7 Şubat 2009 Cumartesi

CAN DÜNDAR'IN SAPIK OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI!

Sevgili Can Dündar bugün Milliyet'teki köşesinde soruyor: "Sapık Mıyım?"

Bu topraklara 150 yıldır halkı önemsemeyen kaba/katı pozitivizm gibi meselere girmeyeceğiz.

Sadece Mustafa Kemal Atatürk dönemini iyi bildiği için Can Dündar'a kronolojik bazı bilgiler vereceğiz.

Öncelikle Mustafa Kemal'in bir sözünü anımsatalım:

“Nasıl ki her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise, dinimizin gerçek felsefesini inceleyecek araştıracak bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlarını da yetiştirecek yüksek öğrenim kurumlarına sahip olmalıyız."

Ve Mustafa Kemal'in Meclis Başkanlığı döneminde 3 mart 1924'te çıkarılan 429 Nolu kanunla "Diyanet İşleri Başkanlığı" kuruldu; dini müesseselerin, cami ve mescitlerin yönetimi, müftü, vaiz, imam-hatip ve müezzin- kayyımların tayin ve azilleri bu teşkilat emrine verildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluşunun 2. yılında 21 şubat 1925 tarihinde bütçe müzakerelerinde, “dini neşriyat" üzerinde duruldu; Kur'an-ı Kerim meali ve tefsirinin, hadis-i şerif tercemelerinin devlet tarihinde imkanlarıyla yaptırılması kararlaştırıldı; ve bu iki işin masrafları için o günün maddi imkansızlıkları içinde Diyanet bütçesine 20 bin liralık ek ödenek konuldu.
Sonra, Elmalı Hamdi YAZIR'ın hazırladığı "Hak Dini Kur'an Dili, Yeni Mealli Türkçe Tefsir" adlı 9 ciltlik meal ve tefsir ile, Ahmet Naim ve Prof.Dr.Kamil MİRAS'ın hazırladıkları" Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi" adlı 12 ciltlik hadis tercemesi ortaya çıktı, tüm masraflar devlet bütçesinden karşılandı.
Bütün bunları niye yapıldığını Mustafa Kemal 16 Mart 1923'te Adana'da Türk Ocağında esnaf ve sanatkarlarla yaptığı konuşmasında açıkladı:
"Bizi yanlış yola sevk eden habisler, bilirsiniz ki, büyük ölçüde din perdesine bürünmüşler saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz. Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırdılar."

O halde dinimizi bilmemiz, doğru öğrenmemiz gerekiyordu...
Bazı bilgiler sıralayalım:
3 mart 1924'de 29 yerde imam hatip okulu açıldı. Aynı yıl 9 yerde Kuran kursu açıldı.
21 nisan 1924'de Darülfünun içinde İlahiyat Fakültesi açıldı. (Daha sonra adı İslam Tetkikleri Enstitüsü oldu.)
1928'de Fuat Köprülü başkanlığında hazırlanan ve içinde "camilere sıra konulup orada oturulsun; ayakkabıyla girilsin, ibadet müzikle yapılsın" gibi önerilerin bulunduğu din reformu Mustafa Kemal tarafından reddedildi.
28 ekim 1930'da ilkokullarının 5. sınıf öğrencilerine perşembe günleri din dersi verilmesi uygulaması başlatıldı.
İki yıl sonra, 12 yaşından büyük her Türk vatandaşına Diyanet İşleri'nden izinli bazı hocaların ders vermesi serbest bırakıldı.

Bir ara imam hatipler kapatıldı tekrar açıldı. Okullara din dersleri kaldırıldı tekrar konuldu vs.
Ama..
Kur'an kursları hep oldu.
Şöyle ki:
1925-1934 yılları arasında 14 Kur'an kursu açıldı.
1934-1945....14-41
1945-1950....41-127
1950-1996...127-5949
1996-2000... 5949-3305
Şimdi bu sayı tekrar 8 bine çıktı...

Peki bütün bunlardan ne demek istiyoruz.
Biz şu sözlere katılmıyoruz:
“Nasıl ki her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise, dinimizin gerçek felsefesini inceleyecek araştıracak bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlarını da yetiştirecek yüksek öğrenim kurumlarına sahip olmalıyız." Mustafa Kemal.

Yani dinimizi öğrenmeliyiz.
Yani...
İslamı yobazların elinden kurtarmalıyız.
Mazlum halkı din istismarcıların elinden çekip almalıyız.
Bunun yolu İslam'ın aydınlık yüzünü halka öğretmekten geçer.
Bu konuda inat etmeliyiz.
Bahriye Üçok, Turan Dursun niye öldürüldü sanıyorsunuz.
İstiyorlar ki halkı uyutmayı sürdürsünler...

N'olur bırakalım bu seçkinci tavırları...
CHP belediyelerinin Kur'an kursu açmasından korkmayın; asıl açmamasınından korkun...

NOT: Sevgili Can Dündar'a, Latin Amerika solu- kilise dayanışması üzerine bir makale yazmasını rica ediyoruz...
Ya da Yeşil Ordu da olabilir. 1920 Bakü mazlum halklar toplantısındaki konuşmalar ve sonuç bildirgesi de olabilir.

Odatv.com

7 Şubat 2009

Hiç yorum yok: