Doğan Grubu'na yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre Oktay Ekşi, Başbakan'ın sert tepkisinin ardından istifaya zorlandı
30 Ekim 2010 Cumartesi, 18:19:15
Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, AK Parti hükümetine yönelik "Analarını da satarlar" ifadelerini kullandığı skandal yazının ardından istifa etti. Ekşi, 28 Ekim tarihli Hürriyet'in taşra baskılarında yer alan ifadeleri nedeniyle Başbakan Erdoğan'ın tepkisini çekmişti. Erdoğan, Çankaya'daki resepsiyonda "Eğer gazetecilik buysa ben bu zihniyetle mücadele etmem, savaşırım. Gereğini yapacağız zaten, göreceksiniz" şeklinde meydan okumuştu. Erdoğan'ın sert çıkışının ardından özür yazısı kaleme alan Oktay Ekşi'ye tepkiler dinmedi. Akşam saatlerinde Oktay Ekşi'nin istifa ettiği açıklandı. Ancak Doğan Grubu'na yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Oktay Ekşi istifa etmedi, Doğan Grubu üst düzey yöneticileri tarafından istifası istendi. Bilindiği gibi Doğan Grubu'nun vergi cezası 4 milyar TL'ye ulaşmış durumda. Vergi cezası nedeniyle bir hayli zor günler yaşayan Aydın Doğan'ın ümidini vergi affı konusunda çıkacak yasaya bağladığı ve bu nedenle de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın meydan okumasının ardından Oktay Ekşi'nin derhal istifasının alınmasını istediği belirtiliyor.OKTAY EKŞİ'NİN O YAZISIBaşbakan'ın sert tepkisine maruz kalan yazı şöyle:
"Geçenlerde bir tepkimizi dile getirirken Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun 'neyin bakanı?' olduğunu sormuştuk. Meğer bu laf tam yerine oturuyormuş. Onu da Çevre Bakanı'nın, 'cennet' güzelliğindeki İkizdere Vadisi'nde 22 adet hidroelektrik baraj yapılmasını engelleyen SİT kararına gösterdiği tepkiyle anladık.
Konunun bir 'hukuki' tarafı da var ama, ona gelmeden değinelim:
Veysel Eroğlu'nun aslında Çevre Bakanı anlayışıyla değil 'Çevre Düşmanlığı Bakanı' gibi görev yaptığını gösteren son haberi, arkadaşımız Nuray Babacan dün bildirdi:
İkizdere Vadisi'nde Hidroeldektrik Santrallar (HES) kurmak için baraj inşa edilmesine biliyorsunuz önce yöredeki bilinçli insanlar karşı çıktı.
Çünkü her barajın yöredeki tabiatı mahvedeceği aşikârdı. İkizdereliler belki de Veysel Eroğlu'nun sıfatına bakıp kendilerini destekleyeceğini sanmışlardı.
Oysa Eroğlu kendisini hâlâ Devlet Su İşleri Genel Müdürü koltuğunda oturuyor sandığı için tam tersini yaptı:
Tam bir çevre düşmanı gibi HES yapımında ısrar etti. Ama Trabzon'daki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu geçen gün İkizdere Vadisi'ni “sit alanı” ilan edip de baraj yapımını durdurunca aynen Başbakan Tayyip Erdoğan gibi o da küplere bindi.
'HES'lere karşı çıkanlar Avrupa'dan finanse ediliyor' diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız gibi (3 Eylül 2010 gazeteler) o da tuttu, 'ülkesini seven, enerjide dışa bağımlılığın azalmasını isteyen vatansever çevrecilerin de olduğunu' söyleyerek kendisini eleştirenlerin hareketini 'vatan hainliği' ile açıkladı.
Meğer o da yetmemişmiş.
Nuray Babacan'ın haberi işte onu ortaya koyuyor. Çünkü haberde 'İkizdere Vadisi'nin 'SİT alanı' olduğuna karar veren Kurulun elindeki yetkinin oradan alınıp Çevre Bakanlığı'na verilmesini öngören bir yasal değişikliğin Meclis'e sunulduğu bildiriliyor.
Şimdi görürsünüz Türkiye'nin güzelliklerinin ırzına nasıl geçildiğini...
Yukarıda Veysel Eroğlu'nun sıfatı ile yaptığının birbirine zıt olduğundan söz etmiştik. Bunun 'hukuki' zeminini de söyleyelim:
Biliyorsunuz devletin her kurumunun varlığı, onunla ilgili yasa hükmüne dayanır. Açın Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kuruluş yasasını okuyun. Burada Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, 'baraj' yapmasına izin veren tek kelimelik bir hüküm yok.
Tam tersine yasa, Çevre Bakanı'na, bu sıfatıyla ilgili tam 13 adet görev vermiş. Onlardan biri olarak da 'Çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemesini ve denetlemesini' emretmiş.
Ama anlaşılan bir kararla Devlet Su İşleri'ni Çevre Bakanı'na bağlamışlar yani 'kümesi tilkiye teslim edip' meseleyi çözmüşler.
Biliyorsunuz 'ileri demokrasi' ve yeni 'hukuk devleti' anlayışıyla yönetiliyoruz ya...
Bu anlayış, Anadolu'daki 2000'den fazla akarsuyu, o yörenin tabiatına ne zarar vereceğini hesaba katmadan tuttu 'Baraj yapıp elektrik üreteceğim, bunu da devlete satacağım' diyen şirketlere 49 yıl için peşkeş çekti.
Şimdi, her şeyi satan işte (Bu zihniyet analarını da satar") o zihniyetin marifetlerini görüyoruz."
TAŞRA BASKISINDA SKANDAL
Hürriyet'in internet sitesinde "Şimdi, her şeyi satan işte o zihniyetin marifetlerini görüyoruz" cümlesiyle biten yazının taşra baskısında "Bu zihniyet analarını da satar" şeklinde yer aldığı, bu ifadelerin daha sonra şehir baskısından çıkartıldığı öğrenildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder