21 Ekim 2010 Perşembe

Eskisi kötüydü yenisi daha kötü






ESKİ yargı düzeni şöyle bir şeydi:
“Hukuku egemen kılmak” yerine “rejim bekçiliği” yapılırdı.
Çerçeve çizilirdi.
Yasaklar getirilirdi.
Askeri rahatsız eden bir savcı, anasından doğduğuna pişman edilirdi.
Brifing alınırdı.
Fire kabul etmez bir kast sistemi söz konusuydu.
Çevik Bir’in taleplerine başüstüne denirdi.
“Yargı bağımsızlığı” falan hikâyeydi.
* * *
Peki, “Bu köhne düzeni yıkacağız” diye yola çıkanlar, adil, hakkaniyetli, itimat telkin eden, toplumun her kesimine “İşte budur” dedirten, herkesi “Yaşasın! Nihayet süper bir yargı düzenine kavuştuk” diye sevince boğan bir sistem mi tesis ettiler?
Hayır! Ne gezer.
Bürokratları HSYK üyesi yaptılar.
Bakanlık destekli listeler çıkardılar.
Kulis attılar, etkileme güçlerini kullandılar.
Hukukun değil iktidarın işine gelecek bir yapılanmaya gittiler.
Böylece gitti “rejim bekçisi yargı düzeni”, geldi “iktidara göre şekillenmiş bir yargı düzeni”...
* * *
İlle de “iki kötü” arasında bir tercih yapmam gerekiyorsa...
Benim oyum “rejim bekçisi yargı düzeni”nden yanadır.
“Rejim bekçisi yargı düzeni”nde...
Hiç olmazsa...
Kutsallar bellidir.
Neye dokunursan başın belaya girer, neye dokunmazsan başın belaya girmez, bilirsin.
Laf cambazlığıyla, kelime oyunuyla durumu idare edersin.
Kişisel düşmanlıklardan çok ideolojik düşmanlıklar falan devreye girer.
Haksızlık edenin haksız olduğu aşikârdır.
* * *
“İktidara göre şekillenmiş bir yargı düzeni”nde ise...
İdeolojiye göre değil kişilere göre hizalanmak zorunda kalırsın.
Başına bir bela geldiğinde, bunun kimin tavuğuna “kış” demekten kaynaklandığını asla bilemezsin.
Kişisel düşmanlıklar, ideolojik düşmanlıklardan çok daha intikamcı olduğu için kendini daha korunaksız hissedersin.
“Demek sen benim kurulu düzenime dil uzattın ha...” cümlesinin yerini “Demek sen benim Tayyip Abime laf ettin ha...” cümlesi alır.
Yani nereden bakarsan bak...
Güvensiz, zorbalığa teşne, rejim kaygılarının yerini göze girme çabalarının aldığı, bırakın başbakanı, bakanı falan, müşavire bile laf edilemeyen bir düzen...
* * *
Bana “Ne yani? Eskisi daha mı iyiydi de yenisine vuruyorsun?” diyenlere sesleniyorum: Ben hayatım boyunca hiçbir zaman “ehven-i şerci” olmadım.
“Kötünün iyisi” yerine hep “en iyisi”ni istemeye gayret ettim. Ama bana “İlle de birini seçeceksin arkadaş” diye dayatırsanız.
Prensibimi bozar, “Evet kardeşim, eskisi bile daha iyiydi” derim.

Hiç yorum yok: