiz olsun’ önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Oysa ki, mevcut Anayasanın 56.maddesi der ki
"Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla ısağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."
Bizim devlet örgütlenmemizi yöneten Akp hükümeti;
İş güvencesi olmayan, yevmiyeci, garson, işportacı vs. işsiz, küçük esnafın dükkanı kapalı olup hiç bir geliri olmayan bu insanlara sosyal devletin olması gereken yardımlarını yapmak bir yana yaralı kuş misali ortaya bırakarak kendi kaderine terk ediyor.
Diğer yandan,
Asgari ücret 2.324 TL.
Açlık sınırı 2.500 TL.
Yoksulluk sınırı 8.197 TL iken, halkın büyük çoğunluğu Açlık sınırının altındaki 2.324.-TL. asgari ücretle geçinmeye zorlanmaktadır.
İşin garibi ise, sosyal politikaları oluşturacak devleti yönetecek dediğimiz HÜKÜMET ORTADA YOK...
Aynı hükümet, Sosyal politika yerine, halkın varlıklarını, topraklarını, haraç mezat pazarlama derdindeler.
"Babamın malı gibi satarım" diyen bir muhterem maliye bakanları vardı.
Ülke topraklarını, limanlarını, koylarını, madenlerini, ormanlarını, şirketlerini, babalarının malı gibi katar katar satıyorlar Katar'a.
En sonunda müstemleke (sömürge) olarak halkı satarlarsa şaşırmam.
Fıtratların da var, Abdülhamit'ten, Vahdettin'e dejavu yaşıyoruz nede olsa..
Uyuşmazlık halinde İngiliz mahkemelerinin yetkili kılındığı Düyûn-ı Umûmiye'yi yeniden yaşıyoruz...
En tuhaf durum ise;
Toprağına taşına ölürüm diyerek milliyetçiliğe laf kondurmayan Mhp ve şürekası ise bir yandan destek verirken, diğer yandan ülkenin varlıkları, toprakları, dereleri, madenleri, ormanları, şirketleri üç otuz liraya yabancılara peşkeş çekilirken ölü taklidi yapıyor.
Sakarya'da bulunan Türk Ordusuna ait Tank ve Palet Fabrikası Katar Ordusuna verilirken sesini çıkartamayan, Amerika emperyalizminin tosuncukları, Nato'nun askerleri bunlar, Milliyetçilikleri de bu kadar...
Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü....Ahmet Arif'in şiiriyle bitirelim,












Hiç yorum yok:
Yorum Gönder