18 Şubat 2009 Çarşamba

Sevigen mi CHP mi?

Rıza Zelyut
Sevigen mi CHP mi?

Mehmet Sevigen hakkındaki iddialarla ilgili olarak dün basının karşısında konuşurken konumunu şöyle tanımladı:
* Deniz Baykal'a en yakın
* CHP'nin en üst kademesinde...
İşte bu konumda bulunan bir milletvekili tutuyor; Beşiktaş'ta bir arsanın bir işadamına satışında aracılık yapıyor; pazarlıklarda bulunuyor. Bu arsanın imar hakkı 12 kattan 23 kata çıkartılıyor. Bu arada arsayı alan işadamı ile Mehmet Sevigen kar payı ortaklığı sözleşmesi yapıyor.
Mehmet Sevigen 'Ben de milletvekili olarak ara sıra ticaret yapıyorum.' dedi.
'Zor durumdaydılar, aracı oldum, pazarlıklarda bulundum!' dedi.
Mehmet Sevigen hem CHP'li Beşiktaş Belediyesi'ni hem Deniz Baykal'ı hem de CHP'yi güç durumda bıraktı.
Belki bu işten bir çıkar sağlamadı.
Lakin görüntü hiç temiz değil...
Bu iş ile Şaban Dişli işi arasında fark yok...
Mehmet Sevigen derhal CHP'deki görevinden ayrılmalı ve Deniz Baykal ile aynı fotoğraf karesine girmesi de engellenmelidir.
Yoksa; bu olay partiye büyük zarar verecektir...
Aksini düşünen CHP'li var ise örgüte sorsan; CHP'lilerin yüzde 90'ı beni desteklemezse, kalemimi kırarım...
MİLLET SANKİ GERİ ZEKALI
Ergenekon soruşturması adı altında iktidar karşıtlarını susturma operasyonunun medya desteği artık iyice sululaştı. Hükümet yandaşı gazeteler ve televizyon kanallarında kara komedi diyeceğimiz işler sergileniyor.
Pazartesi günkü Yeni Şafak Gazetesi; işadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesini de Ergenekon işi gösterdi. Bunu gösterirken de Kurtlar Vadisi isimli dizinin cinayet sahnesini kullandı. Yener Yermez isimli caninin sözlerini sanki gerçek imiş gibi okuyucuya dayatan bu zihniyete bakar mısınız?
Halk, bu hikayeyi okuyunca, 'Vay anasını!' diyecek ve Ergenekoncu suçlamasıyla tutuklananlara düşman olacak...
Peki Türk halkı bu kadar aptal mıdır?
Ne acıdır ki halkımız aşsız ve işsiz bırakılarak başı derdine düşürüldü. Başı derdine düşen millet de düşünmeyi bırakır. Gördüğü ile yetinir.
İşte Yeni Şafak; Star, Zaman, Bugün, Taraf hatta Sabah gibi gazetelerin görevi budur.
Milleti aptal yerine koyup böyle masallar anlatarak kandırmak...
Lütfen bu gazetelerin dünkü sayılarına yeniden bakın. Çoğunda; Ali Kılıç'ın Almanya'dan elde ettiği Deniz Feneri davasının dosyasıyla ilgili haber yok.
İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri ile ilgili yolsuzluk haberleri de bu gazetelerde yer almıyor. Buna karşın; CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili suçlayıcı haber yapmaya çalışıyorlar.
Bunlar gazete değil; bunlar gazeteci değil...
Emin olun ki 50 yıldır gazete okurum; böyle ayağa düşmüş gazeteler gördüğümü hatırlamıyorum.
Başbakan Erdoğan; acaba meydanlarda, 'Bu gazeteleri okumayın!' derken bunları mı anlatıyordu?
AFERİN BİRLEŞİK METAL İŞ'E
Pazar günü Kadıköy'de işçiler, hükümeti uyarmak için toplandılar. Lakin; DİSK'e bağlı olduğu anlaşılan Birleşik Metal-İş sendikasının üyeleri; hükümeti bırakıp Türk Metal Sendikası üyesi işçilerle dövüştüler. Anladık ki DİSK'li işçilerin hedeflerinde hükümet değil Mustafa Özbek var imiş. Bu devrimci işçiler; Özbek'e duydukları düşmanlığı hükümete duymuyorlarmış.
Anladım ki DİSK'li işçilerin durumu iyidir.
Çünkü can derdinde değil et derdindeler.
Yaşadığımız kriz, onlara vız gelip tırıs gidiyor ki hükümeti bırakıp hapse atılmış bir insanla uğraşıyorlar.
Kendilerine iki önerim var: Birincisi; gazetelere gönderdikleri açıklamayı, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e de yollasınlar. Mustafa Özbek'in hainliğini tescillemek için en önemli belge yapılır bu yazı; davada rahatlama sağlar.
İkincisi; Olli Rehn'e yollasınlar... Ergenekon davasını emir vererek açtırtan Avrupa Birliği'nden mutlaka üstün takdir belgesi gelecektir...
Böylece de işçi sınıfının tüm sorunları hallolacaktır.
DİSK'li emekçi kardeşlerimi; bu üstün çabalarından dolayı yürekten kutluyorum.

Hiç yorum yok: